Tayyip Erdoğan'dan Youtube bombası
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yerel seçim öncesi canlı yayında NTV ve STAR TV’nin ortak yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlıyor. Erdoğan, Twitter için "Düzeltmediniz biz de kapatırız. O zaman yasaklara uysunlar biz de yasağı kaldıralım. Twitter dediğiniz olay nedir? Bir şirket. Bu olayın arkasında aslında Youtube var. Youtube’un avukatlarıyla çalışıyorlar" dedi.
“Bugün önce Kastamonu’daydık. Çoşku iyi, ilgi iyi. Ardından Samsun’a geçtik. Kastamonu’da bir şey dikkatimi çok çekti. Belediye başkan adayımız yıllarca belediyede ikinci adam olarak çalışmış, fen işlerini yönetmiş, belediye başkanımızın ciddi bir rahatsızlığı var. Bu süreçte yönetimi o götürdü. Orada MHP’nin adayı ortaokul mezunu bir kişi. Belediyecilik deneyimi hiç yok. Bizim adayımız hem üniversite mezunu hem de yıllarca belediyeciliğin içinde yaşamış biri. İnanıyorum Kastamonu halkı bunu değerlendirecektir. Biz merkezi yönetim olarak Kastamonu’ya çok hizmet verdik. Bütün bunları bütünleştirmek istiyoruz. Samsun’a geldik. Samsun benim 57. mitingim oldu. Samsun tarihi bir mitingti. Öyle zannediyorum ki Cumhuriyet tarihinde Samsun’da böyle bir miting görülmemiştir. Yüz bini aşkın bir katılımın, çoşkunun olduğu bir miting oldu.”
''ANGAJMAN KURALLARI İHLAL EDİLİRSE KARŞILIK VERİLECEKTİR''
“Şu anda Suriye ile ilişkilerimizin geçmişi, 3 yıllık son süreç ortada. Sınır komşumuz, kardeşlerimiz ve yönetimle olan ilişkilerimiz çok çok olumluydu. Bu olaylar başlamadan önce biz bazı şeyleri kendilerine uyardık. Bu olaylar Suriye’ye de sıçrayabilir. Gelin Baas rejimini bir değişime uğratalım. Hatta beni arabasına alır gezdirirdi. Son görüşmemizi Asi Nehri kıyısında yaptık. 3,5 saatlik bir görüşmemiz oldu. Biz tabii o zamanlar böyle bir Esad’ı beklemiyorduk. Telefon diplomasisi yürüttük. Ölümler, öldürmeler devam ediyor. Ahmet Bey’i gönderdim. Kendisi 6 saat görüştü. Özel temsilcilerimi gönderdim. Niyetimiz çok samimiydi. Bir Ramazan akşamıydı camilerin bombalanması olunca ben kendisini aradım. Yarın Cuma. Ne olur talimatınızı verin, şu insanları yarın öldürmesinler. Onu dedi benim adamlarım yapmıyor dedi. Şebbia’ları kendi adamları gibi göstermiyor. Oysa onlar onun adamları. Yaklaşık 160 bin can kaybı var. 8 bin çocuk. Açık kapı politikasıyla çalışmalarımızı devam ettiriyoruz.
Yaralılar oluyor, bunlarla ilgileniyoruz. Şu anda hala öldürmeye devam ediyorlar. Daha önce bir helikopterle bizim hava sahamızı ihlal ettiler. Yeni angajman kurallarından hareketle uçaklarımız bu helikopteri vurdu. Şu anda da aynı şekilde bizim hava sahamızı ihlal eden, 1-1,5 kilometre ihlal ettikleri bana bildirildi, bizim uçaklarımız tarafından vuruldu. Kesep bölgesi tekrar Özgür Suriye Ordusu tarafından ele geçirilince bunlar orayı bombalamaya başladı. Bundan sonra da angajman kuralları ihlal ederse karşılığı verilecektir. Çirkin olan bizim muhalefetin bunu kullanması. Biz seçim sathı mahallindeyiz diye bu olaya göz mü yumacağız. Bizim 74 tane vatandaşımızı şehit ettiler. Muhalefet başta CHP olmak üzere bunları hala övmeye çalışıyor. Bu siyaset malzemesi olabilir mi? Senin yapman gereken böyle ulusal bir konuda hükümetinin, silahlı kuvvetlerinin yanında yer almak. Bu bizim bir milli meselemizde bile muhalefetin ne denli ayrı düştüğünü göstermektedir. Bizim tabii bunları dinleyecek halimiz yok.
