KUZEY IRAK'A ASKERİ OPERASYON YAPILMALI
Büyükanıt'ın yaptığı toplantıda 8 ana konu ortaya çıktı.
1-K.Irak'a operasyon yapılmalı
2-Barzani'ye değil ona bu sözleri söyletene bakmalı
3-Sözde değil özde cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş bir Cumhurbaşkanı
4-Andıç ile ilgili Genelkurmay'da bir bilgi yok
5-Akreditasyon uygulaması aynen sürecek
6-Avupa Birliği'nin azınlık hakları çalışması kabul edilemez
7-PKK'nın sözcülüğünü yapan eski milletvekillerine verilen haklar geri alınmalı, bununla ilgili yasal düzenleme yapılmalı
8-Halen Doğu ve Güneydoğu'da geniş kapsamlı operasyon ve çatışmalar sürüyor
Görev geldiğimden beri basın bilgilendirme konuşması yapmadım ama bu dönemde TSK’yı ilgilendiren bir çok olay meydana geldi. Biz bunlara karşın soğukkanlı olmayı seçtik.
Bu toplantının neden 12 Nisan’da yapıldığını sorabilirsiniz ama özel bir anlamı yok. Önceki gün MGK toplantısı vardı. Yarın Harp Akademisi’nde olmam gerekiyor. Sonra da Selanik’e gideceğim
Konuşacaklarımı 5 başlıkta toplayacağım...
1- Terör ve Irak’taki son durum
2- TSK’yı yıpratma çabaları
3- Türkiye’de azınlık yaratma çabaları
4- Eski Kuvvet Komutanı’na ait günlük
5- Akreditasyon uygulaması
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ”Etnik bir yapının üzerine siyasi amaçlı bir söylem yüklerseniz bu etnik bir milliyetçilik oluşturur. Esasen, bu etnik milliyetçilik, teröre giden yolun da başlangıcıdır” dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, bugün Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan birinin terör sorunu olduğunu söyledi.
“Terör dediğimiz zaman bu kelimeden hepimiz aynı anlamı çıkarabiliyor muyuz? Yoksa farklı algılamalar var mı?” diyen Orgeneral Büyükanıt, bu konu üzerinde durmak istediğini söyledi. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
“Önce, PKK terörü nedir, bunu cevaplandırılmamız lazım. Bu bağlamda soracağımız diğer bir soru da 'etnik yapı nedir' sorusu. Etnik yapı bilindiği gibi insanın iradesi içinde olmayan, doğal ve sosyolojik bir olgudur. Siyasi bir yönü yoktur. Bir ülkede yaşayan değişik etnik yapılarda insanlar olabilir. İkinci olarak şunu sorabiliriz, etnik bir yapı, etnik bir milliyetçiliğe nasıl dönüşür? Bunun cevabı basit. Etnik bir yapının üzerine siyasi amaçlı bir söylem yüklerseniz bu etnik bir milliyetçilik oluşturur. Esasen, bu etnik milliyetçilik, teröre giden yolun da başlangıcıdır. Üçüncü soru, etnik milliyetçilik, nasıl bölücü bir terör örgütüne dönüşür? Bu sorunun cevabı çok açıktır. Siyasal amaçlı etnik milliyetçiliğin üzerine belirli bir amacı, şiddete dayalı, silaha dayalı gücü olarak gerçekleştirmek isterseniz etnik milliyetçiliğe dayalı bölücü bir hareket ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle ırkçı bir terör örgütü ortaya çıkar. Bugün, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorun bu dur. Etnik milliyetçiliğe dayalı, şiddete dayalı bir terör olayıdır, ırkçı bir harekettir.”
1991 yılı yani Körfez Harekatı’ndan önce bitme tükenme noktasına gelen PKK, bu tarihten sonra yine güçlendi.
Size bazı rakamlar vermek istiyorum:
1992 496 şehit
1993 538 şehit
1994 867 şehit
1995 615 şehit
Yakın zamana gelirsek
2005 92 şehit
2006 86 şehit
2007 13 şehit
Sadece dört ayda 13 şehit verdik bunları zaten 10’u da geçen üç gün içinde verildi.
Terörle mücadelede 6 esas vardır.
1- Siyasi ve askeri kararlılık
2- İşbirlikçilerin etkisiz hale getirilmesi
Teröristi besleyen onlardır. Ve bunlar halkın içinde yaşar. Yani TSK’nın etki alanı dışında faaliyet gösteriyor.
3- Psikolojik harekat
4- Dış desteğin kesilmesi
Hem siyasi hem de maddi olarak
5- Kazanma ümidinin ortadan kaldırılması
Maalesef yurt içindeki partiden ve Avrupa’dan gelen açıklamalar bu ümidi besliyor
6- Güvenlik güçlerinin yasal yetkileri
Örneğin yasalar teröristin yer göstermesini zorlaştırıyor
KUZEY IRAK'A ASKERİ OPERASYON YAPILMALI
Süleymaniye Havaalanı’na gittiğiniz zaman sizi Kürt bayrağı, Kürt milli marşı ile karşılarlar. Hatta Merkez Bankası kurdular. Bölgede bağımsız bir yapı kuruluyor.
Sözde liderlerinden biri TSK ile ilgili sözler sarfetti. Bunlara asker olarak ne cevap verilmeli ya da askeri operasyon yapılmalı mı derseniz, evet yapılmalıdır derim
Ancak ortada bir de siyasi irade olmalıdır
Yoksa TSK’nın bunu yapacak gücü vardır
Türkiye İkinci Körfez Savaşı’ndan zararlı çıktı. Çünkü bu savaştan sonra PKK bölgedeki etki alanını genişletti ve güçlendirdi.
- Artık bölgede daha rahat dolaşıyorlar
- Malzeme bolluğu var
- Eskiden TSK ile PKK’ya karşı savaşan KYB onlarla müttefik oldu
Eskiden katırla gittikleri yere şimdi taksi ile gidiyorlar bunun görüntüleri elimizde
Daha önceki bir konuşmamda "Teröristlerin Meclis'teki uzantıları" diye bir ifade kullanmıştım. Öncelikle belirtmeliyim ki bu ifade yanlış anlaşıldı. Halbuki dipnottan kimi kastettiğim anlaşılıyordu. Biz teröristlerin emeklilik haklarının olmasına katlanamıyoruz.
GENELKURMAY ARŞİVİNDE DARBE PLANLARI YOK
Günlük konusuna gelince haftalık bir dergimizde eski Kuvvet komutanımıza ait olduğu söylenen bir günlük yayınlandı. Şimdi bu günlükleri dergide okuduğumuz zaman şunu sormadan edemedik: “İyi de doğru mu bunlar?”
Şimdi ben bilgisayarın başına geçip bir şeyler yazsam ve Murat Yetkin’in günlüğüdür desem. İçine de kötü kötü şeyler yazsam
Günlüğü yayınlayan derginin yönetmeni bir röportajında günlüğün aynısının Genelkurmay Arşivi’nde olduğunu iddia etti. Bütün arşivi tarattım. Darbe planlarının yazıldığı söylenen günlükle ilgili ne bir yazışma ne de bir belge yok.
Askerliğini bitirmiş bir asteğmen andıç olayıyla ilgili savcı tarafından gözaltına alındı ve sanırım tutuksuz yargılanacak.
Andıç karargah içi bir çalışmadır. Ve basına sızan gerçekten taslaktır.
TSK’da akreditasyon çalışması vardır. Şimdi sizin aranızda terör örgütünü destekleyen bir gazetecinin oturmasını kabul edemeyiz
Bazı dinci gazeteler, Türk subayları cumanın hangi gün kılındığını bilmez diye yazıyor. Bunu yazan da disiplinsizlik nedeniyle TSK’dan atılan bir binbaşı. Şimdi biz bu adamlarla nasıl çalışalım. Tüm basın mensupları kendilerini bize beğendirmek zorunda değil. Ama bizim için önemli olan haberin doğru olup olmadığı…
Ben asker yanlısı ya da asker karşıtı sınıflandırmasını asla kabul etmem
Diğer olay Şemdinli olayı uzun uzun anlatmama gerek yok. Bana yapılan saldırılar benim kişiliğimle alakası yok. Direk TSK’ya yapılmıştır. Dünya hukuk tarihine geçecek bir hukuki cinayet işlendi. Maalesef bu tür kampanyalar faili meçhul olur.
2004- 2006 arasında benzer kampanyalar düzenlendi.
Bir Cumartesi günü 15 binin üzerinde insana SMS atıldı. Başka bir gün daha da fazla
Genelkurmay’ın önünde sahte belgeleri gazetecilere dağıttılar. Olayları TSK ile bağdaştırmak için yaptılar. Sızdırılan belgelerle ilgili ne sonuç çıktı ortaya.
TSK’ya saldıran ve eleştirenler hangi batı ülkesinin silahlı kuvvetlerinin böylesi eleştirildiğini söylesin. Yoksa bu eleştiriler sadece TSK’ya yöneltiliyor
Atatürkçülüğü eleştiren, bilimsellikten uzak, tescilli TSK karşıtları tarafından hazırlanan raporlar ortaya atılıyor. Hatta bunun AB müktesebatına dayandığını iddia edenler vardır. Bunları savunanlar arasında gençlerimizi yetiştirmekle görevli üniversite öğretim elemanları da var.
İçeriden ve dışarıdan yapılan saldırılara verilen yanıtlar da TSK’nın demokrasiye müdahalesi olarak gösteriliyor.
Bu doğrultuda görüntü ve belgelerde oynayarak medyaya yavaş yavaş servis edilmesi, aksine TSK’nın tüm bireylerinin birbirine bağlanmasına ve Yüce Türk Milleti nezdindeki değerinin artmasına neden olmaktadır.
CUMHURBAŞKANI DEĞERLERİ SÖZDE DEĞİL ÖZDE BENİMSEMELİ
Soranlara yanıt vermedim konuya hiç girmedim. Soranlara sizinle konuşmam dedim. Şimdi bir husus belirtiyorum TSK’yı Türk milleti yakından tanıyor. Cumhuriyet ve laiklik ilkelerine bağlılığımızı herkes biliyor. Saymaya gerek yok. Tabii bir diğer önemli husus seçilecek Cumhurbaşkanı TSK’nın başkomutanı olacaktır. Bu nedenle hem cumhurbaşkanımız hem de başkomutanımız seçilecek
Bu yüzden de seçilecek cumhurbaşkanının Cumhuriyetin temel değerlerine, Anayasadaki laik ve demokratik değerlere, üniter devletin hedeflerine bağlı, ama bunları sözde değil özde benimseyen bir cumhurbaşkanının seçileceğini biliyoruz, umuyoruz...
IRKÇI, ÇAĞ DIŞI, ŞİDDETE DAYALI TERÖR
Irkçı, çağ dışı, şiddete yönelik bir terörle karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Orgeneral Büyükanıt, “Ülkemizde halen gerçek anlamda bir ırkçı terör örgütü varken PKK... Türk toplumunun ulusal değerlerine sahip çıkacak şekilde gösterilen en ufak bir tepkisine bile 'Türkiye'de milliyetçilik yükseliyor' şeklinde yorumlar yapılmasının ulusal güvenliğimize çok zarar vermiştir” diye konuştu. Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye'de 'milliyetçilik yükseliyor' endişeleri Atatürk'ü tanımamanın, anlamamanın bir itirafıdır.
Bizim milliyetçiliğimiz Atatürk milliyetçiliğidir. Bu da hiçbir zaman etnik temele dayalı bir milliyetçilik anlayışı olmamıştır. Bizim milliyetçiliğimiz kendi insanımızı, vatanımızı, bayrağımızı, devletimizi sevmek demektir. Yani bizim milliyetçiliğimiz, vatanseverliktir. Bunda endişe duyulacak hiçbir şey yoktur. Tam aksine bu milliyetçilik, gurur duyulacak, ifade edildikçe mutlu olunacak bir milliyetçiliktir.
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran halka 'Türk' denir demiştir. Hiçbir etnik ayrım yapmamıştır. Zaten Anayasamız da bu anlayıştadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, hiçbir zaman soydaşlık esasına dayalı bir Anayasa değildir, yurttaşlık esasına dayalı bir Anayasa'dır. Bu coğrafyada yaşayan bütün insanların hepsini birden kapsar, etnik ayrımcılık yoktur.
Türkiye'de bizim anladığımız milliyetçilik anlayışıyla Avrupa olaya farklı bakar. Bugün İngiltere'de milliyetçilik dediğiniz zaman, nasyonal ırkçılık algılanır, yabancı düşmanlığı olarak algılanabilir. Bugün bir çok ülkede siyahi futbolcular sahaya bile çıkamıyor yuhalanıyorlar. Türkiye'de hiçbir zaman böyle bir olmamıştır. Bundan sonra da olmaz. Irkçılığa dayalı bir yaklaşım, Türk milletinin yapısına da terstir.”
TERÖRLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME
Orgeneral Büyükanıt, “Bu genel yaklaşımdan sonra terörün bugün geldiği noktadaki genel değerlendirmeleri özetle ifade etmek istediğini” söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, “Unutulmamalıdır ki, terör çok boyut bir sorundur. Terör, sadece silahlı mücadele sorun değildir. Terörün, sadece askeri ve güvenlik boyutu yoktur. Ekonomik, sosyal, siyasal ve toplumsal boyutları vardır. Bu boyutların tümünde gerekenler yapılmazsa terörle mücadele başarılı olma şansı düşük olacaktır” diye konuştu. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
“Bu nedenle terörün tüm boyutlarıyla aynı zamanda mücadele edilmesi kaçınılmaz bir sorumluluktur. TSK, bugün tüm gücüyle terörle mücadeleye devam ediyor. Bu konuda kararlılığı kesindir. Üzülerek ifade ediyorum, bu mücadelenin tabiatında olan acılarını da çekiyoruz. Bin teröristi etkisiz kılsak ve karşılığında bir şehit versek biz üzülürüz ve ızdırap çekeriz. Son günlerde Son günlerde 10 şehit verdik, karşısında 29 teröristi etkisiz hale getirdik. Bu bizim için bir teselli değildir. Ancak mücadelemiz devam edecektir ve maalesef bu acıyı çekmek terörle mücadelenin tabiatında bu vardır.”
