Gündem
  • 31.8.2012 23:45

'Teröristle kucaklaşana siyasetçi demem'

Kanaltürk televizyonunda gündemi değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, teröristler ile kucaklaşan BDP'lilerden parti kapatma ve dokunulmazlıkların kaldırılmasına, CHP  milletvekilinin kaçırılmasından terörle mücadele ve Şemdinli'deki son duruma kadar pekçok soruya cevap verdi.

İşte Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan bazı başlıklar;

“Onlarla siyaset yapmam”

PKK'lı teröristlerle kucaklaşan BDP heyetini sert bir dille eleştiren Erdoğan 'Onlarla nasıl siyaset yaparım?' diye konuştu.Erdoğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Eski MİT Müsteşarımı adaya gönderen bir başbakanım, Oslo'ya gönderen bir başbakanım. İstihbaratı her zaman kullanırız. Her an kullanırız.

“Kürt meselesi aşılmıştır”

Kürt meselesi diye artık bir mesele ben kabul etmiyorum. Türkiye'de artık Kürt meselesi kalmamıştır, bu iş aşılmıştır. Şu anda Türkiye'de bir terör, bir PKK ve siyasal Kürtçülük vardır. Diğer Kürt kardeşlerimi bunlardan tavzih ediyorum. Şu anda kimse Türkiye'de ret, inkar politikaları uygulanıyor diyemez. Kimse asimilasyon politikaları uygulanıyor diyemez. Ben Kürt kardeşime 'kardeşim' diyorum.

Parti kapatılmasına karşıyız

Biz AK Parti olarak parti kapatılmasına karşıyız. Kendi içimizden bazılarının ihanetiyle o maddeyi çıkaramadık. O zamanlar Meclis'i terk edenler bugün parti kapatılmasının mağduruyuz dediler. O zaman niye terk ettin. Suçu işleyen kimse o cezalandırılsın.

 -''Parlamento, fezlekeleri çok farklı şekilde ele alacaktır''-
    
     Parlamentoda bekleyen çok değişik suçlardan 735 kadar dokunulmazlık dosyası bulunduğunu, ancak bunların içinde terörün yanı sıra seçim kampanyalarıyla ilgili dosyaların da yer aldığını ifade eden Erdoğan, bunların hepsinin değerlendirmesinin yapılması gerektiğini söyledi.
     Erdoğan, ''Bunun neticesinde de ortaya ne çıkarsa bunun bedeli ödenir ve şu anda öyle zannediyorum ki bu süreçte parlamento bu işleri, fezlekeleri çok farklı şekilde ele alacaktır'' dedi.

     -''Teröristle kucaklaşana siyasetçi diyemem''-
    
     ''Teröristlerle kucaklaşılması ve yapılan açıklamalardan sonra siyasette müzakere olarak muhatap kim olacak- Yoksa terörle mücadele sadece askeri mücadele kanadıyla mı devam edecek-'' sorusuna Erdoğan, ''Bunlar şimdi siyasetçi olmaktan çıktılar zaten. Yani gidip teröristle kucaklaşana ben nasıl 'siyasetçi' diyeyim- Ben şimdi ona siyasetçi gözüyle bakamam ki'' yanıtını verdi.
     Durumun böyle bir noktaya geldiğine dikkati çeken Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
     ''Bizim buradaki tek şeyimiz şu anda az önce söylediğim, fezlekelerle başlayan süreç ki orada görüntülerini izlediklerimiz zaten ne yazık ki 14. maddeden de haklarında birçok dava olanlar var. Terörün çok açık, net, her yerde müdafaasını yapan ve teröre bulaşanlar bu noktada var ama o günkü 9 milletvekilinin o gösterdiği tablo yenilir yutulur bir tablo değildir. Biz böyle bir milletvekili tanımıyoruz. Ben o 9 milletvekiline, vatandaşım, milletim bunları şu veya bu saikle, ama tehdit altında, ama tacizle parlamentoya gönderdikleri için kabullenmek zorunda kalıyoruz. Yoksa bunlara, bunlar milletimin gönderdiği vekillerdir diye şahsen ben bakamam.''

    
          -''Karşında müzakere edeceğin bir parti olacak''-
    
     Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Müzakere süreci kapandı mı'' sorusu üzerine, ''Bu tür adamlarla tabii ki. Bunlarla neyin müzakeresini yapacaksın. Karşında müzakere edeceğin bir defa bir parti olacak, demokrasiye inanmış, parlamenter sisteme inanmış bir parti olacak, onunla müzakere edeceksin. Bunların böyle bir derdi yok'' diye konuştu.
     Bütün bunları gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
     ''Bunlara inanarak da diyoruz ki, biz terör örgütüyle mücadele edeceğiz ama siyasi partiyle de müzakere ederiz. Yani bugüne kadar birçok iktidarların yapmadığı şeyler. Örneğin diyelim ki MİT müsteşarlarımızı, bundan önceki müsteşarım da dahil, şimdiki müsteşarım da dahil, bunları adaya gönderen bir başbakan, Oslo'ya gönderen bir başbakan... Bunu gönül huzuruyla söylüyorum. Çünkü sorun çözmek için burası en yetkili mercimdir. Dünyada da en yetkili merci bu noktada istihbarattır. İstihbaratı bu noktada kullanırız, her an kullanırız. Bugüne kadar kullandığımız gibi bundan sonra da kullanırız. Bu sadece terörle de ilgili değildir. Terör dışı suçlarda da aynı şey yapılabilir. Çünkü bizim derdimiz burada bağcıyla değil. Derdimiz bu üzümü nasıl yiyeceğiz- Milletçe nasıl yiyeceğiz.''
     Erdoğan, bununla ilgili adımları bundan sonra da atmaya devam edeceklerini belirtti.
    
Aygün’ün kaçırılması

Geçen CHP'li milletvekili arkadaşımızı kaçırdılar. Acaba burada bir kaçırma eylemi var mı? Samimi söylüyorum, bu iş kısa zamanda bitecek bir iştir. Nitekim öyle oldu. 6 saat yol yürümüş, dağa çıkarmışlar falan filan. Bunlar da doğrulanması gereken şeyler. Dikkat edin milletvekilinin kullandığı ifadeler enteresan, 'arkadaşlarımız' diyor, 'teröristler' diyemiyor, ifade bir kere temelinde sakat. Biz kaçırma olayıyla ilgili kamuouyu araştırması yaptırdık. Kimse bu kaçırılma olayına inanmıyor. Halk böyle bir olaya inanmıyor. Böyle bir şey gerçekçi değil diyorlar.

Benim arkadaşlarım kaçırılınca gündeme oturmuyor

Benim ilçe başkanım kaçırılıyor, yaralanıyor. Hakkari'de merkez ilçe başkanım kaçırıldı. En son milletvekilimin kardeşini orada şehit ettiler. Bunlar medyanın gündemine oturmuyor, ama milletvekili kaçırılınca herkes günlerce gündemde tuttular. Şimdi sormazlar mı, arkadaşımız siyaset yapıyorsa benim partimin il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı da siyaset yapıyor.

Benim Meclis Başkanımızın iyi niyetinden şüphem yok. Fakat Meclis Başkanım bugüne kadar yaptığı şekilde bir uygulama yapmış olsaydı isabetli olurdu. Partilerin grup başkanlarıyla, biraraya gelmek suretiyle bu işi değerlendirseydi çok daha isabetli olurdu.

Şehitlerimizin ailelerine büyük destek verilmeli

Bugüne kadar askerimiz, polisimiz bizden bir şey talep edecek biz vermeyeceğiz asla! Hepsinin talepleri yerine gelmiştir. Üçüncü bir tespit var. 9. madde, şehitlerimizle alakalı. Şehitlerimizin ailelerine büyük destek verilmesi.

Bazıları zannediliyor ki, şehit yakınları terkediliyor. Sadece ölüm tazminatı 63 bin lira. Malul ve gazilere sakatlık tazminatı 126 bin lira. Emekli ikramiyesi ve maaş bağlanması en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir ve maaş bağlanır. Bu rakam yaklaşık 180-200 bin arası. İkramiye tutarı 102 bin 702. Aynı şekilde şehit olan polislere vakıf ve sandıklardan yapılan yardımlar var.
 

  -400 kilometre PKK kontrolü altında iddiası-
    

     Erdoğan, ''medya ve muhalefetin sürekli olarak bu işi tahrik eder noktada olduklarını, bütün bunlara rağmen mücadelenin sürdürüldüğünü'' kaydetti. Parlamento'da bulunan bir siyasi partiyi ''demokrasi mücadelesi olan veya demokratik parlamenter sisteme inanmış veya demokrasi ile biz ülkede bir şeyler yapalım diye düşünen siyasi parti'' olarak görmediğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
     ''Çok açık ve net, son olarak eş başkanlarından bir tanesinin yapmış olduğu açıklama bu ülkede, bu ülkenin gerçek evlatlarının, bu ülkenin ben vatandaşıyım diyenlerinin hepsinin ciğerini dağlamıştır. Nedir bu, '400 kilometre PKK'nın kontrolü altındadır.' Bir defa bu tespit bu ifade çok çok büyük bir yalan. Yalanın ötesinde sen kimden yanasın- Teröristten veya terörden yana mısın- Yoksa bu ülkede terörü yok etmek isteyenlerden yana mısın-''
     Erdoğan, iddiayı dile getiren kişinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin Büyük Millet Meclisi'nde bulunan bir siyasi partinin eş başkanı olarak bu ifadeyi neye göre kullandığını sorarak, delilinin ve tespitinin ne olduğunu açıklamasını istedi.
     Erdoğan, şöyle devam etti:
     ''400 kilometre dediğin zaman bu 400 bin metredir. Bu 400 bin metreyi nasıl oluyor da bu şekilde kontrol altına alıyorlar. Bunu siz nasıl tespit ettiniz. Neye göre tespit ettiniz. Çünkü bölgeyi onlara göre az da olsa bilen birisiyim. Ama o bölgeye hiç gitmemiş biri değilim. Defalarca gittim. Alışılmış başbakan değilim. Bölgeyi helikopterlerle karadan çok gezdim. Bu sadece AK Parti'yi kapsayan değil, bundan önceki siyasi mücadelemde de o bölgede yaptığım çalışmalardan bildiğim tespit olarak bunu söylüyorum. Tabii bunu söylerken aynı şeyi Çukurca, Şemdinli, Yüksekova için ve merkez için söylediler. Hakkari için söylüyorum. Bütün bunlarla beraber dediler ki Şemdinli tamamen terör örgütünün elinde. Ciddi bir yalan. Burada korkunç bir dezenformasyon var. Bu dezenformasyona yardımcı olan bir medya var. İstisnaları bundan rahatsız olmazlar. Onlar durumu bildikleri için. Bizim böyle bir şeyimiz yok der, rahattır. Ama buna destek veren gruplar var. Şimdi şöyle bir gerçeği sizinle paylaşmak istiyorum. Özellikle Şemdinli olayında ki burada güvenlik güçlerimizin çok ciddi mücadelesi oldu. Terör örgütünün bütün mücadelesi alan hakimiyeti üzerinde değil, bilinçsel olarak insanları taciz etmek, öldürmek, kaçırmak vesaire gibiydi. Şimdi ise alan hakimiyetini hedeflemek suretiyle bir şeyler yapmanın gayreti içinde. Çünkü diğeri iflas etti. Onu başaramıyor. Şimdi bu yolda gitmek suretiyle kendine daha büyük bir prim yapabilir mi diye bunun gayreti içerisinde.''
    