Süleyman Şah Türbesi ile ilgili de burayla ilgili İŞİD’in bir sıkıntısı var. Burada Türkmenler vardı. Onların zayıf düşmesi geri çekilmelerine yol açtı. Geri çekildikleri gün 80 şehit verdiler. MİT’in aranan TIR’ları bizi bu Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Bunlar yapıldı diye biz Bayırbucak Türkmenlerini yalnız bırakamazdık, yine de bırakmayacağız. Süleyman Şah Türbesi’ne karşı böyle bir yanlışlık olacak olursa orada da gereken yapılacaktır. Bu topraklar bizim topraklarımızdır. Yaklaşık 10 dönüm bir arazidir o. Uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınmış bir toprağımızdır.”
“Niğde olayında bir Kosovalı, bir annesi babası farklı ülkeden, bir diğeri de Makedon. İkisi yaralı ele geçirildi, biri de yakalandı. Ankara’ya getirildiler. Bağlantıları nedir? Suriye’de aldıkları eğitimler filan. Silahı yanlarında sünnet olduğu için taşıdıklarını iddia ettiler. Belli bazı bilgiler elde edilmiş durumda. Üzerine gerek istihbarat birimlerimiz, gerek yargı gerekeni yapıyor.”
“DEMOKRASİ SURİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
Suriye ile ilgili gelişmelerin sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
“Şuanda Suriye ile ilişkilerimizin geçmişi ve üç yıllık son süreç malum ortada. Biz tabii sınır komşumuz, kardeşlerimiz. Yönetimle olan ilişkilerimiz geçmişte çok çok farklıydı. Kendileriyle stratejik anlaşmalar dahi yapmıştı. Ne yazık ki bu Tunus’taki olaylardan sonra aynı şekilde Suriye’de de olaylar başladı. Fakat biz başlamadan önce bazı şeyleri kendilerine uyardık. ‘Bu gelişme Suriye’ye sıçrayabilir. Gelin burada artık Baas sürecini bir değişime uğratalım. Biz size ne istiyorsanız her türlü desteği verelim. Demokrasi Suriye için çok önemli. Bunun beklentisi içerisinde olan Suriye halkı var. Bundan çekinmeyin bak seviliyorsunuz, bunu kendinizde itiraf ediyorsunuz. Rahat olun bu adımı atın.’ Hatta beni arabasına alır gezdirirdi. Son toplantımızı kendisiyle Asi Nehri kenarında yaptık. Orada müşterek bir baraj yapma kararı aldık. Onun temelini atmaya gitmiştik. Birlikte Halep’te buluştuk. Yaklaşık 3-3.5 saat bir görüşmemiz oldu. Bunları hep konuştuk. Biz hakikaten bugün ki bir Esed’i beklemiyorduk. O zamanlar tabii yaklaşımı çok farklıydı ve sürekli telefon diplomasisini yürüttük. Ama bir ara baktık ki ölümler devam ediyor, öldürmeler devam ediyor… Kendisi bunları pek dinlemiyor. En sonun Ahmet beyi gönderdik ve Dışişleri Bakanım kendisiyle 6 saat bir görüşme yaptı. Bu görüşmede yine bütün bunları… Bu arada özel temsilcilerimi gönderdim. Benden bazı projeler istedi. Planlar istedi. Bu konuda özel temsilcileri göndermek suretiyle yardımcı olmaya çalıştım. Çünkü niyetimiz çok samimiydi. Fakat artık bir Ramazan akşamıydı camilerin bombalanması olunca ben kendisini son bir kez aradım. Yarın dedim Cuma… Ne olur şu talimatınızı verin şu insanları bir Cuma gününde ve Ramazan ayında öldürmesinler. Onu dedi benim adamlarım yapmıyor dedi. Şebbihaları kendi adamı diye göstermiyordu. Halbulki Şebbihalar onun adamı. Onun özel timleriydi ve ertesi gün yine vurdular. 16 kişi öldürdüler. Bunları hiçbir zaman dinlemedi. Şuanda bakın orada yaklaşık 160 bin can kaybı var.”
