KAYHAN: TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ SÜRECİ YENİ BİR EVREYE GİRECEK
KAYNAK : Haber Vitrini
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Muharrem Kayhan, Kopenhag Zirvesi'ni, kazanan-kaybeden ikilemi içinde analiz etmenin mümkün olmadığını söyledi.
Kayhan, ''bize göre Kopenhag sonrası tespit edilmesi gereken en önemli gerçek, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin artık yeni bir evreye gireceğidir'' dedi.
TÜSİAD'ın Ankara Sheraton'da yapılan YİK toplantısının açılışında konuşan Kayhan, Türkiye'nin yakın tarihinde hiç bir dönemde sorunların bu kadar üst üste yığılmadığını, yine hiç bir dönemde Türkiye'nin kaderini değiştirmeye bu kadar yaklaşmadığını söyledi.
Türkiye'de hükümetin, sırtını geniş kapsamlı bir toplumsal uzlaşmaya dayanan sivil toplum güçleri tarafından ilk kez bu denli ortak toplamsal hedeflere yönlendirildiğini belirten Kayhan, şöyle devam etti:
''AB projesi, son birkaç yıldır tam anlamıyla bir toplumsal proje haline gelmiş ve özel sektör ile sivil toplumun itici gücü ile şekillenir olmuştur. Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve siyasal gelişimine ivme kazandıran bu süreç, Avrupa tarafından yeterince iyi kavranıp değerlendirilememiştir. Oysa böyle bir momentumun yalnız Türkiye'nin değil, AB'nin de geleceğini de yakından ilgilendirdiği açıktır.'' Türkiye'nin 21. Yüzyıl'ın ilk çeyreği dolmadan, huzur ve refahı toplumuna yaygınlaştırmış, laik, demokratik bir ülke olarak dünyanın geleceğinde söz sahibi olan gelişmiş ülkeler arasında yer alacağını söyleyen Kayhan, ''Buradaki belirleyici unsur, AB'nin Türkiye hakkındaki kararı değil, Türkiye'nin kendi geleceği hakkındaki kararıdır'' diye konuştu.
Kopenhag Zirvesi'nde alınan kararın, beklentilerden farklı olmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Kayhan, çünkü her pazarlık sürecinde iki tarafın da ilk pozisyonlarından farklı bir noktada buluşacağını anlattı.
Kopenhag sonrası tespit edilmesi gereken en önemli gerçeğin, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin artık yeni bir evreye gireceği olduğunu vurgulayan Kayhan, Türkiye'nin, 5 yıl içerisinde, AB ilişkilerini ''küllerinden yeniden doğar hale getirmekle'' kalmadığını, ilk kez dişediş pazarlık yapabildiği, bir büyük devlet olarak ağırlık koyduğu bir noktaya ulaştığını kaydetti.
AVRUPALI MUHATAPLARA MESAJ
''Ancak Avrupalı muhataplarımızın da şunu çok iyi kavraması gerekiyor'' diyen Kayhan, sağlıklı bir bütünleşmenin gerçekleşmesinde toplumsal motivasyonun önemine dikkati çekti ve toplumun ilgi ve beklentilerinin en yüksek olduğu bu noktada aylara bile hassasiyet gösterilmesinin doğal olduğunu belirtti.
Kayhan, böyle bir motivasyonu kırmanın uzun vadede Avrupa'nın bu bütünleşmeden sağlayacağı yararı da azaltacağını belirtti.
Türkiye'nin içine girdiği ekonomik, sosyal ve siyasal reform sürecinin AB ile ilişkilerinden kaynaklanan bir görevler manzumesi olmadığını anlatan Kayhan, ''Bu sürecin tamamlanmasının ivediliği, Türkiye'ye verilen müzakere tarihinin yakınlığı-uzaklığı, netliği ya da bulanıklığı ile ilişkisi olmaksızın ülke gündeminin birinci sırasında bulunmaktadır ve bunun gereği her gelişmeden bağımsız olarak yerine getirilmelidir'' dedi.
KIBRIS KONUSU
Kıbrıs sorununa da değinen Kayhan, Annan Planı ortaya çıkarıldığında Türk tarafı olarak samimiyetle çözüm arayaşının ortaya konduğunu ve ilk kez müzakere zemini doğduğunu belirtti.
Kayhan, hedefin, Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüme ulaşmak olduğunu ve zorlu bir müzakere süreci ile Kıbrıs Türk Kesimi'nin hayati çıkarlarını koruyarak çözüme ulaşmanın hayal olmadığını anlattı.
Kıbrıs konusu o noktaya taşındıktan sonra ''çözemedik'' demenin mümkün olmadığını ifade eden Kayhan, ''Bir politik risk alınacaksa, bundan daha iyi bir alan, bundan daha uygun bir zaman bulmak da mümkün değildir'' diye konuştu.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:54