Gündem
  • 12.4.2007 15:37

SÖZDE DEĞİL ÖZDE LAİK BİR CUMHURBAŞKANI İSTİYORUM

Genel bilgilerin sonunda cumhurbaşkanlığı seçimi meselesine gelen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Soracağınız ilk soruyu biliyorum" dedikten sonra:

"Bu konudaki görüşümü açıklıyorum. Şimdiye kadar kimseyle bu konuyu konuşmadım. Bir hususu belirteyim. TSK'yı yalnızca basın değil halkımız da çok yakından tanıyor. Bunu bilmeyen herhalde kimse yoktur. Laikliğe bağımızı bilmeyen yok. Bu konudaki hassasiyetimizi herkes biliyor.Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı Türk Silahlı Kuvvetlerinin de Başkomutanıdır. Bu nedenle bizi de ilgilendirir. Silahlı Kuvvetler ve Türk Cumhuriyetinin temel niteliklerine ve devletin üniter yapısına bağlı sözde değil ve özde bağlı bir Cumhurbaşkanı'nın oraya seçileceğine inanıyorum. Tabi bir Cumhurbaşkanı'nın yasalar çerçevesinde bunun nasıl yapılacağı belli. Bu süreci biz de biliyoruz.Biz sözde değil özde Cumhurbaşkanı istiyoruz. Bunu umut ediyoruz.bunun dışında başka bir söz söylemeye gerek yok.

Büyükanıt, "Bundan bir kuşkunuz mu var" sorusuna, "Hayır yok. Ben bu şartlara uygun birinin seçileceğini umut ediyorum"

Çölaşan, "Adı geçen bazı isimler var.Henüz aday olmasa da malum kişilerin adını hepimiz biliyoruz.Bu isimler sizin çerçevenize uyuyor mu" :

Büyükanıt :Ben kişiler hakkında konuşmam. Cumhurbaşkanı ile ilgili görüşümü söyledim. Bunun dışında başka bir şey söylemem.

Eski Genelkurmay Başkanı Özkök'le bir temasınız oldu mu?

BÜYÜKANIT : Hayır olmadı. Kendisinin sözlerini sabah gördüm. Değerli bir komutanımızın sözlerine ben cevap vememem.Ben Görevdeyim. Görevde birisi olarak benim elimdde bilgi ve belge olmadan birşey yapmam mümkün değil.

TSK'nın Başkomutanının eşi türbanlı olursa altı olan silahlı kuvvetlerin tavrı ne olur?

Cevap : Ben görüşümü açıkladım. Sorunuzu aldım. Birşey söylememe gerek yok

 Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, K.Irak'a operasyon düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Büyükanıt, darbe söylentileriyle ilgili olarak da, bütün arşivi tarattığını ve böyle bir belge ve yazışmaya rastlamadığını söyledi.


Genelkurmay Karargahı'nda basını bilgilendirme toplantısı düzenleyen Orgeneral Büyükanıt, "Göreve başlamamdan bugüne kadar 8 ay geçti, bugüne kadar böyle bir toplantı yapmadım.

 Ama kamuoyu ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) ilgilendiren bir çok olay meydana geldi. Bugünlerde maalesef arzu edilmeyen şeyler oluyor. Geldiğimiz noktada bazı sorunların kamuoyuyla paylaşılması lazım. Bugün konuları, terör, Kuzey Irak'taki son gelişmeler, TSK'yı yıpratmaya yönelik faaliyetler, Türkiye'de azınlık yaratma çabaları, eski kuvvet komutanımıza ait bir dergide yayınlanan günlük ve basına akreditasyon uygulanması olarak 5 başlıkta toplayabiliriz" dedi.


Büyükanıt, bu toplantının neden bugün düzenlendiğiyle ilgili olarak da, "Özel bir anlamı yok. Nisan ayında yapılmasını düşündük. Programızın yoğunluğu yüzünden bugünün müsait olduğunu gördük ve bugün yapmayı uygun bulduk" dedi.


