Gündem
  • 3.4.2015 00:18

Tanrıkulu, 'Gitseydim benim de canıma kastedilecekti'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın rehin alınması olayında kendisine ulaşılamadığı iddiaları ile ilgili, "Arandığım ve ‘geleceğimi söylediğim halde müzakereci olarak gitmediğim' ifadesi doğru değildir" dedi.

Tanrıkulu, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Savcı Kiraz'ın rehin alınması olayında arandığım ve ‘geleceğimi söylediğim halde müzakereci olarak gitmediğim’ ifadesi doğru değildir. Olay günü başsavcılıktan olduğunu öne süren bir kişi bir kez aramış, ancak ertesinde yeterli bilgi verilmemiş, bana geri dönüş sağlanmamıştır” dedi.

"Saldırıya adımın karıştırılmasının beni ve CHP'yi karalamak için olduğu açıktır" ifadesini kullanan Tanrıkulu, şunları kaydetti:

"Bu konuda hükümet ve medyası da kampanya yürütmektedir. Çağlayan Adliyesi'ne gitseydim benim de tehdit altında olduğum, yaşamıma kastedileceği konusunda ciddi şüphelerim bulunmaktadır."  

TWITTER'DAN AÇIKLAMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Savcı Kiraz'ın şehit edilmesiyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada CHP'li Sezgin Tanrıkulu'yla ilgili de bilgiler verdi.

Açıklamada, Tanrıkulu'nun ilk önce "Adliyeye geleceğim" dediği ama sonrasında telefona çıkmadığı belirtildi. Bu sözler sonrası Tanrıkulu Twitter'dan açıklama yaptı.

Tanrıkulu şu iddialarda bulundu: "Çağlayan olayından haberim olduğu an 'Benim için en önemli şey insan hayatıdır' diyerek elimden geleni yapacağımı belirttim. Ancak Başsavcının sözlerinin aksine ben sadece bir avukat değilim ve siyasi bir kimliğe sahibim. CHP Genel Başkan Yardımcısı kimliğim dolayısıyla benden bir talep varsa bu konuda muhattabım hükümettir.

Hayat-memat meselelerinde başta iktidar olmak üzere bütün siyasetcilerin eşit sorumluluk alarak provakasyonları bertaraf etmesi beklenir. Ancak olay günü ismimin geçtiği andan itibaren hükümet tarafından şahsım ve partime yoğun bir saldırı başlamıştır.

Bugüne dek siyaset öncesi ve siyasette yaşadığım tecrübeler, bu saldırının nereye vardırılacağını öngörmeme yeterliydi, yeterlidir. Nitekim eski Adalet Bakanı ismimin neden geçtiğini sorgularken, Başsavcı 'neden gelmedi' diyerek provakasyon öngörümüzü doğrulamıştır.

Açıklamadaki, hem milletvekili kimliğimizi reddeden, hem de hedef gösteren üslup öngördüğümuz tuzağın gerçekliğini ortaya koymaktadır. Olaya müdahil olmamdan siyasi rant devşirmeyi planlayanlar bu tutmayınca iki taraflı saldırıya başlamışlardır. Meselenin özeti budur.

Ölümden, cinayetten, şiddetten siyasi rant ummak namussuzluktur, şerefsizliktir. Lanet olsun siyaseti insan hayatından üstün görenlere."

Güncellenme Tarihi : 18.3.2016 21:15

İLGİLİ HABERLER