Gündem
  • 6.5.2010 15:00

SAVCILAR JANDARMANIN TERÖRLE MÜCADELESİNİ BİTİRDİ!

ERZURUM - Erzincan'daki silahlı terör örgütü davasının tutuksuz yargılanan sanıklarından Erzincan İl Jandarma Komutanı Albay Ali Tapan, ''İddia makamının, İl Jandarma Komutanlığında yaptığı aramada, haber elemanlarının isim listesini deşifre etmesi jandarmanın terörle mücadelesini olumsuz etkilemiştir'' dedi.
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 3. günündeki duruşmada, Tapan savunmasını yaptı. Savunmasına, ''Bu dava baskı altında yapılıyor. Davaya dahil edilmek istenen kişilerin gizli tanık olmayı kabul etmemesi durumunda Ergenekon sanığı yapılacağından endişe ediyorum'' diyerek başlayan Tapan, sözlerinin kayda geçilmesini istememesi üzerine, Mahkeme Başkanı Karatay, '' O zaman şimdi söyleme, yargılamanın ardından bize söylersin'' dedi.
Daha sonra, dava dosyasını eleştiren Tapan, ''Sadece gizli tanıkların ifadesinden yola çıkarılarak açılan bu davada belirli amaç için hedef alınmış insanların her halükarda yargılanması hedef edinilmiştir. Asıl amaç ise kamuoyunda Türk silahlı Kuvvetleri'ne olan güveni sarsmaktır'' diye konuştu.
Davada yargılananlardan Yaşar Baş haricindekilerin tamamının vatandaşın mal ve can güvenliği için çalışan kamu görevlileri olduğunu anlatan Tapan, ''Bunlar hukuka aykırı eylemleri olmayan ve bağlı oldukları kurum gereği görevlerini yerine getirmişlerdir. Tek suçları, dini cemaatler hakkında soruşturma başlatmaları ve 2007'de Erzincan'da görevli olmalarıdır'' görüşünü öne sürdü.
Tapan, üzerine atılı suçlardan birinin de silahlı terör örgütü üyesi olmak olduğuna dikkati çekerek, savunmasına şöyle devam etti:
''Silahlı terör örgütüne katılmam hayatımın akışına terstir. 20 yılın üzerindeki meslek hayatım, terörle mücadeleyle geçmiştir. Üzerime atılı suçlar çok çirkindir. İrtica eylem planı için emir ve talimat verdiğim anlaşılmaktadır. Dosyada buna ilişkin en küçük bir delil bulunmamaktadır. 20 Temmuz 2009'da göreve başladım. Bir şahsın örgüte çekilmesi 2 günde gerçekleşmez. Ayrıca bu örgütün hiçbir eylemin olmaması da anlamlıdır. Gizli tanık beyanlarında bazı eylemler anlatılmış olmasına rağmen hiçbir somut delil sunulmamıştır.''
Terör örgütünün, cebir ve şiddet kullanarak suç işlemek amacıyla kurulan bir kişi topluluğu olduğunu dile getiren Tapan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Somut olayda ise terör örgütü üyesi olarak nitelendirilen kişiler, tayin olarak bir araya geldiklerinden bir örgütün varlığından söz edilemez. Atamalar, kanunlar çerçevesinde bağlı oldukları kurumlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Başsavcı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından, MİT mensupları Başbakanlık gibi kurumlardan tarafından gerçekleştirilmiştir.''
Çatalarmut Barajı'nın jandarma bölgesinde bulunduğunu, ancak mühimmatı ilk gören kişinin, jandarma yerine, emniyeti aradığını kaydeden Tapan, şöyle devam etti:
''Emniyetin jandarma bölgesinden gelen ihbarları jandarmaya intikal ettirmesi esastır. Ancak emniyet bunu yapmamış, tam tersine savcının da bilgisi dahilinde bu olay jandarmadan gizlenmeye çalışılmıştır. Bu durum, savcının bilgisi dahilinde belirli kişiler tarafından mühimmatın yerleştirildiği ve bir planlamanın olduğu şüphesini uyandırmaktadır. Bu soruşturmanın asıl amacı TSK'yı küçük düşürmektir. Soruşturma aşamasında şahsım ve kurumum hedef alınmıştır. Bu soruşturma, belirli cemaatlere yönelik yapılan soruşturmanın bir rövanşı olarak görülmüştür. Bu soruşturma, Erzincan'da emniyet ve asayişi sağlamakla görevli olan Jandarma, Emniyet ve MİT neredeyse çatışmanın eşiğine getirilmiştir.''
Mahkeme heyeti, Tapan'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verdi.
Bu arada, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'in avukatı Zeynel Yüksel, adliye sarayı önünde gazetecilerin sorusu üzerine müvekkilinin duruşmaya katılmama mazeretini mahkemeye bildirdiğini, konuyla ilgili daha sonra basın açıklamasını yapacağını bildirdi.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 08:03

İLGİLİ HABERLER