Ekonomi
  • 22.4.2011 16:43

"SEÇİM ZAMANI TİR TİR TİTREMEYE BAŞLARDIK"

"Allah'a şükürler olsun Türkiye öyle bir ekonomik istikrarı yakalamış ki sizlerin önceliğinde seçim yok" dedi.

Bakan Çağlayan, Ankara Sanayi Odası'nın '13. ASO Gündem Toplantısı'na katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Çağlayan, kısa bir sonra Türkiye'nin genel seçimleri gerçekleştirilecek olmasına rağmen, yakalanan ekonomik istikrar sayesinde artık kimsenin önceliğinde seçim olmadığını kaydetti. Geçmişte seçim zamanı geldiğinde seçim ekonomisi neler getirecek, nasıl karşılıksız paralar basılacak, nasıl karşılıksız vaatler verilecek diye 'tir tir titremeye' başladıklarını belirten Çağlayan, "Allah'a şükürler olsun Türkiye öyle bir ekonomik istikrarı yakalamış ki sizlerin önceliğinde seçim yok" dedi.



"İHRACATTA YENİ REKORLAR KIRACAĞIZ"


Çağlayan, kriz öncesinde yakalanan 132 milyon dolarlık Türkiye tarihinin en yüksek ihracat rakamının, bu yıl aşılacağını belirterek, "Orta Vadeli Programda 127 milyar dolar hedef koymuştuk, ama 'perşembenin gelişi çarşambadan belli olur' derler. Şu andaki rakamlar bizim rahatlıkla bu yıl, 132 milyar doları aşacağımızı ve artık bunun üzerine yeni rekorlar kıracağımızı gösteriyor" dedi.


Bakan Çağlayan, 2003-2010 yılları arasında Türkiye'ye uluslararası doğrudan yatırım girişinin 94 milyar dolar olduğunu bunun da, cumhuriyet tarihi boyunca gelen doğrudan yatırımın 6 katından fazlası olduğunu vurgulayarak, 2011'in ilk 2 ayında da 1 milyar 28 milyon dolar doğrudan yatırım geldiğini bildirdi.



Çağlayan, "Türkiye, doğrudan sermaye almaya devam edecek. Niye alacak? Kara kaşımıza, kara gözümüze gelmiyor. Gerçi millet olarak da yakışıklıyız, fena değiliz. Onu da söyleyeyim. Elbette ki kara kaşımız kara gözümüz fena değil. Ama Türkiye önemli bir imkana sahip şimdi. Türkiye şu anda bir merkez, Türkiye ciddi bir lojistik avantaja sahip" diye konuştu.



"TÜRKİYE GAZ LOBİSİNE BOĞDURULDU"


Cari açığın asla ihmal edilemeyecek bir konu olduğunu vurgulayan Çağlayan, bunun enerji ithalatından kaynaklandığını ve enerji ithalatının geçen yıl 38,5 milyar dolar olduğunu söyledi. Bölgede yaşanan kargaşalar nedeniyle petrol fiyatlarının yükseldiğini hatırlatan Çağlayan, "Her 10 dolarlık petrol fiyatındaki artış, cari açığa 4 milyar dolar daha getirip ilave katıyor. Yapmamız gereken ortada. Türkiye maalesef geçmişte gaz lobisine boğduruldu.



Türkiye düzenli bir enerji politikası yapmadığı için hemen ilk yardım olarak en çabuk kurulabilen doğalgazı aldı ve şu anda elektrik üretiminde doğalgaz yüzde 52'lik orana sahip. Doğalgazın en fazla olduğu ülkelere gidin hiçbir tanesinde bu oran yoktur. Bizim kendi yerel kaynaklarımızı maalesef geçmişte değerlendirmedik. Termik, su, rüzgar, güneş, jeotermali değerlendirmedik. Şimdi bu konuda yeni çıkartmış olduğumuz kanunla yenilenebilir enerji başta olmak üzere, ithalata olan bağımlılığımızı azaltabileceğimiz kadar azaltıyoruz" şeklinde konuştu.



