'HESABI FATİH TERİM VERMELİ!..'
ALTAN TANRIKULU'NUN HÜRRİYET'TEKİ YAZISI:
Hesabı Terim vermeli
Bırakın verilmeyen penaltıyı, hakem kararlarını. Biz ilk maçı kulübede kaybettik. FatihTerim önce bunun, sonra da saha dışındaki olayları yatıştıramadığı, ateşlediği için ikinci maçın hesabını vermeli.
DÜNYA Kupası’nda yokuz.. Sonuna kadar kovaladığımız bir işi başaramadık. Çok mücadele ettik, yılmadık, usanmadık ama kabul etmemiz gerekir ki, başaramadık.. Şimdi analiz zamanı.. Hataları görme, kabul etme, giderme ve ayağa kalkma zamanı.. Şimdi yeni bir takım oluşturmanın zamanı..
Milli Takım’ın başında Fatih Terim kalmalı mı, bence ilk soru bu.. Evet, harika mücadele ettik rövanşta.. Ama ilk maç son yılların en büyük taktik ve oyuncu tercihi hatalarıyla kaybedilmedi mi?
İlk maç bitti. Nasıl futbol oynadığımızı 70 milyon gördü.. Bırakın verilmeyen penaltıyı ya da hakem kararlarını.. O gün sahadan 5-0 yenik ayrılabilirdik.. Maçı televizyondan yorumlayan Rıdvan Dilmen daha 5. dakikada ‘Eğer bu taktikle devam eder, savunmayı bu kadar önde kurarsak fark yeriz’ dedi.. Rıdvan’ın gördüğünü Terim 90 dakika seyretti, müdahale etmedi. Sol kanadımız çöktü. Geriye en çok koşan, ileride en çok golü zorlayan Tuncay’ı oyundan aldı.. Formsuz Ümit, Fenerbahçe’de orta yapamayan Serkan, Trabzonspor’da golü, asisti bile bulunmayan Hüseyin sahadaydı.. Maçı sahada kaybettik önce.. Teknik, taktik, oyuncu seçimi olarak.. Kulübe olarak kaybettik. Terim önce bunun hesabını vermeli.. Hem bu ülkeye hem kendine..
Bambaşka bir Terim
Maçı saha dışında kaybettik. Çünkü Türkiye’deki ‘Federasyonları hakemler belirliyor, G.Saray’ı onlar şampiyon yapmıştı, şimdi F.Bahçe’yi şampiyon yapıyorlar.. Beşiktaş’a 100. yıl şampiyonluğu armağan edildi’ gibi saçma sapan sözler yüzünden 70 milyon paranoyak oldu.. Adamlar yanlış bir taç veriyor, işte Türk düşmanı hakem diyoruz.. Tıpkı dünkü maçta olduğu gibi.. Tıpkı ilk maçta olduğu gibi..
Kadıköy’de maçın her anını yaşayan, oyuncularını zaman zaman hareketlendiren, zaman zaman ‘Topu yere indirin’ diye uyaran bir Terim gördük.. Ama saha kenarında bambaşka bir Terim daha vardı.. Hakemin her kararında saha kenarına fırlayan, sürekli 4. hakemin kontrolünde kalan, öfkeden, sinirden yerinde duramayan bir Terim.. Arkanıza yaslanıp düşünün, bu kadar sinirli, bu kadar öfkeli, hakem kararlarına bu kadar tepkili bir teknik adamın çalıştırdığı bir takım nasıl sakin olabilir, nasıl aklını sahaya sürebilir.. Terim ikinci hesabı saha dışındaki olayları yatıştıramadığı, ateşlediği için vermeli.. Belki de bu ülke tarihinin en ağır cezalarını alacağımız için vermelidir..
Saldırgan futbolcular
Adamlar Dünya Kupası’na gitmişler.. Güzel bir şey.. Ülkemizi mi işgal ettiler.. Malımızı mı çaldılar. Çıktılar, oynadılar, yendiler.. Didik didik aradık. Otobüslerine bomba ihbarı var, diye saatlerce tarama yaptık. Ne oldu sonunda, kim yararlı çıktı..
İsviçreliler bizi tahrik etti.. Medyayı aleyhimize iyi kullandı.. Saha içinde ve saha dışında bizi sinirlendirmeye çalıştı. Bunlar ortada.. Ama bir de madalyonun diğer yüzü var..
İsviçreli FIFA Başkanı diyor ki: ‘FIFA Başkanı olarak değil, İsviçre vatandaşı olarak konuşuyorum.. Türkiye’de daha önce de olaylar olmuştu. Bu kez çok ağır cezalar vereceğiz. Bir sonraki turnuvadan ihraç buna dahil.’ Adam, FIFA Başkanı, boş konuşmuyor.. Ya bunu yaparlarsa.. Hesabını kim verecek.. Evet sevgili hocam, sevgili saldırgan futbolcular, sevgili federasyon.. Bunun hesabını kim verecek? İki kere elendik biz.. Birincisi Dünya Kupası’na gidemeyerek futbol olarak.. İkincisi kazanana, kazanma sevincini yaşatmayıp saldırarak.. Dilerim cezası çok ağır olmaz..
O fotoğrafı hatırlıyor musunuz?
ARNAVUTLUK’u yenmiştik.. Play-off oynama hakkını kazanmıştık.. Maç bitiminde birden Fatih Terim’i omuzlarda gördük.. Başta Alpay olmak üzere bazı futbolcular Terim’i omuzlara almıştı.. O tabloyu ağır bir biçimde eleştirmiştim.. ‘Biz artık play-off’a kaldık diye hocasını omuzlara alacak bir ülke değiliz’ demiştim.. Hocam bayağı kızmış bu yazıya.. Konuştuk..
‘Dünya üçüncüsüyüz biz.. Neden hiçbir ülke hocasını omuzlara almazken, oyuncuları el ele tutuşup tribünleri selamlarken biz bunu yaptık?’ dedim..
‘Ben istemedim, oyuncular planlamış’ yanıtını verdi..
Kadere bak hocam.. Sizi omuzlarına alan futbolcunun hataları yüzünden, gerçekten omuzlara alınacağınız bir turdan olduk..
Kadere bak..
Bırak artık Hakan!
HAKAN Şükür bu ülkenin yetiştirdiği gelmiş geçmiş en büyük golcü, en büyük santrfor.. Attığı gol sayısı, dünya çapında tanınırlığı, saha içindeki çalışkanlığı, büyük hava hakimiyetiyle tartışılmaz bir yetenek.. Son maçında da gördük, bütün varlığını sahaya koyuyor.. Ama artık Milli Takım’a veda etmeli.. Tıpkı Alan Shearer gibi, zirvedeyken bırakmalı o formayı.. Alkışlanarak, adına yakışır bir jübile maçıyla bırakmalı..
Eğer bırakmazsa benim Hakan’la ilgili düşüncelerim değişmeyecek.. Ama benim gibi düşünen birkaç kişinin desteği Hakan’a yetmeyecek..