Medya
  • 22.4.2004 13:02

SERDAR TURGUT:''DÜNYA BÜYÜK BİR DİN SAVAŞINA GİRİYOR''

Kıyamet günlerine doğru Kökleri yüzyıllar öncesine kadar giden esrarengiz örgütler, kendilerine yüklenmiş büyük misyonlar olduğunu düşünen dini inanışlar ve dünyayı düzenleme görevini gönüllü üstlenen saldırgan ideolojiler, koordineli harekete geçmek için bundan daha uygun bir dönemi seçemezlerdi. Çünkü 21'inci Yüzyıl'ın başlarında dünyada bir dizi alışılmadık olay olacağı, bu olaylar sürecinde de dünyanın olağanüstü bir değişikliğe uğrayacağı, bunların sonunda da 'yeni bir dünyanın kurulacağı' beklentisi, inancı bu saydığım gruplar arasında hayli yaygındır. Bunların hepsi de 'üçüncü bin yılda' tamamen farklı bir dünya kurulması gerektiği inancındadır. Gerçi bir şeyler mutlaka olacaktır, hepsi buna inanmaktadır da tam neyin olacağı konusunda aralarında bir fikir birliği de yoktur aslında. Bu bir dizi, şimdiye kadar pek de görülmemiş olayın ne olduğu konusunda çeşitli fikirler vardır, bu olayların eski belgelerde ve kutsal metinlerde sözü edilen 'kıyamet' olup olmadığı da tam bilinmemektedir ama bunun da olabileceği beklentisi bu grupların inançlarında hayli güçlü yer tutar. Şunu bilelim ki bugün dünyada siyasi ve coğrafi kaosa yol açma yolunda hızla adım atan iki ülke ve onları destekleyen gizli, yarı gizli tarikat ve gruplar ya 'kıyamet' şeklinde yorumlanacak bir veya bir dizi olayın olacağını tespit etmişlerdir ya da kıyamet benzeri olayları bizzat kendileri yaratıp daha sonra bunları 'olağanüstü' yorumlama yoluna gideceklerdir. Onlar için çıktıkları yolda geri adım atma imkanı artık kalmamıştır. Daha şimdiden yapmış oldukları şeyler, kısa dönem içinde büyük bir kin dalgası olarak kendilerine dönecektir. Bunu bildikleri halde acımasızlıkları ve umursamazlıklarından geri adım atmamaları onların ileride çok daha büyük olaylar olacağı ve her şeyin daha da alt üst olacağı beklentilerinden kaynaklanabilir. Bu beklentileri onları korkusuz yapıyor olabilir. Doğal gelecek veya yaratılacak kıyamet benzeri olaylar, bu güçlere kendi yaptıklarına olağanüstü açıklamalar getirme ve hatta ulvi bir kılıf sağlama imkanını verecektir. Ve daha da artarak sürdürecekleri vahşetlerini ve acımasızlıklarını kitlelerin beyninde kabul edilir sağlama yolunda onlar ellerine koz almış olacaklardır. * * * Şu bizim dünyamızda her 3660 yılda bir olağanüstü bir değişimin yaşandığı kesindir bu bilim adamlarınca tespit edilmiştir. Bu değişimin nereden kaynaklandığı konusunda bir fikir birliği yoktur ama büyük değişimler tespit edilmiştir. Bu konu Türkiye'de tartışılmıyor diye lütfen böyle bir konu yokmuş diyerek kendimizi kandırmayalım. Bilim adamları, filozoflar, gök bilimciler tartışıyor bu konuyu. Bu yüzyılda dünyanın tamamen değişeceği, bunun zamanının gelmiş olduğu tespiti onlarda da var ve hatta iyi niyetli olanlar üçüncü bin yılda bir 'Barış dünyası' olacağını söylüyorlar. Ben de bu kanıdayım ama o barışa nelerden, hangi badirelerden geçildikten sonra ulaşılacağı konusunda kimsenin de pek bilgisi yok. Örneğin Marduk adı verilen gezegen gelebilir, bunu hafif bir konuymuş gibi yana atanlar bence erken hareket ediyorlar. Marduk' taki geri gelme sayısı da 3663'tür ve bugünden gökyüzüne bakarak onun olmadığını söyleyenler de bence erken davranıyorlar. Uzayın her yanı tam görülemiyor bir kere. Uzayın derinliklerinin yüzde 20'sinde neler olduğu konusunda kimsenin hala daha pek bir bilgisi yok. Ayrıca son keşfedilen Sedna adlı gezegende bir süredir çok tuhaf gelişmeler yaşanıyor. Onun dönme hızında değişikliklerin ancak onu uzaktan etkileyen daha büyük bir 'gök cisminin 'çekişiyle olabileceği daha geçen günlerde açıklandı. Ve evet bu son açıklamayı da yapmış olan NASA, Marduk tanımına uyan bir cismin varlığını uzay derinliklerinde tespit etti 1984 yılında ama daha sonra bu bilgi ortadan yok edildi. Biz buna kendimizi bağlamayalım tamam ama kafamızı da açık tutalım ve şimdiden bazı şeyleri reddetmenin çok da tuhaf olduğunu kabul edelim. Yani bütün bunlar hiç olmuyormuş gibi davranılıyorsa bence asıl o bir komplodur. Çünkü Marduk ile ilgili anlatılanlar sadece masal değildir o masalın temelinde çok da bilimsel olma iddiasındaki çalışmalar vardır. Bu konuda kafamızı ve merakımızı açık tutmamız lazım. * * * Diyelim ki yanlış çıktı bu beklenti. Bunun da pek önemi yoktur aslında çünkü bir gezegenin dünyaya yaklaşması durumunda şu dünyamızda yaşanacak bazı tabii afetlerin zaten kendiliğinden, gökyüzünden gelecek hiçbir etki olmadan da doğal olarak yaşanacağı beklenmektedir. Çok radikal iklim değişiklikleri olacağı konusunda çalışmalar vardır. Bu radikal iklim değişikliklerinin dünyanın coğrafi ve siyasi haritasını değiştirme ihtimali büyüktür. Ve şunu da bilin ki Amerika Birleşik Devletleri iklim değişikliklerini tetikleyici çalışmalarda bayağı da rol almıştır. Diyeceğim o ki dünyayı değiştirmek yoluna büyük riskler alarak çıkan güçler gerektiğinde kıyamet benzeri olayları kendileri de yaratmak kararlılığındadırlar. Çünkü kendilerine koymuş oldukları hedefler çok büyük, çok riskli, çok ama çok tehlikeli ve ürkütücüdür. Büyük bir dinlerarası savaşı, bir dünya savaşını da göze almışlardır . Kendi inançları, kabul ettikleri efsaneler onların gözlerini karartmıştır, yüzyıllardır içlerine attıkları kinler de gün ışığına çıkmak üzeredir ve aslında sadece bu bile insanın kendi kıyametini yaratmak için yeter de artan bir nedendir. Özetle demek istediği şey şu: İster gerçekten inanarak olsun ister bunu kılıf olarak kullanıyor olsunlar bu harekete geçen güçler bir büyük din savaşına girmek üzeredirler. Bahsettiğim Irak'taki küçük olaylar değil bir dünya savaşıdır. Bu korkunç adıma ya doğadan gelecek bazı olaylara sığınıp efsanelere uyan açıklamalar getireceklerdir ya da kıyamet benzeri olayları kendileri yaratarak hem kendi halklarını inandıracaklar hem de vahşetlerine kitle desteği alacaklardır. Şunu bilin dünya belki de en tehlikeli dönemine girmek üzeredir. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:04

İLGİLİ HABERLER