'MUHATABIMIZ BAŞBAKAN ERDOĞAN DEĞİLDİR!..'
Kars'ta konuşan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, "Mahkemelerin dosyaları artık adalet saraylarında değil AKP binalarında, AKP genel merkezinde oluşturuluyor ve mahkemelere talimat ediliyor. Biz bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Erdoğan'ın partimize karşı çok saygısız tutumlarına da halk çok farklı platformlarda tanık oldu. Aslında partimize yönelik böylesi dışlayıcı bir tutumu Erdoğan'ın hiçbir sorunu çözmek istemediğinin en bariz göstergesidir. Milyonlara karşı kayıtsız ve lakayt duran Başbakan'ı bu tutumu ile kınıyoruz. Bu saatten sonra asıl Kürt halkının muhatabı Erdoğan değildir, partimizin muhatabı Erdoğan değildir. Erdoğan adam gibi bir başbakan olmadığı müddetçe bizim Erdoğan'ı da muhatap almamız söz konusu değildir" dedi.
Kars'ta BDP İl Örgütü Binası'nda konuşan Van Milletvekili Özdal Üçer, ''Mahkemeler hukuki karar vermiyor, siyasi kararlar veriyor'' diyerek, ''Mahkemelerin dosyaları artık adalet saraylarında değil, AKP binalarında, AKP genel merkezinde oluşturuluyor ve mahkemelere talimat ediliyor. Biz bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Biz bu hukuksuzluğa karşı milyonların örgütlü gücünün temsilcisi olarak gereken demokratik mücadelemizi de vereceğiz'' şeklinde konuştu.
MİLYONLARA KARŞI KAYITSIZ VE LAKAYT DURAN BAŞBAKANIN TUTUMUNU KINIYORUZ
Gazetecilerin Başbakanın parti liderleriyle görüşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusu üzerine Üçer, ''Erdoğan'ın bu konularla ilgili partimize yönelik tutumlarını farklı dönemlerde gözlemledik. Partimize karşı çok saygısız tutumlarına da halk çok farklı platformlarda tanık oldu. Aslında partimize yönelik böylesi dışlayıcı bir tutumu Erdoğan'ın hiçbir sorunu çözmek istemediğinin en bariz göstergesidir. Milyonlara karşı kayıtsız ve lakayt duran Başbakanı bu tutumu ile kınıyoruz. Bu saatten sonra asıl Kürt halkının muhatabı Erdoğan değildir, partimizin muhatabı Erdoğan değildir. Erdoğan adam gibi bir Başbakan olmadığı müddetçe bizim Erdoğan'ı da muhatap almamız söz konusu değildir'' diye konuştu.
BİZİM BAŞKA HİÇBİR PARTİYLE SORUNUMUZ YOKTUR
Başbakan'ın BDP ve MHP'yi birbirine benzetmesini de değerlendiren Üçer, ''Bunun böyle olmadığı herkesçe bilinmektedir. Bizim başka hiçbir partiyle bir sorunumuz yoktur. Şu anda iktidarda olan AKP'nin kendisidir. Kirli savaş ortamından rant sağlayanda kendileridir. Kendi çocuklarına sermayeler oluşturanlarda kendileridir. Başbakan kendisi bile bu yoğunlaştırmaya çalıştığı savaş ortamında yoksul bir ailenin çocuğu olarak gelmiş olduğu siyaset arenasında şu an dünyanın en zengin başbakanları arasında yer almaktadır. Bu savaş ortamından en büyük nemayı sağlayan kişilerden birisi de kendisidir. Böylesi bir ithamını bizçok düzeysiz ve haksız buluyoruz'' dedi.
