Kılıçdaroğlu, 'Kan akmaması bizim de arzumuz'
STAR TV Ana haber bültenine konuk olan CHP Lideri Kılıçdaroğlu ‘çözüm süreci’ ile AKP-İmralı-Kandil görüşmeleri hakkında Nazlı Çelik’in sorularını şöyle yanıtladı;
Nazlı ÇELİK- CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu stüdyomuzda. Hem Türkiye’nin, hem de CHP’nin sıcak başlıklarını birlikte konuşacağız. Hoşgeldiniz Sayın Kılıçdaroğlu.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hoşbulduk efendim.
Nazlı ÇELİK- Çözüm süreciyle başlamak istiyorum. Malum en sıcak gündem maddelerinden biri son dönemde. Tam karşılıklı ılımlı mesajlar gelmeye başladı derken Kandil’in Öcalan Nisan’daki PKK kongremize gelmez ise savaşmaya devam ederiz açıklaması ve hemen ardından Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın bir yanıtı oldu buna. Zamansız ve yersiz bir açıklamaydı dedi.
Şimdi Öcalan’ın hazırladığı taslakta ki 3 sayfa olduğunu varsayıyoruz.
Kemal KILIÇDAROĞLU- 3 sayfa olduğu söyleniyor.
Nazlı ÇELİK- Öcalan’a af, özerklik ve ana dilde eğitim gibi maddeler var mı? Bu konuda bilginiz var mı ve siz sürecin geldiği noktaya nasıl bakıyorsunuz Sayın Kılıçdaroğlu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Herhangi bir bilgimiz yok. Zaten bize herhangi bir şekilde bilgide verilmiyor. Tabi önce şunu söyleyeyim, kan akmaması, çatışma olmaması bizimde arzumuz. Her vatandaşın arzusu gibi bizimde arzumuz. Bu sorun çözülmeli mi? Evet bu sorun çözülmeli. Nasıl çözülmeli? Toplumsal uzlaşmayla çözülmeli. Parlamentoda çözülmeli. Adres olarak biz parlamentoyu da gösterdik. Ama bunların hiçbirisi gerçekleşmedi. Şimdi bir müzakere süreci gidiyor. Ana aktörün İmralı olduğu söyleniyor. Onunla oturup masada pazarlıklar yapılıyor. Sonra varılan sonuçlar Kandil’e götürülüyor. Kandil’de oturulup konuşuluyor, onlar demeç veriyorlar.
Geldiğimiz nokta şu; bakanların bilgi sahibi olmadığı, milletvekillerinin bilgi sahibi olmadığı, Türkiye’de medyanın bilgi sahibi olmadığı, muhalefetin bilgi sahibi olmadığı bir süreç yaşanıyor. Kim biliyor? Kandil biliyor, İmralı biliyor, hükümetten birkaç kişi biliyor.
Şimdi en sağlıklı bilgiyi ya da en ayrıntılı bilgileri nereden alıyoruz? Kandil’den alıyoruz. 3 sayfalık metin geldi diyor. Herhalde bir söz verilmiş ki Nisan ayında Öcalan kongrelerine katılmazsa çatışma başlayacağını söyleyebiliyor. Hemen Yalçın Akdoğan neden bunu erken açıklandın diyor. Aralarında bir uzlaşma var. Görülüyor bu uzlaşma. Samimi olmayan, birbirine güvenmeyen iki tarafın kendi aralarında vardıkları ama kamuoyundan ısrarla gizledikleri bir çerçeve var.
Şimdi bu çerçeve ne kadar sağlıklıdır, ne kadar tutarlıdır, ne kadar uygulamaya konabilir bilmiyoruz. Hükümet cesaret edip getirebilir mi bunu? Onu da bilmiyoruz ama Kandil şu açıklamayı yapıyor. Siz eğer verdiğiniz sözü tutmazsanız biz bu açıklamayı kamuoyuyla paylaşacağız diyor.
Nazlı ÇELİK- Sezgin Tanrıkulu’nun 70 maddelik bir önerisi oldu meclis başkanlığına. Bu sizin bilginiz dahilinde mi oldu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Tabi bizim bütün milletvekillerinin ortak imzasıyla gerçekleşen bir kanun teklifi.
