Sağlık
  • 7.1.2006 15:19

İSTANBUL TABİPLER ODASI'NDAN ÜRKÜTÜCÜ "KUŞ GRİBİ" AÇIKLAMASI: TEHLİKE CİDDİ!

CENGİZ İNOĞLU
İSTANBUL (İHA) - Gencay Gürsoy, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Hüseyin Yılmaz ve İstanbul Üniversitesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Selim Badur, kuş gribiyle ilgili İstanbul Tabipler Odası'nda basın toplantısı düzenledi. Öncelikle söz alan Gürsoy, "Sayın bakan 'Salgın beklemiyoruz' dedi. Bir bakanın bu sözü söylemesi kolay değil; ama salgın olmasa da ülkemiz ve dünyamız ciddi bir enfeksiyon tehlikesiyle yüz yüze. Bunu görmek lazım. Bazı gecikmeler, bazı ihmaller söz konusudur; ama şu anda gerek Sağlık Bakanlığı gerek Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri durumun ciddiyetinin farkındadırlar ve önlem alma konusunda ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Meselenin kapsamı ve kamuoyunun aydınlatılması konusunda bazı adımlara daha ihtiyaç var. Geçen salgın döneminde de konuyu bilen bilim adamlarının şöyle bir telkini vardı: 'Türkiye göçmen kuşların geçiş yolu üzerinde olan bir ülke olduğu için, kanatlı kümes hayvanlarının açıkta yetiştirilmesine son verilmelidir' diye bir görüş ortaya çıktı. Bu doğru. Biraz gecikerek de olsa tehlikenin olduğu bölgede av yasağı konulmuş durumda. Bütün ülke boyutunda bir av yasağı henüz yok. Bu iki önlem alınmadığı takdirde, bu konuda toplu bir karantina önlemi alınması mümkün değildir" dedi.

"GENİŞ BÖLGEDE KARANTİNA UYGULAMASI MÜMKÜN DEĞİL"
Çok geniş olan bölgede karantina uygulamasının mümkün olmadığını belirten Gencay Gürsoy, hastalığın, birkaç ay içinde tehlikeyi savuşturulabilecek gibi geçici bir tablo olmadığını söyledi. Gürsoy, "Geçmiş uygulamayla ilgili kamuoyunu çok rahatsız eden, basında da yer yer vurgu yapılan bazı noktalar var. Koçyiğit ailesinde ilk belirtilerin ortaya çıkması sırasında 'kuş gribi değildir' sonucunun ifade edilmesi, daha sonra hastalığın teşhis edildiğinin söylenmesi biraz tereddütlere yol açmıştır. Bunun gerçekten bilerek yapılan bir saptırma olmadığını düşünüyorum. Biyolojik materyallerin negatif sonuç verdiği anlaşılıyor. Ona bakarak kuş gribi değildir diye bir deklarasyon yapılmış. Bu deklarasyonun ifade tarzı belki tam doğru değil. Çünkü bu hastalıkta eğer pozitif sonuç alırsanız 'kuş gibidir' diyebilirsiniz; fakat negatif sonuç aldığınızda 'kuş gribi değildir' diyemezsiniz" ifadelerini kullandı. Gürsoy, şöyle konuştu:
"15 Aralık'ta Koçyiğit ailesinde ilk kuşkular ortaya çıktıktan sonra bir kaç günlük ilaç gecikmesi olduğu ifade edilmektedir. Bize gelen bilgilerde, gerek ilaç stoku bakımından, gerek alınan önlemler bakımından elden gelen yapılmıştır, yapılmaktadır. Bütün dünyayı içine alan bir tehdit. Bu hastalığa yakalanan her hasta, insandan insana bulaşması riskini bir adım daha yaklaştırıyor. Olayın boyutu Bandırma'dakinden farklı duruma geldi. Göçmen kuşlarla ülkemize gelen virüsün, bizim ülkemize gelen diğer kuşlara yayıldığı yönüne gidiyor. Virüsün bahçe tavuklarına sıçramış olması endişe verici. Virüs yaklaşık 11 yörede saptanmış durumda. Son olarak Ankara'da 2 ördekte saptandı. Virüs sıfır derecede yaklaşık 1 ay kalabiliyor, birkaç ay kalması olasılığı var. Batıda daha ılıman bir iklim, hindilerin yok edilmesiyle kapatıldı."
Bu konuda ulusal bir hazırlık programı gerektiğini belirten Gencay Gürsoy, hem hayvanlardaki, hem de insanlardakini virüsü kontrol etmek için erken uyarı sistemleri gerektiğini söyledi.

