Gündem
  • 12.4.2002 00:04

RTÜK BAŞKANI KAYIŞ : YENİ YASA İNTERNET SİTELERİNİN TEKER TEKER KAPANMASINA NEDEN OLUR

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA/NTV'de Celal Pir ve izleyicilerin sorularını cevaplandıran RTÜK Başkanı Nuri Kayış, yeni yasanın internet siteleri için adeta ölüm fermanı olacağını belirterek,"Yasada bir hüküm var. İnternet yayıncılığı da basın yasasının esaslarına tabidir, diyor. Ve basın yasasında getirilen cezaların internet yayıncılığı yapan kuruluşlara da uygulanmasını öngörüyor.Böyle bir yasaya bunu eklemek sanırım konuyu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir. Ve internet yayıncılığında bulunan arkadaşlarımız çok güzel gazeteler, siteler hazırlayan meslektaşlarımız ciddi bir darbe yiyeceklerdir. Ve öyle tahmin ediyorum ki bir süre sonra bu yayınların hemen hemen hepsi kapanmak zorunda kalacaktır, yasa çıktığı takdirde..." dedi. İŞTE RTÜK BAŞKANI KAYIŞ'IN TÜM SORULARA VERDİĞİ CEVAPLAR Celal Pir: NTV Taksim stüdyosundan hepinize bir kez daha mutlu günler... Sayın seyirciler bugün NTV'ye Sorun'da hepimizi çok yakından ilgilendiren bir konuyu; yeni RTÜK yasasını ele alacağız. Cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'in geçen yıl geri çevirdiği RTÜK Yasası Meclis Anayasa Komisyonu'nda aynen kabul edildi. Ve Meclis Genel Kurulu'nda da değiştirilmemesi durumunda Cumhurbaşkanı tarafından da yayımlanacak. Çeşitli fikir ayrılıklarına yol açan RTÜK yasasını biz de birazdan Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı Sayın Nuri Kayış'la değerlendireceğiz. Daha doğrusu siz soracaksınız, sayın Kayış yanıt verecek. Radyo, televizyon ve veri yayınlarını hukukun hukukun üstünlüğüne, anayasının genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, milli güvenliğe ve genel ahlaka uygun olarak kamu kamu hizmeti anlayışı içinde yapacağı öngörülen yasa, tabii ki daha bir çok ayrıntıyı içeriyor. Yeni RTÜK yasasının içeriği ve hayatımızda ne gibi değişikliklere yol açabileceğiyle ilgili aklınıza takılan tüm soruları bekliyoruz. Evet RTÜK Yasası değişecek. Cumhurbaşkanı Sezer, geri göndermişti. O yasa, aynen Meclis'ten geçerse ne olacak? Sayın Nuri Kayış, hoşgeldiniz. Çok sayıda soru var. İsterseniz hemen sorularla başlayayım. Konuyu açalım istiyorum. Vedat Kent (Bankacılık / finans): Yeni RTÜK yasasının içeriği nedir? RTÜK'ün özerkliğini medya açısından değerlendirir misiniz? Nuri Kayış: RTÜK Yasası 1994 yılında çıkarıldı. Aradan geçen 8 yıl içinde tabi bazı aksaklıklar ortaya çıktı. Bunların düzeltilmesi gerekir. Bu nedenle biz, yasada ciddi bir değişiklik yapılmasından yanayız. Ama bugün mecliste görüşülmekte olan yasanın bizim arzu ettiğimiz, hatta Avrupa Birliği'nin arzu ettiği, istediği normlardan, özelliklerden çok uzak olduğunu görüyoruz. Yasaya birçok açıdan karşıyız. Zaten Sayın Cumhurbaşkanımız da yasanın bir çok hükmüne karşı olduğunu belirterek, Meclis'e bir kez daha görüşülmek üzere geri göndermişti, biliyorsunuz. Mesut Keresteci (Bilgisayar / yazılım): RTÜK yasasını geçen yıl veto eden Cumhurbaşkanı ahmet Necdet Sezer'in gerekçeleri nelerdi, bunu hatırlatabilir misiniz? Siz bu gerekçelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Nuri Kayış: Sayın Cumhurbaşkanımız, 17 sayfalık bir veto gerekçesi hazırlayarak Meclis'e gönderdiler. Bu gerekçelerin tamamına biz de iştirak ediyoruz. Bunlardan birincisi Sayın Cumhurbaşkanımız, medya saiklerinin kamu ihalelerine