Nazlı ÇELİK- Barajın %3’e indirilmesi yine maddeler arasında.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Daha önce parça parça verilen kanun teklifleri vardı. Bu kanun tekliflerinin tümü birleştirildi tek kanun teklifi olarak verildi.
Nazlı ÇELİK- Şimdi üç önemli başlıktan bahsediliyor. Ana dilde eğitime siz destek verir misiniz ileride? CHP olarak nasıl bakarsınız buna?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Şöyle söyleyeyim, kişiler kendi ana dillerini öğrenebilmeliler, ana dili öğrenimi konusunda eğitim verilmeli. Burada herhangi bir sorunumuz yok. Ama onun dışında ana dilde eğitim, yani tarih, coğrafya, matematik, fizik, kimya gibi derslerin tümüyle Türkçe’nin dışında başka bir dilden verilmesinin doğru olmadığına inanıyoruz.
Nazlı ÇELİK- Bu sürecin sonunda Öcalan’a ev hapsi eğer gündeme gelir ise CHP’nin bu noktada, ana muhalefetin bu noktadaki tavrı ne olur?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bir gerekçesi olmazı lazım herhalde hükümetin bu çerçevede. Hangi gerekçeyle çıkaracak?
Nazlı ÇELİK- Peki bir anlaşma noktasında eğer ev hapsi…
Kemal KILIÇDAROĞLU- Nedir anlaşma? Biz bilmiyoruz. Şimdi bu sorunun muhatabı aslında normalde hükümetin olması lazım, hükümete sorulması lazım. Böyle bir şey var ne diyorsunuz diye. Bizim haberimiz yok, bilgimizde yok. İmralı’da bir pazarlık masası kuruldu mu? Kuruldu zaten. Görüşmeler yapılıyor mu? Yapılıyor zaten. O görüşmeler yapılmalı mı? Biz o çerçevede de düşüncelerimizi söyledik. Devletin bu tür bir sürecin içine girmemesi gerektiğini, meşru organlar aracılığıyla bu görüşmenin yapılması gerektiğini söyledik. HDP var parlamentoda. HDP pekala bu görüşme sürecinin içinde ana aktör olarak kullanılabilirdi ama bunları yapmadılar. Birebir kapalı kapılar ardında görüşmeler yapılıyor. Mutabakat nedir bilmiyoruz. Dolayısıyla bu konuda bizim yorum yapmamız doğruda olmaz zaten. Yani bilmediğimiz bir konuda bizim yorum yapmamız, bilmediğimiz bir konuda bizim görüş açıklamamız doğru değil.
Nazlı ÇELİK- Onu o gün geldiğinde tekrar bakarız o zaman diyoruz.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Elbette. Bakın şimdi Nazlı hanım, parlamentoya bir yasa teklifi geldi, tasarısı geldi. Biz o tasarıda bir maddeye karşı çıktık. Çünkü orada faili meçhullere yol açacak, cinayetlere yol açacak düzenlemeler vardı. Duyarlılığımızı söyledik ve o maddeyi oradan çıkardılar ve değiştirdiler. Biz o teklife, tasarıya evet dedik destek verdik. Onun bir maddesi de şu; yapılan bu görüşmeler konusunda kamuoyuna bilgi verilir. Parlamentonun iradesi böyle, hükümette böyle söylüyor.
Nazlı ÇELİK- Burada şeffaflık eksik diyorsunuz o zaman. Bu tür görüşmeler kendi aralarında yapılıyor ama biz bilgilendirilmiyoruz.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Ama şimdi bakın Nazlı hanım, siz kalkar parlamentoya bu teklifi getiriyorsunuz bakanlar kurulu kararıyla parlamentoda görüşülüyor. Parlamentoda evet diyor. O zaman siz parlamentonun iradesini çöp sepetine atıyorsunuz diyorsunuz ki biz bu görüşmeleri gizli götüreceğiz. Kamuoyuna bilgi verin. Hayır bilgide vermeyeceğiz. Kandil bilgi veriyor, erken konuşuyorsun sakın ola ki konuşma diye ayar çekiliyor.