Büyükanıt, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan birinin terör olduğuna dikkat çekerek, "Terör deyince hepimiz aynı anlamı çıkarabiliyor muyuz? Bunun üzerinde durulmalı. 'PKK terörü nedir' sorusunun cevaplanması lazım. Etnik yapı insan iradesi içinde olamayan sosyolojik bir oluşumdur. Siyasi birliği yoktur. Etnik yapı, etnik milliyetçiliğe nasıl dönüşür. Etnik yapının üzerine siyasi söylem yüklerseniz etnik milliyerçilik oluşur. Bu da teröre giden yolun başlangıcıdır. Etnik milliyetçilik nasıl bir teröre dönüşür. Bugün Türkiye'nin karşı kaşıya olduğu sorun budur. Bu ırkçı, çağdışı şiddete dayalı bir terörle karşı karşıyayız. Ülkemizde hala gerçek anlamda ırkçı bir terör örgütü var. Türkiye'de milliyetçilik yükseliyor söylemleri bize zarar verir. Bizim milliyetçiliğimiz Atatürk miliyetçiliğidir. Bizim milliyetçiliğimiz, kendi insanımızı vatanımızı bayrağı sevmektir. Bunda endişe duyulacak bir şey yoktur. Aksine bundan gurur duymalıyız. Zaten Anayasamız da bu anlayıştadır. TC Anayasası asla soydaşlık esasına değil, yurttaşlık esasına dayanır. Türkiye'de bizim anladığımız milliyetçilikle Avrupa olaya farklı bakıyor. Irkçılığa dayalı bir yaklaşım Türk milletinin yapısına terstir" dedi.


Terörün çok boyutlu bir sorun olduğunun altını çizen Büyükanıt, "Terörün sadece askeri ve güvenlik boyutu yoktur. Eko sosyal siyasi gerekenler yapılmazsa mücadele başarısız olur. TSK, bugün tüm gücüyle terörle mücadeleye kararlılıkla devam ediyor. Ama üzülerek mücadelenin tabiatında olan acıları da çekiyoruz. Son günlerde 10 şehit verdik. 29 teröristin ölmesi bizi teselli etmez. İstihbaratımıza göre Mayıs'tan itibaren terör örgütü faaliyetlerini yoğunlaştıracak. PKK bölgedeki faaliyetlerine ağırlık verdi. Belki şu anda dahi operasyonlar, çatışmalar devam ediyor. Terörün geçmişine bakmak gerekiyor. 1991 yılı Körfez Harekatı'ndan sonra 36. paralelelin güneyinde bitme noktasına gelen PKK eylemlerinin boyutu zirveye çıktı. 1992'de 496 şehit 955 yaralı, 1993'te 538 şehit 996 yaralı, 1994'te 867 şehit 2060 yaralı, 1995'te 615 şehit 1342 yaralı var. Son iki yılda 2005'te 92 şehit, 2006'da 87 şehit, 2007 yılında 4 ayda 13 şehit verdik. Bu rakamın düşük olması tabii ki içimizdeki acıyı azaltmaz" diye konuştu.


Terörle mücadelenin bazı parametreleri olduğunu ve bunların gözardı edilmemesi gerektiğini belirten Orgeneral Büyükanıt, "Bunlardan birincisi, başarılı olmak için siyasi ve askeri kararlılık. İkincisi, işbirlikçilerin etkisiz hale getirilmesi. Üçüncüsü psikolojik hareket, dördüncüsü dış desteğin kesilmesi yani yalnız maddi değil hem de siyasi boyutunu kesmek lazım. Bugün PKK 3 alanda faaliyet göstermektedir. Kuzey Irak, mücadele alanı Türkiye ve PKK'nın siyasi alanı olan Avrupa'dır. Beşincisi terörist örgütün ümidinin kırılmasıdır.

 Ortaya çıkan bazı oluşumlar örgütün ümitlenmesine neden oldu. Bu ümit kuvvetlendikçe örgütün pervasızlığı arttı hatta destekleyen partinin pervasız davranışlarını hepimiz görüyoruz. 6. husus ise güvenlik güçlerinin yasalara takılması yasalar bizi engellemektedir. Mevcut yasalar mücadelede zorluk çıkarmaktadır. Mesela terörist örgütten kaçıp güvenlik güçlerine teslim oluyor. Ve yuvaları bildiğini söylüyor. Terörist üstlendikleri bölgeyi gösteriyor. O sırada ateş başlıyor. Ve terörist hayatını kaybediyor. Mevcut yasalara baktığımızda bu operasyonu yapan komutan yargılanır ölüme sebebiyetten. Çünkü teröristi yasalara göre savcıya götürmesi lazım. Biz yasal çerçevede mücadelemize devam ediyoruz" şeklinde konuştu.


Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü: "K.Irak'a asker olarak bakarsak operasyon yapılmalı. Ancak siyasal olarak bir kararın ortaya çıkması lazım. TSK görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir. Bu sözlerin arkasında onları şımartanların ve bunların kim olduğunu biliyorsunuz. TSK mensupları tüm komutanları terörle artan azimle mücadeleye devam ediyor. Türkiye'nin başındaki bu belayı defetmek zorundayız".

