İŞ GÜVENCESİ YASASI YARIN UYGULAMADA. YASA NELER GETİRİYOR...
İşçi ve işveren arasında yoğun tartışmalara neden olan ve geçen yıl TBMM tarafından kabul edilen ''İş Güvencesi Yasası'' yarından itibaren uygulamaya başlanacak.
TBMM tarafından 9 Ağustos 2002 tarihinde kabul edilen 4773 sayılı yasa ile tarım ve orman işçileri 1475 sayılı iş yasası kapsamına alınırken, iş yasası kapsamındaki işçiler ve gazeteciler için iş güvencesi sağlanıyor.
Yasaya göre, 10 veya daha fazla işçi çalışan işyerlerinde, işveren en az 6 ay kıdemi olan ve belirsiz iş süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş akdinin feshini geçerli bir nedene dayandıracak. İş güvencesi yasası ile 1475 sayılı iş yasasının 13. maddesi uyarınca kıdem tazminatları ödemek suretiyle dilediği zaman işçi çıkarma hakkına sahip olan işverene sınırlamalar getiriliyor.
Türkiye'nin de imzaladığı Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (İLO) 158 sayılı sözleşmesi dikkate alınarak kabul edilen 4773 sayılı iş güvencesi yasası ile işverene, işten çıkarttığı her işçi için, işçinin yeterliliği, davranışları, işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri gibi nedenlerden kaynaklanan geçerli nedenlere dayandırmayı zorunlu kılıyor.
İşveren, sendika üyeliği, sendikal faaliyetler, ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, din, siyasi görüş, etnik veya sosyal kökenler, kadın işçilerin çalıştırılmalarının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek, hastalık veya kaza nedeniyle öngörülen bekleme süresinde işe geçici olarak devam etmemek gibi nedenlerden ötürü işçinin iş akdini feshedemeyecek.
İŞVERENE İSPAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Yasa ile işverene, işçi çıkarmadaki geçerli nedeni ispat etme yükümlülüğü getirilirken, iş sözleşmesinin geçerli bir neden ile feshedilmesi halinde feshin yazılı olması, işten çıkarma nedeninin açık ve kesin biçimde belirtilmesi ve işçinin hakkındaki iddialara karşı savunmasının alınması gerekiyor.
İş akdinin feshinin işveren tarafından işçinin davranışı ve verimi ile ilgili nedenlere dayandırılarak yapılması halinde ise işçiden savunma alma zorunluluğu olmayacak.
İşçi, işverenin iş akdini feshetmesini geçerli bir nedene dayandırmadığını öne sürmesi halinde 1 ay içinde iş mahkemesine dava açabilecek ve dava 2 ay içinde sonuçlandırılacak. Mahkeme kararının temyizi halinde ise Yargıtay 1 ay içinde karar verecek. İş Güvencesi Yasası'na göre, mahkeme kararı oluşana kadar işçinin almadığı ücretleri kendisine işveren tarafından ödenecek, ancak ödenecek bu ücretler işçinin 4 aylık ücretini aşmayacak.
Mahkemenin iş akdinin feshinde geçerli bir neden görmemesi veya işveren tarafından mahkemeye geçerli bir neden gösterilmemesi durumunda, işveren işçiyi 1 ay içinde işe başlatacak. Aksi halde, işveren mahkeme tarafından saptanacak olan ve işçinin 6 ay ile 1 yıl arasındaki ücreti tutarındaki tazminatı işçiye ödeyecek.
TOPLU İŞTEN ÇIKARMA
Yasaya göre, işveren işyerinde çalıştırdığı 10 veya daha fazla işçiyi ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri nedenler, işletme ve işyeri ile işin gerekleri gibi nedenlerden dolayı işten çıkarmak istemesi halinde, bunu en az 30 gün önceden işyeri sendika temsilcilerine veya işçi temsilcilerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü ile Türkiye İş Kurumu'na bildirecek.
İşverenin yapacağı bildirimde, iş akdinin fesih nedenleri, işçi sayıları ile fesih işlemlerinin süresi yer alacak. Toplu işten çıkarmada işçi veya sendika temsilcileri toplu çıkarmanın önlenebilmesi veya işten çıkarılacak işçi sayısının azaltılabilmesi için işveren ile görüşme yapabilecek. Toplu işten çıkarmanın iş güvencesi hükümlerini engellemek amacıyla yapılması halinde ise işçi veya sendikaları tarafından dava açılabilecek.
İşletme tümüyle ve kesin olarak kapatılacaksa, bu durum işveren tarafından 30 gün önceden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğü ile Türkiye İş Kurumu'na bildirilecek.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:33