Nazlı ÇELİK- Şimdi bu konuşmalardan da yola çıkarak siz her seferinde AKP’yle HDP, BDP arasında bir ittifak olduğunu söylüyorsunuz. Elinizde bir somut delil var mı? Neye dayandırıyorsunuz yani bunu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Somut delile gerek yok zaten bütün her şey meydanda pekala görüşüyorlar. Gizli tutalım diyorlar gizli tutuluyor. Konuşmayalım diyorlar konuşuluyor. Arada bir Kandil oyun bozanlık yapıp düşüncelerini açıkladığı zaman ona ayar veriliyor sende sus deniliyor. Dolayısıyla kendi aralarında bir görüşme var. Zaman zamanda belki büyük bir ihtimalle kendi kapalı kapılar ardında siz bizi eleştirin, bizde sizi eleştirelim böylece kendi kamuoyumuzu da aldatmış oluruz diye bir düşünce. Yani bu hepimizin üç aşağı, beş yukarı bildiği bir gerçek.
Nazlı ÇELİK- Şimdi Kandil’den böyle bir açıklama geldi ama ben önceki gün AKP grup başkanvekili Mahir Ünal’ı konuk ettiğimde de kafalarındaki taslağı ve görüşmelerin gittiği noktaya göre Mart, Nisan ayında PKK’nın silahsızlandırmayı hedeflediklerini söylediler. Bu gerçekçi geliyor mu size? Olası bir durum mu seçim öncesinde?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Silahsızlandırırlarsa memnun oluruz. Yani kim memnun olmaz?
YÜCE DİVAN TARTIŞMASI
CHP Lideri Kılıçdaroğlu Star Tv anahaber bülteninde 4 eski Bakana Yüce Divan yolunu gösterdi ve soruları şöyle yanıtladı.
Nazlı ÇELİK- Çok sıcak gündem maddeleri var o yüzden hızlı hızlı ilerleyeceğim ama 4 bakanla ilgili yüce divan oylamasıyla ilgili malum 5 Ocak’a kaldı yeni yılda tekrar görüşülecek. Bende o gün meclisteydim hatta sizinle görüşmemde de tam ara vermişti komisyon üyeleri. AKP’li 9 üyenin evet oyu verebileceğini düşünüyor musunuz? Nasıl bir sonuç bekliyorsunuz orada?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Soruşturma komisyonuna 4 bakanın gidip biz yüce divana gidip aklanmak istiyoruz demesi lazım. Ahlak bunu gerektirir. Kendilerine güveniyorlarsa, herhangi bir yolsuzluğa bulaşmadılarsa o anlayışta bunu gerektirir. Ben gidip aklanmak istiyorum. Nerede aklanacağım ben? Soruşturma komisyonu beni aklamayacak. TBMM’de beni aklamayacak. Benim aklanacağım yer bütün dünyada demokrasilerde hukuktur. Yani gidersiniz mahkemede beraat edersiniz çıkarsınız toplumun önüne dersiniz ki benim hiçbir suçum yok, ben aklandım ve geldim.
Şimdi kapalı kapılar ardında görüşmelerin yapıldığını, bazı taktiklerin güdüldüğünü hepimiz biliyoruz üç aşağı beş yukarı.
Nazlı ÇELİK- Sizin baskı iddialarınız vardı hatta saatlerin değiştirilmesi vs.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet yani bütün bunların hepsi kamuoyu önünde oluyor. Bu bizi rahatsız ediyor. Aslında bizden çok suçlanan kişileri rahatsız etmesi lazım. Ben gidip aklanmak istiyorum demesi lazım onların. Ama demiyorlar. Neden? Herhalde suçlularda onun için.
Nazlı ÇELİK- Peki AKP’li 9 üye bu noktada ne yapar? Ne olacağını düşünüyorsunuz? Nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Ben isterim ki sadece AKP’li değil bütün milletvekilleri vicdanlarının sesini dinleyip ortadaki belgeleri, bulguları, ifadeleri, bilirkişi raporlarına bakıp karar versinler. Benim isteğim o.
Nazlı ÇELİK- Peki bu kararı vermezse CHP nasıl bir yol izleyecek bundan sonra?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Ama bakın, 9 milletvekili bir başka otoriteden gelen telkinle oy kullanıyorlarsa o soruşturma komisyonu soruşturma komisyonu değildir. Oradaki kişilerde soruşturma komisyonunun bildiğimiz bağımsız üyeleri değildir. Buna özellikle soruşturma komisyonunda görev alan bütün milletvekillerinin dikkat etmesi lazım. Sonuçta onların vereceği karar tarihe not düşme anlamına geliyor.
