İDAM KARARI VEREN HAKİMDEN ŞOK AÇIKLAMA : APO İDAM EDİLMESİN
KAYNAK : Haber Vitrini
Saygı Öztürk yazdı: İmralı Hakimi Turgut Okyay anlatıyor (2).Apo’ya idam cezası veren mahkemenin başkanı Turgut Okyay, ‘Apo’nun idam edilmesinin ülkemize bir faydası olmaz. Ama idam cezası alan bir kişi daha sonra serbest bırakılmasın. Önemli olan bu’ dedi.
İmralı Adası’da kurulan mahkemede, 2 Nolu DGM Başkanı Turgut Okyay, üyeler Hüseyin Eken ve Mehmet Maraş, DGM Başsavcısı Cevdet Volkan, DGM Savcısı Talat Şalk’ın karşısında saygılı bir biçimde oturan, söz almak istediği zaman ceketinin düğmesini ilikleyen kişi, 30 bin kişinin ölümüne yol açmakla suçlanan PKK’nın başı Abdullah Öcalan’dı.
İmralı Adası’na gidebilmek öyle kolay değildi. Kimin hangi gün gideceği haftalar önce belirlenmişti. Güvenlik zincirlerinde bazen parmaklarınıza, bazen gözlerinize bakılıyor, yol boyunca sürat tekneleri ‘İmralı yolcuları’nın sağından solundan gidiyordu. İmralı Adası’na ayak bastığınızda yine göz, parmak taramasından geçiriliyor, not alabilmeniz için bloknot ve kurşun kalem veriliyordu. Yani adaya üzerinizde kimlik kartları dışında kesinlikle bir şey götürülemiyordu.
Apo, bilekleri kelepçesiz olarak mahkeme salonundaki özel bölümüne alındığında salonda hıçkırıklar yükseliyordu. Kimisi kardeşini, kimisi eşini, kimisi oğlunu düşünüyordu. Onların delik-deşik olmuş bedenlerinin sorumlusu karşılarında oturuyordu. Sandalyesinin altında bir bardak su bulunuyor, savunma yaparken su içiyordu.
Davanın başladığı günlerde eleştirilen tek konu, Askeri hakim bulunmasıydı. Davanın belli bir aşamasında Askeri Hakim Abdülkadir Davarcıoğlu’nun alınabileceği dikkate alınıp yedek üye Mehmet Maraş da orada bulunuyordu. 31 Mayıs’ta başlayan tarihi dava devam ediyordu.
İlk kez STAR’a ve Kanal 6 Televizyonu’nda hazırladığımız ‘Sisler Bulvarı’ programına konuşan İmralı Davası’nın mahkeme Başkanı Turgut Okyay, açıklamalarını sürdürüyor:
APO, GERÇEĞİ ANLADI
BEN öyle inanıyorum ki, Abdullah Öcalan da Türklerin ve Kürtlerin ayrılamayacağını anlamıştı. Dış güçler istedikleri kadar uğrasınlar. Bu halk birbirinden ayrılamaz. Bu kanaate vardığı için savunmasını o doğrultuda yaptığı kanısındayım. Ben öyle düşünüyorum, gerçekten pişman olduğunu sanıyorum.
Sanık bizim açımızdan ve kendi açısından da mükemmel bir savunma yaptı. Artı mahkemeye kolaylık da gösterdi. Bazı avukatlarının mantıksız taleplerini veya duruşmaya güçlük çıkaracak taleplerini bile Abdullah Öcalan önledi. Ben öyle kanaat getirdim. Bize güçlük çıkarmadı.
Yakalanmış. Eylemleri belli. 20 sene Türkiye’ye kan ağlatmış, 35 bin insanımız ölmüş, analar ağlamış, ülke harap olmuş, ekonomi bozulmuş. Ama sonu boş. Boş bir şeyin uğruna, bunu geç anlamış, kanaatindeyim. Bu halkların ayrılamayacağını geç anlamış. Ve onun için o savunmayı benimsedi. Ben o kanaatteyim. Duruşmadan edindiğim izlenim bu, benim. Şimdi kendisine de sorsalar belki aynı şeyi söyleyecektir.
DİPLOMAT İZLEYİCİLER
BİZ elçilik mensuplarını ancak izleyici olarak alabiliriz, dedik. Onun dışındaki başvuruları kesinlikle geri çevireceğiz, dedik. İzleyici olarak geldiler. Dünyanın en büyük örgütü ve örgüt lideri yargılandı. Bütün dünya bunlarla ilişki kurdu. Böyle bir davayı herkes izlemek ister. Bu doğal bir şey. Gerek dış basında gerekse iç basında hiç kimse duruşmaya, yargılamaya bir kusur bulmadı. Hepsi de bunu bana ilettiler. İtalya ve Almanya Büyükelçilik görevlileri de beni resepsiyona davet ettiler, tebriklerini ilettiler.
