Ekonomi
  • 8.10.2008 00:13

ÖZİNCE MORAL VERDİ: 'KRİZ TÜRKİYE'Yİ ETKİLEMEZ!..'

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, ABD'de yaşanan finansal krize ilişkin, "Amerika'da veya dünyanın birçok yerinde yaşanan finansal kriz, bankacılık gibi Atatürk'ün ifadesiyle halkın itibarı ve itimadına dayanması gereken bir müessesesin ihmal edilmesinden, sanal bir alem kurulmasından ve insan ihtiyacına dayanmayan bir finansal dünya kurulmasından ortaya çıktı. Şu anda o finansal dünyanın çöküşünü görüyoruz" dedi.
Türkiye İş Bankası Ersin Özince, İzmir İş Sanat İzmir Galerisi'nde düzenlenen "Bir Kumbara Öyküsü" Sergisi'nin açılış törenine katıldı. Özince, burada basın mensuplarının ekonomi gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. Amerika'daki krizin yüksek tüketim alışkanlıklarından kaynaklandığına ilişkin söylemleri değerlendiren ve krizin çıkış kaynağıyla ilgili görüşlerini aktaran Özince, "Gündemin bu konuyla yoğun olarak uğraştığı dönemde siz tasarruf diyorsunuz. Sizce de yüksek tüketimden dolayı mı bu krizler ortaya çıktı?" şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi:
"Her şey aslında bir yönüyle çok basit, bir yönüyle de çok kompleks hale getirilebiliyor. Amerika'da veya dünyanın birçok yerinde yaşanan finansal kriz bankacılık gibi, Atatürk'ün ifadesiyle halkın itibarı ve itimadına dayanması gereken bir müessesesin ihmal edilmesinden, sanal bir alem kurulmasından ve insan ihtiyacına dayanmayan bir finansal dünya kurulmasından ortaya çıktı. Şu anda o finansal dünyanın çöküşünü görüyoruz. Ben bunun insan nesli için büyük zarar getireceğine inanmıyorum."
"AFFEDİLMEYECEK BİR YANLIŞ"
Bu durumun özellikle dünyada GSMH'nin daha eşitlikçi bölüşümü açısından imkan oluşturacağını düşündüğünü ifade eden Özince, şöyle devam etti:
"Çünkü bu sanal alemin doğrusu dünyanın büyük bölümüne, dünya nüfusunun büyük bölümüne hiçbir yararı yoktu. Ne yazık ki olumsuz etkilerini kısa dönemde biz de yaşabileceğiz. Ama uzun dönemde bu sanal alem yerini insan ihtiyaçlarından, insanların ekonomik ihtiyaçlarından şirketlerin devletlerin bu ekonomik ihtiyaçlarından doğan bir finans ve sermaye piyasası düzenine yerini bırakmasını diliyorum. Yani utanç verici bir durum olduğunu uzun zamanlardır ifade ettiğim değerlendirmelerimde söylemiştim. Bunlar
marifet değil. Bu kadar büyük dünya tasarruflarını heba edercesine dünya ülkeleri arasındaki ticari finansal ilişkileri büyük bir kaygı güvensizlik ortamına çevirircesine bu hale sokmak çok büyük israf . Hiç affedilmeyecek bir yanlış."
Başbakan'ın kredi kartı kullanımına yönelik söylemlerinin hatırlatılması ve kredi kartı konusunda vatandaşlara yönelik tavsiyelerinin sorulması üzerine Özince, herkesin "ayağını yorganına göre uzatması" gerektiğini söyledi. Olmayan paranın harcanmaması gerektiğinin altını çizen Özince, "Kredi kartından asla asla borçlanmamalıyız. Eğer borçlanma ihtiyacı varsa mutlaka bireysel kredi kullanmamız lazım. İhtiyacımızın üzerinde harcama yapmamaya çalışmamız lazım. Bu söylediklerimin birçok vatandaş açısından
kolay olmadığını biliyorum. Ama kredi kartıyla veya başka şekillerde borçlanarak yapılacak tüketimin ne bireylere ne toplumlara yararı olduğunu düşünmüyorum" şeklinde konuştu.
"DÜNYA İNSANININ REFAHI DÜŞÜNÜLMELİ"
Yeni bankacılık sisteminin neleri beraberinde getireceğine yönelik bir soru üzerine Özince, "Dünya insanının refahı adına ve dünya insanının barış ortamında yaşaması adına düşünmek lazım. Sürekli dile getirdiğim Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlara dünya bankası uluslararası para fonu, uluslararası her türlü ticari örgütlenmeye de bu gibi günlerde görev düşüyor. Yangın söndürmek değil yapılması gereken, krizi atlatmak değil. Böyle krizler olmasın diye gerekli koşulları kurmak. Bunda da kesinlikle şu veya
bu ülkenin menfaati değil, dünya madem bu kadar entegredir, bütün dünya insanını refahını düşünmek lazım" diye konuştu.
"FAKİRLERİ VURURSA, ZENGİNLERE DE YARARI OLMAZ"
IMF'nin bu krizin gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceğine ilişkin raporuyla ilgili soru üzerine Özince, raporu henüz incelemediğini söyledi. Özince, "Söylediğiniz gibiyse o kuruluşun bunun tersini yapmak için harekete geçmesini tavsiye ederim. Yani gelişmekte olan ülkeleri vuracak diyen hemen başlasın çalışmalara bunu tersine çevirmek için. Çünkü fakirleri vuracak sistemlerin sonuçların hiçbir şekilde zenginlere yararı olmayacak" dedi.
Serbest piyasa modelinin sorulması üzerine ise Özince, dünya insanının refahına yaramayan serbestliğin hiçbir yararı olmayacağını söyledi. Özince, "Bugün dünyanın çok büyük bölümünde insanlar açlıktan ölürken siz kalkıp serbestliği böylesine ölçüsüz her isteyen istediğini yapacak ve dünya insanının tasarrufunu işte kumbaralarda biriken paraları çarçur edecek spekülasyon yapacak, olmayacak anlamayamadığımız bize gerekli olmayan riskleri alacak batıracak diye ele almamak lazım. Bugün dünya madem entegredir
serbestinin dahi kurallarını koymak lazım" diye konuştu.
"TÜRKİYE'Yİ ETKİLEYECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM"
Türkiye'nin krizden nasıl etkileneceğinin sorulması üzerine Özince, Türk bankacılık sektörünün çok ciddi reformlardan geçtiğini hatırlatarak, bu nedenle çok fazla etkileneceğini düşünmediğini ifade etti. Bundan hiç etkilenmeyeceğine yönelik bir çıkarıma varılmaması gerektiğine de dikkat çeken Özince, "Türk bankacılık sektörü birçok sektöre nazaran çok ciddi bir reformdan restorasyondan geçmiş bir sektör olarak nispeten şanslı. Ama bu kesinlikle Türkiye'de reel sektörü de bireyleri de etkileyebilir.
Örneğin bireyi faiz oranlarının yükselmesi şeklinde etkiler ve bunun da en fazla hazine borcunun yeniden faiz maliyetinin yükselmesiyle etkilerini görebiliriz. Ama bankacılık sektöründe yurtdışında gördüğümüz sorunların Türkiye'de olacağını asla düşünmüyorum. Bunu iyimser görüş adına da söylemiyorum. Bankacılık sisteminin verileri ortada. Türk bankacılık sistemi çok güçlü bir döneminde böyle bir olayla karşı karşıya kaldı. Ama tabii süreç uzarsa mutlaka etkilenmeler olur. Etkilenmeler de yurtdışında
gördüğümüz boyutta olacak değildir. Nasıl uzamasın ki. Bu güven krizi. Bu öyle 300-500 700 bin 500 koymakla bitecek bir şey değil. İtibar ve itimat kazanılana kadar süreç uzayacaktır" ifadelerini kullandı.
Özince, bu krizin kendi bankaları için bir fırsata dönüşme, yabancı ya da yerli banka satın alma gibi bir durumunun söz konusu olup olamayacağına yönelik bir soruya da, şu şekilde yanıt verdi:
"Hayır. Orada abartılara girmek hiç gerekli değil. Fırsatlar kollanır ama bu kadar büyük bir problem ortaya çıktıktan sonra böyle bir cesurluk gösterisi gibi ifadeler kullananlara da inanmayınız."