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısının son bölümünde, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin görüşlerini dile getirdi.
Konuşması bittiğinde ilk olarak hangi sorunun sorulacağını bildiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt, o konudaki görüşlerini açıklamak istediğini söyledi. Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:
“Şimdiye kadar bu konuda hiçbir şekilde, hiçbir zeminde, hiç kimseyle konuşmadım. Bir hususu belirtmek istiyorum: Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yalnız basın mensupları değil Türk milleti de yakından tanıyor. Bizim temel düşünce yapımızı, inandığımız temel değerleri, cumhuriyet ilkelerine, laiklik ilkesine bağlılığımızı bilmeyen kimse yoktur herhalde. Olamaz... Bu konulardaki hassasiyetimizi Türk milleti biliyor. Onun için bunları tek tek saymaya gerek yok. Bu değerler manzumesine sahibiz.
Bir diğer önemli husus, seçilecek cumhurbaşkanı aynı zamanda TSK'nın başkomutanıdır. Bu yönüyle TSK'yı yakından ilgilendirmektedir. Biz hem cumhurbaşkanımızın hem de aynı zamanda başkomutanımızın Silahlı Kuvvetler ve Türk milletinin sahip olduğu cumhuriyetin temel değerlerine, anayasamızda ifadesini bulan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealine, devletin üniter yapısına bağlı ama sözde değil özde, bunu davranışlarına yansıtacak şekilde bir cumhurbaşkanının oraya seçileceğine olan inancımı belirtmek istiyorum.
Tabii ki yasal mevzuatı, anayasayı, hukuku, cumhurbaşkanı nasıl seçiliyor, bunların hepsini biliyoruz. Hem vatandaş hem TSK'nın bir personeli olarak cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde sahip olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz. Bunu biz bilemeyiz. Karar Meclis'in kararıdır. Cumhurbaşkanlığı konusunda zaten bundan başka da bir şey söyleme durumunda değilim. Hukuken de hakka sahip değilim.”
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, terör örgütünün Mayıs ayından itibaren faaliyetlerini yoğunlaştıracağına dair istihbarat bilgileri edindiklerini bildirdi. Orgeneral Büyükanıt, bu nedenle havaların normale dönmesiyle birlikte kara, hava kuvvetleri komutanlıkları ile jandarma genel komutanlığının bölgedeki faaliyetlerine ağırlık verdiğini söyledi.
Birçok bölgede şu anda büyük çaplı operasyonlarını yapılmakta olduğunu ifade eden Orgeneral Büyükanıt, şöyle konuştu:
“Çok hassas bölgelerin hepsinde operasyonlar yapılıyor. Belki şu anda dahi o büyük operasyon yapılan bölgelerin birinde çatışma devam ediyor olabilir. Amacımız baharla birlikte daha fazla bölgelere kök salmasını önleyip, onların tertip ve düzenlerini bozmak, etkisiz hale getirmektir. Bu nedenle çok sayıda temas sağlanmaya başlanmıştır. Terörle mücadelede en zor şey teması sağlamaktır. Çünkü terörist ufak gruplar halinde kendini saklama imkanına sahip. Yapacağı eylemin yerini, zamanını, şeklini kendi inisiyitafiyle seçer. Nokta istihbaratı almadığımız zaman daha büyük kuvvetlerle araziye çıkıp kendimizi saklama imkanımız da yoktur. Onları arayıp bulmaya çalışırız. İşte bu şeylerde arzu edilmeyen sonuçlar da bazen oluyor.”
TERÖRÜN BOYUTU
Terörün nereden nereye geldiğini görmek için biraz geriye bakmak gerektiğini söyleyen Orgeneral Büyükanıt, 1991 yılındaki Körfez harekatından sonra Kuzey Irak'taki 36. paralelin kuzeyinde bırakılan bölgede, bitme noktasına gelen terör örgütü PKK'nın orada güç kazanmaya başladığını, 1992'den itibaren terörün boyutunun zirveye çıktığını söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, 1-2 rakam vermek istediğini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“1992 yılında zayiatımız 496 şehit, 955 yaralı toplam bin 451, 93 yılına baktığımız zaman 538 şehit, 996 yaralı toplam bin 534, 1994 yılına baktığımız zaman 867 şehit, 206 yaralı toplam 2 bin 927 bu yaralılardan bir kısmı tedavi edilmek suretiyle tekrar hayata döndü. 1995 yılında 615 şehit, bin 342 yaralı, bin 957 zayiat var. Bu rakamlar gerçekten çok ürperticiydi. Son iki yıla baktığımız zaman 2005 yılında 92 şehit, 2006 yılında 87 şehit, 2007 yılı yaklaşık 4 aylık süre içinde 13 şehit verdik. Bu 13 şehidin 10 tanesi Nisan ayının ilk haftası içinde oldu. Tabii ki rakamın düşük olması, içimizdeki acıyı azaltmaz. Hain bölücü terör örgütüne karşı yaptığımız mücadelede bunlarla maalesef karşı karşıya kalma durumu vardır. Yoksa hiçbir şey yapmamamız lazım.”