“HAVA SAHAMIZI İHLAL ETTİLER”
“Bunların içerisinden gelen rakamlar 8 bin çocuk ve biz tabii bağrımızı açtık. Açık kapı politikasıyla çalışmalarımızı devam ettiriyoruz” diyen Erdoğan, şunları söyledi:
“Şuanda bizde malum buraya gelen insan sayısı 760 bini buldu. Harcamalarımız 3 milyar doların üzerinde. Biz dedik ki bunu devam ettireceğiz. Yaralılar oluyor, bunlarla ilgileniyoruz. Fakat şuanda hala öldürmeye devam ediyor. Tabi son dönemde biliyorsunuz bir helikopterle bizim hava sahamızı ihlal ettiler. Hava sahamızı ihlal edince biz malum angajmalarını kurallarını açıklamıştık. Bu angajman kurallarından hareketle o zaman uçaklarımız bu helikopteri vurdu. Şuanda yine aynı şekilde bizim hava sahamızı ihlal eden iki tane bunların uçağı 1 ila 1.5 kilometre ihlal etti. Silahlı kuvvetlerimizden bana bildirildi. Bunun tabi tek sebebi de şuydu: Keseb denilen bizim hudut kapısının olduğu bölgedeki orada 50-60 bin nüfus var büyükçe bir yer orası. Orasını tabi Özgür Suriye Ordusu tekrar ele geçirince bunlar onları bombalamak için aslında gelmişti. Bizim de hava sahamızı ihlal ederek böyle bir adımı attılar. Bu defa da bizim uçaklarımız kalkıp bunlardan bir tanesi vurdu. O da Keseb’e düştü. Tabii tabu angajman kurallarını ihlal bundan sonraki süreçte de böyle devam edecek olursa bizler gereği neyse bunu yapmak durumundayız. Fakat benim üzüldüğüm bir nokta var. Türkiye’deki muhalefet ne yazık ki bunu bir siyasi istismar vesilesi olarak gördüğümüzü anlatıyor. Çirkin olan bu. Yani biz şuanda seçimdeyiz diye eğer ülkemizde hava sahamızı ihlal edenler olursa bunlara hoş geldiniz mi diyeceğiz? Kaldı ki bunlar zaten 160 bin kişi öldürmüş burada katil Esed’in, cani Esed’in bu tür bir durumu var. Bizim burada 74 tane vatandaşımızı bunlar şehit ettiler. Zamam zaman hala top atışları ülkemize düşüyor. Bütün bunlara karşı muhalefet başta CHP olmak üzere bunları hala kalkıyorlar övmeye müdafaa etmeye ya bu bizim ulusal meselemiz. Siyaset malzemesi yapılabilir mi? Sen burada kimin yanında yer alacaksın. Senin burada yapman gereken böyle ulusal bir meselede hükümetin yanında yer almaktır. Silahlı kuvvetlerin yanında yer almandır. Ama ben bakıyorum ki ana muhalefetin başındaki zat, yardımcıları, hepsi bunların yer almaya kalkıyorlar. Bu gerçekten bizim bir milli meselemizde dahi muhalefetin ne denli ayrık düştüğünü, nedenli bunu bir istismar vesilesine dönüştürmeye gayret ettiğini göstermesi bakımından çok önemli. Biz tabi onları dinleyecek halimiz yok. Biz silahlı kuvvetlerimize bu konuda gerekli talimatı vermişiz. Silahlı kuvvetlerimizde sağ olsun gereken yaptılar. Bundan sonrada böyle bir şey olursa aynı şekilde olur.”
