OĞUZ SATICI'DAN SERDENGEÇTİ'YE CEVAP: KİMSEYLE KİŞİSEL HESABIMIZ YOK
KAYNAK : Haber Vitrini
İSTANBUL - Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Merkez Bankası'na işini öğretmek değil, uyarıcı olmak niyetinde olduklarını belirterek, "Hiçbir kurumla özel ve kişisel hesabımız olamaz, tartışmayı da derinleştirmek değil unutmak istiyoruz" dedi.
TİM Başkanı Satıcı, yaptığı yazılı açıklamada, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) İstanbul Şubesi tarafından 7 Mayıs'ta İstanbul Ticaret Odası'nda (İTO) düzenlenen "Sürdürülebilir Büyümenin Unsurları" konulu panelde, Merkez Bankası Süreyya Serdengeçti ile kur konusunda yaptıkları tartışma ile ilgili açıklamada bulundu.
Ülkenin sivil toplum örgütleriyle, siyasetçisiyle, bürokratıyla, müteşebbisiyle, çalışanıyla, birlik ve beraberliğe, hedef ve strateji ortaklığına çok fazla ihtiyaç duyulan bir dönemden geçtiklerini hatırlatan Satıcı, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin, ihracatçı birliklerinin yönetimleri, bu ortamda üzerlerine düşeni üstlerindeki tüm yük ve sorunlara rağmen üreterek ve ihraç ederek sosyal ve siyasal sağduyu ile yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi.
Böyle bir ortamda Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ile yaşanılan talihsiz gerginliğin kendilerini ve camiasını üzdüğünü vurgulayan Oğuz Satıcı,
"Bizim Merkez Bankası dahil olmak üzere ekonomi yönetimini yürekli bir gayret ile yürütmeye çalışan hiçbir kurumla özel ve kişisel hesabımız olamaz. Günün getirdiği gerginliklerden kaynaklanan tartışmalar asla derinleştirmeyeceğimiz, derhal unutmayı yeğlediğimiz şeylerdir" dedi.
Düşük kur ve TL'nin aşırı değerlenmesi sorununun Türkiye'nin milli bir problemi olduğuna dikkat çeken Satıcı, "Bu konuda yaşadığımız tüm başarısız deneylere rağmen Merkez Bankası'na işini öğretmek değil, uyarıcı olmak niyetindeyiz. 'Düşük kur, düşük enflasyon, yüksek kur yüksek enflasyon değildir' kavramlarının içini boşaltmadan fiyat istikrarını gözetirken üretim girdilerine yönelik (elektrik, enerji, istihdam, finans, hammadde) değerlendirmeleri de yapılmalıdır. Mevcut kurdaki mesele uluslararası ticaret koşullarında TL'nin gerçek değerinin oluşturulmasıdır. Asıl tartışılması gereken dış ticaret koşullarında TL değerinin diğer para birimleri karşısında ne olduğudur" diye konuştu.
Üretici ve ihracatçı sektörlerde teşvik, vergi muafiyeti ve benzeri dolaylı ve dolaysız sübvansiyonlarla verimsiz, rekabetçi olma özelliklerini yitirmiş işletmelerin ayakta kalmasından yana olmadıklarını hatırlatan Satıcı, "Biz her ne pahasına olursa olsun tüm iç dinamiklerimizi bozacak bir biçimde ihracatın artırılmasını da önermiyoruz. Biz kamunun üzerimize yüklediği yüklere ilave olarak kurun irrasyonel düşüşünü engellemek gereklidir diyoruz. Türkiye'nin enflasyonu yenmesi gerekliliğine tüm samimiyetimizle inanıyor, bunun için gerekli her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu eskiden olduğu gibi bir kez daha söylüyoruz. Enflasyonu düşürmenin yolu büyümeyi, özellikle de ihracata dayalı büyümeyi engellemek değildir. Enflasyonu düşürme programı zaten yeteri kadar küçülmüş Türkiye ekonomisini küçültmekten geçmez. Bu yol doğru bir yol değildir" dedi.
Sanayi üretiminin Mart 2001 - Mart 2002 döneminde yüzde 18 büyüdüğünü, aynı dönemde ihracat rakamlarının da yüzde 8'lik büyüme gösterdiğini, ancak Mart 2001'in 20 gün ( + 10 gün bayram), Mart 2002'nin ise 31 gün olarak gerçekleştiğinin dikkate alınması gerektiğini belirten Satıcı, bütün bürokrasinin herkesin memuru olduğunu, onlara yönetme yetkisinin yine halk tarafından verildiğini söyledi. Satıcı, niyetlerinin hiç kimse ile sorun yaşamak değil, koordineli bir şekilde geleceği birlikte örgütlemek olduğunu belirterek, "Umutlarımızı kaybetmeden, gerçekleri kendimize rehber edinerek yenemeyeceğimiz sorun, sıkıntı yoktur. Önemli olan sorunları, sıkıntıları örtmeden, onlarla yüzleşmekten korkmadan hareket etmektir" ifadelerini kullandı
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:48