SAĞOLSUNLAR, MALTA ERİĞİNİ YEDİRDİLER
Rezalet
Can BARTU
DÜN geceki Milli Takım için söylenecek bir şey yok. Tek kelimeyle rezalet. Ne oynadığımız, ne yapmak istediğimiz belli değil.
Ne zaman da belli olacağı meçhul. Böyle bir maçta puan kaybetme lüksümüz yoktu. Onu da başardık. Zaten bu takımın İngiltere’yi, Almanya’yı yenmesini beklemiyorum. Ama, Malta gibi bir rakipten de beraberliği kurtarmasını hazmedemiyorum.
Koca bir ilk yarıyı sokağa attık. İkili mücadelelerin hepsini kaybettik. Sağlam topa giren yok, ayakta kalan yok. Bizim oyuncularımız, kendilerini rol yapmaya alıştırmışlar. Yerlerde sürünüyorlar ve hakeme itiraz etmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Milli Takım dün Malta karşısında aciz durumlara düştü. Ne olursa olsun, böyle bir rakibi kötü de olsan, rezil de olsan yeneceksin. Bu takıma karşı iyi oynamana da gerek yok.
Şu kesin ki biz oyuncularımızı çok şişiriyoruz. Şöyle klas, böyle yıldız. Ama ortada bir şey yok. Dün sahada Altıntop kardeşler dışında çırpınan, mücadele eden futbolcuyu araki bulasın.
Emre ve Tuncay bitmiş
Savunmamıza bakıyorum. Çabuk değiller, topa hamleyi bilmiyorlar. Burada hata yaparsan, kim olursa olsun affetmez. İbrahim Toraman’ın bir de yaptırdığı ve hakemin vermediği yüzde yüz bir penaltı var. Bu nasıl savunma anlayışı. Takımda herkes kendi başına oynuyor. Milli Takım futbolcusu özeldir. Herkes o formayı giyemez. Avrupa’da oynayan oyuncularımızdan Emre, kayıp. 82. dakikada bir sahneye çıktı, kaleciyle karşı karşıya kaldı ama direği geçemedi. Tuncay, kafası önde koşuyor. Ne bir pas veriyor, ne de şut atıyor. Fenerbahçe’deki halinden de eser kalmamış. Bal yapmayan arı topluluğu gibiyiz.
Şu maç gösterdiki bizim işimiz hiç de kolay değil. Güven vermeyen bir takım. Görüntü berbat. Fatih Terim’in de bu takımı düzeltmek için bir çaba harcamadığı da ortada. Hiçbir şey oynatamıyor, sahada da oynamak isteyen bir futbolcu topluluğu da yok. Dün gece için bir puana şükredelim.
İşte Malta işte eriği
Ercan SAATÇİ
"OLUR böyle kazalar" demek isterdim ama bu kaza maza değil. Tamam, "Malta’nın Osmanlı'dan kurtuluşunun bilmem kaçıncı yıldönümü bu maça denk geldi de o yüzden Maltalı futbolcular yırttılar, tırmaladılar" diyeceğim ama böyle bir bahane olabilir mi hiç?
Onlar Osmanlı'dan kurtuluşu bu kadar önemsiyorlar da bizimkiler Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını hiç mi düşünmüyorlar?
Hadi bunu da geçtik, bu Maltalı futbolcular var ya; içlerinden 7'si profesyonel futbolcu, diğerleri fırıncı, su tesisatçısı falan filan... Bir de bu futbolcuların yıllık kazançlarını söylesem, yanlarına da bizimkilerin gelirlerini yazsam hakikaten şaşırırsınız. Sanırım bu rakamları spor servisimiz yazacaktır, ben yazmayayım.
Maçı anlatmaya kalksam, elle tutulur bir yanımız yok...
Lejyonerlerimiz desem, Emre ve Halil dışında hiçbirini tanıyamadım. Hele Tuncay’ı...
Malta Milli Takımı desem, adamların tarihte tek başarısı var, o da 442 yıl önce Osmanlı'nın Malta’dan çekilmesiyle kurtuluşlarını ilan etmeleri...
Yani futbol adına anlatabileceğimiz bir şeyleri yok. Ayrıca Türkiye nüfusunun yüzde 95’nin haritada Malta’nın yerini bile bildiğini sanmıyorum.
Bizim bildiğimiz bir Malta Eriği var, bunun da futbolla ilgisi yok! Neyse, öğrenmiş olduk.
Ayhan Akman ve Dansöz Dünya
İKİ gün önce Radyospor'da Ayhan Akman’ın, o gazetelere haber olan konuşmasını dinledim. Aynen gazetelerin yazdığı gibi tıkır tıkır Fatih Terim’e gönderme yapıyordu. Buraya kadar tamam...
Ama Fatih Terim onu kadroya dahil edince çıktı açıklama yaptı; Ben böyle söylemedim, yanlış anlaşıldı !
Ne diyelim Dansöz Dünya işte...
