Gündem
  • 21.11.2005 07:01

'ŞEYH RÜYASI, DEVLET MEKANİZMASI İÇİNDE ANLAM TAŞIMAZ...'

Bardakoğlu, Hürriyet aracılığıyla şu mesajları verdi:

SİYASET ÜSTÜYÜZ

Biz siyaset üstü bir kurumuz ve öyle kalmak zorundayız. Camiye siyaset ve ticaret girmesin. Siyaseti ve ticareti camilere ve Diyanet’e sokmamakta kararlıyız. Siyasetçilerin talepleri olabilir. Biz, nezaketle onları dinleriz. Kimden gelirse gelsin, ama biz yine doğru olanı yapmak zorundayız.

ORTAK MUTABAKAT

Biz onun bunun gözünün içine bakarak iş yaparsak, en büyük kötülüğü dine, Cumhuriyet’in bu temel kurumu Diyanet’e yaparız. Bu kurumu tartışmalı hale getiririz. Diyanet’in en büyük meşruiyeti, bütün insanların ortak mutabakatının olduğu bir kurum olmasıdır. Onun için biz mezheplere, siyasetlere, çıkar ilişkilerine, ticarete göre davranmamalıyız.

HAKSIZ REKABET

Din görevlilerinin, ticari konularda kendilerini geri çekmelerini istiyoruz. Çünkü, ticaretle din birleşince, haksız rekabet de oluyor. O orda olmalı. Bir adam ticaret yapacaksa; görevini bıraksın, gitsin ticaretini yapsın.

DEVLETTE OLMAZ

Aslında, Şeyh’in rüyası gibi konuların devlet mekanizması içinde anlam taşımaması gerekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’na da, böyle anlamsız, kişisel duyguları, kavgaları, bunalımları yansıtan çok başvuru oluyor. Vermeye değer olanına cevap veriyor, olmayanı arşive kaldırıyoruz. Bunlar ilmi, dini ve devlet mekanizmasının işleyişi açısından fazla yankı bulmamalı. Kişinin bireysel haline, tercihine bırakılmalı.

MEVLÁNÁ DERİNLİĞİ

O düşünsel derinliği, zenginliği ayrı, bugünkü tarikatları ayrı düşünmek lazım. Tekkeler ve tarikatlar zaten yasal olarak kapalıdır ama halkın yaşattığı sivil şekli ile tabi sorumsuz örnekler var. İnsanlar, bunları dinle alakalı gibi algılıyorlar. Siyaset-tarikat, tarikat-ticaret içiçe geçebiliyor. Yani, o tasavvufun özünde taşıdığı çizgiye, Mevláná’nın gösterdiği ufka ve hedeflere layık olabilir mi?

DİN ÖRSELENİYOR

İşin içine çıkar ilişkileri giriyor, dünyevileşme başlıyor. Dünyevileşme oldukça o ruhaniyet, manevi otorite zedeleniyor, örseleniyor. Orada otorite kurularak ticari çıkar ilişkisine dönüşüyor. Nitekim siyasi partilerde, ticari şirket gibi davranılamaz. Ama zaman zaman bunlar birbirine karışınca o bağlılığı başka alanlarda bir birikim kaynağı gibi görmeye başlayınca taşlar yerinden oynuyor. Ama, bu her dinde var.

Ashab-ı Kehf köpekle aynı odada kalmış

‘KÖPEK giren eve melek girmez’ görüşü yanlış. Dini kültürümüzde köpek, istenmeyen hayvanlardan değil. Av, çoban, bekçi köpekleri hep kabul görmüş. Ancak, kedi ile köpek arasında bir fark var. Kedi evcil hayvan olduğu için onun ağzını sürdüğü su temiz, köpeğin sürdüğü pis sayılmış. Dini kültürümüzde bu var. Kuran’da güzel örnekler olarak anlatılan Ashab-ı Kehf’te (7 Uyuyanlar) bekçi köpekleri (Kıtmir) var ve insanlarla aynı odada, aynı mağarada yüzyıllar boyu kalmışlar. ‘Köpek giren eve melek girmez’ denilirse; peki Ashab-ı Kehf’in durumu ne olacak?

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:36

İLGİLİ HABERLER