TERÖRLE MÜCADELEDE BAŞARININ PARAMETRELERİ
Terörle mücadelenin ve başarının bazı parametreleri bulunduğunu belirten Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
“Ben bu parametreleri 6 grupta topluyorum. Birincisi, başarılı olmak için siyasi ve askeri kararlılık. Kararlılık çok önemlidir. İkincisi, milis güçlerini veya işbirlikçilerin etkisiz hale getirilmesi. Bu da çok önemli bir noktadır. Teröristi dağda tutan bu işbirlikçilerdir. İhtiyacını karşılar, yardım götürür, haberleşme yapar, patlayıcı döşenecekse patlayıcı döşenecek yerleri hazırlar önceden terörist gelsin rahat bulsun diye. Milis güçlerinin, barındıkları yerler, şehirler, kasabalar, halkın içindeler. Yani silahlı kuvvetlerin etki planı dışındadır. Bunların mutlaka etkisiz hale gelmesi lazım. Üçüncüsü, psikolojik harekat. Dördüncüsü, dış desteğin kesilmesi. Dış destek derken yalnız maddi destek olarak ifade etmiyoruz. Hem siyasi hem maddi boyutunu etkisiz hale getirmek lazım. Bugün, PKK 3 alanda faaliyet göstermektedir. Birinci alan Kuzey Irak. Burası PKK için yaşama, eğitim ve lojistik destek alanıdır. İkinci alan, Türkiye, bu alan PKK için mücadele alanıdır. Üçüncü alan, Avrupa, burası da PKK'nın siyasi alanıdır.
Dış desteğin kesilmesi derken bunların hepsini kapsayacak şekilde ifade etmenin doğru olduğu kanaatini taşıyorum. Beşincisi, terörist örgütün ümidinin kırılmasıdır. Başarılı olmanın en önemli parametrelerinden bir tanesi terör örgütünün başarılı olması ümidinin ortadan kaldırılmasıdır. Maalesef son yıllarda ülke içinde ve dışında ortaya çıkan bazı oluşumlar ümitlenmesine yol açmıştır. Bir yerde terör örgütü, 'tamam bu iş herhalde oluyor' noktasına getirilmiştir. Bu ümidin mutlaka kırılması lazım. Bu ümit kuvvetlendikçe örgütün pervasızlığı artar. Bu örgütü destekleyen organizasyonların, partilerin hatta partinin pervasız tutum ve davranışlarını hepimiz görüyor ve yaşıyoruz. Bu terörle mücadele için olabilecek en kötü atmosferdir.”
YASAL YETKİLER
Terör konusundaki altıncı hususunda güvenlik güçlerinin yasal yetkileri olduğunu ifade eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, şunları söyledi:
“Altıncı husus da güvenlik güçlerinin, yasal yetkileri... Tabii yasaların zamana bağlı olarak yenilenmesi değiştirilmesi çok doğaldır. Yasalar yaşayan olgulardır. Bir yasa yapıldıysa o yasayla yaşamak mümkün olmayabilir. Fakat, bazı olgular var terörle mücadelemizi olumsuz olarak etkilemektedir. Bir örnek vereyim, bir yerde operasyon yapılıyor. Çok sert bir arazi. Bir terörist örgütten kaçıyor ve teslim oluyor. Orada operasyon yürüten komutan arkadaşımıza diyor ki 'ben yuvalandıkları yeri biliyorum' diyor. Alıyorlar bu teröristi gidiyorlar. Üstlendikleri bölgeleri görüyorlar.
Oraya doğru operasyon yapılacak. O sırada teröristlerin atışı başlıyor. İlk açılan ateşte yeri gösteren terörist hayatını kaybediyor. Şu andaki yasalara baktığımızda böyle bir olay vuku bulursa o operasyonu yapan komutan mahkemeye gider. Çünkü yer gösterme diye bir şey yok. Neden yok? Yakaladığınız teröristi savcıya teslim edeceksiniz. Ama dağın başındasınız. Dağdan aşağıya indireceksiniz hemen savcıya göstereceksiniz. Yer göstermesini istiyorsanız savcıdan izin isteyeceksiniz. Bunu şunun için söylüyorum; Böyle bir şekilde terörle mücadele etmek, kabul edersiniz ki çok zor. Biz mevcut yasaları da ihlal etmeden yasal çerçevede kalarak bu mücadelemizi sürdürmek istiyoruz.”
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ”Bugün PKK'yı Kuzey Irak'tan, Kuzey Irak'ı Irak'ın bütününden ayrı düşünerek çözümler üretemezsiniz, hepsi birbiriyle organik ilişki içinde” dedi.
