Gündem
  • 15.11.2002 02:16

ORG.ÖZKÖK : " TÜRKİYE'NİN KIBRIS'TAKİ ÇIKARLARINI ÇİĞNETMEYİZ "

KAYNAK : Haber Vitrini BM Kıbrıs planının ayrıntıları belli olmadan ortaya konan aşırı olumlu hava, yerini giderek artan bir ‘ihtiyat sürecine’ bıraktı. Gürel ve Denktaş, plana önemli eleştiriler getirirken, Org. Özkök, Kıbrıs'ta Türkiye'nin çıkarlarını çiğnetmeyeceklerini söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 19. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen törenlere, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Planı’na yönelik eleştiriler damgasını vurdu. Törenlere katılmak üzere adaya giden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ta barış ve huzuru bozacak ve Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini tehdit edecek herhangi bir yaklaşıma müsaade etmeyeceğini söyledi. Geçitkale Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi’nin silahlanma çabalarını yakından izlediklerine işaret eden Orgeneral Özkök, bu çabaların Rum Yönetimi’nin uzlaşıdan ne kadar uzak olduğunu açıkça ortaya koyduğunu kaydetti. Özkök, Londra ve Zürih anlaşmalarından kaynaklanan ahdi mükelleflerin gereklerini yerine getirmeye devam edeceğini söyledi. Tedavi gördüğü New York’tan telefonla halkına seslenen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, plana yönelik eleştirilerini dile getirerek, “Haritalar en sona bırakılmalıydı.” dedi. Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel de Rumların isteklerine göre hazırlandığını ileri sürdüğü planla ilgili son değerlendirmeyi yeni hükümet ve Denktaş’ın yapacağını hatırlattı. Bakan Gürel, BM Genel Sekreterliği'nin belgenin hazırlanışı sırasında Rum tarafına sızdırıldığını ve Rumlara ‘düzeltme’ imkanı verildiğini kaydetti. Planla ilgili kararı KKTC yönetimi ve yeni hükümetin vereceğini söyleyen Gürel, Annan’ın belgesiyle ilgili eleştirisinde toprak ve göç konusunun müzakere etmeye değmeyeceğini, egemenlik hususunun da tam anlamıyla Türk tarafının beklentilerini karşılamadığını; ancak yine de müzakere için açık kapı bırakılabileceğini kaydetti. Bu arada Bakan Gürel ile bakanlık diplomatları arasındaki görüş farklılığı da su yüzüne çıktı. Diplomatlar Annan’ın belgesi konusunda önyargılı davranmayarak, ‘müzakere edilebilir’ yaklaşımı sergilerken, Gürel’in metin üzerindeki keskin eleştirileri, göç ve toprak konularında müzakere kapılarını tamamen kapatması, görüş ayrılığının boyutlarını ortaya koydu. AK Parti'nin yaklaşımı ile diplomatların bakış açılarındaki ılımlılık, Yaşar Yakış’ın belgenin müzakere edilebileceği ve toprak konusunda uzlaşmacı bir tavır izleyebilecekleri açıklamaları ile netleşmişti. Belgenin hazırlık aşamasında Başbakan Ecevit’in 1 Kasım tarihinde Annan’a bir mektup göndererek Türkiye’nin olmazsa olmazlarını ilettiğini kaydeden Gürel, 8 Kasım’da ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın kendisine bir mesaj göndererek metnin kabulünü istediğini belirtti. Çözümün neler içermesi gerektiğini BM’ye kendilerinin ve KKTC’nin aktardığını söyledi. Kaygıların bazılarının dikkate alınmadığını, metin üzerinde düzenleme yapan Rumlar’ın belgeden çok memnun olduğunun görüldüğünü aktaran Gürel, belgenin Rum yararına bir paket olması halinde Denktaş'ın kabul etmeyeceğini, Türkiye'nin de bunu destekleyeceğini söyledi. Gürel, “KKTC halkının bir plana göre 3’te 1’i, bir plana göre yarısının göç ettirilmesi öngörülüyor. Bunun müzakere edilecek yönü yok. Yerinden olma süreci büyük kayıp.” diye konuştu. Denktaş: Haritalar sonraya kalmalıydı KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ise, BM’nin Kıbrıs’la ilgili planına önemli eleştirilerde bulunarak özellikle haritaların ortaya çıkarılmasını yanlış bulduğunu belirtti. “Barış yolunun açık kalması için toprak konusunun en sona kalmasını ısrarla istediğini” hatırlatan Denktaş, BM’nin eski Genel Sekreteri Butros Gali zamanında ortaya bir harita konmamasını, bunun Rumlar açısından, ‘bize verilenler azdır’, Türkler açısından, ‘biz bunları vermeyiz’ kavgasını başlatacağını ve süreci tıkayacağını söylediğini kaydetti. “Egemenlik kabul edilmeden harita konusunda görüşmek istemediğimizi, ama ilkeleri konuşabileceğimizi bildikleri halde ortaya harita konmuştur.” diyen Denktaş, cevap için 4 hafta gibi kısa süre verilmesini de eleştirdi. Bu arada bazı diplomatik kaynaklar, toprak ve göç sorunu çözülse bile belgenin Türk tarafınca kabulü konusunda şüpheli. ABD'li üst düzey bir diplomat ise, belgenin iki taraf için bir şans olduğunu ve iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Diplomat, tarafların belgeye yaklaşımlarının pozitif değerlendirildiğini ve bunun kendilerinde memnuniyet oluşturduğunu aktardı. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:40

İLGİLİ HABERLER