Medya
  • 11.3.2004 11:30

SERDAR TURGUT, OKUYUCULARINA HESAP VERDİ...

SERDAR TURGUT/AKŞAM Okuyucuya hesap verme yazımdır Gelen çok sayıda mektubun her birine tek tek cevap vermem mümkün olmuyor. Cevap yazmaya giriştiğimde ise kısa yanıtlarla yetinmem gerekiyor. Bu nedenle okuyucuların çok da yerinde olarak sordukları bazı sorulara ayrıntıyla cevap veremedim bugüne kadar. Dolayısıyla bugün birçok mektupta sorulan ortak soruları cevaplamaya çalışacağım. * * * Bazı okurlar son yazılarımın içeriğinden yola çıkarak 'hakim güçlere' neden yaranmak için uğraştığımı sordular. Böyle bir soruya tatmin edici cevap vermenin mümkün olmadığını biliyorum. Yani gerçekten bir yaranma çabası olsaydı da buna 'evet ben böyle bir insanım ' diye cevap verecek pek çıkmaz. Şu kadarını söyleyeyim: Şu bizim medya dünyamızda herhalde en yalnız çalışan insanımdır. Koruyucum, kollayanım yoktur. Ama bunun güzelliği de hesap vermek zorunda olduğum bir merci bulunmamasıdır Yazılarımın altında başka bağlantılar, hesaplar ararsanız belki beni kategorize etme yolunda kafanızda tatmin olursunuz ama bu doğru olmaz. Biliyorum Türkiye ortamında bir yazarın özgür vicdanıyla, doğru bildiğini yazdığına inanmak oldukça zordur. Bazılarını hayal kırıklığına uğratacağım biliyorum ama ben böyle yaşıyorum. * * * Geçmişte Rauf Denktaş ve KKTC hakkında alaycı yazılar gayet tabii ki yazdım. Her zaman diyorum ben okuyucularımın zekasına ve birikimine güvenirim. Beni okumayı tercih edenlerin büyük bölümünün 'yalan ve aldatma kabul etmeyeceğini 'de bilirim. Dolayısıyla çok defalar tekrar ettiğim o türde yazıların unutulmuş olabileceğini de gayet tabii ki hiç düşünmedim. Ben insanların akıllı olduklarının en önemli göstergesinin hayatı kafalarında kompartmanlara ayırma becerileri olduklarını biliyorum. Yani espriyi, insanları gülümsetmeyi ön plana çıkaran yazıları farklı okumayı, ciddi yazıyı farklı okumayı ayırt edebilmenin her benim diyen insana kolay gelen bir beceri olmadığını, bunun için bireyin belirli bir gelişme aşamasını geçmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Dikkat ederseniz ben alaycı, kara mizah içeren yazılarımda çoğunlukla imla işareti filan kullanmam, isterim ki okuyucu gerçek niyetimi kendisi keşfetsin, benim onu çocukmuş gibi uyarmama ihtiyaç duymasın. Gayet tabii ki bu Türkiye'de hayli zor bir iş, bunu başaran insanların sayısı da oldukça az ve bu da yazarı zorluyor. Ama değişme niyetinde değilim. Şunu unutmayın bu medyada kendisiyle en fazla dalga geçen, mizah yazılarında kendisinin ağır bir şekilde yerden yere vurup, kendisiyle kafa bulan benim. Mizahta kendime yaptığımı başkasına da yaparım Ve şunu da unutmayın ki Denktaş veya KKYC ile ilgili mizah yazısı yazarsam da aynen eski yazılar gibi olacaktır. Bunu gelişmiş zekaları olduğuna inandığım okuyucularımın rahatlıkla anlayacağına eminim. * * * Geçmişte Amerikan yanlısı yazılar yazmış olduğumu düşünenler tamamen yanılıyorlar. Eğer sabrınız varsa Irak savaşı başlamadan önce yazmış olduğum çok sayıda yazıyı tekrar okumanızı rica ediyorum. Orada Amerika'da nasıl gelişmeler olduğunu, bu gelişmelerin neden yaşandığını, Amerika'nın son derece tehlikeli bir amaç uğruna dünyayı yeniden değiştirmeye yola çıktığını detaylı ve açıkça söylemek gerekirse Amerika'ya karşı olduğunu söyleyenlerin hiç bilmedikleri gerçekleri de anlatarak yazdım. Ve evet buna rağmen Türkiye'nin ABD ile birlikte savaşa aktif olarak girmesini savundum. Türkiye bu adımı atmış olsaydı bence bugün hem Kuzey Irak'ta hem de Kıbrıs'ta çok farklı gelişmeler yaşanıyor olabilirdi. Bazı konularda inisiyatifi o pasif kalmacı tavrımızla elimizden kaçırdık ve şimdi ise istesek de bazı adımları atmamıza imkan kalmamış olduğu bir noktaya da maalesef geldik. O günlerde sadece siyasi nedenlerle değil de 'vatan sevgisiyle' savaşa girmemize karşı olanların öne sürdüğü üzerinde düşünülmesi gereken itirazlar da var. Bunlar Türkiye içine o dönemde konuşlandırılan çok sayıda Amerikan askerinin farklı niyetlere işaret ettiğine dikkat çekiyorlar. Uzunca zamandır bu konuyu düşünmekle birlikte hala daha biz o günlerde savaşa aktif olarak girmiş olsaydık bugün hala bazı konularda sözümüzün tam dinlendiği bir güç olarak bölgede bulunmayı sürdürecektik diye düşünüyorum. O gün ABD ile birlikte savaşa girmeyi savunmam benim ABD'nin sunabileceği tehditleri görmediğim anlamına gelmez. Sadece güç olarak ortaya çıksaydık o tehditlere daha güçlü göğüs gerebilecektik ve belki de bazı tehditlerin ortaya çıkmasını baştan engelleyecektik. Şimdi ise bu 'aktif güç' olma imkanımız kaçtı ve daha da kötüsü tekrar inisiyatifi ele alma çabalarımıza çok daha büyük engeller çıkarabilirler. Özetle ülkemizin stratejik direncini kırmaya yol açan bir dizi gelişmenin sorumluluğunda üzerimize düşen payı da mertçe kabul etmeliyiz. * * * Sizlere hep söylemeye çalıştığım gibi bu tür uluslararası ilişkiler bir insanın tek başına kolayca anlamasını imkansız kılan gizli niyetler, çıkarlar ve bağlantılar içerir. Yine tekrarlayayım, hep doğruyu bilir gibi konuşup yazanlara şüpheyle bakın. Bağlantısız, korumasız, resmi destekçisi olmadan çalışan benim gibi insanlar dünyanın çetrefilli kaosuna resmi yorumlar dışında bir anlam getirmeye çalışırken hatalar da gayet tabii ki yaparlar. Ne kadar mutluyum ki ben 'AB olacak her şey çözülecek, güzel olacak' basitliğine hiç düşmedim. Kendimle olduğu gibi ülkemle de arada bir dalgamı geçerim ama son analizde ciddi konulara müdahil yazılarımda ne yapmaya çalışıyorsam beni ateşleyen sadece vatan sevgisidir. Bir de şunu katiyen unutmayın ki benim tek bağlantım siz okurlarımsınız onun için gönlüm çok da rahat. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:48

İLGİLİ HABERLER