Gündem
  • 23.11.2007 13:38

PKK’NIN TASFİYESİ HANGİ GÜÇ ODAKLARINI RAHATSIZ EDİYOR?

NASUHİ GÜNGÖR – STAR

 

PKK sonrası döneme hazır mıyız?

 

Türkiye’nin terörle mücadele gündemi, farkında olalım ya da olmayalım, pekçok değişimin de habercisi aslında.

Şu günlerde başlayan bir tartışma, PKK’nın ortaya çıkış sürecinde devletin içinde bazı odakların, mesela istihbarat kuruluşlarının rol oynayıp oynamadığını yeniden gündeme taşıyor. Bir tek ismin irtibatı üzerinden böyle bir tartışmayı ‘kurumsal’ hale getirmek haksızlık olur. Ama aynı zamanda şu tartışmanın da sağlıklı olarak yapılması gerekiyor. PKK devlet içinde belki de birden çok dengenin etkisi sonucunda bu noktaya kadar gelebildi. Kuruluşunda bizzat rol oynamasa bile, devlet içindeki bazı odakların PKK’yı gerek iç, gerekse dış politikaya dönük bir araç olarak kullandıkları, manipüle ettikleri ve dönüştürdükler söylenebilir.

Bugün son derece önemli bir aşamaya geçiliyor. Bu tür örgütleri tümüyle ortadan kaldırmak elbette kolay değil. Ancak PKK’nın ciddi bir tasfiyeye uğradığı da açık.

Abdullah Öcalan’ın gündeme ‘sızan’ açıklamaları üzerinden de anlıyoruz ki bu tasfiye süreci, aslında devlet içindeki bazı odakların da güç kaybı ya da tasfiyesi ile aynı anlama geliyor. Birdenbire ‘Türkiye ılımlı İslam ülkesi olamaz’ tezini sarılan Öcalan, aslında hangi güç merkezleriyle işbirliği içinde olduğunun da şifrelerini veriyor.

Nitekim benzer bir tezi yakın zamanda DTP’liler de dile getirmiş, kendilerinin laik düzeni koruma anlamında sisteme AK Parti’den çok daha yakın oldukları mesajını vermişlerdi. DTP’nn seçim öncesinde dile getirdiği bu tez, madalyonun öteki yüzünü, yani kendisinin bizzat bu sistemin çocuğu olduğunu bize gösteren ilginç bir örnekti.

Şundan kuşku duymuyorum. PKK’nın tasfiye edilmesi, bugün terörden çok rahatsızmış gibi görünen ve her fırsatta örgütü lanetleyen bazı çevreleri huzursuz ediyor. Çünkü PKK ve onun parantezine alınan yapılanmalar, sözgelimi DEP-HADEP-DTP gibi siyasi partiler, aslında Türkiye’de bazı güçlerin rahatlıkla kullandıkları araçlar olarak ellerinin altında bulunuyordu.

Bugün gelinen tasfiye süreci, onların kullandıkları bu araçları en azından zayıflatıyor. Bunun en güçlü sinyalleri de 22 Temmuz seçimlerinde ortaya çıkmıştı zaten. Şimdi yerel seçim gündemi ısınıyor. Kuvvetle muhtemel DTP, ‘kale’ olarak tanımladığı önemli merkezlerde ya kaybedecek ya da ciddi güç kaybına uğrayacak. DTP üzerinde başlayan kamuoyu baskısı ve kapatma davasını böyle bir gündemle değerlendirmek daha doğru görünüyor.

Eğer Türkiye, Kuzey Irak merkezli olarak karşısına çıkarılan sorunları doğru yönetmeyi başarabilirse, belki de yakın tarihinde hiç bulamadığı bir manevra alanına kavuşacak. Burada sözkonusu olan sorunun sadece PKK ve terör olmadığının altını çizelim. Çünkü henüz kendi doğal etkinlik alanındaki sorunlarla nasıl mücadele edeceği konusunda yeterli birikime ve iç dengeye sahip değiliz. Ama en azından buna niyet ve cesaretimiz var.

Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e söylediği ‘Buralar Türkiye’nin uzantısıdır’ sözü önemli. Türkiye’nin henüz kendisinin bile farkında olmadığı kadar geniş bir etkinlik alanına kavuştuğunu bize ifade ediyor.

Şimdi bunu doğru araçlarla ve ‘oyun teori’leriyle değerlendirme zamanı.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 15:32

İLGİLİ HABERLER