Gündem
  • 6.10.2010 17:22

İSLAM ZİHNİYETİ ATOM BOMBASI ÜRETMEZ

İSTANBUL - Ergün, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenen 14. Uluslararası İş Forumu (IBF) Kongresi'nde ''İslam Konferansı Teşkilatı Ülkelerinin Teknoloji Vizyonu'' konulu panelde yaptığı konuşmada, dünya tarihi incelendiğinde 15. ve 16. yüzyıllardan itibaren, Batı dünyasının teknolojik gelişmeyi sürüklediğini, sanayi devrimiyle birlikte bilimsel ilerlemenin, ekonomik kalkınmanın da anahtarı olduğunu anlattı.
Üretimde teknolojinin kullanılmasının, etkinliği ve karlılığı artırdığını, maliyetleri azalttığını ve coğrafi keşiflerle başlayan sermaye birikiminin merkezileşmesini sağladığını anlatan Ergün, geçmişte, sanayinin sürükleyicisi olarak görülen bilim ve teknolojinin, bugün artık başlı başına önem kazandığını ve özellikle geride kalan yüzyıla damgasını vurduğunu kaydetti.
Bakan Ergün, dünya ülkelerinin, ''bilime yön veren ve teknoloji üreten ülkeler'' ile ''bu teknolojiyi mümkün olduğunca takip etmeye çalışan ülkeler'' şeklinde ikiye ayrıldığına işaret ederek, bu noktada bilimsel gelişmelerin sadece olumlu bir anlam taşımadığını belirtti.
Batı medeniyetinin yaslandığı ilkelerin, madde ile ruhu birbirinden ayırdığını, hayatı mekanik bir yapı olarak algıladığını, bunun sonucunda madde boyutunda yaşanan gelişmenin, ruh boyutunda bir gerilemeye neden olduğunu ifade eden Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''İslam medeniyetine göre şekillenmiş bir bilim ortamında, atom bombası veya biyolojik kitle imha silahları üretilmesi mümkün değildir. Bugün teknolojik ilerlemenin, akıl, ruh ve ahlak ile sınırlanması ve hatta desteklenmesi gerekir. Bu nedenle, özellikle bizlere büyük bir sorumluluk düştüğüne inandığımı ifade etmek isterim.
Zira bizim medeniyetimiz, yıkıcı olmaya değil yapıcı olmaya odaklanan, refah kadar ahlaki değerlere ve estetiğe de önem veren, adaleti her şeyin üstünde gören bir anlayışa dayanmaktadır. Özellikle son küresel kriz, dünyanın ekonomi ve teknolojide gösterdiği ilerlemenin, tek başına yeterli olmayacağını hepimize göstermiştir. Bu nedenle, dünya ülkelerinin ortaklık ve işbirliği duygusu ile hareket etmeleri ve güç odaklı ilişkilerin yerini hak odaklı ilişkilerin alması gerekmektedir.''
Ergün, İslam Konferansı Teşkilatı'nın (İKT) üyelerine bakıldığı zaman, aynı dine, ortak akla, irfana, kültüre ve değerlere mensup ülkelerin bir arada olduğunu belirterek, günümüz dünyasında güçlü birlikler kurmak için bu duygu birlikteliğinin herkesi ikna etmeye kafi gelmeyeceğini söyledi.
İKT'ye üye ülkelerin hepsinin gelişmekte olan ülkeler olduğunu ve bu durumun rasyonel açıdan da bütün üye ülkelerin işbirliği içinde olmasını gerektirdiğini dile getiren Bakan Ergün, ülkelerin hepsinin potansiyeli büyük ve gelişmeye açık ülkeler olduğunu, bu potansiyeli açığa çıkarmanın bugün için kendilerinin sorumluluğunda bulunduğunu anlattı.

