KADIN PSİKİYATRİST, KARAKÖY GENELEVİNDE KADINLARIN NEDEN FAHİŞE OLDUKLARININ ARAŞTIRMASINI YAPTI
Hayat kadınlığına başlama nedenleri arasında ilk sırada ‘zorlama’ ve ‘kandırılma’ yeralıyor.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Karaköy’deki genelevde yaptığı araştırmaya göre, büyük bölümü parçalanmış aileden gelen bu kadınların yüzde 28’i 16 yaşından önce cinsel tacize uğradı.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’sinde görevli psikiyatrist Uzm Dr. Meltem Efe Sevim, Karaköy’de genelevde vesikalı olarak çalışan 50 kadınla, “Fahişelerde çocukluk çağı travmaları ve posttravmatik stres bozukluğu” konulu bir araştırma yaptı.
Araştırmaya göre, yarısı 30-37 yaşları arasında olan ve yüzde 30’u Marmara Bölgesi’nde doğan hayat kadınlarının, büyük bölümünün ekonomik düzeyi orta derecede olan ailelerden geldiği tespit edildi. Yüzde 78’i üvey anne ya da baba, büyükanne ya da büyük babanın yer aldığı ailelerde büyüyen, babaları daha çok memur ve esnaf olan kadınların yarısına yakınının, küçük yaşlarda annelerini kaybettiği belirlendi.
Araştırmada, hayat kadınlarına çocukluk döneminde gösterilen şefkatin niteliği de dikkat çekti. Gösterilen şefkat, “güvenilmez” ve “tutarsız” bulundu (Severken birden bire dövmeye başlama gibi).Yine bunların yüzde 54’ünün evden kaçma girişiminde bulunduğu ve yarısının ilk evden ayrılma nedeninin evlilik olduğu anlaşıldı. Ailelerin, çocukların cinsel meraklarına karşı engelleyici ve gizleyici bir tutum takındıkları belirlenen araştırmada, terbiye aracı olarak da “vurma”nın kullanılması dikkat çekti.
Araştırma, bu kadınların çocukluk döneminde cinsel, fiziksel ve ruhsal tacize uğradığına da ortaya koydu. Buna göre, yüzde 34’ü 16 yaşından önce ruhsal tacize (aşağılanma, hakaret) uğradı. 16 yaşından önce taciz daha çok baba, arkadaştan gelirken, daha sonra bunların yerini eş, müşteri ve iş arkadaşları aldı. Çalışmaya katılanların yüzde 28’sinin 16 yaşından önce aile içi ve dışından birinin cinsel tacizine uğradığı da araştırmanın bir başka ilginç sonucunu oluşturdu. Cinsel tacizin büyük çoğunluğunu tecavüz olayları aldı.Yaşanan bu olumsuz olaylar içinde bu kadınları en fazla etkileyenin, bir yabancı ya da tanıdığın cinsel saldırısına uğraması olduğu ortaya çıktı. Yüzde 80’i en az bir kez evlenip boşanmış olan bu kadınlara her türlü tacizin, evlilik süresince de devam ettiği belirlendi.
Araştırmaya göre, bu kadınların yüzde 72’si mesleğe 17-24 yaşları arasında başladı. Başlama nedenleri arasında ise ilk sırayı yüzde 52 ile “zorlama” ve “kandırılma” aldı. Bunu sırasıyla “ekonomik nedenler”, “kendi isteği” ve “başka nedenler” takip etti. Yüzde 78’i parçalanmış ailelerden gelen kadınların yüzde 34’üne de “posttravmatik stres bozukluğu” (olağandışı fiziksel ya da ruhsal travmayla karşılaştıktan sonra ortaya çıkan psikiyatrik durumlar) tanısı kondu. Kadınların yüzde 78’i düzenli gelir sağlayınca mesleği bırakmayı düşündüğünü söylerken, bu kadınlar arasında alkol ve sigara kullanımının yaygın, suça karışma oranının da yüksek olduğu belirlendi.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Uzm. Dr. Meltem Efe Sevim, bu kadınların topluma büyük bir öfkesi bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Çünkü hala ruhsal tacizi yaşıyorlar. Kendilerinin psikolojik ve sosyal desteğe ihtiyaçları var. Hiçbir sosyal güvenceleri yok. Devletin bunları sosyal güvence de sağlaması gerekiyor.”
Bu kadınların çocukluklarında yaşadığı olumsuz durumların evliliklerinde ve çalıştıkları meslekte de sürdüğüne işaret eden Uzm. Dr. Sevim, “Yüzyıllardır hem çok merak edilen, hem de aynı oranda yok farz edilen bu gruba yapılacak en iyi yardım, onları bu mesleğe sürükleyen temel nedenleri ortaya çıkarıp, bunlarla mücadele etmektir” diye konuştu.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:01