Gündem
  • 5.6.2013 12:59

O doktor Özal'ı öldüren ilacı açıkladı!..

ADLİ Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Doğan Kitap tarafından  satışa sunulan  "Yeraltındaki Melekler Yerüstündeki Şeytanlar" kitabında 50 sayfayı 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan otopsi raporuna ayırdı. A’dan Z’ye her şeyin en ince ayrıntısına kadar anlatıldığı kitapta Atasoy, Özal’ın müstahzar bir ilaçla öldürüldüğünü yazdı ve ilacın ismini açıkladı.

khaber.com.tr'nin haberine göre, Sevil Atasoy ayrıca, Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç.Dr. Haluk İnce’nin raporun altında imzasının neden bulunmadığını, basının üzerinde ittifak ettiği 4 zehirin nasıl evrim geçirerek farklı isimlerle haberleştirdiğini, profesörlerin polonyum savaşlarını, mezardan sağlam çıkan 488 gramlık beyni, kabirdeki suyun derinliği ölçülürken muhtemelen kopan gövde ile kafatasını ve yasa öngördüğü halde kurulda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı bulunurken Genel Cerrahi Uzmanı ile Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanının neden yer almadığını anlattı.

Turgut Özal’ın mezarının açılmasına karar verildiği günden itibaren, her platformda mezarın uluslararası bir heyet tarafından açılması gerektiğini ısrarla dile getiren Sevil Atasoy, konunun güvensizlikle alakalı olmadığını ancak böylesi durumlarda büyük tecrübe sahibi olan uzman sayısının dünya genelinde bile iki elin parmakları kadar olduğunu söyledi. Atasoy "mezarın açılmasını en çok isteyenlerden biri bendim ama şimdi keşke açılmasaydı dediğim zamanlar oluyor” şeklinde konuştu.

BASIN KULAKTAN KULAĞA OYNADI

Prof. Dr. Sevil Atasoy, basında yer alan 4 zehirle ilgili olarak son derece önemli bilgileri de kitabında tek tek ele aldı. O zehirlerin hikayesi khaber.com.tr'de şöyle yer aldı:

STEARİK ASİT NASIL STRİKNİN OLDU

Özal’ın mezarının açılmasının üzerinden tam bir ay geçmişti ki gündeme bomba gibi bir haber düştü. Haberde Özal’ın “Striknin Kreatin” ile zehirlendiği öne sürülüyordu. Hatta “striknin keratin” maddesinin çok zehirli olduğu, kişiye temas etmesi halinde bile solunum yollarını felç ettiği anlatılıyordu. Adı belirtilmeyen toksikolog profesör striknin keratin maddesinin yemekle verilmiş olabileceğini de öngörüyordu. Bir başka profesör ise, bir televizyon kanalında canlı yayında uzun uzun bu maddenin ne kadar zehirli olduğunu anlatıyordu.

Oysa “striknin kreatin” diye bir madde yoktu. Striknin diye bir madde vardı ancak “striknin keratin” diye bir madde yoktu. Stearik striknin’e benzetilmişti.

Kreatin’e gelince...

ATK’nın savcılığa göndereceği raporun ham halini gören, okuyan ya da kulak misafiri olan biyokimyadan anlamayan biri “Keratin”i “Kreatinin” ile karıştırdı hatta daha sonra basın bunu keratin yaptı. Keratin bilindiği üzere saçlar, tırnaklar, toynaklar ve pençelerin temel malzemesi.

Bir başka gazete ise 4 zehirden bahsetmişti. Dahası dışarıdan verildiği kesin bu 4 zehrin zamana yayılarak Özal’a verildiği ve böyle öldürüldüğü gündeme taşındı. Katil DDT, Kadmiyum, Amerikyum ve Polonyum’du. Ancak DDT değil ama kıl, kemik, karaciğer, kas gibi doku örneklerinde ve mezardan alınan çamur örneğinde DDE’ye rastlanmıştı. Elde edilen oranlar o tarihte Türkiye’de yaşayan her kişide çevre kirliliğine bağlı olarak bulunacak düzeydeydi. Kısacası ne DDT ne de DDE olabilirdi Özal'ı öldüren...

