Gündem
  • 23.1.2004 14:02

ŞOK GELİŞME!.. RÜŞVET DOSYASI'NDA 35 YARGI MENSUBUNUN ADI VAR

GÖZCÜ AÇIKLIYOR: DOSYADA 35 YARGI MENSUBUNUN ADI VAR - Ankara DGM Savcısı Ömer Suha Aldan’ın yürüttüğü “Neşter-2” soruşturması “rüşvet” değil, “yargıyı etkilemeye çalışan kişilerle ilgili soruşturma”ydı. Telefon konuşmalarında toplam 20 hakimin adı geçiyor. 15 Yargıtay üyesinin ismi de telefon trafiği içinde anılıyor. Dosyada adı geçen yargı mensuplarıyla ilgili açılmış bir rüşvet soruşturması da henüz yok. Soruşturma belgelerinin bulunduğu 6 klasör hem Adalet Bakanlığı’nda, hem Yarngıtay’da inceleniyor. Kamuoyunda yankı yaratan hemen her soruşturmada sanıklar “işkence ve kötü muamele gördüklerinden” yakınırlar. Bu kez öyle olmadı. Avukat bürolarında yapılan aramalarda Barodan gözlemci olarak avukat bulunduruldu. Bu kadar titiz davranan Ankara DGM Savcısını bazıları linç etmek istiyor. İfadelerin tamamının avukatlarda bulunuyor. Onların da basına ifadeleri verebileceği görmezden geliniyor. Savcı Aldan “Soruşturma evraklarının DGM’denm ve Emniyet’ten çıkmadığına eminim. Aksini kanıtlayan varsa istifaya hazırım” dedi. SAYGI ÖZTÜRK Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Ömer Suha Aldan’ın yürüttüğü “Neşter-2” soruşturması, başka yönlere çekilmeye, soruşturmanın yönü değiştirilmeye çalışılıyor. Yürütülen soruşturmanın yargı mensuplarıyla doğrudan bir ilgisi yok. Soruşturma “rüşvet” değil, yargıyı etkilemeye çalışanlarla ilgili. DGM Savcısı, Adalet Bakanı Cemil Çiçek’le, Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile görüştüğü için suçlanıyor. Kastamonu’nun Araç ilçesinden, 70 yaşındaki bir avukat telefon etti. Savcı Ömer Suha Aldan’ın daha önce ilçelerinde görev yaptığını belirtti, “bir yargı mensubunda olması gereken tüm özellikler onda mevcut. Savcı Aldan’ı şu günlerde haksız yere çok üzüyorlar” dedi. Yıllar önce ilçelerinde görev yapan savcıyı unutmayan yaşlı avukat, olayların başka yönlere çekilmek istendiğini vurguluyor. “ADALET BAKANI’NA NİÇİN GİTTİM” Ömer Suha Aldan, yanına giden yargı mensuplarıyla dertleşiyor. Aldan’ın sohbet ettiği bazı yargı mensuplarıyla konuştum. Onun gelişmelerden dolayı son derece rahatsız olduğunu söylediler. İşte, DGM Savcısı Aldan’ın, meslektaşlarıyla paylaştığı rahatsızlıkları ve sohbette onlara anlattıkları: “Bazı meslektaşlarım beni ‘soruşturma gizli olmasına rağmen, savcı niçin Adalet Bakanı’na gidip bilgi verdi’ diye suçluyor. Bazıları niçin gittiğimi cok iyi bilmelerine rağmen, kamuoyuna başka bir görüntü veriyorlar. Yürüttüğümüz soruşturmada bazı hakim ve savcılarla ilgili de iddialar var. Hakim ve savcılar ile ilgili soruşturma iznini Adalet Bakanı verir. O yüzden,. Bakanın bunu bilmesi son derece doğal bir şey.” “İSTİFA ETMEYE HAZIRIM” “Soruşturmanın gizliliği” esastır. Ancak günümüzde “gizli” diye bir şey kalmadı. Örneğin daha önce DGM savcısının yürüttüğü soruşturmalarda, gözaltına alınan kişilerin avukatları sorguya giremez, müvekkilinin sorguda ne söylediğini öğrenemezdi. DGM Yasası’nda yapılan bu değişiklikle, zanlılar sorgulanmadan önce avukatlarıyla görüşüyor, hukuki yönden destek alıyor, neyi ne kadar söylemesi gerektiğini öğreniyor. Ayrıca sorgu boyunca yanlarında bulunuyorlar. Zanlının ifadesinin bir örneğini de sorgunun tamamlanmasından sonra alıyorlar. O yüzden artık basına “bilgi sızdı”nın kaynağı yalnız savcı ya da polis değil. Sorgulanan kişinin avukatları blunları gazetecilere verebiliyor. Ancak, geçmişten gelen bir alışkanlık nedeniyle ifadelerin basına savcı ya