Nazlı ÇELİK- 5 Ocak aynı zamanda Türkiye’de bir ilkede tanık olacak. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan bakanlar kuruluna başkanlık edecek. Bu başkanlık sistemine geçiş için acaba yeni bir viraj mı öyle diyelim.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır başkanlık sistemine geçmenin yolu belli zaten. Anayasa değişmediği sürece başkanlık sistemi olmaz. Ama burada Sayın Cumhurbaşkanının gidip bakanlar kuruluna başkanlık yapması bence doğru değil. Bizim geleneklerimizde de yok. Bu şu anlama geliyor aslında.
Nazlı ÇELİK- Metin Külünk’ünde Erdoğan için devlet başkanı ifadesi kullanmıştı hatırlıyorsunuz.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet. Yani bir Başbakan var, bu Başbakan benim vesayetim altında ben ne dersem onu yapıyor. Zaten başkanlık yapıyorum, o da yanımda oturacak, yanımda duracak.
Şimdi bu Başbakanın konumuyla alay etmek demektir. Konumunu hiçe saymak demektir. Cumhurbaşkanı icra organı değil. Farklı bir konumu var onun. Bizim geleneklerimizde var, örfümüzde var, yasalarda var. Siz kalkıp da doğrudan doğruya bütçeden sorumlu olan, bütçenin uygulanmasından sorumlu olan Başbakanın koltuğuna oturup da ben bakanlar kurulunu yöneteceğim dediğiniz zaman bu olmaz. Parlamenter sistemde bu olmaz. Çünkü parlamenter sistemin temel özelliği bütçenin uygulanmasından sorumlu kimse hesabı da o verecek. Sayın Erdoğan’ın sorumluluğu var mı? Hayır. Hesap veriyor mu? Hayır hesapta vermiyor. Vatana ihanet hariç hiçbir sorumluluğu yoktur. Hiçbir şekilde suçlanamaz. O zaman olması gereken Sayın Erdoğan’ın Davutoğlu’nun konumunu güçlendirmesi lazım. Şuanda Davutoğlu vesayet altında ve yönetemiyor.
Nazlı ÇELİK- Nasıl güçlendirecek, yani orada ne yapması lazım?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bakın o kadar yönetemiyor ki, çok tipik örnek vereceğim size. En son bir tasarruf genelgesi yayınladılar orada da işte plaket verilmeyecektir bundan sonra tasarrufa uyacağız diye. Oysa daha önce zaten plaket verilmeyeceği ve bunun tasarruf nedeniyle ortadan kaldırıldığı bir başka Başbakanlık genelgesiyle zaten bu ortaya konmuş durumda.
Nazlı ÇELİK- Ama uygulanmıyordu. Belki onu tekrar uygulamaya sokmak içinde bir…
Kemal KILIÇDAROĞLU- İkinci genelgeye gerek yok. Başbakanlık bir tane zaten. Eğer ikinci genelge çıkarıyorsanız buna da uyulmayacak arkadan bir üçüncü genelgemi çıkaracaksınız? Uymayan insanlara yaptırımını yapacaksınız siz Başbakansınız. Siz eğer o yaptırımı yapamıyorsanız veya devletin ne olduğunu bilmiyorsanız, devletin nasıl yönetileceğini bilmiyorsanız orada sorun var. Davutoğlu şuanda devleti nasıl yöneteceğini bilmiyor. Bunu açıklıkla kendisine de söyledim zaten.
Nazlı ÇELİK- Ne dediniz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bütçe görüşmelerinde sizi Başbakan olarak biz muhatap almak istiyoruz ama siz gerçekten Başbakanlık yapmak istiyorsanız hukuku uygulayacaksınız, geleneklere sadık kalacaksınız. Başbakan olarak eğer Cumhurbaşkanı sizin görev alanınıza müdahale ediyorsa bir dakika benim görev alanıma müdahale edemezsiniz diyeceksiniz. Eğer bunu demiyorsanız vesayet altındaki bir kişinin bu ülkede Başbakanlık yapamayacağını hepimizin bilmesi gerekiyor.