"NÜKLEER SANTRAL ZORUNLU"


Japonya'da daha öncede nükleer santral kazası yaşandığını ancak bu kazaların Türkiye'nin nükleer santral yatırımından vazgeçmesine sebep olmadığını ifade eden Çağlayan, şunları kaydetti:


"Türkiye nükleeri yapmak zorundadır. Bugün dünyanın bütün ülkeleri bunu yapmıştır. Enerji fiyatlarının azalmasını istiyorsanız, bunu iyi düşünmeniz lazım. Yoksa devletin vereceği sübvansiyonu kim ödeyecek? Kurulacak olan 2 nükleer enerji santralinde 85 milyar kwh enerji üretilecek. 85 milyar kilovatsaat enerjiyi doğalgazla üretirseniz 4 milyar dolarlık doğalgaz kullanmak zorundasınız. 85 milyar dolar kwh enerji üretmek için doğalgaz kullanırsanız 4 milyar dolar para ödeyeceksiniz.



Nükleer yaparsanız ödeyeceğiniz para sadece 320 milyon dolar. Nükleer konusunda tabii ki insanlarımızın ve çevrenin güvenliği için her türlü tedbiri alacağız. Dünyanın bugün gelmiş olduğu akıl, beyin, düşünce seviyesi bu konudaki bütün problemleri ortadan kaldıracak, izale edecek yapıya sahiptir.


Bir kaza olmuştur ama bu Türkiye'nin hesaplarını yeniden gözden geçirmesi, yeniden düşünülmesi noktasında önemli değil. Aksi halde bizim bu petrol fiyatlarıyla ödeyeceğimiz maliyetler artacak bu size geri dönecek. Bu fatura herkesten çıkacak ve Türkiye'nin cari açığı çok daha fazla artacaktır."


Başlatılan çalışmayla bütün ülkelerin Türkiye ile ithalat ve ihracat profillerini üst üste koyduklarını, tamamlayıcılık endekslerine baktıklarını ve Hindistan, Rusya, Çin, ABD'nin öncelikli ülkeler olarak belirlendiğini belirten Çağlayan, "Bizim ihracatçımızda, sanayicimizde bir büyük ülke fobisi var. Biz oraya mal satamayız. Niye satamıyorsun kardeşim. Satan nasıl satıyor? Benim Çin'den korkmam gereken bir nokta var. Çünkü onlar da ithalat yapan ülkeler. Biz bu konuda sizlere kılavuzluk yapıyoruz.
Ülkeleri ve sektörleri buna göre belirleyeceğiz" dedi.


Çağlayan, Girdi Tedarik Stratejisi ile girdi tedarikinde yerli kaynakların kullanılmasının ve tedarikinin güvenlik altına alınmasının da sağlanacağını kaydetti.



ASO BAŞKANI ÖZDEBİR


Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir de, Girdi Tedarik Stratejisini çok önemsediklerini belirterek, "Bu strateji çalışması cari açığımızın temelindeki yapısal sorunları ve çarpıklıkları çok çarpıcı şekilde ortaya koymaktadır. Bu strateji sayesinde ara malı üretiminde kaybettiğimiz mevziler yeniden kazanılarak, ihracatta ara malı ithalatına olan bağımlılığımız azaltılabilir. Yerli ara malı üretimindeki artış, hem ihracatta yerli katma değer oranını yükseltecek hem de yerli kaynaklarımızdan daha fazla faydalanmamızı sağlayacaktır. Bu da ekonomik büyüme hızımızı olumlu etkileyecektir" diye konuştu.


Birçok engele rağmen Bakan Çağlayan'ın çalışmaları sonucunda bazı tekstil ürünleri ithalatına ek vergi uygulamasına gidilmesinin kendilerini çok mutlu ettiğini belirten Özdebir, tekstil gibi Türkiye ihracatında önemli bir yer tutan üründe bile değerli Türk Lirası nedeniyle ithalatın hızla artmasının tekstil sektörünü çok zor durumda bıraktığını söyledi.



Yerli katkı oranı yüksek olan ancak değerli Türk Lirası nedeniyle rekabet gücü iyice aşılan başta mobilya olmak üzere, başka sektörlere de benzer tedbirler alınmasının yararlı olacağını düşündüklerini belirten Özdebir, "Pazar araştırması ve pazara giriş desteğinin yeniden düzenlenerek sağlık, yüksek öğrenim, hukuk ve film yapımcılığı gibi yeni sektörlerin kapsama alınması da sayın bakanımızın vizyonunun genişliğini bir kere daha göstermiştir" dedi.

Güncellenme Tarihi : 23.3.2016 18:14

İLGİLİ HABERLER