girmelerinin serbest bırakılmasını karşı çıkıyor. Bu çıkarılacak kanun medya sahiplerine kamu ihalelerine girme hakkı getiriyor. Medya gücünü elinde bulunduran kişilerin bu şekilde bir yetkiyle donatılmış olması, bu hakka olmasının yanlış olduğunu düşünüyorlar. Borsada işlem yapabilecekler, yine medya gücünü elinde tutanlar. Biliyorsunuz borsa spekülasyona çok açık bir sistemdir. Bu gücü elinde tutanlar her türlü hareketi, spekülasyonu yapabilirler. Sayın Cumhurbaşkanı bunun da yanlış olduğunu belirtiyor. Bugünkü yasaya göre bir kişi televizyonların yüzde 20'sinden fazla hissesine sahip olamıyor. Yeni yasada ise onlarca radyo ve televizyon sahibi olmasının önü açılıyor. Bunu da tekelleşme ve kartelleşmeye doğru bir adım olarak nitelendiriyor Sayın Cumhurbaşkanımız ve karşı çıkıyor. Yine, RTÜK'ün denetimi, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'na bırakılıyor. Bu denetleme kurulu da Bakanlar Kurulu'na bağlı, üyelerin de Bakanlar Kurulu seçiyor. Böyle bir kurulun RTÜK'ü denetlemesi, RTÜK'ün özerkliğini tümüyle ortadan kaldıracaktır. Bunu da sakıncalı buluyorlar. Biz de bu sakıncalara aynen katılıyoruz. Ve yasanın Meclis'te veto gerekçelerine uygun olarak yeniden düzenlenmesinin yararlı olduğuna inanıyoruz. Yalçın Bayer (Gazeteci): RTÜK'ün bundan üç-dört yıl önce yaptığı ihaleler, lisans ihalelerinin durumu ne olacak? Radyo ve televizyonlar bunu endişeyle bekliyorlar, bu ekonomik krizde neler olacağını merak ediyorlar... RTÜK olarak ne düşünüyorlar? RTÜK'ü kim denetlemeli? Nuri Kayış: RTÜK, 1997'de frekans ihalelerini yapmak için ihale açtı. Bazı ihaleleri de yaptı. Ancak Başbakanlıktan gelen bu yazıyla bu ihaleleri iptal etmek zorunda kaldı. Başbakanlık güvenlik gerekçesiyle bu ihalenin iptal edilmesini istemişti. Biz geçen yıl ikinci bir ihale daha yapmak istedik. Bu ihalede hem danıştay tarafından hem 6. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu. Şu anda yargı süreci devam ediyor. İhaleleri maalesef yapamadık. Bu bizim çok önemli bir görevimiz aslında. Ve yayın dünyasını düzenleyebilmek ihaleleri mutlaka yapmamız gerekiyor. Fakat maalesef yapamadık. Bu ihalelerin olmayışı yüzünden devletin bugüne kadar uğradığı kayıp 750 trilyon liradır. Devlete ait, kamuya ait frekanslar yayın kuruluşları tarafından hiçbir bedel ödenmeden kullanılmaktadır. Dilerim yargı organları en kısa zamanda nihai kararlarını verirler. Ve bizim de ihale yapmak için önümüz açılır. Alp Solak (Öğrenci): Bir TV kanalı sahibi olmak için yüzde 20'lik hisse payı yerine yüzde 20'lik izlenme oranı baz alınacak. Peki bu neye göre hesaplanacak? Nuri Kayış: Bizim yasada karşı çıktığımız maddelerden biri de bu. İzlenme oranıyla sermaye payı arasında bir bağlantı kuruluyor. Biz bunu gerçekçi ve uygulanabilir bulmuyoruz. Meclis'te görüşülmekte olan yasada bu maddeye göre reyting ölçümleri RTÜK tarafından yapılacak. Ve her yıl bu ölçümler yayınlanacak. İzleme oranı bir yayın kuruluşu yüzde 20'ye ulaştıysa mesele yok. Yüzde 20'yi geçtiyse hisselerinden bir kısmını sermaye sahibi satmak zorunda kalacak. Bugün, Türkiye'de yüzde 20 izleme oranına ulaşmış hiçbir yayın kuruluşu yoktur. Eğer bu madde aynen geçerse bizim yaptığımız bir araştırmaya göre Türkiye'de bir kişinin 244 yerel ve bölgesel televizyon ile orta büyüklükte 30 ulusal televizyona birarada sahip olması mümkün hale gelebilecek. Bu da tek kelimeyle kartelleşmedir. Tekelleşmedir. Televizyonların, radyoların