Gündem
  • 14.2.2011 19:18

ÖNCE BİZİ SONRA SİZİ İÇERİ ATACAKLAR

Kahvaltıda güneşli bir İstanbul pazarı, öğlen yemeğinde ise kapkaranlık bir Türkiye tablosu çıktı karşıma.
CHP genel sekreteri Kemal Kılıçdaroğlu, dünkü yoğun İstanbul turunun ortasında Bağcılar’daki Doğan Gazetecilik binasını da ziyaret ederek Milliyet ve Vatan gazeteleri yazar ve yöneticileriyle bir araya geldi.
Yemekte, CHP Genel Başkanı’na bir bir gündemdeki konuları sorduk.
Yemeğin tereddütsüz en ilginç yanı, Kılıçdaroğlu’nun Haziran’daki genel seçimler sonrası oluşacak Türkiye tablosuyla ilgili karamsar sözleriydi.
CHP lideri, yeni Danıştay ve Yargıtay yasalarının yürürlüğe girmesiyle önümüzdeki dönem Türkiye’nin nasıl şekilleneceği yolundaki soruya, sakin bir üslupla “Her şey daha kötüleşecek. Bizler için de siz gazeteciler için de. Baskı daha da artacak” dedi.
CHP Genel Başkanı, önümüzdeki süreci kendi cephesinden şöyle yorumladı:
“Cumhurbaşkanı, Danıştay ve Yargıtay yasalarını onayladı. Ben kendisine onaylamaması yolunda çağrı yaptım ama zaten aksini beklemiyordum. Artık yargının siyasallaşması tamamlandı. Danıştay ve Yargıtay ele geçirildikten sonra çekinecekleri bir şey kalmayacak. Baskı tabana yayılacak. Siz gazeteciler için de biz CHP için de durum kötüleşecek.”

“Kötüleşme” nasıl olacak?
“Kötüleşme” ile neyi kast ettiğini sorduk: “Hükümetin referandumla yaptığı değişiklikleri nasıl kişisel ve siyasi amaçlarla kullandığını gördük. Bundan sonra baskı halk tarafından daha hissedilir hale gelecek. Şu anda sesini yükselten, eleştiren bir tek CHP?kaldı. Bizi de susturmaya çalışacaklar. Mesela bazılarımızın dokunulmazlıklarını kaldırıp içeri atmaya çalışabilirler. Sizler de etkileneceksiniz. Önce CHP’lileri, sonra bazı gazetecileri içeri atacaklar. En son sıra halka gelecek. O zaman halk yargıda ne kadar tehlikeli bir iş yapılmış olduğunu anlayacak. ABD ve AB de ne kadar demokrat olduklarını görmüş olacak ama iş işten geçmiş olacak.”
CHP?lideri, Tayyip Erdoğan’ı eleştirmenin daha zor olacağını söyledi.
Kısacası Avrupa Birliği’ne aday Türkiye’de ana muhalefet liderinin güneşli bir haftasonu yaptığı projeksiyon, önce yeni Danıştay ve Yargıtay’ın “ele geçirilmesi”, ardından (açıkça söylemese de) Ak Parti’nin seçimleri kazanması, parlamentoda sivri muhaliflerin dokunulmazlıklarının kaldırılması, aynı hızla CHP’nin üstüne gidilmesi ve medyanın susturulması var.
Kılıçdaroğlu’nun her zamanki sakin üslubuyla anlattığı bu “En Tehlikeli Senaryo,” abartılı gözükse de iç politika açısından birkaç anlam içeriyor.
Birincisi, belli ki CHP siyasi mücadelesini önümüzdeki seçimlere değil “uzun vadeye” yaymış durumda. Kılıçdaroğlu’nun yazarlara cevabında “Bu işler kötüleşmeden düzelmez” iması var. Kötüleşmeden kast ettiği ise otokrasiye giden, demokrasiden ödün veren, siyasilerin ve muhaliflerin hapse atıldığı bir Türkiye. CHP’de ancak o zaman Ak Parti oylarının düşeceği beklentisi var.

Negatif kampanya sinyali
İkinci çıkarım ise, siyaset üslubuyla ilgili. Belli ki CHP Haziran’a kadar olan süreci başta tasarladığından daha “negatif” bir seçim kampanyasıyla götürecek. Siyasette kabaca iki tür kampanya vardır. Birincisi “Ben bunları yapacağım” diye anlattığınız pozitif kampanya, diğeri de “Rakibim şöyle böyle kötü” dediğiniz “negatif” kampanya.
Belli ki CHP, önümüzdeki süreçte Ak Parti’ye yüklenirken “korku imparatorluğu”, “baskı rejimi” gibi temalarla negatif kampanyaya ağırlık verecek.

Aslı Aydıntaşbaş /MİLLİYET

Güncellenme Tarihi : 23.3.2016 21:21

İLGİLİ HABERLER