İsrail Başbakanı'nın ofisi tarafından yapılan duyuruda, 'Aslanın Kükreyişi Operasyonu' sürerken Binyamin Netanyahu'nun gizlice Abu Dabi'ye gittiği ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldiği belirtilmişti. Bu gelişme Tel Aviv tarafından diplomatik bir başarı olarak sunulsa da, Abu Dabi yönetiminden gelen yanıt gecikmedi. BAE, İsrail ile ilişkilerinin şeffaf olduğunu vurgulayarak, gizli ziyaret ve askeri koordinasyon iddialarını kesin bir dille reddetti.
Bu yalanlama, Netanyahu’nun Körfez ülkelerini İran karşısında zor bir pozisyona soktuğu yönündeki eleştirileri alevlendirdi. İsrail medyasında, Netanyahu hükümetinin aylardır Gazze Şeridi'nde yürüttüğü ve uluslararası tepki toplayan saldırıların ardından şimdi de Körfez'de yeni bir diplomatik kriz başlattığı yorumları yapıldı.
Özellikle Maariv gazetesinde yer alan bir analiz, durumu gözler önüne serdi. Gazetenin yazarı Ben Caspit, Netanyahu'nun artık devletin menfaatlerinden ziyade kendi politik bekasını önceliklendirdiğini öne sürdü. Caspit'e göre İsrail Başbakanı, savaş koşullarında attığı adımlarla sadece İsrail'i değil, Körfez'deki ülkeleri de doğrudan hedef haline getiriyor.
Caspit, Netanyahu'nun destekçileri tarafından sıkça yöneltilen 'Onun alternatifi kim?' sorusuna şu çarpıcı yanıtı verdi:
'Bölgedeki en önemli stratejik müttefikimizi İran'ın eline teslim etmeyecek herkes Netanyahu'nun yerine geçebilir.'
Analizde, İran ile çatışmaların devam ettiği bir sırada Netanyahu'nun BAE ziyaretini ifşa etmesinin, Abu Dabi yönetimini doğrudan ateş hattına sürüklediği savunuldu. Maariv, İran'a komşu olan BAE'nin askeri ve jeopolitik olarak hassas bir konumda bulunduğunu hatırlatarak, 'İran'la savaş sürerken İsrail başbakanının BAE'ye gitmesi ihanete yaklaşan bir harekettir' ifadesine yer verdi.
Bölgedeki gerilimi artıran bir diğer açıklama da İran'dan geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail ile iş birliği içine giren her tarafın 'ağır sonuçlarla' yüzleşeceği uyarısında bulundu. İsrail basınına yansıyan genel kanı, Netanyahu'nun adımlarının sadece Tel Aviv'i değil, Körfez'deki hassas dengeleri de sarstığı yönünde.
Gazze Şeridi'nde binlerce sivilin yaşamını yitirmesine neden olan saldırılarla ağır eleştirilere maruz kalan Netanyahu hükümeti, Lübnan, Suriye ve İran hattındaki operasyonlarıyla Orta Doğu'daki tansiyonu yükseltmekle itham ediliyor. İsrail medyasındaki bu son tepkiler, Netanyahu'nun artık yalnızca dünya kamuoyunda değil, kendi ülkesinde de artan bir 'sorumluluk' olarak algılandığını gösteriyor. Maariv'deki analizin, Tel Aviv'de Netanyahu'ya karşı duyulan güven krizinin ne denli derinleştiğinin bir işareti olduğu değerlendiriliyor.