79 NOLU KEMİKTE KADMİYUM

Kadmiyum'un hikayesinde ise bir skandal söz konusuydu. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Çekmece Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin yaptığı yüzlerce analiz sonucundan biri baş ağrıtacak cinstendi. 79 nolu kemikte kadmiyum bulunmuştu. Kurumun hazırladığı raporun bu bölümünde tablonun altındaki dipnot hayret vericiydi. Çünkü wolfram karbür öğütücü ile yapılan işlemle ilgili, dipnotta “itinayla temizlenmiş olmasına rağmen örnekte bir miktar kontaminasyon söz konusudur” şeklinde yazılmıştı. Dolayısıyla 79 nolu kemikte bulunan kadmiyum kontaminasyon kurbanı olmuştu. Başka kemik istenmedi çünkü buldukları değer çok düşük düzeydeydi.

VE RADYOAKTİF MADDELER MESELESİ

Esasında Adli Tıp Kurumu savcılık istemeseydi bu maddeleri aramayacaktı. Çünkü sistematik toksikolojik analiz protokollerinde radyoaktif maddelerin aranmasına yer verilmiyordu.

Fakat Malatya’daki Zirve Katliamı Davası'nda ifade veren İlker Çınar, Turgut Özal’ın Türkiye Ulusal Stratejk Hareketler Dairesi tarafından polonyum ve amerikyum ile öldürüldüğünü söylemişti.

Atom Enerjisi Kurumu toprak su ve kemikte amerikyum,polonyum, stronsiyum aradı. Doğal seviye dışında radyoaktiviteye rastlanmadı. Ancak analizleri gören nükleer bilim adamları arasında tartışma çıktı. Kimi, 19 yıl sonra eser miktarda polonyumun bulunmasını dahi çok önemli bulurken, kimi ise Özal’daki polonyumun radon gazından geldiğini ya da tek başına nüfuz ettiğini söylüyordu.

KATİL ATENOLOL MÜ?

Basında yer alan ve Özal’ı öldürdüğü iddia edilen maddelerin durumu bu. Ancak asıl olay Adli Tıp Kurumu raporunda yer aldığı halde yorumlanamayan ve Özal’ı öldüren o ilaç…

Adli Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Özal’ı “Atenolol” adlı kimyasalın öldürdüğünü düşünüyor. Atasoy kitabında bu konuya şöyle değiniyor.

“Kimya İhtisas Dairesi’nin yaptığı analizler sonucunda Özal’ın sabunlaşmış bedeninin göğsünün üst kısmında, karaciğerinde, safrakesesinde, kas, ince bağırsak, mesane ve kemik iliğinde atropin ve atenolol adlı kimyasalları buldu.

Özal’a Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan müdahalede kalp ritmini döndürebilmek amacıyla atropin, lidokain, bikarbonat, kalsiyum, dekzametazon (dekort) ve dopamin veriliyor. Bu yüzden Özal’ın otopsi materyalinde atropin bulunması doğal. Atenolol (Tenormin) ise beta bloker adı verilen ilaç grubuna dahildir ve yüksek tansiyonun tedavisi için kullanılır. Dr. Cengiz Aslan son dönemde Özal’ın sürekli atenolol kullandığını belirtiyor. DDK raporunda Özal’ın atenolol ile isordil’i birlikte alması durumunda tansiyonunun beklenenden fazla düşeceğine dikkat çekiyor.

Özal’ın vefat ettiği gün isordil alıp almadığı bilinmiyor. Ama atenolol aldığı kesin. Üstelik ciddi miktarda kullandığı daha doğrusu yuttuğu muhakkak. Yoksa yarılanma süresi altı yedi saat olan ve idrarla atılan bu ilacı Kimya İhtisas Dairesi el attığı her organda bulamazdı. Önemli olan ne kadar yuttuğu…

… Acaba merhum cumhurbaşkanımız o gün çok fazla atenolol yutmuş ve nabzı düşerek kardiyojenik şoka girmiş olamaz mı?"

Ya da bir kaşık ılık suda bir tablet atenololün kolayca çözündüğünü ancak tadının acı olduğu gözönüne alındığında acılığını örtecek bir sıvıda çözülerek ya da toz halinde katı yiyeceğe katılarak kendisine verilmiş olamaz mı?

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 14:42

İLGİLİ HABERLER