“MUHALEFET HİÇBİR ZAMAN TÜRKİYE’NİN AVUKATI OLMADI”
Süleyman Şah Türbesi ile ilgili olarak da Erdoğan, “Süleyman Şah Türbesiyle alakalı olarak yine aynı şekilde burada da malum IŞED’in bu tür bir sıkıntısı var. Burada daha önce Türkmenler vardı. Türkmenlerin özellikle maalesef malzeme noktasında, silah noktasında zayıf düşmesi onların ister istemez geri çekilmesine neden oldu. Geri çekildikleri günde 80 şehit verdiler. Buradan bir yere gelmem lazım. Bu malum son MİT tırlarının hani çevrilip bunların araması olayları yaşandı. Bu Tırlar bizim bayır bucak Türkmenlerine yardım götürüyorlardı ve bunda bile muhalefet aynı şeyi yaptı. Aynı durumu ortaya koydu. Muhalefet hiçbir zaman Türkiye’nin avukatı olmadı. Hep karşısında oldu. Tabi biz bunlar yapıldı diye kalkıp da Bayır Bucak Türkmenlerini yalnız bırakamazdık. Bırakmadık, yinede bırakmayacağız ve 24’üyle alakalı bizde bazı şeyler duyduk. O görüldüğü gibi şuanda herhangi bir şey söz konusu değil. Ama Süleyman Şah türbesine karşı böyle bir yanlışlık olacak olursa tabii ki gereği neyse orada da yapılacaktır. Bu topraklar bizim topraklarımız. Kendi topraklarımızdır. Yaklaşık 10 dönüm gibi bir arazidir ve bu topraklar uluslararası anlaşmalar teminat altına alınmış olan topraklarımızdır. Bu topraklarda yapılacak bir saldırı aynen Türkiye’ye yapılmış bir saldırıdır” diye konuştu.
"PENSİLVANYA DENİLEN BİR OLAY VAR"
“Bir defa karşımızda bu seçimlerde özellikle ortaya çıkan Pensilvanya denilen bir olay var. Bu olayın yasak olmasına rağmen bir cumhurbaşkanı, başbakan, genel kurmay başkanı dinleniyorsa, bakanlar dinleniyorsa… Bu bir defa hem yasalara aykırı he de Diyanet İşleri Başkanımız’ın dediği gibi inancımıza aykırı. İnancımızda kimseyi dinleyemezsiniz. Ama bunlar önce dinliyor, sonra bunu bir tehdit ve şantaja dönüştürüyor. Halkımızın bu konuda gereken hassasiyeti göstermesi lazım. Bunun bir kısım yargıya ulaşmış olması ve güvenlikle de ortak hareket etmesi ulusal güvenliğimiz için de sıkıntı yaratıyor. Ben alanlarda bu konuyla ilgili tepkiyi görüyorum. Vatandaşlarımızın sabırsızlığını görüyorum. Ümit ediyorum ki vatandaşlarımızın beklentisi olur. Himmet adı altında rüşvet, kurban derisi topluyorlar. Bunları makbuzu yok. Nereye gittiği belli değil. Ben 17 Aralık olaylarını bir taraftan olumsuz görürken bir taraftan da her şerde bir hayır vardır diye görüyorum.”