PKK İLE GÖRÜŞMELER YAPILIR DİYE UMUYORUZ
Üçer, ''Habur'dan gelişlerin dünyaya ve Türkiye kamuoyuna verilen en barışçıl mesaj olduğunu ifade etmek lazım. Ama bu sorunun gerçekten çözülmesi için silahlarını bile bırakıp barış için kendinden fedakarlıkta bulunan kişilerin böylesi baskılara maruz kalması hem vicdansızlıktır hem de bu sorunun çözülmek istenmediğinin göstergesidir. Umuyoruz böyle bir uygulamadan vazgeçilir ve 30 yıldır savaşılan güç PKK ile bir şekilde savaşın sona erdirilmesi içinde görüşmeler yapılır diye umuyoruz'' dedi.
ERDOĞAN HANGİ TALİMATI VERİRSE, O KURUM KÜRT HALKINI BASKILAMAK İÇİN HAREKETE GEÇMEKTE
Üçer, "Bilinmektedir ki Erdoğan hangi talimatı verirse o kurum işgüzarlıkta bulunarak Kürt halkını baskılamak ve Kürt halkına yönelik derin karanlık güçler tarafından belirlenmiş imha konseptini harekete geçirmek için harekete geçmektedir. Başbakan Erdoğan 'Güvenlik güçlerimiz kadın da olsa çocuk da olsa gerekeni yapacaktır' dedikten sonra güvenlik güçleri tarafından sivil savunmasız halktan kadınlardan, çocuklardan, gençlerden ibaret birçok insanın katliamı gerçekleştirildi. 'Adalet mercilerimiz gerekeni yapacaktır' dedikten sonra savcılar ve hakimler AKP Genel Merkezi'nden onaylanmış, karara bağlanmış bir söylem doğrultusunda Türkiye'de demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün sesi olan DTP ve kapatıldıktan sonra BDP çatısı altında siyaset yapan Kürt siyasetçilere yönelik müthiş baskılar var. Sadece siyasal alanda aktif ve etkin insanlar değil sendikal, emek mücadelesi alanında, öğrenci yaşamında demokratik bir toplumun gereği olarak demokratik bir hakkı harekete geçiren herkese yönelik baskılamalarda bulundu'' dedi.
LÜTFEN KİMSE KENDİ YETKİSİNİ AŞMASIN
Üçer, ''Hukuksuz bir şekilde, iddianamesiz bir şekilde insanlar tutuklu bulundurulmakta. Sadece bizim yöneticilerimizden oluşan tutuklu sayısı 2 bini geçmektedir. Artık cezaevlerinin kapasitelerini aşan bir doluluk süreci yaşanmaktadır. Tutuklanmış arkadaşlarımız ve yurttaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun hiçbiri hakkında henüz hukuki iddianameler düzenlenmemiştir. Bu göstermektedir ki bunlar aslında hukuksuzluk yaparak insanları siyasi aktivitelerden geri tutmak ve bizim partimizin, halkımızın siyasi gücünü ve iradesini kırmaya dönük bir tutumu tutmak gibi bir amaç sergilemektedir. Bunu yapanlar kimlerdir? Savcılardır, hakimlerdir, emniyet görevlileridir, valiliklerdir, kaymakamlıklardır. Biz buradan hepsine şu çağrıda bulunuyoruz. Lütfen kimse kendi yetkisini aşmasın. Kimse kendine işgüzarlıkta bulunup bu halka ikinci dünya savaşı öncesi Nazilerin Almanya'da estirdiği faşizmi bu dönem ben burada estiririm gibi bir mantaliteye gömülmesin. Bunun kimseye faydası olmaz. Türkiye'nin birlik ve beraberliğine de faydası olmaz. Kürtler'in baskılanması, Kürtler'in rencide edilmesi, Kürtler'in tutuklanması, Kürtler'in siyasetten men edilmesi, Kürtler'in işkencelerden geçirilmesi, siyasi iradesinin kırılmaya çalışılması, partilerinin kapatılması, siyasetçilerinin siyasetten men edilmesi bunların hiçbiri Türkiye'de birlik ve beraberliğe hizmet edecek nitelikte değildir" dedi.
