Şakir Süter'in bugünkü yazısı:
Mesut Yılmaz Kıbrıs'ta 'Evetçi!'
Mesut Yılmaz'la görüşmek gerçekten çok zor oldu ama sonuçta oldu.
'Merkez Sağ'da Tapu Kavgası' isimli yazı dizimizin dışına da taştık.
- Mesut Bey, siyasete tekrar hangi şartlarda dönmeyi düşünürsünüz?
Yılmaz: Bugünkü koşullarda Türk siyasetinin bana ihtiyacı yok. Yarın koşullar tamamen değişir ve siyasette bana yeniden ihtiyaç olduğunu düşünürsem bu yönde bir taleple karşılaşırsam durumumu gözden geçiririm. Ama hemen söyleyeyim ki, şu anki durumumdan hiçbir şikayetim yok.
- Gerçekten çok rahat görünüyorsunuz?
Yılmaz: Hatta düşünüyorum ki, 20 senelik yoğun siyaset döneminden sonra böyle bir döneme ihtiyacım varmış. Fevkalade rahatım. Akademik çalışmalardan da memnunum. Yakında da Avrupa kamuoyuna yönelik bir kitap yayınlayacağım.
- Bu kitabın adı ne olacak?
Yılmaz: 'Dürüst bir Ortaklık Arayışı Türkiye-AB.'
Mesut Bey'in aynı zamanda eski bir Dışişleri Bakanı olduğunu dikkate alıyor...
AB sürecindeki katkılarını da biliyoruz ama önümüzde bir referandum var.
Kaldı ki, AB üyeliğine kabul edilmemiz için 'şart' olmasa bile Kıbrıs sorunu AB ile iç içe geçmiş ya da geçirilmesine göz yumulmuş.
Ve Kıbrıs'la başlıyoruz.
- AKP'nin Kıbrıs politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yılmaz: Bu politikanın doğru veya yanlış olduğunu değerlendirmek için önce alternatiflerine bakmak lazım. Bir; bugün hükümetin izlediği Kıbrıs politikasının alternatifi nedir? İki; alternatif olarak ileri sürülebilecek politikaların gerçekleştirilebilme olasılığı var mıdır? Bu çerçevede baktığım zaman ben, bugün izlenen politikanın doğru politika olduğuna inanıyor, desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
- Tatminkar bulmayanlar çok.
Yılmaz: Bu politikayla varılacak nokta, tümüyle hepimizi tatmin etmeyebilir ama demin dediğim gibi politika, 'mümkün olanın sanatıdır.' Alternatiflerine bakıldığında, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda farklı politikalarla daha iyi bir noktaya gelinebileceğine inanmıyorum...
- Uluslararası konjonktür açısından bakıldığında..
Yılmaz: Türkiye şu anda Kıbrıs konusunda belki de ilk defa, uluslararası konjonktürün, Güney Kıbrıs-AB bağlamındaki olumsuzluklara rağmen, ilk defa 'çözüm isteyen taraf' olduğu imajını yaratmış olan bir konumdadır. Bence, bu çizgiyi sürdürmesi lazım.
- Bu çizgi bize ne sağlar?
Yılmaz: Bu çizgi; Türkiye'ye sadece Kıbrıs sorununda mümkün olanın en iyi neticeyi almasını değil, aynı zamanda yeni ufukların açılmasında da yardımcı olacaktır. Kıbrıs politikası yürütülürken meselenin Türkiye veya Türkiye-Kıbrıs bağlamından ibaret olmadığı, Türkiye'nin geleceğiyle ilgili olduğu gerçeği hiçbir zaman gözardı edilmemeli.
- Bu bağlamda, 24 Nisan referandumundan ne çıkarsa daha hayırlı olur?
Yılmaz: Yani bu planın son şekliyle Türk tarafınca reddedilmesinin Kıbrıs'ta ne getireceğinin doğru analiz edilmesi lazım. Bu doğru analiz edilirse o zaman başka alternatifi yoktur.
Bu konuşmadan da anlaşılacağı gibi Yılmaz, yarından sonra yapılacak referandumda 'Evetçi' oluyor.
Eski başbakan Yılmaz, Almanya'da sadece ders vermiyor; açık oturumlarda da AB bağlamında Türkiye'ye şaşı bakan kişilerle de sıkı tartışmalar yapıyor.
Mesut Yılmaz'ın AB ve Irak konularındaki görüşlerine de yarın yer vereceğiz.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:04