'GÜLEN'İN AKP’YLE YAPILAN İŞBİRLİĞİNİ AÇIKLAMASINI İSTERİM'
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu güncel gelişmeleri Star Tv ana haber bülteninde değerlendirdi ve soruları şöyle yanıtladı;
Nazlı ÇELİK- Bugünün sıcak gelişmelerinden, başlıklarından biraz sorum var. 16 yaşındaki lise öğrencisi Konya’da Cumhurbaşkanına hakaretten sonra anma töreninin ardından yaptığı konuşma nedeniyle tutuklandı. Bununla ilgili ne demek istersiniz, nedir yorumunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Nazlı hanım ne dediniz? 16 yaşındaki çocuk dediniz…
Nazlı ÇELİK- Gerçi Adalet Bakanlığı kovuşturma izni vermezse yine takipsizlik olarak sonuçlanır.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bu bir lise öğrencisi, konuşmayı yapıyor. Şu veya bu şekilde belli kişileri, belli makamları incitmiş olabilir ama bu bir çocuk. Bizim çocuğumuz, bu ülkenin çocuğu. Onu kazanmamız lazım kaybetmemiz değil. Alıyorsunuz bunu doğrudan doğruya gidiyorsunuz okuldan alıyorsunuz sanki bir caniymiş gibi, katilmiş gibi alıyorsunuz okuldan getiriyorsunuz, yargıcın karşısına çıkarıyorsunuz ve oda alıp hapse atıyor. Dünyanın yüzüne nasıl bakacağız biz? Çağdaş dünyanın yüzüne nasıl bakacağız biz? Velev ki diyelim o çocuk gerçekten amacı aşan bir şeyler söyledi. Alıp bunu eğitmek, bunun yanlış olduğunu ona öğretmek bizim görevimiz değil mi? Bu ülkenin öğretmenlerinin görevi değil mi? Bu ülkenin hakiminin görevi değil mi? Hakim kalkıp da onu hapse atacak, tutuklatacak. Yazık günah değil mi bu çocuğa.
Ben şunu içime sindiremiyorum. Hırsızların, özür dilerim bu sözcüğü kullandığım için ama bu halkın çok sık kullandığı bir deyim. Hırsızların elini kolunu sallayarak gezdiği bir ülkede 16 yaşındaki bir çocuğun hırsızları eleştirmesi nedeniyle kalkıp hapse atılmasını benim vicdanım kabul etmiyor. Bu ülkede hangi insanın vicdanı kabul eder bunu? O çocuk buna isyan ediyor. Amacını aşmış ifadeler kullanmış olabilir buna da itirazım yok. Yani kullanmamalı. Söylenebilir ama bu çocuk eğitilmeli. O çocuğu siz alıp hapse attığınız andan itibaren siz başka bir sürecin içine sokacaksınız o gencecik çocuğu.
Nazlı ÇELİK- Az öncede izledik Ankara TİB’i gömelim önerisinde bulundu. Çünkü birçok dinleme kaydının olduğu konuşuluyor hatta 300 trilyon belgeyi dolduracak kadar dinleme var diyor. Muhtemeldir ki sizin de telefon konuşmalarınız vardır aralarında ve yeni internet düzenlemesiyle birlikte tartışıyor bunu bugünlerde Ankara. Bu konudaki yorumunuzu merak ediyorum.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bu ülkeyi 12 yıl kim yönetiyordu? AKP. 12 yıl. Defalarca ama defalarca parlamento kürsüsü dahil yasa dışı dinlemelerin ne kadar sakıncalı olduğunu anlattık. Dönemin dinlemelerden sorumlu diyelim, iletişimden sorumlu bakanı çıkıp TBMM kürsüsünde dedi ki, korkacak bir şeyiniz yoksa dinlenmekten neden korkuyorsunuz. Çekinecek bir şeyiniz yoksa dinlemelerden niye korkuyorsunuz. Yasadışı dinlemelere meşruiyet kazandırdılar. Ne zamana kadar? Kendilerinin dinlendiği ortaya çıkıncaya kadar. Bende dönüp onlara soruyorum korkacak bir şeyiniz yoksa neden itiraz ettiniz? 17 Aralık – 25 Aralık rüşvet olayları cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk olayları, en büyük rüşvet olayları değil miydi? Evet. 4 bakanınız istifa etti mi? Evet. Dinlemelerin aşağı yukarı %100’ü mahkeme kararıyla mıydı? Evet mahkeme kararıylaydı. Ne olarak milletin önüne koydunuz bu tabloyu? Darbe olarak koydunuz. Neyin darbesi? Eğer darbeyse bakanlar niye istifa ediyor? İstifa etmesinler.
