Gündem
  • 21.9.2012 16:11

Kılıç'tan uzun tutukluluk süreleriyle ilgili açıklama

ANKARA - Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, uzun tutukluluk nedeniyle hak ihlaline uğradığını düşünen tutukluların, bu ayın 23'ünden sonra tahliye talebinde bulunup, tahliye talebi reddedilir ve bir üst mahkemeye yapılan müracaat da reddedilirse bunun kesinleşmiş karar kabul edileceğini belirterek, ''Bundan böyle tutuklu olan arkadaşların bu müracaatları hak ihlali varsa bakılacak, burada sonuçlanacak. Ama ben şarta bağlı konuşuyorum, buradaki iki bölüm bu işe karar verecek olan onlar'' dedi.
     Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nde bireysel başvuru konusunda bilgi vermek üzere gazetelerin Ankara temsilcileriyle kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.
     Uzun tutukluluk nedeniyle hak ihlaline uğradığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapılıp yapılmayacağı yönündeki sorular üzerine Kılıç, öncelikle tutuklulukla ilgili kararın kesin karar olup olmadığı konusunun ele alınması gerektiğini söyledi.
     Mahkemelerde genellikle her ay tutukluluğa itiraz edildiğini anımsatan Kılıç, ''Her duruşmada her ay tutukluluğun kalkması için talepte bulunulur ama 'devamına' der. Devamına denilen karar bir üst mahkemeye götürülür. İtirazen o da 'devamına' derse bu bir kesin karardır artık. Bu Anayasa Mahkemesi'ne geldiğinde arkadaşlarımız, bölümlerimiz, mahkemelerimiz, 'evet, bu bir kesin karardır, biz bunu kabul ediyoruz' derse artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) aradığı kriterleri tabii ki burada herhalde gözetecektir'' dedi.
    
     - ''Uzun tutuklulukla ilgili başvuru yapılabilir'' -
    
     Dava devam ederken tutukluluğa yapılan itirazlar için verilen kararın kesin sayılıp sayılmayacağı yönündeki sorular üzerine Kılıç, ''Bir müracaat olacak ama burası ne karar verecek ben bilmiyorum'' dedi.
     ''Örneğin İlker Başbuğ da uzun tutukluluk nedeniyle başvuru yapabilir mi-'' sorusu üzerine Kılıç, şunları söyledi:
     ''Ayın 23'ünden sonra bir tahliye talebinde bulunur, o tahliye talebi reddedilir, bir üst mahkemeye müracaat eder, o mahkeme de ret kararı verirse o artık kesinleşmiş bir karardır. Bu her ay tekrarlanabilir. Her ay böyle bir kesinleşmiş karar olabilir. Hak ihlali olup olmadığı burada ayrıca değerlendirilecek. 'Hak ihlali değildir' de denilebilir. Onu henüz bilmiyoruz. Bundan böyle tutuklu olan arkadaşların bu müracaatları hak ihlali varsa bakılacak, burada sonuçlanacak. Ama ben şarta bağlı konuşuyorum, buradaki iki mahkeme bu işe karar verecek olan onlar 'evet bu kesinleşmiş bir karardır, biz buna bakabiliriz' derse alacak, bakacak. Ama 'bu kesinleşmiş bir karar değildir' derse yapacak bir şey yok. Ama uzun tutuklulukla ilgili başvuru yapılabilir ve bu da verilecek önemli kararlardan birisi.''
     Türkiye'deki uzun tutukluluk süreleriyle ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) Türkiye aleyhinde ihlal çıkmış çok karar bulunduğunu anımsatan Kılıç, ''Ama AİHM'in kararları da değişkenlik gösteriyor. Mesela 5 ayı uzun tutukluluk süresi kabul etmiş ama 4,5 yılı uzun tutukluluk süresi kabul etmemiş, yani önündeki davaya göre, olayın niteliğine göre, konumuna, durumuna göre AİHM karar vermiş. Ama AİHM, tutukluluğa yapılan itirazın reddini Yargıtay'a gitmesini gerek kalmadan kesinleşmiş sayıyor. Onu kesinleşmiş kabul ediyor. Eğer bizim bu mahkeme de bunu AİHM'deki gibi kabul ederse oturup bakacaklar'' diye konuştu.
    