Atatürkçü düşünce sistemini savunan TSK'ya karşı yoğun bir yıpratma ve karalama kampanyası yürütüldüğünü ifade eden Orgeneral Büyükanıt, “Bu tehditler, devletin temel yapısını ve değerlerini değiştirmekten, devletin kurum ve kuruluşlarını birbirine düşürmeye kadar değişen, geniş bir yelpaze içinde faaliyetlerini sürdürmekte, planlı ve sistematik şekilde devlete ve TSK'ya zarar vermek için bıkmadan ve usanmadan çalışmaktadırlar” diye konuştu.
Orgeneral Büyükanıt, düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “TSK'yı yıpratma çabalarını” değerlendirdi.
Ülke tarihinin hiçbir döneminde, bu derce bir risk ve tehdit ile karşı karşıya kalınmadığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, “İşin daha kritik yönü bu risk ve tehditlerin birbirleriyle organik bağlantıları vardır. olayları birbirinden soyutlayıp çözme şansına sahip değiliz” dedi.
Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti: “Bugün PKK'yı Kuzey Irak'tan, Kuzey Irak'ı Irak'ın bütününden ayrı düşünerek çözümler üretemezsiniz, hepsi birbiriyle organik ilişki içinde. Dolayısıyla olaya bütünsellik içinde bakmak ve çözümleri de o bütünsellik içinde oluşturmak zorundayız.
Tabii birçok tehdit var dedik. Bunları tek tek saymaya gerek yok. Bu tehditler, devletin temel yapısını ve değerlerini değiştirmekten, devletin kurum ve kuruluşlarını birbirine düşürmeye kadar değişen geniş bir yelpaze içinde faaliyetlerini sürdürmekte, planlı ve sistematik şekilde devleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne zarar vermek için bıkmadan ve usanmadan çalışmaktadırlar.
Bu çalışmaların doğal bir uzantısı olarak da devletimizin temel taşını teşkil eden Atatürkçülük ve onu temsil eden tüm ortak değerleri yıpratma faaliyetlerine artan bir yoğunlukta devam etmektedirler.
Bu kapsamda yurt içinde ve yurt dışında bilimsellikten uzak, ön yargılı ve çeşitli TSK karşıtları tarafından raporlar hazırlanmakta. Ve yine yurt dışında ve onlardan cesaret alarak yurt içinde Atatürkçülüğün, artık dönemini doldurduğu ve işlevini bitirdiği, Türkiye Cumhuriyeti'nin önünde engel teşkil ettiği açıkça telaffuz edilmekte.
Anayasa'da değişiklik yapılarak, Atatürkçülüğe atıf yapan bütün referansların kaldırılması gerektiği fikri benimsetilmeye tenezzül edilmekte. Hatta bunun AB müktesebatı gereği olduğu iddiası arkasına saklanılmaya çalışılmaktadır bunların hepsi gerçektir.”
“TSK'YA DA SIZMIŞ BU ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLARI...”
Devletin Anayasa gereği belirlenmiş olan temel niteliklerini, kısacası devlet düzenini reddeden bu fikirleri öne süren gereksiz ve hatta tehlikeli maceralara giren tartışma ortamı yaratan bazılarının ise geleceğin garantisi olarak görülen gençleri yetiştiren akademik unvan taşıyan kişilerin olmasının meselenin “vahametini daha da artırdığını” ifade eden Büyükanıt, şöyle devam etti:
“Bu çabaların tahmin edilebilen bir aşaması olarak da hedeflerine ulaşma yolunda en önemli engel olarak gördükleri Atatürkçü düşünce sistemini savunan TSK'ya yoğun bir yıpratma ve karalama kampanyası yürütülmektedir.
İçeriden ve dışarıdan yapılan bu saldırıları karalamalara karşı TSK'nın kendini savunmaya zorunda kalması, ne yazık ki askerin politikaya ve demokrasiye müdahalesi olarak gösterilmeye çalışılmaktadır.
Son dönemde yaşadıklarımız, bu tespitlerin ne denli doğru olduğunu göstermektedir.
Geldiğimiz noktada, devletin hemen her kademesine olduğu gibi TSK'ya da sızmış bu Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları vasıtasıyla veya başka yöntemlerle elde edilmiş doğruluğu, geçerliliği ve hatta bazı durumlarda mevcudiyeti bile şüpheli belgelerle veya dedikodularla silahlı kuvvetlerin üzerine gidilmeye çalışılarak asil milletimizin daima takdirine mazhar olmuş bu yüce kurumun yıpratılması amaçlanmaktadır.