"HUKUK TANIMAZLIĞINIZ NEDİR"
“Bizi üzen boyutu budur. Şu anda biz 10 milyon tablet bilgisayar dağıtmanın hazırlığı içerisindeyiz. 260 bin tablet bilgisayar dağıttık. Bu hükümet böyle bir hükümet, Tayyip Erdoğan böyle bir hükümetin başbakanı. Bizim derdimiz Twitter’ın kendisi değil, yaklaşımı. Twitter’da böyle ahlaksızlar türer de siz defaatle uyarmamıza rağmen, mahkeme kararlarını göndermemize rağmen bunu yaparsanız bize düşen de budur. Bazı yazarlar televizyonlarda yorumlar yapıyor, Ak Parti, başbakan prestij kaybediyor. Hiçbir şey kaybettiğim yok. Ben meydanlara bakarım. Türkiye’den Twitter’a giden talep ikidir. ABD’den giden 679 talep toplam taleplerin neredeyse yüzde 80’idir. Almanya’ya geliyorum. Twitter Alman hükümetinin talebi üzerine Neo Nazi hesaplarını engellemiştir. Fransa’da ırkçı talepler mahkeme kararı üzerine kaldırılmıştır. Hindistan’da Bodo kabilesi ile ilgili çıkan olaylar nedeniyle ülke genelinde yasaklanmıştır. İngiltere Başbakan Cameron 2010 yılında çıkan olaylar sırasında provokatif olaylar nedeniyle Twitter’a yasak getirebileceğini ifade etmiştir. Ben ülkemdekilere soruyorum, bütün bu olaylar karşısında hukuk tanımazlığınız nedir? Mahkeme kararı Twitter’a iletiliyor. Hiç duymuyor. Sen benim ülkemin ulusal güvenliğini tehdit ediyorsun. Başbakana birileri kalkacak başçalan diyecek. Bütün bunlara rağmen kendileri uyarılıyor ama kaldırmıyorlar. Bu hesaplar maalesef kapatılmıyor. Bizim yapmamız gereken sorumluluk noktasında olan biri olarak, bu işi düzelttiniz düzelttiniz. Düzeltmediniz biz de kapatırız. O zaman yasaklara uysunlar biz de yasağı kaldıralım. Twitter dediğiniz olay nedir? Bir şirket. Bu olayın arkasında aslında Youtube var. Youtube’un avukatlarıyla çalışıyorlar. Bir avukat hanım kardeşimize hiç edebe adaba uymayan bir şey yaptılar. Ben anlamıyorum bu köşe yazarlarını. Neyin, kimin avukatlığını yapıyorlar. Çeşitli ülkelerden örnekler verdim. Bizim ülkemiz muz cumhuriyeti değildir. Şu anda bir iki taneyle ilgili tamam dediler ama sayı bir iki değil ki. Benim bildiğim 700’e yakın uygulama var. Bunlar şimdi peyderpey kendilerine bildiriliyor. Kaldırmaları halinde gereği yapılır. Uyarıyoruz, gereğini yapmıyorsun. Ben tabii sayın cumhurbaşkanımız böyle bir şey yapmış olabilir. Ben aynı şeyi paylaşmıyorum. Sayın cumhurbaşkanımız tweet atabilir. Ben bunlardan pek hoşlanmıyorum. Bu tür şeylerle uğraşacak vaktim de yok.”
"OBAMA'NIN TELEFONUNU DİNLEYEBİLİR MİSİNİZ"
“Bunlar çarpıtılan şeyler. İşlerine geldiğinde Avrupa Birliği’ne aykırıdır filan hep söylerler. Avrupa Birliği önce üzerine düşeni bir yapsın. Hukuka saygıları varsa önce gereğini yapsınlar. Bu bizim iç hukuk meselimizdir. Mahkeme kararları var. Avrupa Birliği o zaman diğer ülkelere uygulananı niye göz ardı ediyor. Biz bu özgürlükler meselesini bu Avrupa Birliği üyelerinden çok daha ileride hallettik. Adam kalkıyor hakaret ediyor ne oluyor. Avrupa ülkelerinin çoğunda bunu yapamazsınız. Özgürlük hala bizim ülkemizde tam anlaşılmış değil. Burada çok önemli olan özel hayatın ihlali de söz konusu. Yapamazsınız. Buradan hareketle bizim TİB de devreye girdi. Adımı buna göre attı. Siz Obama’nın telefonunu dinleyebilir misiniz? Bir Merkel’in telefonunun dinlendiği ortaya çıktı. Ayağa kalktılar. Biz de niye böyle oluyor, Avrupa Birliği böyle hareket ediyor? Bizim yorumcularımızın, köşe yazarlarımızın bunu görmesi lazım.”