SAVCI AKP'NİN KULU KÖLESİ DEĞİLDİR
"Bir savcı savcıysa savcıdır. AKP'nin kulu kölesi değildir" diyen Üçer, "Savcılık yetkisini hukuki zeminde kullansın. Onun hakkı yoktur yüzlerce kişiye tutuklama kararı çıkartacak bir eğilim sergilesin. Mahkemeler karar verirken yasaların, hukukun evrensel niteliğine göre karar vermek zorundadır. Eğer bunları vermiyorsa, biz halk temsilcileri olarak gereken demokratik zeminde hesabı sormaya hazırız. Hiç kimsenin haddine ve yetkisine değildir bu halka eziyet etmek, bu halkı rencide etmek. Ama şurada görülüyor ki Kars halkı diğer illerde, diğer bölgelerde olduğu gibi hatta biraz daha fazlasıyla kimsenin partide yöneticilik yapmaması üzerine baskılanmaktadır. Bunu yapan güç kimdir? Valiliktir, mahkemedir, savcıdır. Ama hiçbirinin de böyle bir yetkisi yoktur. Biz inadına partimizi ayakta tutacak kadro çalışmalarını yapacağız. Onlar kaç kişi tutuklarlarsa tutuklasınlar bizim halk olarak onların yerine ikame edecek kadrolarımız vardır. Gönüllü milyonların bir arada olduğu bir hareket olarak bunu özgüvenle söylüyoruz. Parti binalarımız bombalandı. Bunu devlete bağlı karanlık güçlerin yaptığı ortadayken herhangi bir hukuki girişimde bulunulmadı. Diğer siyasi partilerin yöneticileri yolsuzluk, usulsüzlük, hırsızlık, çapulculuk denebilecek nitelikte birçok suç işlerken onlara hukuk ve hukuk birimleri kayıtsız kalırken bizim parti yöneticilerimize keyfi hukuk yetkileri kullanarak baskılamaya dönük tutumları sergileyenler şunu çok iyi bilsin, bu halk yalnız değildir. Bu halk artık örgütlüdür, güçlüdür. dedi.
REFERANDUMU REDDEDİYORUZ
Üçer, "Yapay açılım söylemleriyle kamuoyu gündemini meşgul eden, oyalayan, insanları yersiz beklentilere sokan AKP Hükümeti Anayasa paketi uyguluyorum diye çok göstermelik, toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak hele ki alternatif anayasa önerisi olan partimizin ve parti tabanımızın taleplerini ve önerilerini görmezden gelen bir anayasa paketiyle referanduma giden bir süreci yaşıyoruz. Bizler tam demokratik bir anayasa için meclis içinde ve meclis dışında bütün alanlarda talep ve önerilerimizi dile getirdik. Demokratik bir anayasa için atılacak her türlü adımı canı gönülden destekleyeceğimizi fakat AKP'nin demokratik bir anayasa yapmak gayretinde olmadığını, demokratik anayasa yapmaktan ziyade Evren anayasasının ömrünü uzatmaya dönük 12 Eylül anayasasının faşist cunta devrimcilerinin hazırlamış olduğu anayasanın ömrünü uzatmaya çalışan, demokratik bir toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak, farklı kültürel etnik yapıların taleplerini karşılamaktan uzak, anadil eğitim hakkını karşılamaktan uzak, yurttaşlık haklarını karşılamaktan uzak, vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türklük ekseninde tekleştiren bir anayasayı dayatan AKP'ye karşı bizler en demokratik hakkımız çerçevesinde boykot ederek cevap vermekteyiz. Bizim en demokratik hakkımız çerçevemiz doğrultusunda biz referandumu meşru görmediğimizi, referandumda hiçbir çözümleyici yaklaşımın olmadığını açıkça ifade ederek referandumu reddediyoruz. Sandık başına gitmiyoruz. Seçimi boykot ediyoruz. Şu an için gördüğümüz gerçek budur. Ne kadar boykot o kadar demokrasi demek" dedi.
(haberturk)