Bu meyanda bazı haberlerin ilgili medya organlarınca, görüntülerle de oynayarak farlı anlamlara sebebiyet verecek şekilde gösterilmesi, ne şekilde elde edildiği belli olmayan bazı bilgi ve belgelerin, memleketteki siyasi gelişmeleri şekillendirecek, dikkatleri asıl problem sahasından TSK üzerine çekerek hedef saptıracak şekilde yavaş yavaş servis edilmesi gibi çabalar, bunları hazırlayanların beklentilerinin tam tersine, TSK'nın tüm mensuplarının birbirlerine sımsıkı kilitlenmesine ve asil Türk Milleti'nin nezdindeki saygınlığının daha da artmasına yol açmaktadır. Biz bunları yaşadık.
Bu bağlamda, bu çaba içinde olanlara açık ve net ifade etmek isterim ki, TSK'yi herhangi bir şekilde yıpratmaya çalışmak hiç kimseye fayda sağlamayacağı gibi bu yapılan saldırılar bizi daha da güçlü kılmaktadır.
TSK karşıtlığı gibi prim ve yatırım yapmaya, yurt içinde ve dışında bazı çevrelere şirin gözükmeye çalışmak hiç kimseye bir yarar veya beklenen menfaati sağlamayacaktır. TSK, Türkiye Cumhuriyeti dediğimiz o muhteşem yapının temel direklerinden bir tanesidir. Bu direk yıkılırsa devletin dengesinin de bozulacağı çok açıktır.”
“SÜREKLİ MUKAYESE EDİLİYOR”
TSK'nın sürekli olarak başka ülkelerin silahlı kuvvetleri ile mukayese edildiğini, diğer silahlı kuvvetlerinin, ülkelerinde daha az rol üstlendiklerinin ileri sürüldüğünü belirten Büyükanıt, “Acaba batı dünyasında TSK'ya yapılan saldırılar gibi bunun onda biri yapılan ülke var mı? Bunu dikkatlerinize sunuyorum” dedi.
Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:
“Bu yola başvuranları, bu ülkenin sadece silahlı kuvvetleri ile değil, bütün kurum ve kuruluşlarının kendi toplumları içindeki yerleri ve kendilerine tanınmış hak ve imkanları ile mukayese edilmesi gerektiğini anımsatmak isterim. Kriterlerin eğer varsa sadece TSK'ya uygulanmasının çalışılmasının ne derece hakkaniyetli olduğunu da takdirlerinize sunuyorum.
Bu saldırılar karşında bazı somut örnekleri ifade etmek istiyorum. Bu çeşit saldırıların yoğunlaştığı yıl 2003'tür. 2003-2004 döneminde bazı internet sitelerinde çeşitli karalama olayları başlatıldı. Diğer bir olay Şemdinli olaylarıdır. Burada Şemdinli olaylarını uzun uzun anlatmama ihtiyaç yok...
Şemdinli olaylarındaki bana yapılan saldırılar, benim kişiliğimle alakası yok, TSK'ya yapılan saldırılardır. Ben orada bir örneğim. Dünya hukuk tarihine geçecek bir hukuk cinayeti işlendi. TSK'yı ne kadar yıpratabiliriz? Ve maalesef bu tip kampanyalar başlatıldığı zaman bunlar hep faili meçhul olarak kaldı. İşin dikkat çekici tarafı bu. Nihayet 2004-2006 dönemine geldik. Aynı kampanyalar artarak devam etti. Hem kişiler bazında hem de kurumsal bazda. “
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Karargahı'nda düzenlediği basın toplantısında, terörle mücadelede mevcut yasaları ihlal etmeden yasal çerçevede kalmak suretiyle bu mücadeleye devam ettiklerini kaydetti.
Orgeneral Büyükanıt, “Zaten yasal çerçevede kalmak zorundayız. Yani kanunları kendi keyfimize göre benimseyip benimsememek diye bir yaklaşım olamaz ama aynı zamanda orada o mücadeleyi verenlerin de hukuken korumamız lazım” diye konuştu.
Daha önce yaptığı bir konuşmada, “TBMM ile teröristlerin hala irtibatı var” sözlerinin yanlış anlaşıldığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, “Oysa konuşma metninin dip notunda kimi kastettiğim vardı” dedi.
Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti: “Devletin maalesef bazı terör örgütü mensuplarına, bazısı Avrupa siyasi sorumlusu, şu anda bunların bir kısmı emekli milletvekili maaşı alıyor, bir kısmı temsil tazminatı alıyor, bir kısmı ikisini de alıyor. Biz o sözü söylediğimizde bazı kişiler 'Ne yapalım. Bunlar kazanılmış hak' dediler. Teröristin emeklilik hakkı olabileceğini kabul edemiyorum. Hem de teröriste Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak için bu teröristlerle mücadele ederken sakat kalanlara veya şehit ailelerine ödenen miktarın bir kaç kat maddi hak sağlanmasını da hiç kabul edemiyorum.”
