KABLOSUZ ŞARJ CİHAZLARI GELİYOR!..
Bilimadamları, daha önce bir kenara attıkları bir kemik parçasından Neanderthallerin gen haritasını çıkarmaya başladılar.Hırvatistan'da bir mağarada bulunan kemik parçasından alınan genetik materyalin Neanderthal DNA'sının bir milyon kadar yapı taşının ortaya çıkmasını sağladığı, 2 yıl içinde de Neanderthallerin 3.3 milyar yapı taşının çoğunun ortaya çıkarılmasının beklendiği belirtildi.
California'daki Berkeley Milli Laboratuvarı'ndan Edward Rubin, araştırmanın ''Neanderthallerin biyolojisi hakkında bilgi verecek bir DNA zaman makinesi gibi işlev göreceğini'' söyledi.
Neanderthallerin genetik yapısı hakkındaki bilginin, Neanderthallerin ve insanların atalarının ayrılmasından sonra, modern insanın gelişmesinde hangi DNA değişikliklerinin ortaya çıktığına da ışık tutması bekleniyor.
Rubin, şu ana kadar yapılan analizin, insan DNA'sı ile Neahderthal DNA'sının yüzde 99,5 ila yüzde 99.9 benzer olduğunu gösterdiğini söyledi.
38 bin yıllık kemik parçası, Hırvatistan'da bir mağarada bulunmuş, ancak küçük olduğu ve bir işe yaramayacağı düşünüldüğü için Zagreb'deki bir müzede bir kenara atılmıştı.
Neanderthaller ile insanın atalarının, 28 bin yıl önce Neanderthaller yok olmadan önce Avrupa'da binlerce yıl yan yana varoldukları sanılıyor. Bilimadamları, Neanderthaller ile insanların atalarının karışıp karışmadığını ve insanın Neanderthallerin genetik kalıntılarını taşıyıp taşımadığını merak ediyorlar.
BİLİMADAMLARI, AMNİYO SIVISI KÖK HÜCRESİNDEN KALP KAPAKÇIĞI YAPTILAR!
Bilimadamları, gebe kadınların karnındaki amnio sıvısından aldıkları kök hücreleri kullanarak kalp kapakçığı yaptılar.
Böylece gelecekte, bebek ana karnındayken laboratuvarda yeni kalp kapakçıkları geliştirilmesi ve kapakçığın doğduğunda hasta bebeğe nakledilecek şekilde hazır bulundurulması planlanıyor.
Araştırmanın başkanı Zürih Üniversitesi'nden Dr. Simon Hörstrup, ''Bu, doğuştan gelen kalp kusurlarının tedavisinde yeni bir tedavi kavramının yolunu açabilir'' dedi.
Dünyada her yıl bir milyondan fazla bebek kalp rahatsızlığıyla doğuyor. Kalp kapakçığı kusurları gebeliğin 20. haftasında ultrasonla saptanabiliyor.
Bu yöntemde, kök hücre amnio sıvısından alındığı için embriyonun zarar görmesi söz konusu olmuyor.
Hörstrup, amniyotik kök hücrelerin yıllarca dondurulabilceğini ve yetişkinlerde hasar gören kalp kapakçıklarının yenilenmesinde de kullanılabileceğini söyledi.
Ancak, araştırmanın henüz çok başında bulunulduğu ve bu kapakçıkların insan kalbine takılmasının daha yıllar alacağı belirtiliyor.
Boston Çocuk Hastanesi'nden Dr. John Mayer, amniyotik kök hücreden yapılan kapakçığın diğer hücre tiplerinden yapılanlardan üstün olup olmayacağının henüz bilinmediğini söyledi.
Kalp kapakçığı tedavilerinin geleneksel yöntemlerinin yan etkileri oluyor. Yapay kalp kapakçıkları takılanlarda kan pıhtılaşması eğilimi olduğu için, bu kişiler yaşamları boyunca pıhtılaşmayı önleyici ilaç almak zorunda kalıyorlar. Kadavradan alınan kapakçıklar ise kısa zamanda tahrip olduğu için sık sık değiştirmek gerekiyor.
KABLOSUZ ENERJİ NAKLEDEN TEKNOLOJİ
Dizüstü bilgisayar, cep telefonu, MP3 çalar gibi elektronik cihazları şarj etmek için kullanılan kablolar yakında tarihe karışacak.
Amerikalı bilim adamlarının geliştirdiği bir teknoloji, elektronik cihazların kablo kullanmadan şarj edilmesini sağlayacak.
ABD'nin Boston kentindeki Massachusetts Institute of Technology (MIT) üniversitesinden bilim adamlarının geliştirdiği sistem, asırlardır üzerinde kafa yorulan ve kablosuz güç iletmeyi amaçlayan kavramdan hareket ederek, metrelerce uzaktan çalışabiliyor.
Araştırmaya katılan bilim adamlarından Doçent Marin Saljacic, elektrik enerjisinin kablosuz nasıl iletilebileceğini uzun süre düşündüklerinde, birer fizikçi olarak, belirli bir frekansta enerji uygulandığında, cismin titremesine yol açan ''rezonans'' olayını anımsadıklarını belirtti.
Aynı frekansta rezonans yapan iki cismin çok güçlü şekilde birbirlerine bağlandıklarını belirten Slojacic, ''Bir enstrümanda bir akort çaldığınızda, aynı akustikteki diğer enstrüman bu akordu alacaktır, gözle görünür şekilde titreyecektir'' dedi.
Amerikalı bilim adamları, araştırmalarında akustik titreşimler yerine elektromanyetik dalgaların rezonanslarını kullandılar. Elektromanyetik radyasyon, radyo dalgaları, kızılötesi ve röntgen ışınlarıyla yayılıyor.
Araştırma ekibi, çalışmalarında, enerjiyi tüm yöne dağıttıklarından yeterli enerji nakletmeyen radyo antenlerinin ilettiği gibi elektromanyetik radyasyon yerine, ''uzun rezonanslı'' denilen ''ışınımsal olmayan'' bir sistem kullandılar.
Henüz teori aşamasında olan, ancak bilgisayar modeli ve matematik verileri çalışan sistem sayesinde 3 ila 5 metre uzaklıktan enerji transferi mümkün olabilecek. Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 00:17