Okumuş, Roche firmasının SSK''ya fahiş fiyatla ilaç sattığı iddiasıyla başlatılan soruşturmayı tamamladı.
Aralarında firmanın eski Genel Müdürü Faruk Yöneyman''ın da bulunduğu 16 kişi hakkında dava açtı. Sanıklar hakkında 10 yıl 9 aya kadar hapis istedi. Hazırladığı iddianamede soygun çarkının nasıl döndüğünü gözler önüne serdi ve çarpıcı ifdeler kullandı:
''''Bakkal açan esnaftan onlarca belge isteyen, yeşil kart almaya çalışan fukaranın beyanını, tapudan, maliyeden soruşturan bürokrasi, milyar dolarlık ilaç işinde nedense firma beyanı ile yetinmektedir. Skandallar patladığı zaman tabulaştırdığımız sistemi koruma adına hep başkalarını suçlayarak günü kurtarmanın dayanılmaz tuzağına mı düşeceğiz?''''
* * * *
SSK''ya fahiş fiyatla ilaç satıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlandı ve sanıklar hakkında 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 14 sayfalık iddianameyi hazırlayan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Nazmi Okumuş, yapılan soygunu anlatırken öfkesini satır satır yazdı. Sistemi, işleyişi, rüşvet çakını, kirli ilişkileri ağır şekilde eleştiren savcı Okumuş''un yazdıkları adeta birçok kesime ''''Ders'''' verir nitelikte.
SSK''nın sadece bir ihaleden 1 katrilyon 827 milyar, 308 milyon, 758 bin, 138 lira zarara uğratıldığını yazan savcı Nazmi Okumuş, Roche İlaç Firması''nın rakip firmaların ilaç satışını engellediğini belirterek, bunun için doktorlar aracılığıyla seminerler düzenlettirdiği, rakip ilaç firması aleyhinde gazetelere haberler yaptırdığını belirtti. SSK''nın ihale yasası gerekçe gösterilerek fazla ödeme yolu ile ilaç almasının iki aşamada yürütüldüğünü belirten Okumuş, bunlardan birinin ''''Doğrudan temin'''' yöntemi, diğerinin ise ilaçların fiyatlandırılması olduğunu yazdı. ddianamenin 7''nci sayfasından itibaren savcı Okumuş''un çarpıcı yorumları dikkat çekiyor. 88 milyona depoya satılan ilacın 244 milyon liraya devletin satın aldığını belirten savcı Nazmi Okumuş, soygun için şu yorumu yaptı:
HERKESİN PAYI VAR
''''Bu uygulama; ihale kanununa ve yasalara tamamen aykırıdır. Çünkü ihalelere eczacılar değil, depocu veya üreticiler girebildiğinden ihalenin yaklaşık maliyeti de depocu fiyatı üzerinden belirlenmek zorundadır. İhalesiz, doğrudan alım yoluna gidenlerde pazarlıklarını eczane fiyatı üzerinden yürütmek suretiyle hem görevlerini kötüye kullanmışlar, hem ihale yasısı ihlal etmişler, hem de bu şekilde fazla ödeme yaparak devleti zarara sokmuşlardır. Bu nedenle SSK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Kamu Kurumları ve Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakıfları, hastanelere ve eczanelere bu fiyattan ödeme yapmak zorunda kalarak; sonuç itibariyle devletin soyulmasından herkese bir miktar hisse düşmüştür''''
YILDA 6 MİLYAR DOLAR
Savcı Okumuş, ülkemizin bu yolla her yıl 6 milyar dolar fazladan ödenen ilaç parasına yükümlü kaldığını altını çizelerek şunları yazdı:
''''Şikayetin iletileceği ihaleyi yapan idare dışında bağımsız bir otoritenin olmayışı ve kamu bürokrasinin şikayetçilere aba altından sopa gösterme alışkanlığı sebebiyle bu yanlış uygulamalar sadece kulaktan kulağa dile getirilmiş, hiçbir zaman yüksek sesle geniş bir kamuoyu kitlesi ile tartışılmamıştır. Skandallar patladığı zaman tabulaştırdığımız sistemi koruma adına hep başkalarını suçlayarak günü kurtarmanın dayanılmaz tuzağına mı düşeceğiz, yoksa uluslararası ilaç kartellerine rağmen sistemi sorgulama cesaret ve kararlılığını gösterip radikal tedbirlere imza atmamızın tamanının geçtiği düşüncesi ve bilinci ile hareket etmemiz gerektiğine inanıp harekete geçmenin zamanının geldiğina dair inancımızı korumak istiyoruz''''
Devletin, ilaçlar için bioeşdeğerlilik uygulamasını harekete geçirmesinin zamanının geldiğine de değinin savcı, ''''Devletin sadece o tutar kadar ödeme yapması sisteminin konması elzemdir. Yüksek fiyat nedeniyle İhale Kanunu''nu suçlarsanız kimseyi inandıramazsınız. Şu anda Türkiye''deki ihale sisteminde istekli, ihalesine katıldığı idarenin yetkileri ile ''ahbap-çavuş'' ilişkisi içersindedir.
(Tolga ATAR-D.B. TERCÜMAN)
Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:17