Ekonomi
  • 2.3.2026 21:44

İran savaşı Türkiye'de enflasyonu artırır mı?

İran savaşı, İran ile 534 kilometrelik sınırı bulunan ve yıllık 5,5 milyar dolarlık ticaret yapan Türkiye'de ekonomiye ilişkin endişeler yaratıyor. İş dünyası temsilcileri özellikle enflasyonla mücadele ve ihracatta olumsuzluklar yaşanacağına işaret ediyor.

Piyasa uzmanlarına göre de İran savaşının kısa vadeli etkilerinden çok, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği uluslararası yatırımcıların radarında olacak.

Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinin dışsal şoklara karşı dayanıklılığına dikkat çekerek "Makroekonomik temellerimiz sağlam. Ekonomimiz bundan önce de yaşanan birçok dışsal etkiye karşı dirençli yapısını ispat etti" ifadelerini kullandı.

Yılmaz, bölgede yaşanan jeopolitik gerilimlerin ekonomik yansımalarına ilişkin ise "Bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerden kaynaklanacak geçici etkilere karşı kurumlarımız ön alıcı tedbirler almış durumda. Gelişmeler yakından takip edilmeye devam edilecektir" açıklaması yaptı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin güçlü makroekonomik temellere sahip olduğunu belirterek, piyasaların sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla ihtiyaç duyulması halinde gerekli tüm adımların atılacağını kaydetti.

Enflasyonu nasıl etkileyecek?

Hükümet kanadından gelen olumlu açıklamalara rağmen savaşın uzun bir süreye yayılması halinde, Türkiye ekonomisinin özellikle dış ticaret ve enflasyonla mücadelede zorlanabileceği tahmin ediliyor.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, kendi internet sitesinde yayınladığı yazısında, "Kurda ve diğer enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması hâlinde bu etki cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda 1,2 puana kadar çıkabilir" dedi.

İran savaşının enflasyonu artırmasından endişe ediyor Fotoğraf: Tolga Ildun/ZUMA/IMAGO

Son üç günde Türkiye'ye "carry trade" ile gelen sıcak paranın dörtte birinin çıktığının tahmin edildiğini ifade eden Eğilmez, "Kuşkusuz her kriz aynı zamanda yeniden konumlanma fırsatı da yaratır. Türkiye enerji koridoru rolünü güçlendirebilir, LNG kapasitesini artırabilir, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırabilir. Ancak kısa vadede maliyetlerin, olası fırsatlardan daha ağır bastığını kabul etmek gerekir" yorumunu yaptı.

Dış ticaret ve cari açık için risk

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan Ocak ayına ilişkin geçici dış ticaret verilerine göre, Türkiye'nin dış açığı 2025 yılının tamamında bir önceki yıla göre yüzde 11,9 artışla 92 milyar 9 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2025 Aralık ayı "Ödemeler Dengesi İstatistikleri" verilerine göre ise Türkiye'nin cari işlemler hesabı Ocak-Aralık 2025 döneminde 25,21 milyar dolar açık verdi.

DW Türkçe'ye konuşan Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) Başkanı Dr. Hakan Çınar, Ortadoğu'da yaşanan savaşın başta petrol ve doğalgaz olmak üzere enerji fiyatlarında ciddi artışları beraberinde getireceğini söylüyor.

"İhracata olumsuz etkisi olacak"

Özellikle dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın risk altına girmesinin fiyatların hızlı şekilde yükselmesine neden olabileceğini kaydeden Dr. Çınar, enerji maliyetlerindeki bu artışın küresel enflasyonu olumsuz etkileyeceğini ifade ediyor.

İran, saldırılar sonrası güneyindeki Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişini durdurmuştu. Hürmüz, küresel enerji sevkiyatı açısından en önemli noktalardan biri.

Türkiye açısından ise artan enerji ithalat maliyetleri ve cari açık, yükselen enflasyon, kur ve finansman baskısı gibi etkilerin olacağına işaret eden Hakan Çınar, "Petrol fiyatının artışı ile ithalat maliyetlerimizin yükseleceği kesin. Yanı sıra ihracatımız ve ihracatçılarımız da bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Özellikle kimya, plastik ve enerji yoğun sektörlerimiz daha fazla etkilenecektir. Ancak savaşın uzun sürmemesi ve kısa sürede sonuçlanması mümkün olursa etkiler çok fazla sürmeyecektir" değerlendirmesinde bulunuyor.

Türkiye-İran ticareti ne durumda?

2025 sonu itibariyle Türkiye ile İran arasındaki ticaret hacmi 5,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bunun 3 milyar dolar Türkiye'nin ihracatından, geri kalan yaklaşık 2,5 milyar dolar ise İran'dan yapılan ithalattan oluşuyor. Türkiye'nin İran'dan ithalatının önemli bir kısmını doğalgaz oluşturuyor.

EPDK'nın doğalgaz piyasası yıllık sektör raporuna göre İran, Türkiye'nin yıllık doğalgaz ithal ettiği ülkeler arasında Rusya ve Azerbaycan'ın ardından üçüncü sırada yer alıyor.