“17 Aralık, 25 Aralık bütün bunlar 30 Mart seçimleriyle çok daha farklı bir şekilde göz önüne alınacak. 17 Aralık millete karşı yapılmış bir devrimdir. Benim şahsıma değil, hükümetime değil. Millete karşı. 25 Aralık da öyle. Bu bir istiklal ve istikbal mücadelesidir. O denli önemlidir. Olay yargıda. Bütün bunların ötesinde hemen seçimin arkasından atacağımız adımlar var. Milli irade hırsızlığı yapanlar 30 Mart’ta milletin cevabını alacak. CHP, MHP, Pensilvanya, hepsine bir cevap var. Milletimiz bize negatif bir cevap verirse başımız gözümüz üzerine. Ama diğerlerine verdiği zaman onlar ne yapacaklar. Kılıçdaroğlu yüzde 40’ın altında alırsam bırakacağım dedi. 26 aldı. Bıraktı mı, bırakmadı. Bu zat dürüst değil. Bahçeli 16,17 yıldır partinin başında. Bir kere birinci parti olamadı. Biz 6,7 aylıkken birinci parti olduk. Yine birinci parti olacağız. Bu milletin yaptıklarımıza karşı takdirini gösteriyor. Siz millete bir şey yaparsanız millet sizi ödüllendirir. Ama millete zulüm ederseniz bu millet sizi sırtında taşımaya mecbur değil. Bakın seçime gidiyoruz hiç seçim ekonomisi asla yapmayız. Biz seçim ekonomisi yaparsak bunun sıkıntısını fakir fukara garip guraba vatandaşım çeker. Pazar günü yaptığımız mitingde İstanbul tarih yazdı. 2 milyonu aşkın insan gelip buluştu. Bu bir sevdadır, bu bir aşktır. İstanbul Türkiye’nin özetidir. İstanbul bir mesaj veriyor. Şu anda üç büyük şehirde de adaylarımız başa oynuyor. Kamuoyu araştırmaları çok çok olumlu. Millet bunu gösteriyor. İzmir, orada yaptığım mitingde de gördüm. Ankara ha keza. Bunların hepsi bir şey gösteriyor. Bu bir yerel seçim değil aslında. Bu bir genel seçim havasına girdi. Ahlaki olmayan bir hava nedeniyle oldu bu. Şimdi millet bunu bir genel seçime dönüştürdü. Bu anlayış milletimiz ve bizim şahsımızla da bütünleşti.”
