Gündem
  • 4.11.2012 12:25

'Semra Özal neden susuyor'

Özal’ın Adli Tıp Kurumu’nda incelenen naaşında ‘zehir’ bulunduğuna yönelik iddialar kamuoyunda geniş yankı buldu. Ergenekon’un kilit isimlerinden gazeteci-yazar Zihni Çakır, “Özal’a müdahale eden doktor ve Semra Özal gözaltına alınıp ifadelerine başvurulmalı. Semra Özal, bildiklerini anlatmalı” dedi.
Zehirlenme şüphesiyle mezarı açılan ve Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan incelemelerde yabancı maddeye rastlanan merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın naaşı hakkında bilinmeyenler akılları kurcalarken, Özal'ın en yakınında bulunan eşi Semra Özal sessizliğini korumaya devam ediyor.
Semra Özal'ın savcılığın incelemek üzere istediği saç kıllarını vermemesi ve incelemelere set olmasını dönemin ANAP Milletvekili Faik Tarımcıoğlu ve Ergenekon Terör Örgütü'nü deşifre eden Gazeteci Yazar Zihni Çakır, bu sessizliği ve Özal'ın ölümündeki bilinmeyen detayları Akit'e anlattı.

ÇAKIR: “ADLİ TIP KURUMU ÖZAL'IN TETKİK SONUÇLARINI KIVIRIYOR”

Ergenekon davasının kilit ismi Gazeteci-Yazar Zihni Çakır, Semra Özal'ın doğal olarak rahmetli Turgut Özal'la 24 saatinin büyük bölümünü birlikte geçirdiğine vurgu yaparak, Özal'ın aldığı ve hissettiği tehditleri bildiğini söyledi.
Semra Özal'ın da saç tellerini Avrupa'da bir kasada saklı tuttuğu söylendiğini ifade eden Çakır, “Bugüne kadar sayın Özal'ın ölümüyle ilgili kamuoyundaki hakim kanaate rağmen kendisinin herhangi bir inceleme talebinde bulunmamış olması, mezarının açılıp numune alınması savcılık tarafından talep edildiğinde buna karşı çıkması öyle zannediyorum ki Filistinlilerin Yaser Arafat'ın ölümünde eşi üzerinden bir takım girişimlerin yapıldığı iddiaları da göz önünde bulundurulursa sayın Semra Özal'ın da bu sürecin işlememesi için set olmasının sebebi onun bildiği bazı gerçeklerin ya onu ürkütüyor olması, ya da o gerçeklerde kendisinin de bir payının olabilme ihtimali vardır.” açıklamasında bulundu.

BULGULARDA ÇIKAN ZEHİR KALP KRİZİNİ TETİKLİYOR

Rahmetli Turgut Özal'ın alınan örnekler sonucunda çıkan bulgularda halk arasında ‘Fare Zehri' olarak tabir edilen bir zehirle zehirlenmiş olacağı gerçeği toplum tarafından kabul gördüğünü söyleyen Çakır, “Bu zehirlenmede ‘Ergenekon'un parmağı var mı?' diye soranlar olabilir. Kesinlikle bu süreç Ergenekon tarafından işlenmiştir. Türkiye'de halkın iradesiyle iktidara gelenleri alaşağı etme eylemlerini hem örgütler vasıtasıyla, hem otoriter ve teorisyenler kanadıyla bu görevi üstlenmiş olan Ergenekon'dur. Doğal olarak Turgut Özal'ın o konjonktür içerisindeki eylemine kurban gitmişse faili de bir numaralı Ergenekon'dur” ifadelerini kullandı.

SEMRA ÖZAL'IN İFADESİ ALINMALIDIR

Çakır, “Savcılığa akıl vermek bizim işimiz değil ama bu rapor bugün çıkan bulgular doğrultusunda yazılırsa ve soruşturmayı yürüten savcılığa devredilirse yapılması gereken ilk şey rahmetli Turgut Özal'a müdahaleyi yapan doktor ve onun ekibi ve bugüne kadar bu sürecin işlemesinde set olan Semra Özal'ın derhal gözaltına alınıp ifadesine başvurulmasıdır. Bundan daha doğal ve hukuki açıdan bundan daha meşru bir zemin olamaz. Eğer bu bulgudan sonra Semra Özal'ı da ifadeye çağırmıyor ve gözaltına almıyorsanız kusura bakmayın ama örtme süreci hala devam ediyor demektir” dedi.