     -Duruşma da yapılabilir-
    
     Bir soru üzerine Kılıç, hak ihlaline neden olana şu ceza, bu ceza verilir şeklinde bir yaptırımda bulunamayacaklarını belirterek, ancak hak ihlalinin giderilmesiyle ilgili yeniden yargılamayla telafisi mümkün olmayan durumlarda tazminata hükmedebileceklerini söyledi.
     Hak ihlaliyle ilgili dilekçe geldiğini, Adalet Bakanlığı'na göndereceklerini, bakanlığın kamu adına savunma yapabileceğini anlatan Kılıç, bunun dışında mahkemenin verdiği kararların bir örneğinin de yine Adalet Bakanlığı'na gönderileceğini bildirdi.
     Kılıç, bölümlerde incelemenin dosya üzerinden yapılacağını ancak duruşma açma, yapma yetkilerinin de bulunduğunu, istenirse duruşma suretiyle de görevin yerine getirilebileceğini söyledi.
     ''Böyle bir durumda burada Kürtçe savunma yapma da söz konusu olabilir mi'' sorusuna Kılıç, ''Şüphesiz, tabii ki böyle talepler gelebilir'' yanıtını verdi.
    
     -''Yargıdaki tıkanıklıkların acilen çözülmesi lazım''-
    
     Türk yargısının bir bütün olduğunu vurgulayan Kılıç, şunları söyledi:
     ''Eğer bu bütün olan yargının her tarafı başarılı çalışırsa biz de başarılı olabiliriz. Bunu bir motor gibi düşünün. Motorun bir yerinde bir tıkanıklık olursa bu bütün motoru etkileyecektir. Dolayısıyla yargı reformuyla şu anda birikmiş davaları, AİHM'e giden davaları, uzun tutukluluk, uzun yargılama sürelerini yasal düzenlemelerle çözmediğimiz sürece şunu büyük bir samimiyetle söylüyorum ki bireysel başvurunun başarı şansı çok düşüktür. O nedenle yasama ve yürütme organına burada çok görev düşüyor. Onlara sesleniyoruz; yargının içinde bulunduğu bu sorunların çözümü için hem de diğer yargı organlarının bu konuda kendi işlerini yapmak suretiyle bu sistemin çok iyi çalışmasını temin etmek ve mümkün olduğu kadar hak ihlallerini ortadan kaldırmak, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru konusundaki şansının yükseltilmesini temin etmek gerekir. Eğer bunlar yapılmazsa bizim burada 50 bin-100 bin dosyanın altında yıllarca süren incelemelerle etkin bir denetimi yapmamız mümkün değil. Başarısız bir sonuçla karşı karşıya kalacağız, en önemlisi 'etkin denetimi yapmıyor' şeklindeki düşünceye sahip olunacak, AİHM'de görevimizi yapmamış durumuna düşeceğiz. O nedenle yargı reformunun ve yargıdaki tıkanıklıkların acilen çözülmesi lazım.''
     Sorular üzerine, Anayasa'da yargı yolunun kapalı olduğu işlemlere karşı bireysel başvuruda bulunulamayacağını söyleyen Kılıç, Cumhurbaşkanı'nın bireysel yaptığı tasarrufa karşı başvuru yapılamayacağını söyledi. HSYK'nın hakimlerin ihracıyla ilgili kararına yargı yolunun açıldığını anımsatan Kılıç, HSYK'nın onun dışında verdiği kararlara yargı yolu kapalı olduğu için bireysel başvuru yapılamayacağını anlattı.
     Başkan Kılıç, ''Başörtüsü meselesi de Anayasa Mahkemesi kararı üzerinden tartışılıyor. Bununla ilgili de başvuru gelecektir. Bu konuda bir değerlendirme yaptınız mı-'' sorusuna, bölümdeki arkadaşlarının nasıl bir karar vereceğini, nasıl bir tutum sergileyeceklerini bilemediğini söyledi. Onları bağlayıcı, etki altına alıcı bir düşünce, kanaat sarf etmesinin çok doğru ve şık olmayacağını vurgulayan Kılıç ''Böyle bir şeyi şu anda bilemem ama bu konuda bir hak ihlali olan insan varsa buraya başvuracaktır, gelecektir. İlgili arkadaşlar toplanıp kararını verecektir'' dedi.
     Anayasa'nın 90. maddesiyle uluslararası hukukun iç hukuktan üstün tutulduğunu anımsatan Kılıç, bu konuya kürsü hakimlerinin özel önem vermesini istediklerini belirterek, ''Gerçekten 2004'ten beri 90. madde hayata geçirilmiş olsaydı bence bugün bireysel başvurunun açılmasına gerek kalmayacaktı'' diye konuştu.

 

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 15:02

İLGİLİ HABERLER