Ekonomi
  • 22.4.2005 13:54

MÜSİAD ERDOĞAN''I RAHATSIZ ETTİ Mİ?

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Dr. Ömer Bolat, ''''Kişisel menfaat için olmayan, ülke ve toplum refahı için doğru, yapıcı eleştiriler ortaya koyduğunuz, iyi giden işlere de övgülerinizi, taktirlerinizi belirttiğiniz zaman kimse rahatsız olmuyor'''' dedi. MÜSİAD Genel Başkanlığına yeniden seçilen Bolat, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan''ın da katılımıyla 16 Nisan''da gerçekleştirilen MÜSİAD Genel Kurulu''nda yaptığı ve bazı eleştirileriyle dikkat çeken konuşmasının yanı sıra ekonomi ve yabancı yatırımlar gibi konularla ilgili soruları yanıtladı. TEBDİL-İ KIYAFET GÖRÜYORUZ AB, dış politika gibi birçok konuya da değindiği Genel Kurul konuşmasında, övgülerin yanı sıra yapıcı bir üslupla sundukları eleştirilerin de bulunduğunu ifade eden Bolat, şunları söyledi: ''''Sayın Başbakan, konuşmamın sonunda konuşmamı beğendiklerini ve okumak istediklerini söyledi. Yani siz kişisel menfaat için olmayan, ülke ve toplum refahı için doğru, yapıcı eleştiriler ortaya koyduğunuz, iyi giden işlere de övgülerinizi, taktirlerinizi belirttiğiniz zaman kimse rahatsız olmuyor. Bu anlamda bizim bu eleştirilerimizden rahatsız olmadıklarını ifade ettiler ve konuşmamın metnini istediler. Reel sektörün, piyasanın içinden gelen insanlar olarak ve Anadolu''da 27 vilayette şubelerimiz olduğu için oralardan aldığımız doğrudan bilgileri ve aksaklıkları ortaya koyduğumuz için çok iyi bir ''tebdil-i kıyafet'' görevi görüyoruz. Bu önerilerden, eleştirilerden istifade etmek hükümet açısından da çok faydalı olacaktır. Nitekim ortaya koyduğumuz birçok öneriler de gerçekleştiriliyor. Bu anlamda da memnuniyet duyuyoruz.'''' -MÜSİAD''DAN 3İ FORMÜLÜ- Bolat, 3 Kasım seçimlerinden sonra hükümetin hedefinin ''''3Y formülü'''', yani yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele olması gerektiğini söylediklerini aktararak, söyle dedi: ''''Gelinen aşamada diyoruz ki ülkemizdeki ekonomi yönetiminde hedef ''3İ formülü'' olabilir. Bu da istikrar, istihdam ve ilerleme. Türkiye''nin geleceğe daha emin şekilde yol alabilmesi için bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Gelişmenin anahtarları da özellikle ekonomide, siyasette, düşünce ve inanç hürriyetleri, teşebbüs hürriyeti anlamındaki yasakların kaldırılmasında. Türkiye bir yeniden yapılanma sürecinde. Bu fırsatı iyi değerlendirmemiz lazım.'''' -''''PİYASALARDA KIPIRDANMALAR BAŞLADI''''- İhracat artışının sürmesinin ve enflasyonda yüzde 8 hedefini tutturmada gösterilen trendin olumlu gelişmeler olduğunu ifade eden Bolat, piyasalarda 3-4 aylık aşırı bir duraklamadan sonra yavaş yavaş kıpırdamaların başladığını belirtti. Kredi kartları borçlarında ödeme periyoduna girildiği için piyasalarda satışların bıçak gibi kesildiğini kaydeden Bolat, ''''Piyasalarda ilk üç ayda çok ciddi durgunluk vardı, özellikle gıda, tekstil ve inşaatta. Üyelerimizden aldığımız bilgilere göre otomotiv sektöründe Mart ayı hızlı bir çıkışla 2004''teki yüksek temposunu devam ettiriyor. Nisan''dan itibaren gıda da ciddi bir kıpırdama var'''' diye konuştu. Düşük enflasyona uyum çerçevesinde özellikle KOBİ''lerin zorlandığını, kar marjlarının azaldığını kaydeden Bolat, hükümetin de özellikle reel sektöre, KOBİ''lere, esnafa yönelik iyileştirme tedbirlerini alması gerektiğini söyledi. 