TARIMCIOĞLU: “ÖZAL'IN AĞZINDAN GELEN KÖPÜK ZEHİRLENME ALAMETİDİR”

Bir dönem ANAP'ta milletvekilliği yapmış emekli askeri savcı Faik Tarımcıoğlu ise 18 Haziran 1988'de kongrede yaşanan silahlı saldırı hadisesindeki gelişmelerle ölüm olayı arasında ciddi bir bağ kurmak gerektiğini belirterek “İlliyet bağı kurmak lazım. Aksi takdirde meselenin yarısına bakmış olursunuz” dedi.

Ölüm anında pek sorunun bir arada yaşandığına dikkat çeken Tarımcıoğlu, “Evvela o gün Cumartesi olmasına rağmen Köşk'te doktor yoktu. Bir tıbbi müdahale yapacak bir merkez yoktu. Ambulans son derece yetersiz 25 yıllık bir ambulanstı. İçinde hiçbir tıbbi müdahale alet ve edevatı yoktu. Bir hemşire dahi yoktu. Sadece şoföre emanet bir araçtı” diye konuştu.

Tarımcıoğlu, Eşi Semra Özal'ın da ifade ettiği gibi ilk müdahale sırasında Özal'ın ağzından beyaz köpük geldiğini söyleyerek, “Bu tipik bir zehirlenme alametidir. Zehirlenme olmazsa ağızdan böyle bir köpük gelmez. Bunun üzerine gidilmelidir. Özal, hastaneye giderken geciktirildi, gecikti, otopsi yapılmadı. Arkasından ailesi istemiyor bahanesine sarıldılar. Ama devlet istese bunu yaptırırdı. Devletin Başbakanı var, Adalet Bakanı var Başsavcısı var. O zaman Hacettepe'de ben de gelişmeleri izlemek için bulunuyordum. Dönemin adalet bakanı müsteşarı Arif Yüksel, ‘otopsi yapılsın' demiş kendi ifadesine göre. Fakat ailesi istemiyor diye bu konuyu hemen kapatmışlar” şeklinde konuştu.

“ÖZAL'IN ÖLÜMÜNDE İHMALLERİ AŞAN BİR İRADE VE KASIT VAR”

Özal'ın bedeninden kan alındığını da dile getiren Tarımcıoğlu, “Fakat ertesi günü hemşire düşürdü, tüp kırıldı gibi bahanesiyle bunun tespiti yapılmamış. Bu şüpheleri doruğa çıkaran bir noktadır. Çünkü kırılma hadisesi filmlerde olur ancak ve kimse de buna inanmaz. Çünkü bir tüp kan alınmaz, birkaç tüp alınır ve değişik tetkikler yapılır. Yani olaya neresinden bakarsanız bakın sanki ihmal gibi gözüken ama yaşananları yan yana koyduğumuzda olayda ihmalleri çok aşan bir irade ve kasıt olduğu anlaşılıyor” dedi.

ÖZAL'IN KORUMASI DA SEMRA ÖZAL'I İŞARET ETMİŞTİ

Uzun süre 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın koruma müdürlüğünü yapan ANAP Milletvekili Musa Öztürk, Semra Özal tarafından saklanan Özal'a ait saç tellerinin ABD'deki CIA ve FBI laboratuvarlarında incelenmesini ve Özal'ın öldürüldüğü yolundaki iddiaları cumhuriyet savcılıklarının ‘suç duyurusu' olarak kabul etmelerini istemişti.

Öztürk, “Rahmetli Özal'ın ölüm nedenini saç telinden bulmak mümkün. Bu konuda çok araştırma yaptım, ona göre konuşuyorum. Özal'ın saç teli hanımefendide. Zira, Turgut Özal'ı hastaneye getirdiğimizde ölmüştü. Semra Özal benden Özal'ın bir tutam saçını kesip getirmemi istedi. Ben de doktoru Cengiz Aslan'a söyledim. Cengiz Bey kesip getirdi, hanımefendi yıllardır bu saçları saklıyor. Bu saç teli, ABD'de CIA ve FBI'ın gelişmiş laboratuvarlarında incelenirse ölüm nedeni kesin olarak ortaya çıkar. Hitler de siyanürle ölmüştü” şeklinde konuşmuştu.

“GEREKTİĞİNDE BİR CUMHURBAŞKANINI BİLE KARISINA ZEHİRLETEBİLİRİZ”

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada dinlenilen “gizli tanık Selçuk”, tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile Ankara'da 6-7 kişinin bulunduğu bir ortamda görüştüklerini belirterek, Ersöz'ün, “Biz çok güçlüyüz. Gerektiğinde bir cumhurbaşkanını bile karısına zehirletebiliriz” dediğini anlatmıştı.

KAYNAK: Şuayip Alabay - Koray Taşdemir / Yeni Akit
Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 11:27

İLGİLİ HABERLER