belirli patronların elinde toplanması demektir. Çok sakıncalı bulduğumuz bir husus bu. Celal Pir: Üç-dört yıl önce yaptığınız ihalelerden bahsederken, devletin 750 trilyonluk bir gelirinin olduğunu söylemiştiniz. Şimdi bu ihaleler tabi yapılır mı, yapılmaz mı, o kısmını bilmiyorum ama bu paraları bugün toplamak mümkün mü, ekonomik kriz ortamında, diye sorsam, ne dersiniz? Nuri Kayış: Tabi, gerçekten bugün ihale yapabilsek, bu paraları toplamamız mümkün değil. Özellikle Anadolu medyası çok zor durumda. Bir kısmı üst kurul payını ödeyemediği için kapalı. Böyle bir ortamda maalesef söylediğiniz doğrudur. Bu paraları toplayamayız. Bir de analok sistemle ihale yapacaktık. Şimdi, yayıncılık sistemi gelişti, dijital sisteme geçiliyor. Analok sistemle ihaleye çıksak bile yayın kuruluşları bu ihaleye girip büyük paralar öderler mi? O da tartışılır tabi... Doğan Güler (İletişim): Yeni yasa ekran karatmaların olmayacağını söylüyor. Ancak bir yandan da bir aylık yayın durdurma, tekrar ihlal halinde lisansın iptali gibi durumlar da söz konusu. Bütün bunlar ne demek oluyor? Ekran karartma yok demek bu durumda anlamsız hale gelmiş olmuyor mu? Nuri Kayış: Bir kere yeni yasada ekran karartmanın kaldırılması diye bir şey söz konusu değil. Sadece cezalar daha geniş bir yelpazeye dağılıyor. Yayın ihlali yapılan kuruluşlara önce uyarı cezası verilecek yeni yasaya göre. Ondan sonra ihlalin yapıldığı programa ceza verilecek. O program bir ila 12 kez arasında yayından kaldırılacak. Onun yerine eğitim programı konulacak. Üçüncü aşamada para cezası verilecek. Dördüncü aşamada yüzde 50 arttırılmış para cezası uygulanacak. Beşinci aşamada ekran karartılacak 1 gün ile 365 gün arasında. Son aşamadaysa lisans iptali gündeme gelecek. Yani, Meclis'te görüşülmekte olan yasanın öngördüğü ceza sistemi budur. Ve bu da inanın Avrupa Birliği normlarına hiç uymamaktadır. Ve biz ekran karartmaların ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Bunun çağdaş dünyaya uymadığını söylüyoruz. Ama yeni bir yasa hazırlanıyor. Onda da bu hüküm aynen muhafaza ediliyor. Celal Pir: Ekran karartmaya karşısınız ama siz de karartıyorsunuz ekranları... Nuri Kayış: Evet, gerçekten karartıyoruz. Hatta bugüne kadar biz 8 yıllık dönemde 18 bin günü aşkın ekran kararttık, mikrofon susturduk. Bu yaklaşık 50 yılı buluyor. Yani, biz kanunu, yasayı uygulamak amacıyla bu cezaları uyguluyoruz. Yani, üzülerek ceza veriyoruz bir yerde. Yani, bir hakim belki idam cezasına karşıdır ama idam cezasının gerektirdiği bir suç işlendiği zaman onu vermek zorundadır ve ah keşke idam cezası kalksa da bu cezayı vermekten kurtulsam, der. Bizim duygumuz da inanın bu şekildedir. Nuri Akmaz (Avukat): Yasa ağır para cezalarını da öngörüyor. Ve bu cezaların maddi kaynakları kısıtlı olan yerel basına ağır bir darbe vuracağı eleştirileri var. Bu konuda sizin görüşleriniz neler, bir değişiklik yapılması gerekmez mi? Nuri Kayış: Çok haklılar. Meclis'te görüşülmekte olan yerel medya kuruluşlarına, televizyon kuruluşlarına ihlal halinde 5 milyar lira ile 100 milyar lira arasında para cezası verilmesini öngörüyor. Yerel radyolarda bu cezaların yarısını ödemek zorunda kalacaklar. Söz konusu kuruluşlar, yerel medya kuruluşları bugün 25 milyon liralık 3 kurul payını ödeyemedikleri için kapanıyorlar. Şimdi, siz onlara bir kere para cezası verdiğiniz zaman kapılarına kilit asmak zorunda kalacaklardır. Ya da