Trump'ın iddia ettiği gibi İran rejimi gerçekten "çöküş halinde" mi?

4 dk okuma
Trump'ın iddia ettiği gibi İran rejimi gerçekten "çöküş halinde" mi?

Hızlı Özet

Uzmanlar, Tahran'daki iktidar yapılarının değişmekte olduğunu, ancak Başkan Trump'ın iddia ettiği gibi rejimi zayıflatan derin bir bölünme olmadığını belirtiyor. Trump'ın söyleminin, Beyaz Saray'ın kendi politika hedeflerini sunmakta zorlanırken bir günah keçisi bulma çabası olabileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlar, Tahran'daki güç yapılarının bir dönüşüm içinde olduğunu, ancak bu durumun İran liderliğini sekteye uğratan ciddi bölünmelere işaret etmediğini CBS News'e aktardı. Değerlendirmelere göre, Başkan Trump'ın söylemi, Beyaz Saray'ın kendi siyasi amaçlarını ortaya koymakta güçlük çekerken bir mazeret bulma gayretinin bir parçası olabilir. Trump, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı savaşı sonlandıracak bir anlaşmaya varmanın zorluğunu, İran'ın yönetici rejimindeki "iç çekişme ve karmaşaya" bağlamıştı.

Tahran'da İktidar Dengeleri Değişiyor

Londra'daki Chatham House düşünce kuruluşunun Orta Doğu ve Kuzey Afrika programı direktörü Sanam Vakil, CBS News'e yaptığı açıklamada, "İran'da bir liderlik geçiş sürecine giriyoruz" ifadesini kullanarak, bu durumun "karar alma mekanizmalarında daha geniş çaplı değişimler" getirebileceğini belirtti. Vakil'e göre bu değişim, yönetici din adamlarının 47 yıllık iktidar hakimiyetinin zayıflaması ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) kilit ticari kazanımlar ve siyasete giren eski üyeleri vasıtasıyla kendi nüfuzunu artırmasıyla birkaç on yıldır devam eden bir sürecin ürünüdür.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'nda kıdemli uzman ve eski bir ABD hükümeti müzakerecisi olan Aaron David Miller, Nisan ayında bir podcast yayınında İran'ın "ilahi güçten… sert güce" geçtiğini ve rejimin artık IRGC'ye "bağlanmış" olduğunu ifade etti. Bu durum, doğrudan ve yalnızca dini lidere karşı sorumlu olan askeri, siyasi ve iktisadi bir güç olan IRGC'nin, herhangi bir iktidar boşluğunu hızla doldurmuş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

Dini Liderin Durumu ve Güç Boşluğu Söylentileri

ABD-İsrail saldırılarının ilk dalgasında eski Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'in hayatını kaybetmesinden bir ay sonra, Başkan Trump İran'da rejim değişikliğinin "tamamlandığını" duyurmuştu. Ancak son haftalarda söylemini değiştirerek, diplomatik ilerlemenin yavaşlığını, yaklaşık elli yıllık teokratik rejimin "ciddi şekilde parçalanmış" ve "çöküşün eşiğinde" olmasına bağladı.

Başkan Trump, Nisan sonundaki bir sosyal medya gönderisinde şu ifadeleri kullandı:

"'Liderlikleri' içinde muazzam bir iç çekişme ve karmaşa var. Onlar da dahil olmak üzere kimin sorumlu olduğunu kimse bilmiyor."

Ali Hamaney'in ölümünün ardından yerine oğlu Ayetullah Mücteba Hamaney yeni Dini Lider olarak atanmıştı. Ancak ABD'li yetkililer, genç Hamaney'in babasının öldüğü saldırıda ağır yaralandığını ve muhtemelen görevini ifa edemeyecek durumda olduğunu belirtiyor. Durumuna dair bağımsız bir teyit olmaması ve en üst yetkili ilan edildiğinden beri kamuoyu önüne çıkmaması, bir iktidar boşluğu oluştuğu yönündeki kanıları güçlendirmişti.

Rejim İçindeki Taktiksel Farklılıklar

İran'da en üst düzey siyasi, askeri ve dini yetki uzun süredir tek bir figür olan dini liderin elinde toplanmıştı. Ancak son dönemde, dini liderin rolünün "kendi direktiflerini vermekten ziyade generalleri tarafından alınan kararları meşrulaştırmak" olduğu ve gücün Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, dini liderlik ofisi ve IRGC'den oluşan bir savaş zamanı liderliği etrafında toplandığı öne sürülüyor.

Rejim içinde taktiksel konularda farklı görüşler mevcut. Dini liderin altında, ABD'deki başkan yardımcılığına benzer bir konumu olan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan gibi ılımlı isimlerin, tam ölçekli bir savaşın sonuçlarından endişe ederek müzakerelere dönülmesini desteklediği düşünülüyor. Buna karşılık IRGC, zafiyet göstermeme tavrını sürdürüyor.

IRGC Tümgenerali ve Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, Mart ayında, "İran İslam Cumhuriyeti'nin altyapısına saldırırsanız, yanıtımız artık göze göz değil, göze karşı baş olacaktır" demişti.

Savaş başladığından bu yana ABD'li yetkililerle tek doğrudan görüşme turunda İran müzakere heyetine liderlik eden Meclis Başkanı Muhammed-Bakır Galibaf ile IRGC komutanı Tuğgeneral Ahmed Vahidi arasında bir anlaşmazlık olduğu söylentileri de bulunuyor. Pazartesi günü, müzakere heyetinde yer alan Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin X platformundaki "siyasi bir krizin askeri çözümü yoktur" paylaşımı, hem ABD'ye hem de IRGC'ye yönelik bir eleştiri olarak yorumlandı.

Anlaşmazlıklara Rağmen Ortak Hedef: Rejimin Bekası

Analistlere göre, Pezeşkiyan ve Arakçi gibi siyasi figürlerin İran'ın güç yapısında kısıtlı bir nüfuzu var ve bu görüş ayrılıkları rejime yönelik ciddi bir tehdit oluşturmuyor. Vakil, rejimin özellikle müzakerelerle ilgili "taktikler konusunda hizipleşmiş" olduğunu, ancak bunun normal olduğunu belirtti. Örneğin, IRGC bağlantılı Tasnim haber ajansı, aşırı muhafazakarların beklentileriyle alay eden bir başyazıyı yayımlayıp daha sonra silmişti. Diğer yandan, aşırı muhafazakar din adamı ve milletvekili Mahmud Nevabiyan, ABD ile müzakere yapmayı ülke için "saf zarar" olarak nitelendirmişti. Buna rağmen, İran parlamentosu müzakere heyetini destekleyen bir açıklamayı ezici bir çoğunlukla onayladı.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Mona Yacoubian, "İlk baş kesme saldırılarının, daha sert bir duruş benimseyen, IRGC'nin hakim olduğu bir rejime yol açtığını gördük" dedi. Vakil ise Trump'ın, Washington tarafında "belki de istediğinden daha kolay veya hızlı sonuç vermeyen" bir müzakere sürecine "mazeret olarak" İran'daki ayrılıkları "abarttığına veya çarpıttığına" inandığını belirtti. Vakil'e göre, İran'ın yöneticileri, rejimin bekası ve garantili yaptırım muafiyeti gibi konularda "çok net kırmızı çizgilere" sahipken, ABD'nin hedefleri "daha az net ve uyumlu" bir görüntü sergiliyor.

#İran#Ayatollah Mojtaba Khamenei#Ayatollah Ali Khamenei
Kaynak:CBSNEWS
Bu haber 14637 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR