Gündem
  • 13.12.2002 13:22

TDV BAŞKANI: ALMANYA VE FRANSA'NIN TEKLİFİ DAHA AÇIKTI

KAYNAK : Haber Vitrini Türk Dışticaret Vakfı (TDV) Başkanı Ertuğrul Önen, Avrupa Birliği'nin (AB), üyelik müzakerelerine başlamak için Türkiye'nin önüne koyduğu metnin, Almanya ve Fransa'nın telaffuz ettiği tekliften bile daha kötü olduğunu belirterek, ''Bu ülkelerin teklifinde bir tarih ve bağlayıcılık vardı, şimdi hiçbir şekilde AB kendini bağlamıyor'' dedi. Önen, Avrupa'da şimdiye kadar iki tezin çarpıştığını ve şimdi Avrupa Birleşik Devletleri'nin kurulmasını öngören tezin galip geldiğinin görüldüğünü söyledi. ''AB'nin Atlantik'in karşı kıyısında bir Avrupa Birleşik Devletleri kurmak istediğini'' belirten Önen, Almanya ve Fransa'nın öncülük ettiği bu anlayışta, siyasi, ekonomik ve sosyal açıdan birleşik bu devletin sınırlarının Ural ve Balkanlar'da bittiğini ve burada Türkiye'nin yeri olmadığını öne sürdü. Önen, AB'nin Türkiye'yi ekonomik partner olarak gördüğünü ve stratejik bir ülke olarak ilişkilerini devam ettirmek istediğini ancak ekonomik ve siyasi birliğine istemediğini ifade ederken, bunu, Türkiye'yi AGSP dahil Avrupa ile ilgili hiçbir karar alma sürecine dahil etmeyerek gösterdiğine işaret etti. AB'nin ''samimiyetsiz'' olduğunu ve gerçek yüzünü göstermediğini söyleyen TDV Başkanı Önen, ''ABD nasıl Meksika'yı ABD'ye almazsa, AB de Türkiye'yi AB'ye almaz, boşuna uğraşıyoruz'' diye konuştu. Türkiye'nin, AB'ye üyelik konusunda Finlandiya, İsveç, Avusturya, Hollanda gibi daha negatif tutumda olan ülkelerin tavrını fazla dikkate almadığını anlatan Ertuğrul Önen, sonuçta, Almanya ve Fransa'nın bile teklifini sulandıran bir metnin ortaya çıktığına işaret etti. AB'nin, Türkiye'nin AB üyeliğine engel çıkartmama konusunda yeni üye ülkelerden taahhüt alma girişimini ''palavra'' olarak nitelendiren Önen, ''o zaman da öyle şartlar öne sürecekler ki, bu iş olmayacak. Bugün Kıbrıs ve demokratikleşme diyorlarsa, o zaman da Ermenistan ve başka şeyler olacak'' yorumunu yaptı. Önen, İngiltere'nin öncülük ettiği ve ABD'nin de desteklediği ''Avrupa refah bölgesi'' tezine göre Türkiye'nin AB'de yeri olduğunu, ancak şu anda bu tezin kaybettiğini söyledi. TÜRKİYE'NİN TAVRI: GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASI'NDA DEĞİŞİKLİK Müzakere tarihi verilmemesi nedeniyle Türkiye'nin mutlaka tavrını ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Önen, gümrük birliğini şimdiye kadar AB ile bütünleşmeyi hızlandırıcı bir mekanizma olarak gördüklerini hatırlaratak, ''Gümrük birliği şu anda Türkiye'nin aleyhine işliyor. Tam üyeliğe geçiş bu kadar uzatılırsa, gümrük birliğinin içinde kalmanın anlamı yok. Bunu serbest ticaret şekline dönüştürmek lazım'' dedi. Serbest ticaret anlaşmasında Türkiye'nin üçüncü ülkelere yönelik ticari politikasını kendi belirleyebileceğine işaret eden Önen, şöyle devam etti: ''Gümrük birliğinde AB'nin aldığı her karara uyuyorsunuz. Tam üyeliğe geçiş sürecinde, süre bu kadar uzayacaksa, üçüncü ülkeler ile ticaretimize kendimiz karar verelim. Türkiye gümrük birliği anlaşmasında bu yönde değişiklik için AB'ye teklif götürmeli. AB'nin aldığı her kararı otomatik olarak uygulamamalı. Aday ülkelerin hiçbiri serbest ticaret anlaşması pozisyonunda bile değil. Gümrük Birliği Anlaşması'na yeni yorum getirmeli, anlaşmayı bozmaya gerek yok. AB ile ilişkilerimizi geliştirelim ama tavrımızı da koyalım.'' Türkiye'nin AB'ye karşı fevri davranmasının veya AB ile köprüleri atmasının bir yararı olmayacağını, ''AB'nin Türkiye'ye Türkiye'nin de AB'ye ihtiyacı olduğunu'' anlatan TDV Başkanı Önen, ancak müzakere sürecinde Türkiye'ye karşı olumsuz tavır sergileyen ülkelere yönelik gerek ihalelerde, gerekse ticarette mesafeli bir tavır sergilenmesinin muhtemel olduğunu kaydetti. Ticaret hacminin büyük çoğunluğunu AB ile gerçekleştirmesi nedeniyle Türkiye'nin hareket alanının çok dar olduğuna işaret eden Ertuğrul Önen, NAFTA'nın Türkiye için bir açılım olmayacağını belirtirken, Rusya, İran, Suriye gibi çevre ülkelerle ve Uzakdoğu ile ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkati çekti. Önen, ''AB'nin ticareti içinde Türkiye'nin payı çok düşük. Türkiye'nin hareket kabiliyetinin olması için, dış ticaret hacminin 200 milyar dolara ulaşması ve bu hacimde AB'nin payının yüzde 30-40 olması gerekirdi. Şimdiki oranlar, Türkiye'nin hareket kabiliyetini daraltıyor'' dedi. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:54

İLGİLİ HABERLER