-''BİZİM DÜNYAYA SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ VAR''-

Ergün, genellikle genç nüfusa sahip olan bu ülkelerin, teknolojideki dışa bağımlılığı azaltmak için birlikte hareket etmeleri gerektiğine işaret ederek, ''20. yüzyılın sonlarına doğru, özellikle Batı dünyasında, tarihin sonunun geldiği, yani Batı medeniyetinin her anlamda zirve yaptığı, buna bir alternatif oluşamayacağı yönünde yoğun tartışmalar yaşandı. Ancak ben, bizim bu dünyaya daha söyleyecek sözlerimiz olduğuna, bu sözlere bizim kadar dünyanın da ihtiyaç duyduğuna inanıyorum'' diye konuştu.
Bakan Ergün, insanlık tarihinin uzun bir döneminde, toprak, işgücü ve sermayenin üretim faktörleri olarak kabul edildiğine, zenginliği bu unsurların belirlediğine değinerek, ülkeler arasındaki güç dengelerinin, bu üretim faktörlerinin dağılımına göre şekillendiğini anlattı.
Bugün ise geniş topraklar, petrol gibi doğal kaynaklar veya büyük nüfus gibi avantajların, doğrudan zenginlik anlamına gelmediğini belirten Ergün, bu kaynakların verimlilik esaslarına göre kullanılması, teknolojinin devreye alınması ve buna uygun bir örgütlenme modelinin oluşturulması gerektiğini kaydetti.

-''İŞ YAPMA KÜLTÜRÜ DEĞİŞTİ''-

Ergün, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin iş yapma kültürünü değiştirmeye başladığını, üretim, ticaret, eğlence, öğrenme, çalışma ve yönetim gibi birçok alanda köklü değişimlere neden olduğunu söyledi.
Bugün artık dünyada gücü tayin eden en önemli parametrenin teknoloji olduğunu vurgulayan Bakan Ergün, bilgiyi teknolojiye dönüştüren toplumların, zengin, güvenli ve güçlü ülkeler haline geldiğini anlattı.
Nihat Ergün, şunları kaydetti:
''Birçok İslam ülkesi, petrol ve doğalgaz gibi önemli zenginlik kaynaklarına sahip. Ancak ben bu durumun, ülkelerimiz için çok yarar sağlamadığını düşünüyorum. Zira yorulmadan, emek vermeden, ter dökmeden kazanılan bu zenginlik, bizleri atalete sevk etmekte, üretme ve yenilik oluşturma potansiyelimizi törpülemektedir.
Bugün dünyada, fosil yakıtları devre dışı bırakabilecek yeni bir teknoloji ortaya çıkarsa, birçok İslam ülkesinin ciddi sıkıntılarla karşılaşmaları kaçınılmazdır. Bu nedenle, özel sektöre, girişimciliğe, üretmeye, ticaret yapmaya, bilime ve teknolojiye her zaman önem vermek durumundayız.''
Bakan Ergün, küreselleşme sürecinin, birçok avantajın yanı sıra bazı riskleri ve zorlukları da göz önüne serdiğini dile getirerek, küreselleşen dünyada fark oluşturmanın ve rekabet gücü kazanmanın yolunun sadece ileri teknoloji ve yenilikçilikten geçtiğini belirtti.
''Artık kendini sürekli yenilemeyen, yeni ürünler üretmeyen, mevcut ürünlerini geliştiremeyen ekonomiler, küresel yarışta söz sahibi olamayacaklardır'' diyen Ergün, sadece piyasaya yeni ürünlerle girmek için değil, kaliteyi artırmak ve maliyetleri azaltmak için de Ar-Ge, tasarım, yenilikçilik ve marka oluşturma faaliyetlerine ihtiyaç olduğunu anlattı.
Nihat Ergün, bu noktada, Türkiye'nin bu konuya çok özel bir önem verdiğini bildirerek, ''2013 yılı sonuna kadar, Ar-Ge harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya oranını yüzde 2'ye çıkaracağız ve gelişmiş ülkelerin seviyesini yakalayacağız'' dedi.
Türkiye'deki sayıları ve nitelikleri her geçen gün artan teknoparklara büyük önem verdiklerini ifade eden Ergün, geçen hafta, Nice'te Avrupa'nın en büyük teknoparkı Sophia Antipolis'te incelemelerde bulunduklarını, önümüzdeki günlerde Amerika'ya giderek Silikon Vadisi'nde benzer incelemeler yapacaklarını söyledi.
MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, konuşmasının ardından Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'e plaket takdim etti.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 03:01

İLGİLİ HABERLER