radyolarını, televizyonlarını, tekellere, kartellere teslim etmek zorunda kalacaklardır. Bunu çok sakıncalı buluyoruz. Ve yerel medyaya uygulanacak para cezalarının özellikle düşürülmesi gerektiğine inanıyoruz. İnşallah Meclis'te sayın milletvekillerimiz bu konuda hassasiyet göstereceklerdir. Celal Pir: Ekran karartma konusunda çok sayıda izleyiciden telefon geldiğini söylediler. Sadece bu bir program için mi? Yani aynı program, iki defa, üç defa, dört defa yaparsa mı, yeni yasaya göre lisans kapatmaya kadar gidecek? Mesela, ben program sunuyorum şu anda, bir hata yaptım, beni de ekrandan uzaklaştırıyor mu? Ya da benim yapımcımı da ekrandan uzaklaştırıyor mu? Sadece televizyonlar değil kişilere de yöneliyor galiba.. Nuri Kayış: Bir yayın ihlali halinde önce uyarı cezası verilecek. Ve özür dilemesi istenecek o ihlal nedeniyle. İkinci ihlalde aynı yayın kuruluşu, aynı maddeden ikinci şekilde ihlal yaptığı zaman programa ceza verilecek. Diyelim ki, bu programda siz bir ihlal yaptınız. Sizin programınız 12 defaya kadar kapatılabilecek. Onun yerine RTÜK'ün belirlediği eğitici programlar konulacak. Bu arada siz bu programın yapımcısı ve sunucusu olarak, ekrana çıkamayacaksınız. Başka bir program nedeniyle ekrana çıkamayacaksınız, program yapamayacaksınız. Bu Anayasa'nın çalışma ilkelerine aykırı.. Anayasa'ya ciddi bir aykırılık var, burada. Sadece yayın kuruluşu değil, insanlar da cezalandırılıyor. Yasemin Mindar (Bilgisayar mühendisi): Yeni yasa internet yayıncılığına da bazı zorunluluklar getiriyor. Sitelerin yaptıkları her güncellemeyi sanırım valiliklere bildirmesi gerekiyor. Amacı zaten hıza ayak uydurmak olan siteler için böyle bir uygulama sizce ne kadar mantıklı? Bu kararı verenler internetin ne demek olduğunu bilmiyorlar mı? Nuri Kayış: Yasada bir hüküm var. İnternet yayıncılığı da basın yasasının esaslarına tabidir, diyor. Ve basın yasasında getirilen cezaların internet yayıncılığı yapan kuruluşlara da uygulanmasını öngörüyor. Bunu da tabi doğru bulmuyoruz. İnternette de belli düzenlemelerin yapılması gerekir. Ancak bu özel bir yasayla olmalıydı. Böyle bir yasaya bunu eklemek sanırım konuyu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir. Ve internet yayıncılığında bulunan arkadaşlarımız çok güzel gazeteler, siteler hazırlayan meslektaşlarımız ciddi bir darbe yiyeceklerdir. Ve öyle tahmin ediyorum ki bir süre sonra bu yayınların hemen hemen hepsi kapanmak zorunda kalacaktır, yasa çıktığı takdirde... İsmail Hakkı Polat (Avukat): Yeni yasadaki bazı kelimelerin yoruma açık olduğu konusunda birçok eleştiri yapılıyor. Ben bunların içinde en çok 'türk aile yapısı'nın ne demek olduğunu merak ediyorum, lütfen buna cevap verir misiniz? Nuri Kayış: Aslında yeni yasada değil mevcut yasamızda da yayınlar Türk aile yapısına, genel ahlaka, toplum huzuruna aykırı olamaz şeklinde bir hüküm var. Bu hükümler yayın ilkelerinin hemen hemen tümünde kendisini gösteriyor. Muğlak ifadeler... Hatta yeni yasada şöyle bir şey eklemişler mevcut hükümlere. Halkı karamsarlığa sevkedici yayın yapılamaz. Yani, bu maddeye dayanarak, ne bileyim İstanbul'da deprem riskinden bahsetmek, enflasyonun bu yıl yüksek olacağını söylemek, dövizin sürekli arttığını belirtmek bile halkı karamsarlığa sevkedebileceğinden ekran karartmaya ya da cezai müyeddiler uygulamaya neden olabilecektir. Aynen ceza yasasında olduğu gibi suç oluşturan fiiller net bir şekilde tanımlanmalıdır: Sayın Cumhurbaşkanı'nın veto gerekçesinde de bu husus açıkça yeralıyor. Suçun ne olduğu, ihlalin ne olduğu somut bir şekilde tanımlanmalıdır diyor Cumhurbaşkanımız da... Yusuf Kargı (Avukat): Yeni yasa tekzip hakkına nasıl bakıyor? Nuri Kayış: Aslında bu yasanın bana kalırsa en olumlu hükümlerinden biri bu. Bugün Türkiye'de gazetelerin yazılı basının, tekzip ve düzeltme metinlerini yayınlamadığı, onun yerine birkaç yüz milyon lira ceza ödeyerek, bu yükümlülükten kurtulduğu bir gerçek. Yeni yasada ise bu ceza 30 milyar lira ile 100 milyar lira arasında para cezalarına çevriliyor. Böylece kişilik haklarının korunması garanti altına alınıyor. İnsanlar haksız yere suçlandılarsa gazete sayfalarında, kendilerini savunabilme, gerçekleri topluma duyurabilme imkanına kavuşuyorlar. Ben bu maddeyi yerinde buluyorum. Ama yasanın diğer hükümleri gözönüne alındığında bu maddenin de tabi bir geçerliliği kalmıyor. Celal Pir: Önümde bir soru gördüm. Bu sizinle paylaşmak istiyorum. Ve bu soruya ben de gerçekten katılıyorum. Aslında öncelikle bir açıklama yapmak istiyorum. Ben Celal Pir olarak Türkiye'de yaşamak ve yayınlarımı buradan yapmak istiyorum. Çünkü ben bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkenin menfaatlerini korumak istiyorum. Ama çok zorlanırsa acaba ne olur, sorusunu kendimizi sorarken Sayın Ertan Büyüksöylemez'in bir sorusu çıktı karşıma... Ertan Büyüksöylemez (Bankacılık / finans): Yurtdışında basın kuruluşlarının denetimi nasıl, hangi kriterlere göre yapılıyor? Karşılaştırma yapabilir misiniz? Nuri Kayış: İnanın geçerli oluyor. Avrupa sınır ötesi televizyon sözleşmesi düzenliyor bu konuyu. Türkiye dışında bir ülkeden Türkiye'ye yönelik eğer zararlı, bölücü, irticai bir yayın yapılıyorsa, bizim o sözünü ettiğim sözleşmeye dayanarak, ilgili ülkelere başvurma ve bu yayınların durdurulmasını isteme hakkımız var. Şimdiye kadar biz bunu iki defa uyguladık. Birincisi MED TV, İngiltere üzerinden Türkiye'ye bölücü yayın yapıyordu. İngiltere RTÜK'üne başvurduk ve bu yayını durdurmayı başardık. Şimdi MED TV, Avrupa'nın başka ülkelerinden yayın yapmaya çalışıyor. Onları önlemek için de çalışıyoruz. Yine Almanya'da Hak TV, Türkiye'ye yönelik irticai yayın yapıyordu. Cemalettin Kaplancılar diye isimlendirilen bir grup. Almanya RTÜK'üne başvurarak bu yayının durdurulmasını da sağladık. Yani, sadece Türkiye'ye yönelik değil Türkiye dışındaki yayınlara da müdahale hakkımız var uluslararası anlaşmalara dayanarak... Celal Pir: Sayın Kayış, benden kaynaklanan bir hatalı anlatım oldu. Şunu da söylemek istiyorum. Az önce verdiğiniz örnekte, dediniz ki, halkı karamsarlığa yöneltecek herhangi bir yayın yaptığınız zaman, yani enflasyon yükselecek arkadaşlar. Anket yapıldı, enflasyon yükselecek ya da enflasyon yükseliyor dediğiniz zaman halkı karamsarlığa itmiş olabilirsiniz. Dolayısıyla bu sizin ceza almanız için yeterlidir, yeni yasaya göre, dediniz. Ben de diyorum ki, böyle maddeleri olan bir yasa, Avrupa'da tanınır mı? Avrupa Birliği'na girmek isteyen bir ülkede böyle maddeleri olan bir medya kanunu oralarda geçerli olabilir mi? Ve siz bu kanuna göre Avrupa'da herhangi bir yayını eskisi kadar rahat durdurabilme imkanına sahip olabilir misiniz? Nuri Kayış: Çok haklısınız. Biz zaten bu yasanın, bu haliyle çıkmaması için o nedenle kendi çapımızda mücadele veriyoruz. Bu yasa bu haliyle çıkarsa inanın belki birkaç ay sonra yeni bir düzenlemeye gitmek zorunda kalınacaktır. Çünkü Avrupa'nın öngördüğü hiçbir norm, bu yasada yeralmamaktadır. Tamamen bir geriye gidiştir. 