“DİNİMİZDE, İNANCIMIZDA KİMSEYİ DİNLEYEMEZSİNİZ. GÖZETLEYEMEZSİNİZ. BÖYLE BİR ŞEY YOK”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Tabii ki bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin uyanık olması lazım. Ama ben 17 Aralık olaylarını, 25 Aralık olaylarını bu noktada bir taraftan üzücü bulurken bir tarafta şerde zaman zaman öyle olur ki hayır vardır ilkesiyle böyle bir durumu görmüş buluyorum. İnşallah bunu hükümetimiz, devletimiz sıkı takibindedir” dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NTV özel yayınında Oğuz Haksever’in sorularını cevaplandırdı. Niğde’de 2 güvenlik görevlisinin şehit olduğu ve 1 vatandaşın hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili Erdoğan, “Bu konuyla ilgili olarak da içişleri bakanlımız ve şuanda yargı işin üzerindeler. Malum burada bir tane Kosovalı, bir tanesi annesi babası farklı ülkelerden zannediyorum babası veya annesi Alman öbür taraftan farklı bir ülkeden olmak üzere Çinli galiba bir diğeri de Makedon olmak üzere üç kişi bunların ikisi malum yaralı olarak ele geçirildi bir tanesi de yakalandı. Bunları Ankara’ya getirdiler. Ankara’da bir taraftan tedavileri ve bunun bağlantıları nedir? Suriye oldukları tamam. O belirlendi artık. Ama bunlar Suriye’den orada aldıkları eğitimler oradan Bulgaristan üzerinden Makedonya’ya gitmek gibi bir hedeflerinin olduğunu ve güya silahı da yanlarında sünnet olduğu için taşıdıklarına dair bu tür bir ifadeyle bu işi çerçevelemeye çalıştılar. İlgili birimlerimiz bu işin tabi gerisini nereye bağlıyor, bağlantıları nedir bunlara araştırmanın içerisinde belli bazı bilgiler elde edilmiş vaziyette. Üzerine gerek istihbarat teşkilatımız gerek yargı gerekse İçişleri bakanlığımız gidiyor” dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığının, kalıcı sonuçlar doğurabilecek büyük bir fitne ve imtihandan geçmekteyiz” şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
“Şimdi bir defa karşımızda bu seçimlerde özellikle ortaya çıkan Pensilvanya denilen bir olay var. Şimdi Pensilvanya denilen olayın yasak olmasına rağmen eğer bir Cumhurbaşkanı dinleniyorsa Başbakan dinleniyorsa, Genelkurmay Başkanı dinleniyorsa ve özelliklede burada bakanlar dinleniyorsa bu bir defa hem yasalara aykırı hem de Diyanet İşleri Başkanımızın da ifade ettiği gibi İslami bizim itikadi noktada da değerlerimize aykırı. Dinimizde, inancımızda kimseyi dinleyemezsiniz. Gözetleyemezsiniz. Böyle bir şey yok. Bunlar din kisvesi adı altında bunu yapıyorlar. Bunu bir tehdit bir şantaja dönüştürüyorlar. Bu bakımdan tabi Diyanet İşleri Başkanlığımız zannediyorum işin bu boyutunu ele almak suretiyle değerlendirdi. Gerçekten halkımızın yüzde 99’u Müslüman bu duyarlılığı hep birlikte göstermemiz lazım. Tabi bununla ilgiyi olarak ta bizim ne yazık ki bu işin bir kısım yargıya bulaşmış olması ve bir kısım güvenlikle de koordineli çalışmak suretiyle bu tür adımları atmış olmaları ülkemiz için gerçekten sıkıntı vericidir. Biz bunu ulusal güvenliğimize bir tehdit olarak algılıyoruz. Onun içinde gerekli tedbirleri alıyoruz. Ben şuanda alanlarda doğrusu tepkiyi bu noktada görüyorum. Zaman zaman vatandaşlarımızın sabırsızlığını görüyorum. Biran önce netice bekliyor. Temennim odur ki vatandaşlarımızın bu beklentisi biran önce olur. Himmet adı altında zekat topluyorlar, sadaka topluyorlar. Kurbanlık koyunları topluyorlar veya adakları topluyorlar. Birçok başka tür şeyleri topluyorlar. Ama bunların makbuzu filan yok. Bunları nereye gittiği belli değil. Şimdi bunlar üzerinde tabii ki bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin uyanık olması lazım. Ama ben 17 Aralık olaylarını, 25 Aralık olaylarını bu noktada bir taraftan üzücü bulurken bir tarafta şerde zaman zaman öyle olur ki hayır vardır ilkesiyle böyle bir durumu görmüş buluyorum. İnşallah bunu hükümetimiz, devletimiz sıkı takibindedir” dedi.
Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 06:34