OKAY: BAŞVURUMUZ KABUL GÖRÜRSE YÜRÜRLÜLÜK TAMAMEN DURDURULACAK
ANKARA - CHP Grup Başkanvekili Okay, Anayasa Mahkemesine yaptıkları başvurunun ardından yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi'ne verdikleri dava dilekçesinin içeriğinde yöntem ve esasa ilişkin olmak üzere iki ana başlıkta iptal talepleri olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Öncelikle bunun bir tasarı biçiminde gelmiş oluşu, bunun getirilişinde kamu yararının amaç bakımından bulunmadığı keza oylamaların Anayasa'nın açık hükmü olan gizlilik ilkesine aykırı yapıldığı, açık oylama biçiminde yapıldığı, ilk verilen teklif ile daha sonra verilen teklifin birlikte görüşülmemesi, ilk verilen teklifin iç tüzüğe aykırı bir şekilde geri çekilmesi, yine Anayasa'nın 175 1. maddesinde yer alan 'Anayasa değişiklikleri 2 kez görüşülür' hükmüne aykırı görüşme yönteminin uygulanmış oluşu yöntem bakımından iptal nedenleri arasında yer aldı.
Keza yürürlük maddesi de Meclisten geçen haliyle sonuç itibarıyla 26 maddenin birlikte oylanılması söz konusu olacağından, içinde de 2 geçici madde olduğu için bunların yürürlüğe ilişkin hükmünde de Anayasa'ya aykırılık bulunduğunu ifade ediyoruz. Yönteme ilişkin bu başvurunun içeriğine göre, mevcut Anayasa değişikliğinin bu başvurumuz kabul görürse tamamen değişikliğinin, yürürlüğünün durdurulması söz konusu olacaktır. Keza bu Anayasa değişikliğinin maddeler bölümünde ağırlıklı olarak yargıya ilişkin hususlar dava konusu edilmiştir. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu ve Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılanmasına ilişkin maddeler dava konusu edilmiştir. Bununla birlikte adalet hizmetlerinin denetimi ve kamu denetçisi, yargı ile bağlantılı olduğu için onlar da dava dilekçemizin içeriğinde yer almıştır.
Esasa ilişkin olarak da Anayasa'nın 2. maddesinde ve başlangıç bölümünde yer alan hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlal edildiği, yargı bağımsızlığı ve yargıç teminatı ilkelerinin iptal edildiği ileri sürülmüştür.''
Anayasa Mahkemesine verdikleri dava dilekçesinin 94 sayfa olduğunu ifade eden Okay, dava dilekçesinin ekinde de ''kimi Meclis çalışmalarında ihlalleri içeren bilgi, belgeler ve ihlal edilen kimi uluslararası sözleşmelere ilişkin düzenlemelerin'' yer aldığını söyledi. Anayasa Mahkemesinin en kısa süre içerisinde bir karar vermesini dilediğini belirten Okay, şunları söyledi:
''Enteresandır, Yüksek Seçim Kurulu 12 Eylül tarihini referandum tarihi olarak belirlemiştir. Hepinizin de malumu olduğu üzere, 12 Eylül Türkiye'de bir askeri diktanın geldiği gündür. 12 Eylül 1980'den 30 yıl sonra 12 Eylül 2010'da bir sivil dikta için referandum günü verilmiştir. Türk halkına 12 Eylül 2010'da sivil diktayı oylatacağına, Anayasa Mahkemesi, sivil dikta özlemlerini, Anayasa'ya aykırılığını tescil eder, tespit eder ve bir an evvel yürürlüğün durdurulmasına karar verir diye düşünüyorum''
-''KİMSE YARGI ÜZERİNDEN SİYASET YAPMASIN''-
Okay, bir gazetecinin, ''YSK'nın 120 gün sonra referandum yapılmasına ilişkin kararını Başbakan Erdoğan 'zoraki karar' olarak değerlendirdi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?'' şeklindeki sorusunu yanıtlarken, yasa teklifi Mecliste görüşülmeden önce ve görüşülürken ''yanlış yapıyorsunuz'' diye uyarılarda bulunduğunu anımsattı. ''120 günü 60 güne çekemezsiniz. Anayasa'nın maddeleri uyarınca bu 1 yıl içerisinde yapılacak seçimlerde uygulanamaz. YSK bu yönde bir karar verir ise 'Bu karar siyasidir, bu karar ideolojiktir. Yargı, TBMM'nin üzerinde karar oluşturuyor' diye mağdur edebiyatı yapıp bundan nemalanmaya kalkmayın. Bu yasayı geri çekin çünkü 60 günlük süreyi uygulayamazsınız'' dediğini belirten Okay, şöyle devam etti:
''Bir AKP klasiği ile karşı karşıyayız. Hukuku tanımayacaksın, hukukun üstünlüğüne inanmayacaksın, yasal düzenlemeleri benimsemeyeceksin, buna aykırı düzenleme yapacaksın. Ondan sonra çıkıp mağduriyet edebiyatı yapacaksın, çıkıp yüksek yargı organlarını -YSK yüksek yargı organı değil, bir düzenleme kuruludur ama mensupları, karar verenleri yüksek yargıçlardır - siyasi polemik konusu yapacaksın. Bu ülkenin ne başbakanına yakışır ne de bunu bile bile yapanların televizyon ekranlarında kamuoyu karşısında çıkıp 'siyasi, ideolojik' deme hakları vardır. Çünkü bunlar bunu bile bile yapmıştır ve biz muhalefet partisi olarak bunu peşin peşin kendilerine ikaz ettik. Bu o kadar net Anayasa'ya aykırılıktı ki, tartışılmazdı. Şimdi bir mağduriyet edebiyatı içerisinde hiç kimse ama hiç kimse yargı üzerinden siyaset yapmasın.''