2004''te devletin 7.5 katrilyon ve özel sektörün 61 katrilyon lira yatırım yaptığını, bu yıl da yatırım sürecinin devam ettirilmeye çalışıldığını anlatan Bolat, işsizlik sorununa dikkat çekti. Bolat, ''''İşsizlik azaltılamadığı için üzüntü duyuyoruz, ama geçen yıl işgücü piyasasına 649 bin kişi girdiği için 2.5 milyon işsiz sayısı düşürülemedi. Eğer otomotiv, dayanıklı tüketim, büro işlem makineleri gibi sektörlerdeki çok yüksek oranlı büyüme daha dengeli olsaydı, o zaman kaymaklı baklava gibi olacaktı. Hem yüksek oranlı büyüme, hem de işsizliği azaltan bir büyüme sergilenebilecekti'''' diye konuştu. DÖVİZİN DEĞER YİTİRMEMESİ LAZIM Türkiye ekonomisinin 2005 yılında minimum yüzde 6.5-7 büyümesi gerektiğini ve cari açığın 10 milyar doların altına indirilebilmesinin önemli olduğunu belirten Bolat, şöyle devam etti: ''''Rahmetli Cumhurbaşkanımız Özal, (Türkiye ekonomisindeki sıkıntılar her zaman dövize dayalı olarak çıkmıştır) diye söylerdi. Dövizin, sıcak paranın teşviki ve tahrikiyle değerinin çok altında kalmaması lazım. Faiz oranı ile döviz kurları arasında optimum dengenin kurulması lazım. Bu konuda, Merkez Bankası''na (MB) önemli görevler düşüyor. MB, 2004 yılı ekonomik raporunda yüksek reel faizden şikayet ediyor, ama MB çözüm yeri. MB''nın, enflasyonun yüzde 8''e düşürüldüğü ortamda, gecelik faiz oranını yüzde 15''lerin altına düşürmesi lazım.'''' -''''YABANCI SERMAYE GİRİŞİNDE, BELİRLİ KISTASLAR OLMALI''''- Doğrudan yabancı yatırımların gelmesini istediklerini, bu konuda alınan teşvik önlemlerini doğru bulduklarını belirten Bolat, ilave katma değer ve istihdam getiren doğrudan yabancı yatırımların faydalı olacağını vurguladı. Bolat, ekonomide yüksek oranlı büyümenin cazibesi ve AB tam üyelik müzakere kararıyla beraber yabancı sermayenin Türkiye''deki şirketlere önemli ölçüde ilgi duymaya başladığını ifade ederek, şunları kaydetti: ''''Mevcut şirketlerin alınması ilave istihdam ve katma değer getirmiyor. Sadece bir defalık bir yabancı sermaye girişi oluyor. Tabii burada belirli kıstasların da olması lazım. Mesela biz, finans sektöründe, bankacılık sektöründe yabancı sermayenin ağırlıklı bir yapıya gelmesini istemiyoruz. Bir ülkenin ekonomi politikalarının kontrolünde ve koordinasyonunda bu ciddi bir risk oluşturabilecek bir faktördür. Bu noktada bakıyorsunuz Almanya, Fransa gibi ülkeler bile çok ciddi engeller oluşturuyorlar ve hoş karşılamıyorlar. Bizim kraldan fazla kralcı olmamamız lazım. Dışbank satışından önce yüzde 5 civarındaydı, bunun yüzde 15-20''ler seviyesini aşmamasını diliyoruz.'''' Bolat, Türkiye''nin özellikle teknoloji yoğun sektörlerde doğrudan yabancı yatırımları cezbetmesinin, büyümesine büyük ivme kazandıracağını söyledi. Düşük enflasyonlu ekonomiye uyum sürecinde bazı firmaların rekabetten dolayı ciddi zorluklar çekeceğini, bu dönemde işletmelerini satmak isteyenler olabileceğini ifade eden Bolat, ''''Dileriz ki değerinden düşük bedellere bu işletmeler satılmasın'''' diye konuştu. -''''SERMAYENİN RENGİ OLMAZ''''- ''''Sermayenin rengi olmaz'''' diyen Bolat, ülkenin, Körfez''den, Doğu''dan gelen sermayeye de açık olması gerektiğini vurguladı. Türkiye''nin bu sermayeyi çekmek için gerekli enstrümanları oluşturamadığını, bu konuda Hazine yönetiminin ciddi şekilde yavaş kaldığını savundu. Bolat, 1.5 trilyon dolarlık Körfez sermayesi içinde faiz enstrümanı kullanmak istemeyen 400 milyar dolarlık sermaye bulunduğunu bildirerek, ''''Bunlara yönelik enstrümanlar oluşturulabilseydik yılda 5 milyar ila 10 milyar dolar arasında sermaye çekmek mümkün olabilecekti'''' dedi. -AB MÜZAKERECİSİ...- AB müzakereleri için baş müzakerecinin belirlenmesinin zamanının geldiğini vurgulayan Bolat, ''''Bize göre bu baş müzakereci bir bürokrat değil, siyasi otorite içinden birisi olmalı'''' diye konuştu. Baş müzakerecinin yabancı dil bilmesinde, ülke ekonomisi, Avrupalıların müzakere kültürü ve davranış şekilleri, psikolojileri konusunda iyi bilgi sahibi olmasında fayda bulunduğunu anlatan Bolat, ''''Ülkenin ekonomik, toplumsal, dış politika menfaatlerini de çok iyi kollayacak, kıran kırana müzakere edebilecek kapasitede biri olması önemli. Bu profile uygun kişinin ismi o kadar önemli değil, bu profilin doldurulması önemli'''' diye konuştu. Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:57

İLGİLİ HABERLER