Nazlı ÇELİK- Dinlemelerin illegal olarak yapılmış olması bu konuda…
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bir hükümet yasadışı dinlemeye kapı aralarsa kendisinin de dinleneceğini bilmeliydi. Bu hükümet aslında 12 yıldır ülkeyi kendisinin yönetmediğini itiraf etti. Biz yönetmedik diyor paralel devlet yönetti diyor. Yargıtay’a yargıçları kim? Paralel devlet götürdü. Bir üst düzey bürokratlar? Paralel devlet yaptı. Bakanlar? Paralel devletin bakanıydı. Siz ne yapıyordunuz?
Nazlı ÇELİK- Tam paralel yapılanma demişken Samanyolu televizyonu ve ardından Zaman gazetesine yapılan operasyon. Ekrem Dumanlı’yla hiçbir şekilde irtibata geçtiniz mi öncesinde, sonrasında bir görüşmeniz oldu mu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Sonrasında geçmiş olsun dedim. Telefon açıp geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Öncesinde hayır.
Nazlı ÇELİK- Tutuklama itirazı da reddedildi bugün gerçi.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Şimdi bakınız, Ergenekon, Oda TV duruşmalarında ya da soruşturmalarında ya da aramalarında da hep onların yanında olduk. Haksız kimse haksızın karşısında olduk. Kim mazlumsa, kim haksızlığa uğramışsa onu da savunduk. Onun kimliği, inancı, yaşam tarzı bizi ilgilendirmiyor. Biz ona insan olarak bakıyoruz. Hukukun üstünlüğü çerçevesinde o insanın görevini yapmasını istiyoruz. Gazetecilerin tutuklanmaları, gözaltına alınmaları, sabahın köründe kapılarının kırılması veya onların gözaltına alınması, haksız yere aylarca, hatta yıllarca içeride tutulmaları. Yani baktığınız zaman bu tablo bizim kaldıracağımız türden bir tablo değil ve biz bunu eleştiririz. O olayda da eleştirdik. Eğer diyorlarsa ki silahlı terör örgütü üyeleridir vs. delillerini koyarlar ortaya. Delillerini koyduktan sonra, mahkemeye sevk ettikten sonra ve mahkemede siyasi iktidarın sopası olmamak kaydıyla, yani vicdanıyla karar veren yargıçlar olduğu sürece bizim itiraz edeceğimiz birçok yok zaten. Bakarız bizde olaya. Silahlar çıkar, başka şeyler çıkar, deliller ortaya konur. Bizde eğer birisi suç işlemişse neden suç işledin diye herhalde kalkıp da onu gereksiz yere savunmayız. Neye göre savunuruz biz onu? Haksız yere gözaltına alınırsa, haksız yere tutuklanırsa, haksızlığa uğrarsa biz bunu eleştiririz.
Nazlı ÇELİK- Yine partinizden bir isim Güler’in bir açıklaması oldu noktada. Her ne kadar parti yönetimi inkar etse de CHP cemaatle birlikte bir ittifak yapıyor sözleri. Neye dayanarak yaptı sizce bu sözleri? Böyle bir şey sözkonusu mu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bilmiyorum neye göre yapıldığını ama gerçekten bende merak ediyorum.
Nazlı ÇELİK- Partinin içinden olması çünkü böyle bir açıklamanın…
Kemal KILIÇDAROĞLU- Evet olabilir yani yaptı açıklamayı. Bizde tabi disiplin kuruluna…
Nazlı ÇELİK- Hiç sordunuz mu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır disiplin kuruluna verdik. Disiplin kuruluna gidecek herhalde delilleri sunacaktır. Bizde merak ediyoruz. Yani nasıl irtibata geçmişiz, nasıl ortaklık yapmışız doğrusunu isterseniz bende merak ediyorum. Delilleri göreceğiz.