Yaz Boz Takımı'nın Kaçınılmaz Sonu
ERSUN Yanal döneminde milli takımımız tüm değişim dönemini yaşamış ve yepyeni bir takım çıkmıştı ortaya... Ama dönemin TFF yetkilileri sudan bir sebeple Ersun Yanal’ı göndermiş ve yaptığı bu değişimi de yok saymıştı.
Sonra Fatih Terim göreve geldi ve tekrar bir değişime soktu milli takımı. Daha doğrusu dönüşüme... Eskiye dönüş desek daha doğru olacak.
Örneğin Yanal, Hakan Şükür’ü yollamış yerine Fatih Tekke’yi monte etmişti. Tekke gitti Şükür geri geldi. Yanal döneminde oynatılmayan futbolcular Terim döneminde tekrar milli takıma çağrıldı. Elbette her teknik direktörün bir bakış açısı ve tercihi var. Ve buna söylenecek hiçbir şey yok. Ancak milli takım söz konusu olunca, herkesin söyleyecek bir şeyi vardır. Bundan sakın şu sonuç çıkmasın; Fatih Terim’in yanlış tercihleriyle yenildik... Haşa... Ne haddimize... Böyle bir şey söylemiyorum, bu nedenle ben susayım, millet konuşsun.
Maçın Üç Adamı:
Malta-Türkiye hakem üçlüsü
TURGAY DEMİR/FOTOMAÇ
Kötü haber!
Şunu itiraf etmeliyim ki korktuğum başıma geldi. Malta, grubun iddiasız takımı olmasına rağmen Yunanistan'a kök söktürmüş, Macaristan'ı yenmişti. Frankfurt'ta da özellikle ilk 45 dakikada bizi çok zorlamıştı. Dün gece onlar bayramlarının verdiği heyecanla motive olurken, biz rakibi küçümsemiyoruz desek bile aslında küçümseyerek tarihi bir hata yaptık. Bunca sakatlık yetmezmiş gibi Arda ve Sabri'nin sakatlanmaları oyun düzenimizi ve saha içinde oyuncularımızın yerlerini değiştirmeyi zorunlu kıldı. Bir türlü istediğimiz tempoyu tutturamadık. Yediğimiz gollerin hemen ardından beraberlik gollerini kaydetmesek mağlup bile olabilirdik. İlginç bir oyun düzenimiz vardı. 60 metre mesafeye 20'şer metre aralıklarla savunmamız, orta alanımız ve forvetimiz dizilmiş, aradaki boşlukları da Maltalı oyuncular doldurmuştu. Kanatlarda oynayan Tuncay, Hamit, Sabri, Arda, Üzülmez içeri girmedikleri için orta alanda hep eksik kaldık. Çok iyi oynamamamıza rağmen şans faktörü de yanımızda değildi. İki topumuzu çizgiden çıkardılar, biri de direkten döndü.
Yunanistan bayram eder
Schembri ve Mifsud'u durduramadık. Onların kalecisi Haber bizi durdurdu. 8 Eylül Maltalıların bayramıydı. Ama sanırım Yunanistan'da bugün bayram ediyor. Grupta hiç kredimiz kalmadı. Bundan sonra puan kaybetmek demek finallere veda anlamına gelir. Maçtan önce basın toplantısında Terim'e tam da bu soruyu sormuştum. "Ters bir sonuç olursa yol haritamız nasıl etkilenir'' demiştim. O da şunu söylemişti: "Çok az bir kredimiz var. Umarım bu maçta kullanmayız.'' Yazık ki korktuğumuz başımıza geldi. Dün Milli Takım'da ümit bağladığımız Emre, Tuncay, Hamit, Hakan, sakatlanıp çıkana kadar Arda, Sabri kötüydüler. Sonradan giren Ayhan ve Gökdeniz ile biraz da Üzülmez etkili olabildiler. Diğerleri görevlerini layıkıyla yapamadılar. Böyle maçlara motive olamıyoruz. Dilerim bu kötü sonuç çarşambayı etkilemez.
ÖMER ÜRÜNDÜL/SABAH
Milli takımımız Malta karşısında son derece kötü bir futbol ortaya koyarak çok önemli 2 puan kaybetti. Oyuna son derece düşük tempoyla ve motivasyonsuz başladık. Rakip agresif presle bizi bozuyor, hücuma çıkmayı da ihmal etmiyordu. Yavaş oynadığımız için atakların olgunlaşma döneminde Malta 10 kişiyle gömülü savunmaya geçip bütün alanları kapatıyordu.
Aynı Romanya maçındaki gibi orta sahanın ortasında Emre ile Hamit'in birlikte oynamaları bize hiçbir fayda sağlamıyordu. Kanatları da yeterince kullanamadık. En önemli sıkıntı da Malta ileriye çıktığı zamanlarda az adamla gelmelerine rağmen onların bizim tehlike bölgemize kadar girmesine izin veriyorduk. İlk yarı boyunca 5-6 tane de duran top kazandılar. En sonunda da golü yedik. Bu golden sonra takım birden devrenin son 5 dakikasında işin ciddiyetini anlayıp ateşlendi ve Ayhan'ın mükemmel pasında İbrahim'in yaptığı asist sonunda Halil'le beraberliği bulduk. Soyunma odasına hiç olmazsa yeni bir moralle girdik.
