Gündem
  • 9.4.2002 10:24

İRAN'IN, TERÖR ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİSİ ABD RAPORUNDA

KAYNAK : Haber Vitrini İSTANBUL- Terör örgütü PKK'nın sözde üst düzey yöneticilerinden Cemil Bayık'ın İran'da yakalandığı ancak bunun gizlendiği yolundaki iddialar, bu ülkenin çeşitli terör örgütleriyle olan ilişkisini yeniden gündeme getirdi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İran'ı, uluslararası teröre destek vermek, Arap-İsrail barış sürecini baltalamak, Lübnan, Kuzey Afrika ve Filistin kontrolü altında bulunan bölgelerde, İslami ilkelere dayalı rejimler kurmak için mücadele eden gruplara maddi destek sağlamak ve silah yardımında bulunmakla suçluyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın raporlarına göre İran, uluslararası teröre destek veren ülkeler listesinde hala başı çekiyor. Raporda Tahran, yurt dışında yaşayan rejim muhaliflerine karşı girişilen terörist saldırılardan doğrudan sorumlu tutuluyor. Rapordaki iddiaya göre, İran'ın öncelikli hedefleri arasında, Halkın Mücahitleri Örgütü'nün lider kadrosu ve İranlı Kürt liderler bulunuyor. İran, rejim muhaliflerine karşı giriştiği terör eylemlerinin planlanması, gizli tutulması, gerçekleştirilmesi ve muhalif hareketin gelişiminin gözlenmesinde diplomatik ilişkilerini ve elçilik mensuplarını kullanıyor. Arap-İsrail barış sürecini baltalamak, Lübnan, Kuzey Afrika ve Filistin kontrolü altında bulunan bölgelerde İslami ilkelere dayalı rejimler kurmak için mücadele eden dini gruplara para desteği sağlamak, silah yardımında bulunmak ve eğitim çalışması yaptırmakla suçlanan İran'ın, en çok Hizbullah, Hamas, İslami Cihad ve İslami bir örgüt olmayan FBHCO ile ilişki içinde olduğu öne sürülüyor. Raporda ayrıca, 1989 yılında, İran'ın dini lideri Humeyni tarafından, "İslamiyet'e hakaret ettiği" gerekçesiyle, "Şeytan Ayetleri" kitabının yazarı Salman Rüşdü hakkında verilen "idam fetvası" konusuna da temas ediliyor. Raporda, İran'ın, "ölüm cezası" emrinin kaldırılamayacağı görüşünü koruduğu savunularak, "İranlı yetkililere göre, ölüm emrini, ancak emri veren kişi geri alabilir. Humeyni de öldüğüne göre emrin geri alınması söz konusu olamaz" deniliyor. ABD'nin 6 Mayıs 1995 tarihli ticaret ambargosu kararından sonra, aralarında Meclis Sözcüsü Ali Ekber Natık Nuri'nin de bulunduğu İranlı yetkililerin, "Rüştü'nün öldürülmesi için Avrupa'ya infaz timleri gördermeye niyetleri olmadığı" yolundaki açıklamalarının, bu konuda uzlaşmadan ve işbirliğinden yana olduklarına dair işaretler olduğu belirtilen raporda, "Ne var ki, 22 Haziran 1995 tarihinde Avrupa Birliği temsilcileriyle yapılan bir toplantıda İran, bu konuda yazılı bir teminat vermeyi reddetmiştir. Rejimle bağlantısı bulunan İranlı özel bir kuruluş, Salman Rüşdü'yü öldürene 2 milyon dolar para ödülü verme taahhüdünün hala geçerli olduğunu beyan etmektedir" ifadesine yer veriliyor. Raporda, dini, askeri ve güvenlik çevrelerinden bazı yetkililerin, İslam devriminin saflığının korunması (temel niteliği) konusunda ısrar ettiği ve devrim ihracının, rejimin özünü korumanın vazgeçilmez yol olduğu görüşünü taşıdığı ifade edilerek, terörist eylemlerin gerçekleştirilmesinde ve devrim ihracının uygulamasında rol oynayan kişilerinin çoğunluğunu, devrim muhafızlığı ve Enformasyon ve Güvenlik Bakanlığı gibi, devlet kademelerinde görev alanların oluşturduğu ileri sürülüyor. Bu arada, ABD, büyük bölümü elçilik mal varlığına ait olmak üzere, ülkedeki 22.4 milyon dolarlık İran mal varlığını bloke etti. Bu mal varlıklarına, Şah döneminde parası ödenmiş, ancak Şah'ın devrilmesi sebebiyle teslimi yapılamamış askeri malzeme konusu dahil değil. Mesele, halen Lahey Adalet Divanı'nda görüşülüyor. Çünkü söz konusu malzemelerin transferi, devrim öncesi yapılan stand-by antlaşmaları ile kesinleşmişti. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:20

İLGİLİ HABERLER