“TERÖR SORUNUNUN ÜÇ DÖNEMEÇ NOKTASI”
Konuşmasının “Kuzey Irak ve Güvenlik” bölümüne “Bu bölüm bir kısmıyla belki de bir öz eleştiri olarak da kabul edilebilir” diyerek başlayan Orgeneral Büyükanıt, terör sorununun üç dönemeç noktası olduğunu belirtti.
Birinci dönüm noktasının birinci Körfez Savaşı olduğunu ifade eden Orgeneral Büyükanıt, “Bu savaşta Türkiye Cumhuriyeti koalisyon güçlerine destek vermiştir. Ancak sonucunda Türkiye zarar görmüştür” dedi.
Savaş sonunda Saddam'ın Kuzey bölgeye saldırısı sonucunda 100 binlerce insanın Türkiye'nin hudutlarına yığıldığını belirten Orgeneral Büyükanıt, ”Bunlara en büyük desteği Türkiye verdiği halde Türkiye suçlanmıştır ve o yığılan insanlar 'burada bir Kürt sorunu var' diye dünya kamuoyuna mal olmuştur” dedi.
İkinci aşamanın; 36. paralelin kuzeyinin Saddam'a yasaklanmasıyla, bunun, kuzeydeki insanları korumakla birlikte aynı bölgede PKK'ya korunma bölgesi oluşturduğunu ve bugünkü durumu da yarattığını vurgulayan Orgeneral Büyükanıt, ”Hala da bu durum artarak devam etmektedir. Biraz önce zayiatları açıklarken işte dönüm noktası burasıdır. O karakolların basılması, kitle halinde zayiat verdiği dönemler hep bu döneme rastlar” dedi.
Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü: “Maalesef üçüncü aşama yine bir Körfez Savaşı sonrası olmuştur. İkinci Körfez Savaşı'ndan sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrafyasına hapsolmuştur. İki; PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir. Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey Irak'taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu,şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey Irak'ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar. Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez harekatının Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur.
Yine Kuzey Irak'a baktığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor; hazırlanmış olan bir taslak anayasa var. Bu iyi incelendiğinde şu görülmektedir: Kağıt üzerinde federal bir yapı oluşturuluyor. Güney Şii bölgesi, Sünni bölgesi ve Kürt bölgesi diye üç bölge. Ama anayasanın içindeki hükümleri iyi incelediğinizde, bunun değil federasyon, konfederasyon bile olmadığı, gevşek bir konfederasyon yani kopmaya hazır bir konfederasyon şeklinde olduğu görülmektedir. Zaten tarihe de baktığımızda konfederasyonların uzun süreli yaşamadıklarını görüyoruz. Ya kopmuşlardır ayrı devletçikler kurmuşlardır ya da üniter bir yapıya kavuşmuşlardır. Bunların örnekleri var.
Başka bu anayasadan kaynaklanan, uygulamalarından kaynaklanan ne durum var? PKK'nın varlığı orada kök salmıştır. Çünkü Kuzey Irak'ta, Irak güvenlik kuvvetlerinden bir tane silahlı insan dahi bulunmamaktadır. Bugün Süleymaniye hava meydanına indiğiniz zaman, ziyarete gidiyorlar, onu sadece Kürt bayrakları karşılar. Irak bayrağı yoktur. Karşılama töreninde de Kürt milli marşı çalar. Irak'ın marşı yoktur. Şu anda Kuzey Irak'ta durum budur. Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak'ta merkez bankası kuruldu. Bunun anlamı her yönüyle diğerlerinden ayrı müstakil bir yapı oluştu. Merkez bankası para basıyor. Kendi parasını kullanıyor. Böyle bir yapı var.”
“KUZEY IRAK'A OPERASYON YAPILMALI”
Kürt gruplarından birinin sözde liderinin Türkiye ve TSK hakkında söylediklerinin herkes tarafından bilindiğini ifade eden Orgeneral Büyükanıt, ”Bazı yetkililer buna cevap da verdi. Asker olarak olaya baktığımız zaman, o söylediklerini kabul etmemiz mümkün değildir” diye konuştu.
Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu soruyu bana sorabilirsiniz: 'Peki Kuzey Irak'a bir operasyon yapılmalı mı?' Yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu, siyasi olaydır. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.
Bu tür söylemler güvenlik unsuru olan bizleri üzdüğü gibi Türk insanını da rencide etmektedir. Tabii bu sözlerin arkasında onları bu duruma getiren, tabirimi mazur görün, şımartan, kimler olduğunu sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Onlar bu noktaya getirmiştir.
TSK mensupları, bütün komutanları, hepsi terörle mücadelede artan bir azimle mücadeleye devam ediyor, edeceğiz. Türkiye'nin başındaki bu belayı def etmek zorundayız. Çocuklarımıza bırakacağımız Türkiye'de bu terör belası olmamalıdır.”