Gündem
  • 21.1.2012 12:43

"SİLAHI YÜCELTEN GRUP SİYASET ALANLARINI İŞGAL ETMEYE BAŞLADI"

AYHAN ÖNCÜ
ÇANAKKALE (İHA) - Konu ile ilgili İHA'ya özel açıklamalar yapan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, terörün gerektirdiği mücadele konusunda kurumsallaşmaların olduğunu belirterek, "Terör olaylarına müdahaleyi polis, asker veya başka bir birimin yapmasından ziyade esnek, hareket kabiliyeti ve vuruş gücü yüksek bir örgütlenmeye ihtiyaç var. O açıdan bakıldığında klasik bir ordunun bu işleri yapması kolay değil. Ayrıca ordu gibi davranan bir polisin de bunu yapması mümkün değil. Burada
teröre özgü örgütlenmelere ihtiyaç olduğu açık. Yani Amerikan ordusuna baktığınızda onların içerisinde bir birimin diğerlerinden çok ayrıldığını görürsünüz. Ayrıca CIA ile Pentagon'un çok sıkı iş birliği içinde olduklarını görürsünüz. Bizde güvenlik güçlerinin iş birliğini artırması lazım. Birbirleri ile istihbarat paylaşımlarını yoğunlaştırmaları lazım. Birbirlerine daha çok güvenebilmeleri lazım. Terör örgütlerinin esnek yapılarının, hareket kabiliyetlerinin de çok yüksek olduğunu bilmeleri lazım. Yani
hantal, haftalarca süren sevkiyatlarla, ağır silahlarla terörle mücadele mümkün değildir. Hantal yapılar, ağır silahlar takviye olarak geniş alanlarla teröristle mücadele edenlere destek maksadıyla kullanılabilir. Olayın özü olamaz" dedi.

"TEKNOLOJİNİN YERLİ VE GÜVENİLEBİLİR OLMASI GEREKİYOR"
Prof. Dr. Sedat Laçiner, teröre karşı devletlerin bazı üstünlüklerinin olduğunu da belirterek, "Teröristlerin istihbaratları devletlere göre daha az imkanla çalışır. O yüzden yerde istihbarata devletin hakim olması gerekir. Terör örgütlerinin uyduları, uçakları, Heron'ları yoktur. Hava sahaları tamamen devletlerin kontrolleri altındadır. Bu üstünlükten devletin iyi faydalanması gerekir. Bu da bütün sistemlerin iyi entegre olmasına bağlıdır. Yani bizim uydularımızın sadece televizyon yayını yapan uydular
olması lazım. Uydudan gelen görüntülerin teröristle mücadele eden birimler tarafından iyi kullanılması ve bunların entegre olması gerekiyor. Yeni anlık istihbarat akışının sağlanması gerekiyor. Burada en önemlisi; teröristle mücadelede kullanmış olduğumuz teknolojinin yerli, güvenebilir olması gerekiyor. Başkasının teknolojisi ile bu kadar tehlikeli ve kapsamlı terör mücadelesini gerçekleştirmek çok zordur" şeklinde konuştu.

"SİLAHI YÜCELTEN GRUP SADECE PKK'YI DEĞİL BDP'Yİ VE DİĞER ÇEŞİTLİ SİYASET ALANLARINI DA İŞGAL ETMEYE BAŞLADI"
Prof. Dr. Sedat Laçiner, terör örgütüne yönelik operasyonların başarılı sonuç vermesi sebebiyle örgütün eylem yapamaz hale geldiğini de belirterek, "PKK terör örgütünün eylemlerinde yazın çok önemli bir artış meydana gelmişti. Son dönemlerde de ellerinden geleni arkalarını koymuyorlar. Her türlü eylemi yapmaya çalışıyorlar. Fakat son birkaç aydır azalma söz konusu. Bu azalma temelde asker, polis ve diğer güvenlik birimlerinin etkili bir şekilde birlikte çalışmaya başlamış olmalarından kaynaklanıyor. Bu
birliktelik birçok faciayı önledi. Büyük şehirlerde bombalı saldırıları daha patlayıcılar o şehre ulaşmadan önlemeyi başardılar. Ayrıca bazı olaylarda da alınan önlemlerle olayın vahameti azaltılmaya çalışıldı. O yüzden terör örgütü eylem yapmakta zorlanıyor. Ama nerede fırsatını bulursa orada eylem gerçekleştirme isteğindeler. Bu yönde aldıkları kararlar olduğunu ne yazık ki duyuyoruz. Son eylemler şunu gösteriyor ki, terör örgütü etkili eylemler yapamayınca, güvenlik birimlerine zarar vermekte zorlanınca
o zaman kör terör dediğimiz önüne kim gelirse ona karşı terör uygulamaya başladı. Kalabalık bir sokakta bir arabayı havaya uçurmak veya bir karakola kalabalık insanların bulunduğu bir saatte saldırıda bulunmak ya da yoldan geçen herhangi bir araçtan mahalleyi taramak, polis kıyafeti giyip iş yerlerini basmak gibi son derece basit, yapılması kolay eylemlere başvuruyor. Oysa Türkiye'de son dönemde yaşanan olaylar böyle bir terörü kanaatimce hak etmiyor. Türkiye gerek kültür politikalarında gerek siyasi
politikalarında çok ciddi reformlar yaptı. Böyle bir gelişmenin hak ettiği ortam herhalde tırmanan terör değildir. Bu da bize şunu gösteriyor ki, terör örgütü Kürt sorununu çözülmesini, bölgenin kalkınmasını istemiyor. Burada sanki terör yapmak için terör yapan bir örgütle karşı karşıyayız. Dinamikleri de içeride olmaktan çok dışarıda olan bir hareket tarzı ile karşı karşıyayız. Yeni Türkiye'nin belli ülkelerle ilişkileri bozulduğunda terör olaylarında da belli bir artış meydana geliyor. Elbette meselenin iç
dinamikleri ve nedenleri var. Ama iç nedenler ne yazık ki tek başına belirleyici olamıyor. İçerideki iyileşmeler silahların susmasına katkı sağlayamıyor. Tam aksine bazıları silahların susmasını kendilerine karşı bir tehdit olarak görüyor. Silahtan güç alanlar, siyasi alanın genişlemesine müsaade etmiyor. Devlet sabırla siyasi alanı geniş tutmaya çalışıyor. Hatta daha da genişletmeye çalışıyor. Bu anlamda BDP'nin hatalarını çoğu zaman görmezden geliyor. Biraz da hukuk zorlanarak görmezden geliyor. Çünkü tüm
gayret siyaset alanını genişletebilmek. Diğer taraftan da siyaset alanı genişleyince bunu kendisine tehdit olarak, ölüm kalım meselesi olarak gören, silahı yücelten bir grup var. Silahı yücelten grup sadece PKK'yı değil, BDP'yi ve diğer çeşitli siyaset alanlarını da işgal etmeye başladı. O açıdan bakıldığında ne yazık ki, PKK'nın, silahı yüceltenlerin sınırlanmaması halinde Türkiye'nin siyaset alanını rahat genişletebilmesi pek de kolay görünmüyor" ifadelerini kullandı.

Güncellenme Tarihi : 23.3.2016 10:19

İLGİLİ HABERLER