Nazlı ÇELİK- Göreceksiniz sizde peki. İhraç meselesine geleceğim ama yine son dönemin çok tartışmalı bir konusu Şişli Belediyesi. Sarıgül ve Hayri İnönü arasında yaşanan mesele. Genel Merkez nezdinde benim bildiğim kadarıyla bir barış sağlandığını düşünüyorduk sizin nezdinizde.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Şuanda herhangi bir sorun yok.
Nazlı ÇELİK- Şimdi burada bana tuhaf gelen CHP’li Başkanı kendi partisinde 29 meclis üyesinin de desteğinin olmayışı. Çünkü nihayetinde bakarsanız belediye başkanının her türlü talebini karara bağlayacak olan belediye meclis üyeleri ve hatta bu açıklamanın ardından da AKP’li üyelerde var gibi değişik bir manzara oluştu. Ne diyorsunuz yani nedir oradaki mesele?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Bunların hepsi düzelir. Yani orada benim anladığım kadarıyla…
Nazlı ÇELİK- Neden çıktı yani böyle bir tartışma?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Çıkışına bakmamak lazım. Sonuçlanması bence çok daha önemli. Sonuçlandı.
Nazlı ÇELİK- Siz tarafları dinlediniz. Kimi haklı buldunuz bu noktada?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Dinledim tabi ama bu tabi aile içi bir tartışma. Ben aile içi bir tartışmayı gelip de herhalde sizde takdir edersiniz Nazlı hanım televizyon ekranlarında bunu tartışmak istemem. Ama sorun büyük ölçüde aşıldı zaten.
Nazlı ÇELİK- Peki yani bir tehdit olayı sözkonusu olmuş muydu?
Kemal KILIÇDAROĞLU- O konuda eğer tehdide uğrayan birisi var ki bunu açıkladı. Herhalde cumhuriyet savcılığına gidip şikayetini yapmıştır.
Nazlı ÇELİK- Emir Sarıgül’ün istifasını siz mi talep ettiniz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Kendi arzusuyla istifa edeceğini ifade etti. Önceden bana bilgi verildi.
Nazlı ÇELİK- İktidarın, özelliklede Başbakan Davutoğlu’nun da bu noktada açıklamaları oldu. Önce Şişli’yi hallet sonra bizi eleştir diyor. Ne diyeceksiniz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Yani bizi eleştireceği tek alan olarak Şişli Belediyesi olarak mı görüyor bizi? Yani bu da kendisinin ne kadar küçük düşündüğünü gösteriyor.
Şişli’de bir Belediye Başkanımız var. Halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanımız var. Şişli Belediyesinin yönetiminde şuanda, halka dönük yönetimde herhangi bir sorun yok. Parti içi yönetimde var olan sorunda çözüldü.
Nazlı ÇELİK- Şimdi parti içi ihraçlara geleceğim. Çünkü sanıyorum Eylül ayında yine bu stüdyoda yaptığımız canlı yayında parti aleyhinde konuşanlara farklı davranacağım affetmeyeceğim demiştiniz aslında. Görünen öyle de oldu. Çünkü sizin Genel Başkanlık döneminizdeki ilk ihraç oldu Süheyl Batum ve ardından deminde söylediğim gibi Birgül Ayman Güler ve Hüseyin Aygün disiplin kuruluna sevk edildi. Bu noktada kınama aldılar.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Almadılar daha.
Nazlı ÇELİK- Almadılar ama disiplin kuruluna sevk edildiler. Daha keskin bir Kılıçdaroğlu görüyorum ben. Sizde öyle düşünüyor musunuz?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Nazlı hanım, kurultayda delegelere söz verdim parti içinde bizim kabul edemeyeceğimiz türden açıklamaların yapılmasına izin vermeyeceğimi kurultayda dile getirdim. Dolayısıyla kurultay üyelerine bir söz verdim. Verdiğim sözün arkasında da durmam gerekirdi. Partiyi rahatsız eden, kafa karışıklığına yol açan söylemlerde kim bulunuyorsa gereğini yapacağız tabi disiplin kuruluna vereceğiz. Bizde onu yaptık zaten.