Öte yandan Türkiye, ABD yaptırımları nedeniyle 2019'dan beri İran'dan resmi olarak ham petrol ithalatı yapmıyor. Türkiye'nin İran'a ihracatında ise makine ve ekipmanları, kimyevi ürünler ve gıda ilk sıralarda yer alıyor.

Şu anda hem İran hem Körfez bölgesi ile ticaret konusunda bir belirsizlik olduğunu dile getiren Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Yardımcısı ve Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Fikret Kileci, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada "Şu anda sağlıklı bir strateji belirlemek pek mümkün değil" diyor.

Bu süreçte acele karar vermenin ve pozisyon almanın yanlış olacağına vurgu yapan Kileci, "Böyle ortamlarda en önemli şey itidalli davranmaktır. Mantığımızı kullanacağız, bekleyeceğiz, duruma göre hareket edeceğiz" diye konuşuyor.

Türkiye iş dünyası olarak gerek İran gerekse Körfez ülkeleri ile yakın ticari ilişkilere sahip olduklarını, binlerce Türk şirketinin bu pazarlarda iş yaptığını belirten Kileci, "Biz tüccarız, üreticiyiz, işimizi yapmak zorundayız. Ama bu işimizi yaparken Türkiye'ye zarar verecek bir gelişme varsa, orada biz de zarar etmeyi göze almalıyız. Tabi böylesi bir durumda devletin vereceği destekler de önemli" şeklinde konuşuyor.

Ekonomiye ilişkin beklentiler değişti

Ortadoğu'da tırmanan savaş, yüksek enflasyonla mücadele eden Türkiye'de faiz politikalarını da etkileyecek.

İran'a saldırı öncesinde, yüzde 37 düzeyinde olan politika faizinin 12 Mart'ta yapılacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplantısında en az 100 baz puan indirilmesi beklentisi hakimdi. ABD-İsrail'in İran'a saldırması ve İran'ın Körfez ülkelerini de içine alan misillemeleri sonrasında ise faiz beklentileri değişti.

Merkezi New York'ta bulunan bankacılık ve finansal hizmetler şirketi JPMorgan tarafından yapılan açıklamada, artan risk primi nedeniyle TCMB'nin 12 Mart'taki toplantıda faizleri yüzde 37'de sabit bırakacağı öngörüldü. Bankanın kıdemli ekonomisti Fatih Akçelik, 2 Mart tarihli notunda, "Risk primlerinin artması nedeniyle, TCMB'nin daha önce öngördüğümüz 100 baz puanlık indirimi gerçekleştirmeyeceğini düşünüyoruz” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası faiz toplantısını 12 Mart'ta yapacak Fotoğraf: Adem Altan/AFP/Getty Images

Kurum ayrıca, 2026 sonu politika faizi tahmini de yüzde 30'dan yüzde 31'e, enflasyon tahminin yüzde 24'ten yüzde 25'e, cari açık tahminini ise 29 milyar dolardan 35 milyar dolara yükseltti.

Hollanda merkezli çok uluslu finans kuruluşu ING Global ise Ortadoğu'daki çatışmanın Orta ve Doğu Avrupa (CEE) üzerindeki etkilerini değerlendirdiği bilgi notunda, Türkiye'nin petrol fiyatlarındaki değişimden en çok etkilenen ülke olabileceği tahmininde bulundu.

Petrol fiyatlarında yüzde 10'luk bir artışın Türkiye'de enflasyonu yaklaşık 1,10 puan yukarı taşıyacağı hesabını yapan kurum, mevcut gelişmelerin 12 Mart'taki toplantıda faiz indirimlerine tamamen ara verilmesine işaret ettiğini ve odağın kur istikrarının korunmasına kayabileceğini ifade etti.

"Türkiye-İsrail ilişkileri belirleyici olacak"

DW Türkçe'ye konuşan uluslararası finansal danışmanlık şirketi STRFS (Stratejistanbul Financial Solutions) Baş Stratejisti Dr. Atahan Çelebi, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerde bozulma ya da düzelme olması için bakılacak ilk gelişmelerden birinin Türkiye-İsrail ilişkileri olacağını söylüyor.

Artan petrol fiyatları nedeniyle cari açık ve enflasyonda yaşanacak olumsuzlukların genel ekonomik görünümde büyük bir sıkıntı yaşatmasını beklemediğini ifade eden Atahan Çelebi, "Evet, dış ticaret dengesinde ve enflasyon beklentilerinde belli miktarda bozulmalar olacak. Faiz indirimleri de bir süre askıya alınabilir. Ama uluslararası yatırımcı için çok daha önemlisi Türkiye ve İsrail'in savaş sonrasında birbirlerine karşı nasıl pozisyon alacağı olacak" değerlendirmesinde bulunuyor.

Çelebi şu görüşleri dile getiriyor:

"Burada bizi daha çok ilgilendiren, para politikasını ya da ekonomik dengeleri daha çok etkileyecek şey İran'dan sonra Suriye'de, Türkiye ve İsrail'in birbirine olan yakınlaşmasının derecesi olacaktır. Yaptığımız hesaplamalar İsrail'deki yatırımcıların da Türkiye'dekiler kadar bu konuda merak içinde oldukları yönünde. Bu yönde atılacak adımları yakından takip etmemiz gerekecek."

Güncellenme Tarihi : 2.3.2026 22:07

İLGİLİ HABERLER