İkinci yarıya rakibi tempolu bir baskı altına alarak başladık. Değişik varyasyonlu hücum girişimleriyle gol aradık fakat bir türlü bulamadık. En sonunda arka arkaya bir pozisyonun devamında kaçırdığımız çok önemli fırsattan sonra atılan bir uzun topta uzun süre atak yapmayan Malta öne geçti.
Bu herşeyin bitişi gibiydi. Ancak santrayla birlikte yaptığımız illk hücum girişiminde korner kazandık. Ve bu korner sonucunda Servet'in kafa vuruşuyla skora denge getirip bozulan moralimizi düzelttik. Ama bu da bir şey ifade etmedi.
DİSİPLİNDEN KOPUNCA
Bundan sonra telaşlı baskıda Emre'nin araya girip boş pozisyonda kaçırdığı net bir fırsat dışında pozisyon bulamazken rakibin her atağında disiplinden koptuğumuzdan arka arkaya inanılmaz kale önü tehlikeleri yaşayarak 90 dakikayı noktaladık.
Bu maç bizim için gerçekten tam bir kaos oldu. Böyle bir rakipten 2 gol yememiz, ciddi tehlikeler yaşamamız gerçekten çok olumsuz görüntülerdi.
Bu maçın moral bozukluğunu hemen üzerimizden atıp 4 gün sonraki Macaristan maçını mutlaka kazanmamız gerekiyor. Aksi taktirde herşey bitebilir.
LEVENT TÜZEMEN/SABAH
Maltalılar için 8 Eylül, Osmanlı istilasına karşı kazanılmış bir zaferin tarihiydi. Aynı zaferi Milli Takımımız'a karşı yaşamak istiyorlardı. Malta halkı ve futbolcuları çok iyi motive olmuşlardı. Ama bizim futbolcularımız Maltalılar'ın çeyreği kadar maçı kazanmak için zihinsel olarak hazır değildi.
Ben hiç bir ülke milli takımının bu kadar çok kadro değişikliğine maruz kaldığını görmedim. Türkiye bu konuda örnektir herhalde. Sakatlıklar, cezalar ve inişliçıkışlı form grafiği yaşayan oyuncular nedeniyle Milli Takım istikrarlı bir kadro yakalayamıyor. Çok fazla oyuncunun değişmesiyle birlikte oynama alışkanlığı maalesef kazanılamıyor.
Fatih Terim bu sıkıntılar doğrultusunda Malta önüne oyun içinde birkaç mevkide oynayabilecek oyunculardan kurulu bir kadro sahaya sürdü. Ancak Türkiye 8 kişi ile savunma yapan, iki kişiyle saldıran Malta kalesine ilk yarı hücum ederken kanatları kullanmayınca becerili ayaklar etkili olamadı.
BİR PUANA ŞÜKREDİYORUZ!
Benim inandığım bir söz şöyle der: <ı>"İnsanlarını> <ı>öncelikleı> <ı>duygularınıı> <ı>hareketeı> <ı>geçirmedikçeı> <ı>onlarıı> <ı>hareketeı> <ı>geçiremezsiniz."ı> Çünkü kalp beyinden önce gelir. Ama Milli Takım oyuncuları bedenen sahadaydı, zihinsel olarak uyuyorlardı. Yardımlaşma yok gibiydi, takım oyunu çok uzaktı. Kendi takımlarında arkadaşlarıyla birlikte hareket eden oyuncular, Milli Takım'da kendi başlarına hareket etmeye kalkınca ortaya çatlak seslerle dolu bir orkestra çıktı. Terim, eğer 11 oyuncu değiştirme hakkı olsaydı tüm takımı değiştirebilirdi. Çünkü çıkardığı her oyuncu tel tel döküldü, girenler de bir tek Gökdeniz hariç etkisiz kaldı. "İyi bir jenerasyonumuz var" diyoruz ama birlikte oynama pratikliğini nedense kazanamıyoruz. Malta'yı farklı yenmemiz gerekirken bir puanı kurtardığımıza şükrediyoruz. Giydiğin formanın hakkını vermelisin. İyi oynayamayabilirsin ama kötü koşamazsın. Milli Takım, uyumsuz bir görüntü içindeydi. Seçilen parçalar doğruydu ama birbiriyle örtüşmedi. Beni iki olay şaşırttı. Birincisi; yenen ikinci golde Malta'nın oyunu çabuk başlatmasına engellememek büyük hataydı. İkincisi ise Emre ve Tuncay <ı>"Nedenı> <ı>oynatılmıyoruz?"ı>
diye yakınmasınlar. Çünkü bu ikili özelliklerini kaybetmiş, çabukluklarını da yitirmiş. Malta maçının kasedini seyretseler ve kendilerini Milli Takım'a koyarlar mı acaba? Ben koymam.