"ANA FİKİR, TASARRUF"
Sergiye ilişkin açıklamalarda da bulunan Özince, serginin ana fikrinin tasarruf olduğunu söyledi. İş Bankası'nın da ana fikrinin tasarruf olduğunu dile getiren Özince, şunları söyledi:
"Özellikle cumhuriyetin ulusal banka kurma düşüncesi halkın tasarruflarından ve halkın itibarından Atatürk'ün ifadesiyle itibarından ve itimadından ve verdiği değerden doğan bir banka kurma fikri, iş bankasını ortaya çıkartan fikir. Türkiye'de küçük tasarruflarla büyük işler başarmak ve Türk sanayinin kurmak, Türk sermayesini oluşturma fikri kumbara fikrinden, tasarruf fikrinden doğuyor. herhalde bugünlerin tüketim alışkanlıklarıyla tam tezat teşkil eden bir şey. İş Bankası olarak bu fikri yaşatmayı ve
yeni nesillere de kumbara fikrini ve tasarruf fikrini aşılamayı arzuluyoruz. İstanbul'da açtığımız sergiyi 23 bin civarında kişi gezdi."
İş Sanat İzmir Sanat Galerisi'ndeki "Bir Kumbara Öyküsü" Sergisi, 14 Aralık 2008 tarihine kadar gezilebilecek.

İLGİLİ HABERLER