Gündem
  • 25.9.2009 00:00

'KOMŞULARIMIZLA SORUNLAR ÇÖZÜM YOLUNDA!..'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda ''Hedefimiz; varılacak çözümü en geç 2010 yılı bahar aylarında referanduma götürmek olmalıdır'' dedi.
Birleşmiş Milletler'in 64. Genel Kurul Genel Görüşmeleri'nde Genel Kurul'a hitap eden Erdoğan, ''Ancak 2004 yılında olduğu gibi, Rum uzlaşmazlığı yüzünden yine çözüm bulunamadığı takdirde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası alandaki statüsünün normalleştirilmesi artık ertelenemeyecek bir zorunluluk haline gelecektir. Bu nedenle, müzakerelerin ilanihaye devam edemeyeceğinin, mevcut fırsat penceresinin sonsuza kadar açık kalamayacağının idrak edilmesi ve sürecin başarısı için çaba sarf edilmesi gereklidir'' diye konuştu.


BM GÜVENLİK KONSEYİNİN GÜCÜNÜN ARTTIRILMASINI İSTİYORUZ

Böyle bir tabloda BM'nin önemi ve vazgeçilmezliği netlik kazanıyor. Adil bir düzenin kurulması için BM'nin etkinliğini hep birlikte arttırmak zorundayız. Asla umutsuz değiliz. Küresel barış ve istikrarın olduğuna dair umutlarmız her an diridir.

Türkiye olarak güvenlik konseyinin temsil gücünün arttırılmasını istiyoruz. BM reformu çerçevesinde vurgulamak istediğim diğer konu ise BM Barışı koruma sisteminin iyileştirmesidir.

Özellikle BM harekatlarına birlik katkısı yapan ülkelerin erken ve etkin eşgüdüm, kapasite arttırımı gibi hususlara ilişkin beklentilerine önem verilmesini istiyoruz. Son 7 yıllık süre zarfında tüm komşularımızla sorunlarımızı çözme çabasında olduk. Komşularıyla sorunlarını çözüm yoluna koymuş ilişkilerini son derece iyi konuma getirmiştir. Bölgemizde izlediğimiz yapıcı ve barışçı politika sadece bölgesel değil küresel barışa da hizmet etmektedir. Biz bunu da yeterli görmüyoruz. Komşumuz Yunanistan ile devam eden diyalog süreci bu durumun somut örneğidir. Ermenistan ile olan ilişkilerimiz de meyvelerini vermeye başlamıştır.

Bölge ülkelerinden Türkiye'nin barış ve istikrar vizyonunu paylaşmalarını istiyoruz. Yaşanan kriz sonrasında ortaya koyduğumuz Kafkasya İşbirliği Platformu önemli bir projedir. Bizi ve komşuları ilgilendiren konuların başında Irak'ın toprak bütünlüğü geliyor.

Filistin - İsrail ihtilafının yan yana barış ve güvenlik içinde var olacak iki devlet içinde çözüme kavuşturulmasını dünya barışının vazgeçilmez bir şartı olarak görüyoruz. Türkiye Filistin halkının her zaman yanında olmuş ve bunda nböyle de olmaya devam edecektir. 2008'in sonunda patlak veren Gazze'ye yönelik saldırı kısa sürede insanlık dramına dönüştü. 1400'e yakın insan çocuk kadın burada hayatını kaybetti. 5000'in üzerinde insan yaralandı. BM'nin binaları dahi bu yıkımdan kurtulamadı. Sayın Banki Moon yerinde görmüş ve tepkisini dile getirmiştir.

FİLİSTİN KENDİ HALİNE TERKEDİLDİ

Gazze Raporu da bu gerçeği teyit ediyor. Gazze'deki çatışmaları sona erdiren ve güvenlik konseyinin kararının üzerinden 8 ay geçti. Gazze'nin yeniden imarı için milyarlarca dolarlık taahhütün üzerinden 6 ay geçti. Trajedi devam ediyor. insanlar içilecek su bulamıyor, çadırlarda yaşıyor. Buna karşı biz insani görevimizi yapıyor muyuz? Acaba BM ne yapabiliyor, acaba Güvenlik Konseyi ne yapyor? Gazze için verilen sözler tutulmadı. Gazze saldırının ardından da kendi kaderine terkedildi. Şu anda Gazze'ye inşaat malzemesinin girişine izin verilmiyor. İlaç ve gıda sadece. Biz bu engellerin hemen kaldırılmasını ve yaşamın normale dönmesini talep ediyoruz. Filistin sorunu sadece bir tarafın talepleri ile yürütülemez. İsrail halkının özgürlük talebi kadar Filistin halkının özgürlük talebide önemlidir. Bu barış ancak herkese adil ve eşit davranılması sonucu mümkün olacaktır.

İlgili tüm tarafları bu soruna kayıtsız kalmamaya, yeni acıların yaşanmasına göz yummamaya çağırıyoruz. İsrail Filistin müzakerelerinin yeniden başlamasına önem veriyoruz. Türkiye olarak, Ortadoğu barış sürecine bugüne kadar her türlü katkıyı yapmaya gayret ettik.

AFGANİSTAN VE PAKİSTAN'DAKİ GELİŞMELERİ YAKINDAN İZLİYORUZ

Lübnan'da bir uzlaşının oluşması için yoğun çaba sarfettik. İran'ın uluslararası toplumu meşgul eden nükleer programının diyalog yoluyla çözülmesi taraftarıyız. Nükleer silahların yayılmasının dünya barışını tehdit eden bir gelişme olduğunu hatırlatarak herkesi sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Afganistan ve Pakistan'daki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Bu ülkelerin hak ettikleri müreffeh yaşama kavuşmaları için bölgedeki alt yapı yatırımlarımızı sürdürüyoruz. İzlediğimiz bir başka bölgede özellikle Balkanlar.

Çözümün dayanması gereken zemin bu çatı altındadır. Tüm tarafların yapıcı davranması halinde 2009 sonuna kadar çözülmesi mümkündür. Hedefimiz varılacak çözümü en geç 2010 yılı bahar aylarında referanduma götürmek olmalıdır. Kıbrısta adil ve kalıcı bir çözüm doğu akdenizin işbirliği alanına dönüştürülmesine büyük katkı sağlayacaktır. Herkesi üzerine düşeni yapmaya çağırıyorum. Çözümsüzlüğün bedelinin Türk tarafınca ödetilmesini beklemek doğru değildir. Sayın Başkan, Türkiye olarak dünyanın çeşitli bölgelerinde BM, NATO, AB ve AKİT çatısı altında katkılar sağlamaya çalışıyoruz. öte yandan Kyoto protokolüne taraf olan Türkiye bu hayati meseleye yaklaşımını çok açık net ortaya koymuş ve sorumluluklarını yerine getirmeye hazırdır. Dünyamızı tehdit eden çok önemli bir meseleyi de dikkatlerinize sunmak isterim. Her kültür ve medeniyet diğerlerinin başarılarından etkilenerek gelişir. Değişik kültürlerin öteki olarak değil, insanlığın ortak kültürel olarak görülmesi ve yeni nesillere öğretilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye ve İspanya'nın ortak sunuşu haline gelen Medeniyetler İttifakı'nın amacı budur. İttifak demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadın erkek eşitliği, gençlik ve medya gibi alanlarda yapılan çalışmalarla küresel gelişime katkı sağlayacaktır. Genel Kurul toplantılarının tüm insanlık ve insanlığın barışı için hayırlı olmasını diliyorum.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 14:58

İLGİLİ HABERLER