Gündem
  • 28.9.2008 03:12

ÖZKAN, 1993'TE GENELKURMAY TARAFINDAN UYARILMIŞ!..

Ergenekon soruşturmasının son dalgasında gözaltına alınan ve aralarında Tuncay Özkan ve Gürbüz Çapan'ın da bulunduğu 6 kişi, terör örgütü üyesi olmak suçundan tutuklandı. Genelkurmay'ın yazıları sebebiyle kendisini uyardığını belirten Özkan, "Terör örgütüyle özdeşleştirildim" dedi
Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve aralarında gazeteci Tuncay Özkan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan ve eski Organize Suçlar Müdürü Adil Serdar Saçan'ın da bulunduğu 6 kişi tutuklandı. Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne önceki sabah saatlerinden itibaren getirilmeye başlanan Özkan, Saçan, Çapan, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Üyesi emekli Hakim Albay Tanju Güvendiren, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in eski avukatı ve Aydınlık dergisi yazarı Emcet Olcaytu, tıp doktorları Mesut Özcan ile Hüseyin Nazlıkul'un savcılıktaki işlemleri gece yarısı tamamlandı.
Suçları terör örgütüne üyelik
Nöbetçi hakimin dosyayı incelemesinin ardından saat 03.00'te başlayan nöbetçi mahkeme sorgusu, saat 07.00 sıralarında sonuçlandı. Doktor Mesut Özcan serbest bırakılırken, Tuncay Özkan, Adil Serdar Saçan, Gürbüz Çapan, Tanju Güvendiren, Emcet Olcaytu ve Hüseyin Nazlıkul, "Ergenekon terör örgütü üyesi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak" suçundan sevk edildikleri İstanbul nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklandı. Tutuklanan 6 kişi, geniş güvenlik önlemleri altında adliyenin üst kapısından çıkarılarak, Metris Cezaevi'ne götürüldü. Adliyeye sevkedilen Biz Kaç Kişiyiz Derneği Genel Başkanı Selim Utku Gümrükçü ile derneğin üyesi Evrim Baykara serbest bırakıldı.
1993'TE TSK'NIN İLGİLİ BİRİMİNE ÇAĞIRILDIM
Ankara'nın Babıali'si Rüzgarlı Sokak'ta stajyer muhabir olarak gazeteciliğe başlayan Tuncay Özkan, kısa sürede Türkiye'nin en büyük medya gruplarından birinin başına geçti. Daha sonra medya patronluğuna soyunan Özkan, dün terör örgütüne üye olmak suçundan Metris'e gönderildi.
Kitabım için uyarıldım
Adliyedeki ifadesinde "Bir gizli servisin tarihi" isimli 1993’te yazdığı kitap nedeniyle tehditlere maruz kaldığını iddia eden Özkan, "Hatta 1993'te Genelkurmay'ın ilgili birimine çağrıldım. Kitabı yayınlamama konusunda uyarıldım. Buna rağmen kitabı yazdım. O zaman darbeye ve tehditlere karşı koymuş kişi olarak bugün darbe yaptırmaya teşebbüsle suçlanmaktayım" dedi. Düzenlediği Cumhuriyet mitinglerinde kimsenin burnunun kanamadığını ifade eden Özkan, "Bu mitingler yasal olarak yapılmıştır. Ben Çağlayan mitinginde ne şeriat ne darbe demokratik Türkiye diye bağırmıştım" diye konuştu.
Özkan ayrıca ticaret yapma hakkının ve gelir elde etmesinin suç olarak sorulduğunu da iddia etti. 25 yıl gazetecilik yaptığını belirten Özkan, terör örgütlerine bugüne kadar karşı olan bir kişi olmama rağmen terör örgütü ile özdeşleştirildiğini savundu. Özkan, "Bu şekilde baskı ve dinlemelerle benim gibi özgürce düşünen ve düşündüklerini dile getiren insanlar susturulursa o takdirde Türkiye çölleşir" dedi.
ÇEKİRDEK YAPIYI O DÖNEMDE ÇÖZDÜM
Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Adil Serdar Saçan, "Örgütle ilgili ilk çalışmayı 2001'de DGM'den aldığım proje izni ile ben başlattım. Soruşturmayı daha sonra İstihbarat şubeye bıraktım. Bugün soruşturmaya ve davaya konu olan tüm bilgi ve belgeler benim zamanımda toplanmıştır. Çekirdek yapıyı o dönemde çözdüm" dedi.