TSK'YI YIPRATMA ÇABALARI


Türkiye'nin, tarihinin hiçbir döneminde böyle bir risk ve tehditle karşılaşmadığını belirten Orgeneral Büyükanıt, "Sorunların hepsi birbiriyle organik ilişki içinde. Çözümü de bütünlükle oluşturmak zorundayız. Bu tehditlerin mimarları devletin temel yapısını ve değerlerini değiştirmek gibi geniş faaliyetler içinde. Bu çalışmaların doğal uzantısı da devletimizin temel taşını temsil eden Atatürkçülük ve onun değerlerini yıpratma faaliyetleri. Yurtiçi ve dışında önyargılı TSK karşıtları tarafından raporlar hazırlanmakta. Ve Atatürkçülük döneminin bittiği açıkça dile getirilmekte. Gereksiz ve tehlikeli maceralara giden bazılarının gençlerimizi yetiştiren akademisyenler olması dikkat çekiyor. Bu yolda en önemli engel olarak gördükleri TSK'ya yoğun karalama kampanyası yürütmekteler. Bunlara karşı TSK'nın kendini savunması maalesef askerin politikaya müdahalesi olarak görülüyor. Devletin her kademesine olduğu gibi TSK'ya da sızmış devlet düşmanları vasıtasıyla yüce kurumun yıpratılması amaçlanmaktadır.

Medya organları görüntülerle oynayarak bazı ne olduğu belirsiz belgelerle bizi yıpratmak isteyenler bizim birbirimize kenetlenmemize yol açmaktadır. Bu yolla yurt dışında şirin görünmeye çalışmak kimseye fayda getirmez. TSK sürekli olarak diğer ülkelerin silahlı kuvvetleriyle mukayese edilerek, onların daha az rol üstlendiği iddia edilmektedir. Kriterlerin diğer kurumlara değil, sadece TSK'ya uygulanması ne derece hakkaniyetli tartışılır. Şemdinli olaylarında bana yapılan saldırılar bana değil, TSK'yadır. Dünya hukuk tarihine gececek bir hukuk cinayeti işlendi. Maalesef bu kampanyaların hepsi faili meçhul. Bir cumartesi günü aynı saatte 15 bin telefona mesaj atıldı. Bu ancak örgütler tarafından yapılabilir. Herkesin telefonuna bir anda nasıl ulaşılabildi? Sonra 2006'da Genelkurmay'ın önünde sahte belgeleri birilerine dağıttılar. Peki gazeterlerde manşet olan bu yakalanan insanlar ne oldu?" diye konuştu.


"Andıçın karargah içi çalışma kitabı olduğunu belirten Büyükanıt, "TSK'da akreditasyonlar var. Samimi olarak söylüyorum o anda taslaktı. Türkiye'de bir PKK gazetesi yayınlanıyor ve elemanı şuradaki sıralardan birinde oturuyor bunu arzu edebilir misiniz? Türk askerinin cuma namazını hangi gün kılındığını bilmez başlığı komiktir. Akreditasyon bazı basın mensuplarını dışlamak değildir. Basın bize kendini beğendirmek zorunda değil. Bizim baktığımız haberin doğruluğudur. Pek çok ülkede benzer uygulamalar vardır. Bir haftalık dergide emekli deniz kuvvetleri komutanımızın günlük notları yer aldı. Olaylar yine Genelkurmaya geldi. Buna hukuki süreç bakar. Günlükleri dergide okuyunca acaba doğru mu diye sorduk kendimize. Bu derginin genel yayın yönetmeni bir gazeteye belge olup olmadığı sorulduğunda günlüğün kendi belgedir Genelkurmay arşivlerine bakın dedi. Demek ki bizim arşivlere de girmişler ama arşivi tarattık buna benzer hiçbir şey yok. Şu anda Genelkurmak Başkanlığı'nın elinde bu konuyla ilgili hiçbir bilgi belge yoktur" dedi.

AZINLIK YARATMA ÇABALARI
Türkiye'nin sosyal bölünme içine çekilmesi için faaliyetler yürütüldüğünü kaydeden Büyükanıt, "Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür, bunu yıpratmaya çalışanlar var. Bunlar içinde AB Komisyonu durmadan yeni azınlıklar üretmektedir. Avrupa Parlamentosu'nun bugüne kadar aldığı kararlara bakın içinde bunlar var. AB'nin müzakere çerçeve belgesinin 10. maddesinde sözlü ifadeler dahi müktesabata girmiş durumda. Buna bakarak Türkiye'yi paramparça etmek lazım. Bunlar kağıt üzerinde okuduğumuz şeyler" dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ
Büyükanıt, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili olarak da şunları kaydetti: "Seçilecek cumhurbaşkanı TSK'nın başkomutanıdır. Bu nedenle biz Silahlı Kuvvetler ve Türk milletinin sahip olduğu temel değerleri, devletin üniter yapısına sözde değil, özde bağlı bir cumhurbaşkanının seçileceğine inanıyorum".

 

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 20:07

İLGİLİ HABERLER