da emniyet mensupları tarafından verildiği izlenimi devam ediyor. Nitekim “Neşter-2” soruşturmasında, DGM Savcısı Ömer Suha Aldan’ın soruşturmanın içeriğini etkilemeyen, soruşturmanın başka yönlere çekilmesini engellemek için yaptığı yazılı açıklamayla kamuoyu bilgilendirildi, olayın gruplarla ilgisinin olmadığı da vurgulandı. Savcı Aldan, soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği yolundaki suçlamalar konusunda meslektaşlarına şunları anlatıyor: “Ben şuna kefilim: gerek polisten, gerek benden en ufak bir belge basına sızmışsa ben bugün istifa etmeye hazırım. O kadar da iddialıyım. Siz meslektaşlarımın da çok iyi bildiği gibi yasa gereği avukatlara ifade suretlerinin örneğini vermek zorundayız. Basına bu bilgi ve belgeler avukatlar tarafından sızdırılıyor. Çoğunu sizler de tanıyorsunuz gazetecilerden birisi bile ‘bu belgeleri savcıdan aldım’ diyorsa ben bugün istifa ederim. Basın mensubu arkadaşlar bunların hepsini avukatlardan alıyorlar. Sanki biz gizliliği ihlal etmişiz, isimleri basına vermişiz gibi bir imaj doğuyor. Eğer basına gerekli bilgileri vermiş olsaydım, ortalık çok karışırdı. İfadeler avukatlar aracılığıyla basına ulaşıyor. O yüzden Barolar duyarlı olmalı, gizliliği ihlal eden üyelerine karşı bir savaş açmalı. Operasyonun başladığı gün Yargıtay Başkanımız yaptığı açıklamada ‘yargıda çürük elma varsa ayıklanmalıdır’ dedi. Bu sözler tarafımdan söylenmiş gibi gösterildi ve yargıyı zan altında bıraktığım biçimde yorumlar yapıldı.” DOSYADA İSİMLERİ GEÇENLER Gözaltına alınan zanlıların serbest bırakıldıktan sonra hiç biri “sorguda işkence, köjtü muamele gördük” demedi. Sorgu ekibi, delilleri “konuşturma”da belki önemli bir mesafe alamadı ama savcının sorularından ellerinde önemli suç kanıtları olduğu anlaşılıyor. Tutuklanma istemiyle hakim karşısına çıkarılanların tutuklanmamasını da çok önemli değil. Yürütülen “rüşvet” soruşturması değildi. Çünkü DGM Savcısının hakim ve savcılarla ilgili böyle bir soruşturmaya yapmaya yetkisi yok. Yürütülen soruşturma yargıyı etkilemeye çalışan “dışarıdaki bir yapılanma”yla ilgiliydi. Soruşturma dosyasında yer alan yargı mensuplarının “rüşvet aldığı” sonucu çıkmamalı. Bu insanların rica-minnet üzerine telefon etmiş de olabilirler. Telefon konuşmalarında isimleri geçen bazı Yargıtay üyelerinin, değişik illerde hakimleri telefonla arayıp “şu yönde bir karar vermesini” istediği anlaşılıyor. Dolayısıyla görevini kötüye kullanmış oluyorlar. Bunların sayısını hem Adalet Bakanlığı, hem de Yargıtay yetkililerine soruyorum: Adalet Bakanlığı yetkilileri: 6 klasörden oluşan soruşturma dosyasını Ceza İşleri Genel Müdürlüğü incelemeye aldı. Dosyada 20 hakimin adı geçiyor. Yargıtay yetkilileri: Soruşturma dosyası inceleniyor, telefon konuşmaları arasında bağlantı kurulmaya çalışılıyor. Dosyada, Yargıtay’ın 15 mensubunun adı geçiyor. Aynı yetkililere “yani toplam 35 yargı mensubu rüşvet almakla mı suçlanıyor?” diye soruyorum. İki kesim de açıklamalarında şunlar dile getiriyor: “Soruşturma dosyasını incelediğimiz zaman rüşvet soruşturması olmadığı görülüyor. DGM Savcısının yaptığı, maddi menfaat karşılığı yargı mensuplarını etkilemeye çalışan bir grupla ilgili soruşturma. Rüşvetle ilgili soruşturmaları biz yapacağız.” Yargının üzerine titrediğim, yargı mensuplarına saygı duyduğum, onlara güvendiğim, haksız bir biçimde yıpratılmasına karşı olduğum için gerçekleri günlerdir sizlerle aktarıyoruz, aktarmaya devam edeceğiz... Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:30

İLGİLİ HABERLER