     -Terör örgütünün Şemdinli'de 160'ı bulan kayıpları var-
    
     Terör örgütünün alan hakimiyeti mücadelesine Türkiye'de güvenlik güçlerinin müsaade etmesinin mümkün olmadığına işaret eden Erdoğan, ''Onun için de mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürdük, sürdürüyoruz. Nitekim Şemdinli'deki kayıpları çok açık, net ortada. Yani 160'ı bulan orada kayıpları var. Orada diyelim ki 5-10-15 bizim şehidimiz onlar için tabii çok çok önemliydi. Bunun karşısında medyamızın takındığı tavır bizler için üzüntü vericiydi'' diye konuştu.
     Başbakan Erdoğan, bu siyasi partinin iplerinin tamamen terörün ve terör örgütünün elinde olduğu için kalkıp da bu ifadelerin dışında ifade kullanmasının mümkün olmadığını belirtti.
     Erdoğan, ''Bakın şimdi Gaziantep'teki olayda ne yaptılar- Açıklama yaptılar. Güya işi kınadılar. Güya PKK sahiplenmedi. Peki buna halkım inanıyor mu- İnanmadı. Bugün kamuoyu araştırmalarımızda görüyoruz ki, halkımızın yüzde 85'i buna inanmıyor. Bunlar elimizde var. Biz sürekli bir şey söylüyoruz. Sen eğer siyaset yapacaksan, demokrasiden taviz vermeden bu siyaseti yapacaksın. Ama senin derdin siyaset değil de bu ülkede terör örgütünü arkana almak suretiyle onun verdiği destek ile parlamentoda yer tutmaksa bunu bir yere kadar yaparsın. Ondan sonra da geldiğin gibi gidersin. Kaldı ki buna göre çok daha sağlıklı seçimlerin yapılması için de şüphesiz ki adımlar da atılacaktır'' ifadesini kullandı.
     Erdoğan, sadece Gaziantep olayının değil, petrol ile ilgili olarak nakil hatlarının bombalanmasını ve araçların yakılmasını anımsatarak, ''Bunlar o bölgenin kalkınmasını da istemiyorlar. Örneğin Yüksekova'da havaalanı yapıyorsun. Sen git havaalanının araçlarını yak. Oradaki çalışmalarda müteahhidin adamlarını kaçır. Aynı şeyi gel Şırnak'ta, Iğdır'da yap. Bütün bunlara rağmen Iğdır'da havalimanını bitirdik. Tüm bunlara rağmen Şırnak'ı, Yüksekova'yı bitireceğiz'' diye konuştu.
     Bölgeye baraj yaptıklarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
     ''Barajlara konulan ad ne biliyor musunuz- Terör barajı. Adı böyle koyuyorlar. Barajdan ne çıkacak, su ve elektrik enerjisi vesaire gidecek. Bunun yanında buralarda çok ciddi istihdam olacak. Bu istihdamda da o bölgenin insanı, benim Kürt kökenli kardeşim istihdam edilecek. Bunların ne yapmak istediği belli değil. Tek şeyleri var. Akıbeti meçhul olan insanları öldürmek. Bunun yanında huzursuz bir ortam meydana getirmek. Bölgenin kalkınmasını engellemek. Şu anda eğer Güneydoğu Anadolu bölgesi, Doğu Anadolu da kısmen kalkınma hamleleri devam ediyor, diğer illerimize ve bölgelerimize göre geride kalıyorsa bunun tek sebebi var, müteşebbis bu bölgeye girmiyor. Sadece devlet giriyor. Devlet de ne ile giriyor- Okulu, hastanesi, eğitimi, tarımı ve vesairesi ile giriyor. Çünkü biz diğer alanlardan çekildik, diğer alanlara artık özel sektör girsin. Bunu başaralım dedik. Aksi takdirde bunlar onu da yaparlar. Birçok yapılmış, bu noktada atılmış adım var. Hakkari'de iki tane hastanenin açılışını yapıyoruz. Hastanenin açılışını bile bunlar tehdit edecek kadar, oraya insanların gelmelerini engelleyecek kadar nasipsizler.''
     Erdoğan, ''Ben şuna inanıyorum. Bizim mücadelemizin terör ile olan kısmında biz salt olarak bu işin askerle, polisle olmayacağını açıkladık. Yine öyle gidiyoruz. Hukuk içinde demokratik parlamenter sistem inancı ile diplomatik ilişkilere varıncaya kadar sosyopolitik, sosyoekonomik ne gerekiyorsa bunları yapmak suretiyle mücadelemizi sürdüreceğiz. Tabii burada akıllı davranacağız. Ama güveni, cesareti hiç kaybetmeden bu işin üzerine gideceğiz. Bizim tabii açılım maçılım filan diye bir şeyimiz yok. Milli birlik ve kardeşlik projemiz. Bu proje ile aynen devam edeceğiz'' dedi.
    
 

Güncellenme Tarihi : 22.3.2016 15:34

İLGİLİ HABERLER