İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen müzakerelerde beklenmedik bir adım atarak, teklif edilen yeni on yıllık yardım anlaşmasının sadece yarısının kabul edileceğini duyurdu. Bu beyan, ABD'li yetkililerin mevcut koşullar çerçevesinde yeni bir anlaşmayı onaylamaya hazır olduğu bir zamanda gelmesiyle şaşkınlık yarattı.
Geçtiğimiz on yıllık dönemde İsrail, ABD'den toplamda 33 milyar dolarlık bir mali destek almıştı. Bu finansman, özellikle İran ve Hizbullah'a karşı caydırıcı ve güçlü bir askeri yapı kurulmasında kilit rol oynamıştı. Mevcut yardım anlaşmasının 2028 yılında sona erecek olması, yeni bir paketin imzalanmasını gündeme getirmişti.
AKIL ALMAZ BİR TASARRUF
Netanyahu'nun bu kararı, İsrail basınında geniş yankı buldu. Ordunun artan ihtiyaçları ve operasyonel yoğunluğu dikkate alındığında, bu hamle bazı çevrelerce eleştirildi. Maariv gazetesinde yer alan bir haberde, başbakanın bu adımı için şu ifadelere yer verildi:
İsrail Başbakanı'nın hamlesi, ordunun mevcut ihtiyaçları göz önüne alındığında anlaşılmaz bir karar.
Bu kararın neticesinde, yardım paketindeki kesintiden kaynaklanacak bütçe açığının doğrudan İsrail tarafından finanse edilmesi gerekecek. Bu durum, özellikle İsrail Hava Kuvvetleri'nin yoğun operasyonlar sebebiyle bütçesini zorladığı bir döneme denk gelmektedir.
İSRAİL ORDUSUNDAKİ AĞIR BİLANÇO
İsrail ordusunun operasyonel temposu, kaynaklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Son üç yıllık süreçte İsrail Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen uçuşların, normal şartlarda dokuz yıllık periyotta yapılan rutin uçuşlara denk olduğu belirtiliyor. Ayrıca, kara kuvvetlerinde tanklar ve zırhlı araçlar tarafından binlerce motorun tüketildiği ve kullanılan mühimmat miktarının, savaş öncesi son 30 yılda harcanan toplam mühimmata yaklaştığı kaydedildi.
Personel zayiatı da endişe verici boyutlardadır. Diğer güvenlik birimleri hariç tutulduğunda, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin 1138 askerini kaybettiği ve 11.730 personelinin yaralandığı rapor edilmiştir. Bu rakamlara, savaşın getirdiği psikolojik travmalarla mücadele eden binlerce askerin de eklenmesi öngörülüyor. Yedioth Ahronot gazetesinin analizine göre, bu durum ordunun yakın gelecekte önemli sayıda personelini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Asker aileleri üzerinde yapılan bir anket de bu baskıyı teyit ediyor; katılımcı ailelerin %75'i yaşam rutinlerinin değiştiğini ifade etmiştir.
YEDEK ASKERLERİN MALİ YÜKÜ
Savaşın ekonomik faturası da giderek artmaktadır. İsrail Savunma Kuvvetleri'nin günlük ortalama 53 bin yedek askeri aktif görevde tuttuğu biliniyor. Geçen yıl yapılan hesaplamalara göre, bir aylık yedek asker maliyetinin yaklaşık 2,1 milyar şekel olduğu tespit edilmişti. Bu meblağ, yedi adet F-35 savaş uçağının veya 70 adet Merkava tankının maliyetine eşdeğerdir.
İsrail ordusu, eş zamanlı olarak Gazze, Lübnan ve Suriye'de saldırılar düzenlemektedir. Gazze'de, toprakların yaklaşık %60'ını oluşturan Sarı Hat bölgesinde beş tugay görev yaparken, sınır hattı boyunca iki takviyeli tugay daha konuşlandırılmıştır. Lübnan sınırında da benzer bir askeri yoğunluk mevcuttur. İsrail basını, bu geniş çaplı askeri konuşlanmanın İsrail halkı için artan bir ekonomik yük anlamına geldiğine dikkat çekmektedir.
BÜTÇE KRİZİ VE STRATEJİK ETKİLER
Netanyahu'nun yardım paketini yarıya indirme kararı, ordunun yeniden yapılanma ve modernizasyon çabalarını daha da zora sokabilir. İşgal altındaki bölgelerde devam eden askeri varlık, hem bütçe hem de personel açısından ciddi bir yük oluştururken, kaynakların azalması ordunun operasyonel kabiliyetini uzun vadede olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. ABD Hazinesi'nden beklenen tam desteği alamayacak olan İsrail ordusu, mevcut imkanlarla idare etmek durumunda kalacaktır. Bu tavizin stratejik yansımalarının önümüzdeki yıllarda daha belirgin hale geleceği tahmin edilmektedir.