"HAYVANLARLA YAKIN TEMASI ENGELLEMEK LAZIM"
Prof. Hüseyin Yılmaz, hastalığın yayılmasının hava koşullarıyla da ilgili olduğunu kaydederek, "Hayvanlarla yakın teması engellemek lazım. Çocuklarımızın kanatlı hayvanları tutmamaları lazım. Bu hayvanların toplu yok edilmesinin yanı sıra hayvan hareketlerinin belirlenen bölgelerde kısıtlanması lazım. Tavuk gübrelerinin zirai amaçla kullanılmaması gerekiyor. Kanatlı hayvanlar toplu imha edilmeli. Halkımız hayvanın küçücük ürününden bile faydalanmak istiyor. Hayvansal ürünler ve onların artıklarıyla fazla haşır neşir olunmaması gerekiyor" dedi.
İstanbul Üniversitesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Selim Badur da, bu konuda Türkiye'de alınmış birtakım önlemler olduğunu söyledi. Badur, "Türkiye hiçbir şey yapmamış değil. Tüm dünyada yetiştirilmesine son verildiği gibi ülkemizde de ilk kez alınmış birtakım önlemler var. Tanı açısından bir eksiğimiz yok. Bazı aksaklıklar yaşandı. İlk açıklamalarda negatif sonuç verildi, sonra pozitif sonuç verildi. Bir aileden bize farklı günlerde alınan örnekler geldi. Son 3 günde alınan örnek pozitif, ilk günde virüs yok. Bunlar olağan şeyler, çelişki değil" dedi. Böyle bir furya çıktığı anda her ateşi çıkan, soğuk algınlığı belirtisi olan kişinin hastaneye başvurduğunu dile getiren Prof. Badur, bunu kontrol altına almanın mümkün olmadığını söyledi. Badur, "Bunun altından kalkamayız. Bu konuda kanatlı hayvanlarla teması olanların öncelikli olması gerekiyor. Haseki Hastanesi'ndeki aileyle ilgili tetkikler sürüyor. Bu kişiler doğu illerimizden Yalova'ya yaklaşık 2 ay önce gelmişler. Salgının ortaya çıktığı dönemde orada değillermiş. Paniği engellemek için inceleme yapılıyor. Akşama sonuçlanır. Yalova'dan gelen ailede risk düşük" diye konuştu.
Ellerinde 14 hastanın örneği bulunduğunu ifade eden Badur, Ağrı'dan gelen numunede virüs tespit edildiğini söyledi. Uzmanlar, yaptıkları açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Prof. Hüseyin Yılmaz, hastalık çıkan bölgedeki kanatlı hayvanların toplu yok edilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Dolaşan kedi, köpek ve fare gibi hayvanların kontrol altına alınması gerekiyor. Hastalık bildirilmemiş yerlerde sınırlandırmaya gitmek doğru olmaz. Kurbanlık hayvanlar taşıyıcı olabilirler, tavuk dışkısının temas edeceği her şey riskli. Kurbanlık hayvanlarda hastalık oluşmaz. Çocuklar ve insanların kanatlı hayvanlarla yakın temasta bulunmaması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"KURBANLIKLAR POTANSİYEL TEHLİKE"
Gencay Gürsoy, kurbanlık hayvanların potansiyel bir tehlike olduğunu söyledi. Doğu Anadolu'da ve Güneydoğu Anadolu'da kurbanlık hayvanlarla kanatlı hayvanların temasının hayatın bir parçası olduğunu belirten Gürsoy, "Bu artıkların kurbanlık hayvanın derisine, ayaklarına bulaşma ihtimali daima var. İzolasyon önlemi alınmış değil. Bakanın otomobili dezenfeksiyondan sonra bölge dışına çıkıyorsa, diğer araçlar için neden olmasın? Kurbanlık hayvanlara temas edince ellerin sabunla yıkanmalı" dedi.
Hayvansal ürünler ve hayvanlara dokunulduğunda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini ısrarla söyleyen Yılmaz, "Virüs şu anda yayılıyor. Halkın, elindeki tavukların tüketilmemesi gerekiyor. Entegre tavukçulukta bu hastalık yok. Tavuk paket içinde markalı olduğu sürece problem yok. Bu ürünlerden bu virüsün gelmesi olasılığı çok düşük. Hijyen kurallarına dikkat edilmeli. Yumurtayı, tavuğu piştikten sonra yemenin riski yok; fakat hazırlama anı çok önemli. Aşılama yönetimin uygulanmasını istemiyoruz. Aşılama yapılırsa göçmen kuşlardan gelen virüsün tanınmasında zorluk çıkar. Doğu bu açıdan büyük potansiyel. Virüs bölge soğuk olduğu için daha fazla kalabiliyor. Her şey muhtemel, virüs Avrupa'ya da yayılabilir. Virüs çok bulaşıcı, vahşi bir virüs dolaşıyor. Kurbanlık hayvanların bu virüsü taşıması potansiyel bir tehlikedir. Umuyorum gerekli bakanlıklar bu konuda bir açıklama yaparlar. Bu açıdan bir tedbir alınmalı mutlaka" diye konuştu.
Prof. Hüseyin Yılmaz, böyle durumlarda önceden adım atmak; hatta imalat konusunda ilaçların satılabilir bir sisteme oturtulmasının doğru olacağını söyledi. İlgili firmadan 1 milyon civarında bir ilaç dozu ısmarlandığını belirten Yılmaz, "Biz sağlık alanının kamulaştırılması, kritik durumlarda kamu yararının dikkate alınarak önlem alınması gerektiğinin üzerinde ısrarla duruyoruz. Sonuç olarak hasta görünümlü tavuğun yetkililere bildirilmesi gerekiyor. Tavuğun kafasının da morarmış olması ciddiyeti arttırıyor. Kimse kümes hayvanlarını saklamasın" açıklamasında bulundu.
Selim Badur da, "Virüse etkili olan 'Tamiflu'nun bulunmasındaki gecikme bu çocukların kaybedilmesine yol açtı deniliyor. Bu doğru değil. Bu kişiler sağlık kurumuna geç başvurmuşlar. İlaç olsaydı da bir işe yaramayacaktı" şeklinde konuştu. Badur son olarak, itlaf sırasında hijyene özen gösterilmesi gerektiğini dile getirerek, tavukları elleriyle getiren insanların risk altında olduğunu söyledi.
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:18

İLGİLİ HABERLER