Soruşturmanın Tuncay Güney ve Ümit Oğuztan'dan elde ettiği bilgi ve belgelere dayandığını ileri süren Saçan, "Ancak o tarihte DGM savcısı soruşturma izni vermedi. Ancak ben bu bilgi ve belgeleri muhafaza ettim. Örgütün üyeleri olduğu belirtilen Sedat Peker, Drej Ali, Kürşat Yılmaz, Veli Küçük, Yaşar Öz ve Hayrettin Ertekin hakkında soruşturmalar yaptım. Soruşturmayı başlatan emniyet müdürü olarak önemli tanık olabilecekken şüpheli haline getirildim. Suçsuzum" dedi.
ÖRGÜTLERİN NASIL ÇALIŞTIĞINI İYİ BİLİRİM
Uzun yıllar sıkı yönetim mahkemelerinde ve devlet güvenlik mahkemelerinde hakimlik yaptığını son olarak siyasete atılarak askeri Yargıtay hakimliğinden emekli olduğunu belirten Tunju Güvendiren, "Ticaretle uğraştım ve başarılı oldum. Benim meslek yaşantım terör örgütleri ile mücadelede geçti. PKK ve Hizbullah'ın hedefi haline geldim. Örgütlerin nasıl çalıştığını bilirim. Meslek geçmişim ve ticari durumum ortada iken örgütle bağlantım söz konusu değildir" dedi. Adının bir harfinin bu örgüt ile anılmasını zul olarak adlettiğini ifade eden Güvendiren, "bu olay nedeniyle itibarının zarar gördüğünü ve itibarının iadesi için" serbest bırakılmasını talep etti.
GENÇLİĞİMDE DEV- YOL'A İLGİ DUYUYORDUM
Mahkeme sorgusunda doktor olduğunu belirten Gürbüz Çapan, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek "Böyle örgütün üyesi değilim. Böyle bir örgüt varsa ben bu örgütün mağduruyum" dedi. Gençliğinde Dev- Yol sempatizanı olduğunu ve 1979 yılında bu örgütten ayrıldığını ifade eden Çapan, "DHKP/C'nin kendileri hakkındaki düşünceleri bellidir. Bizi sevmezler. Ben cezaevinde bulunduğum zaman zor durumda bulunan gençlere yiyecek ve kitap yardımında bulunmuştum. Bu cezaevinde ekonomik durumu iyi olanların yaptıkları bir durumdur. Bir örgütü desteklemek anlamında değildir" dedi.
Düzmece iddialarla 2001 yılında yargılandığını ve hâlâ yargılanmasının devam ettiğini ifade eden Çapan, "11 ay 20 gün tutuklu kaldım. Benim o dönemde Ermenistan üzerinden nükleer kaçakçılık yaptığım, belediye de usulsüzlük yaptığım, büyük bir miktar parayı zimmete geçirdiğim memleketim Çıldır'da hayvan kaçakçılığı yaptığım ve hatta Ermeni asıllı olduğum iddialarında bulundular" dedi.
11 ay hapis yatmıştı
Ergenekon örgütünün yönlendirmesi ile Cumhuriyet Gazetesi'ninden hisse almakla suçlanan Gürbüz Çapan örgütün 1 numarası olmakla suçlanan Şener Eruygur'un Jandarma Genel Komutanlığı döneminde suç isnatı ile tutuklanarak 11 ay hapis yatmıştı.
ERGENEKON'UN DİNİ AYAĞINA OPERASYON
Hizbuttahrir örgütünün Türkiye Sorumlusu Yılmaz Çelik, hakkında kesinleşen 2.5 yıllık infaz kararı nedeniyle gözaltına alındı. Yasadışı örgüt yöneticisi olmaktan 2.5 yıl hapse mahkum olan Çelik'in cezası Yargıtay tarafından onanınca harekete geçen polis, Çelik’i Balgat'ta gözaltına alındı. Kısa bir süre önce Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan teğmenler ve irtibatlı olduğu Hizbüttahrir üyelerinin de soruşturmaya uğramış olması, Çelik'in gözaltı olayıyla birleşince güvenlik çevrelerince manidar bulundu.
Çelik, ilk olarak adını Fatih Camii'nin avlusunda 3 yıl önce düzenlenen eylemle duyurdu. Çelik'in liderliğinde avluda toplanan örgüt üyeleri, hilafet talep eden ve Atatürk'e ağır hakaretler içeren pankartlar açıp sloganlar attıı. Basın olayı saniye saniye görüntülendi. Gruba Emniyet Güçleri tüm sloganlara ve tacizlere rağmen müdahale etmedi. Grubun, cami avlusunda çatışma planı hazırladığı ve polisin bu yüzden müdahale etmediği ortaya çıktı. 2005'te çöküş süreci yaşayan örgütün Ergenekon'un devreye girmesiyle yeniden canlandığı iddia edildi. (BUGÜN)

İLGİLİ HABERLER