Nazlı ÇELİK- Seçim öncesinde veya sonrasında Fethullah Gülen’le görüşen milletvekiliniz, parti meclisi üyeniz oldu mu? Şimdi Birgül Ayman Güler’in bu söyleminden yola çıkarsak.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır yani, tabi benim kalkıp da tek tek milletvekillerine siz Fethullah Gülen’le veya cemaatin bir önemli yetkilisiyle görüştünüz mü diye soru sormadım tabi. Yani böyle bir soruda çok…
Nazlı ÇELİK- Gülen iade edilmeli sizce?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Ona biz değil ona Amerika karar verecek. Tabi delillere bakılacaktır. O deliller iade edilmesini gerektiriyorsa iade edilsin. Ama ben belki bu vesileyle Gülen’in geçmiş 12 yılda AKP’yle yapılan bütün görüşmeleri ve işbirliğini açıklamasını isterim.
Nazlı ÇELİK- Bu da mahkeme nezdinde o zaman.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Hayır mahkeme olsun veya olmasın. Erdoğan, dönemin Başbakanı şunu söylemişti. Ne istediniz de vermedik? Şimdi merak ediyorum, demek ki her istediğinizi verdik ama siz bunu yaptınız diyor. O zaman neleri istediler ve Erdoğan neleri verdi? Bizim bunu öğrenme hakkımız var. Öyle anlaşılıyor ki, Başbakan bunu açıklamayacak. O zaman açıklama Gülen’e düşüyor. Onun açıklaması lazım.
Nazlı ÇELİK- Hülya Avşar polemiğine geri döneceğim. Saray ziyareti sonrasında yaptığı bir açıklama vardı. Yalakadan sanatçı olmaz dediniz. Bu sözlerinizin arkasında mısınız? Ardından iki tane dava açtı size.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Dava açabilir o çok önemli değil benim açımdan ama bence o dosyayı kapatalım. Çünkü…
Nazlı ÇELİK- Hayır şunu soracağım. Bir sanatçının Cumhurbaşkanıyla görüşmesi veya görüşmesinden sonra böyle bir açıklama yapması, beğenisini ifade etmesi kabul edilebilir bir şey değil mi sizin nezdinizde?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Sanatçılar Cumhurbaşkanıyla da görüşürler, başka bir kişiyle de görüşürler. Bunlara yönelik benim zaten bir eleştirim yok. Niye gidip görüştünüz diye…
Nazlı ÇELİK- Peki yalaka sıfatı nedendi o zaman?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Sarayla ilgili olarak kullandığı ifadeler. Saray kaçak saray. Bakın, saray kaçak saray. Adalet Bakanı sarayın kaçak olduğunu TBMM kürsüsünde söyledi. Bir sanatçı kaçağı savunmamalı. Kaçağı savunduğunuz andan itibaren yasadışı işlemleri ben savunuyorum anlamına gelir bu. Hele hele göklere çıkarmak gibi bir ifadeyi hiç kullanmamalı. Şu çok önemlidir. Şunu söylediler; efendim işte AKP’li sanatçı olmaz mı? Elbette olur. Biz illa sanatçının bir siyasi görüşü olsun ya da olmasın diye…
Nazlı ÇELİK- Ana muhalefete yakın isimlerde var.
Kemal KILIÇDAROĞLU- Tabi. Ana muhalefete sempati duyanlarda var, kızanlarda var, beni eleştirenlerde var. Bunların hepsine saygı duyarız zaten. Yani sanatı ben farklı bir şekilde anlıyorum. Sanatçıyı da farklı anlıyorum. Sanatçı aykırı insandır. Doğası gereği aykırı insandır. Yani rüzgara karşı yürüyen insandır. Nazım Hikmet’in mezar taşında Nazım’ın rüzgara karşı yürüdüğü resmedilmiştir sanatçı olduğu için. Sanatı biz…
Nazlı ÇELİK- Kaçak saraya övgü o zaman sizi bu noktaya getirdi öyle mi?
Kemal KILIÇDAROĞLU- Elbette. Yoksa bir kişi gider romanını yazar, sinemasını yapar, karikatürünü çizer, makalesini yazar. Yani sanatçıyı ben farklı görüyorum. Aykırılıkların uyumudur aslında sanat. Son tanımı böyledir sanatın tanımı.
Dolayısıyla siz eğer aykırı değilseniz, aykırılığı seslendirmiyorsanız toplum adına zaten ses getiren sanatçı olamazsınız. Yani bu bütün dünyada böyledir.