94 yasasının da gerisine gidiştir. En önemli hususlardan biri de biliyorsunuz özerklik. Avrupa, bu tür radyo, televizyon alanında düzenleyici kurulların özerk olmasını istiyor. Ama bu yasa bizim özerkliğimizi ortadan kaldırıyor. Bizi siyasi iradenin kontrolüne bırakıyor. Bu nedenle yasa, pek çok açıdan sakıncalar taşıyor. Dileyelim genel kurulda bu hatalar düzeltilir. Ceren Hisaroğlu (Öğrenci): RTÜK komisyonunda görev alanlar hangi kriterlere göre seçiliyor? Meslek gruplarından da görevliler var mı? Yoksa siyasi mi? Nuri Kayış: Mevcut yasamızda RTÜK üyesi olmak için devlet memuru olma koşullarını taşımak, 30 yaşından büyük olmak, yüksek öğrenim yapmış olmak ve yayın, basın, eğitim konularında, hukuk alanlarında çalışmalar yapmış olmak koşulu aranıyor. Bu koşullardan önemli bir kısmı yeni yasada da yeralıyor. Yani, RTÜK üyelerinin nitelikli olması için elden gelen çaba şimdiye kadar gösterilmiş. Yeni yasada da bu var. Ama tabi özerklik ortadan kalkınca, diğer bazı hükümler devreye girince, RTÜK üyelerinin de yapabilecekleri pek bir şey kalmayacaktır. Yeni dönemde büyük ölçüde siyasi iradenin istekleri doğrultusunda çalışan herhangi bir devlet dairesi haline gelecektir. Yeliz Sönmez (Mimar): Yasadaki bazı maddelerin anayasa mahkemesinde iptali söz konusu olabilir mi? Celal Pir: Yani, yasa, Sayın Cumhurbaşkanımızın iadesine karşılık, yeniden TBMM'nden virgülüne ve noktasına dokunulmadan geçirilir ve Cumhurbaşkanlığı makamına çıkartılırsa, orada onaylanmak zorunda. Onaylandıktan sonra Anayasa Mahkemesi'ne gidilme yolu var mıdır? Ya da maddeler orada ele alınabilir mi? Nuri Kayış: Sayın Cumhurbaşkanımız veto gerekçesinde yasanın özellikle tekelleşme ve kartelleşmeye yolaçan hükümlerinin Anayasa'ya açıkça aykırı olduğunun altını çizmişler. Bu durumda yasa, aynen köşke iade edilirse, Sayın Cumhurbaşkanımızın kendi takdirleridir ama bunu imzaladıktan sonra yürürlüğün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilirler. Onun dışında Anayasa Mahkemesi'ne meclisten de başvuru yapılabiliyor. Biliyorsunuz 110 milletvekili Anayasa Mahkemesi'ne gidebiliyor, yasaların iptali için. Ayrıca anamuhalefet partisinin de Anayasa Mahkemesi'ne gitme hakkı bulunuyor. Selman Sanlı (Öğrenci): RTÜK Yasası internet'i basın ve medya ile bir tutuyor. Acaba dünyanın öteki ucundaki bir web sayfasını nasıl ya da ne tür bir sansürle durdurmayı planlıyor? Nuri Kayış: Aslında tabi bizim böyle bir talebimiz yok. Soruyu soran arkadaşımızın kaygılarına aynen katılıyorum. İnternete getirilen sınırlamaları kesinlikle kabul etmiyoruz. Doğru bulmuyoruz. İnternette de belki bazı düzenlemeler yapılması gerekir ama az önce de söylediğimiz gibi bu bir özel yasayla olabilir. Bazı etik kurallar konulabilir. Bu çerçevede ele alınabilir. Ama interneti basın yasasının çerçevesine oturtmak son derece yanlıştır. Ve göreceksiniz, eğer yasa çıkarsa onu uygulamak ta pek mümkün olmayacaktır. Celal Pir: RTÜK Başkanı Sayın Nuri Kayış, bizimle bu programda birlikte olduğunuz ve izleyicilerimizden RTÜK yasasıyla ilgili sorulara verdiğiniz samimi yanıtlar için size çok teşekkür ediyoruz. Umarım sizin ve herkesin istediği gibi bir yasa çıkar TBMM'nden... Yeniden birlikte olmayı diliyoruz. Şimdilik hoşçakalın. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:27

İLGİLİ HABERLER