UZATMAK İSTEDİLER
DURUŞMANIN başladığında sanık avukatlarının suallerinden, tutum ve davranışlarında ben şunu gördüm. Örgüt, dava senelerce uzasın, bu dava çabuk bitmesin, mümkün mertebe zamana yayılsın ve uzun bir yargılama süresi yapılsın amacındaydı. Bu arada tabii örgütün propagandasını yapacaklar. Bunu sezinledim. Biz ona meydan vermedik. Onların davayı uzatmaya karşı taleplerini heyet olarak reddettik. Davayı kısa zamanda bitirdik ve bunun çok faydası oldu.
Her türlü kurala uyduk, eşitliğe uyduk. Mükemmel bir yargılama yaptık gerçekten ve 480 sayfalık kararı bir haftada yazdık. Sabah 08.00’den gece 02.00’ye kadar, üç kişi yazdık.
AF ÇIKARILMASIN
ABDULLAH Öcalan kendisinin dış güçler tarafından kullanıldığını, bunda hata ettiğini söyledi. Bilhassa Suriye’nin, Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum kesiminin kendisini kullandığını açıkça söyledi.
Şimdi biz onu neden mahkum ettik, TCK’nın 125’nci maddesine muhalefet, ülkenin bir kısmını vatan topraklarından ayırarak, ayrı bir devlet kurmak amacıyla işlenen suçlardan. Onu adi suçlu olarak görürseniz, ne kadar insanın ölümüne sebebiyet verirse, o kadar idam vermek gerek. Ama bu adi suçlu değil. Bu ülkenin bölünmesi için bir terör örgütü kurmuş, binlerce insanımızın ölümüne sebebiyet vermiş doğru ama eylemleri TCK’nın 125’nci maddesine giriyor. Önemli olan idam cezası alan insanların belirli bir süreden sonra hemen çıkmaması.
Ülkede sık sık af çıkartılıyor. Biz bunun sıkıntılarını çok çektik. 91’de çıkardılar çektik, gene çıkardılar çektik. İnanın çok yanlış bir şey. Kesinlikle af çıkartılmamalı. İdam cezası alan insanların cezası infaz edilmesin, ülkemizin birlik bütünlüğü, ülkemizin selameti açısından, ülkemizin insanlarının mutluluğu açısından biz buna saygı duyuyoruz. Ama o insanlar da belirli bir süre sonra sokağa salınmasın. Bunun güvencesini devlet versin.
Nasıl verecek? Çıkartılacak af yasalarından ve indirimli yasalardan yararlanmasın. Yasalarımızda en ağır ceza nedir? İdam cezasıdır. İdam cezasını zaten 1984’ten beri fiilen uygulamıyoruz. Uygulamadığımız cezaların yasalarda kalmasının bir anlamı yok. Öyleyse yasalardan da çıkartalım. Ama, cezaları adam gibi infaz edelim. Adama 24 sene ceza veriyorsunuz, yarısını atıyorsunuz. Onu da yatıp çıkıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yok.
İDAMA KARŞIYIM
BEN, her aydın gibi idam cezasına karşıyım. İdam cezasının bugüne kadar hiçbir yararı görülmemiş. Aksine daha çok toplumda yaralar açmış. Önemli olan cezaların doğru dürüst infazı. İdam cezasının ülkeye gerçekten bir faydası yok. Ben şehit yakınlarının acılarını paylaşıyorum. Kolay değil tabii ateş düştüğü yeri yakar. Ama ülkemizin çıkarları, ülkemizin menfaati açısından idam cezalarının infazı doğru değil.
1984 yılından bu yana zaten idam cezası infaz edilmiyor. Halen de Meclis’te 80’nin üzerinde bekleyen idam dosyası var. Biz, AB ile bütünleşme çabasındayız. Bütün medeni demokrat ülkeler idamı kaldırmıştır. Ülkemizde idam cezası zaten kalktı artık. Anayasa’da yapılan değişiklikle terör suçları, savaş hali ve yakın savaş tehlikesi dışında idam cezası kalmadı. Ama Türkiye bugün uyum yasalarının sıkıntısını çekiyor. Yargı tıkandı. Neden tıkandı, taammüden adam öldürüyor; yasalarımıza göre cezası idam. Ama Anayasa değişikliğiyle idam kalktı, mahkemeler eli kolu bağlı bir biçimde uyum yasalarını bekliyor.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:29