Medya
  • 21.3.2003 13:10

TEZKERE TARTIŞMASINA NAZLI ILICAK'TAN İLGİNÇ YORUM: KADAYIF YANIVERDİ...

Ankara'da tezkere tartışması Türkiye savaşı tetikleyen ülke olmadı. Amaç bu idiyse, hükûmet hedefine ulaştı. Ama kimine göre ''kadayıfın altını kızartalım'' diye beklerken, süre uzadı ve ''kadayıf yanıverdi.'' 6 milyar dolar Bulunduğumuz noktada, gelişmeleri soğukkanlı değerlendirmek kolay değil. Eğer Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi, hava koridoru karşılığında, siyasî ve askerî bütün taleplerimizi elde etmiş, sadece 6 milyar dolarlık paketi kaybetmişsek, zararı yok. Kuva-yı Milliye ruhu adına, 6 milyar dolar feda olsun! Biz, aynı miktarda bir parayı, batık bankacı Mehmet Emin Karamehmet'e neredeyse hibe etmedik mi? 30 milyar doları, Erol Aksoy, Dinç Bilgin, Ali Balkaner, Murat Demirel, Cavit Çağlar, Mustafa Süzer, Mahmut Ceylan vs'nin yüzünden Hazine'nin sırtına borç olarak yüklemedik mi? Kazanımlar Hükûmet'e yakın çevreler, elde edilen siyasî ve askerî kazanımları şöyle sıralıyor: 1)Irak'ın doğal kaynakları halkın tümüne ait olacak. Musul/Kerkük bir etnik grubun denetimi altına girmeyecek. 2)Irak'ın bütünlüğü ve bağımsızlığı korunacak. 3)Terör örgütleriyle müşterek bir mücadele yürütülecek. 4)Türkmenler aslî unsur olarak tanınacak ve Başkanlık Konseyi'nde Türkmen üyeler de yer alacak. 5)ABD askeri bulunmadan da Türk askeri Kuzey Irak'a girecek. 6)Türkiye, 30 koalisyon ülkesinden biri oldu. Bu 30 ülke arasında, ABD, İtalya, İspanya, İngiltere haricinde, diğerleri ufak tefek, ağırlığı olmayan ülkeler. 7)Türkiye, uluslararası, rekabetin, Avrupa - ABD çekişmesinin keskin tarafı haline gelmedi. Avrasya politikasında, Çin ve Rusya ile veyahut İslâm dünyasıyla da ters düşmedi. Güç odaklarıyla eşit mesafede kaldı. 8)Amerika, ekonomik paketi gündemden kaldırdı ama, piyasa istikrarı adına desteğinin süreceğini açıkladı. Fransız sefirinin tebriki Gazeteler, genelde başarısızlıktan söz ediyor. Doğrusu, biz de, müzakerelerin büyük beceriyle yürütülmediğini, Türkiye'nin adetâ olayların peşinden sürüklendiğini düşünüyorduk. Ama yetkililerle konuşunca, farklı bir bakış açısından da gelişmeleri değerlendirmenin mümkün olabileceğine inandık. Meselâ dün, hem ABD Büyükelçisi, hem Fransız Büyükelçisi, Abdullah Gül'ü ziyarete geldi. İplerin bu kadar gerildiği, kutuplaşmanın derinleştiği, bir anlamda, ''Avrupa - ABD soğuk savaşının'' başladığı bir ortamda, taraflarla eşit mesafeyi ve dengeleri korumak önemli değil mi? Meselâ Fransız sefiri, Abdullah Gül'ü tebrik ederek şu sözleri sarfediyor: ''Türkiye, Avrupa standardının üzerinde bir demokrasiye sahip olduğunu göstermiştir. Sizi kutlarım.'' Başarı, bakılan zaviyeye göre değişebiliyor. Sözgelimi hükûmetin bir çok üyesi, 60 bin civarında ABD askerinin Türkiye'de konuşlanması ''tehlikesinin'' atlatılmasına seviniyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de katıldığını sandığımız bir görüşe göre, Türkiye'nin Güneydoğu gibi stratejik bir bölgesinde, yabancı askerin bulunması olağanüstü şartlar oluştururdu. Su kaynaklarımız, barajlarımız, o bölgede. Transit ekonomik geçitin bulunduğu yer orası. ABD, girdiği topraklardan ya Somali ve Vietnam'daki gibi yenilerek çıktı; ya da kalıcı oldu. Yabancı asker varlığı, Türkiye iç ve dış politikası üzerine ipotek koyabilirdi. Ülkemiz, Arap milliyetçiliğinden veyahut ABD-Avrupa rekabetinden doğan terör eylemlerinin merkezi haline gelebilirdi. Pazarlık yapıldı mı? Hükûmet, sadece hava sahasını açarak, bir çok avantaj elde edildiği düşüncesinde. Peki ya son andaki 6 milyar dolar pazarlık neyin nesi? Bir iddiaya göre, ABD, ekonomik paketin sürdüğünü kabul etseydi, ilk tezkerenin benzeri Meclis'e gelecekti. ''Hayır'' diyor muhatabım. ''Konuşma tam böyle cereyan etmedi.'' Olayın aslı şöyle: ABD Dışişleri Bakanı Powell, Amerikan savaş uçaklarının bazı üslerden yararlanıp ikmal yapabilmeleri keyfiyetini dile getirince, Gül, bu işlemin, topraklarımıza yabancı asker kabulü anlamına geleceğini söylüyor; dolayısıyla 6 milyar dolarlık pakete işlerlik kazandırılmasını istiyor. Powell ise, o paketin masada olmadığını, bu durumda sadece hava koridorunun açılmasıyla yetinebileceklerini belirtiyor. Üslerin kullanımından vazgeçiyor. Sonuç bildirisi Bu arada Türkmenlerin durumunun da tam bizim istediğimiz biçimde formüle edilmediğini söylemeliyiz. Gerçi Tayyip Erdoğan, ''Bütün siyasî taleplerimiz karşılandı'' diyor ama, Irak muhalefet cephesinin temsilcilerinin katıldığı toplantının sonuç bildirisinde (19 Mart 2003), Arap ve Kürtlerin yanı sıra, sadece Türkmenler değil, Asuriler ve Keldaniler de ''aslî unsur'', ''kurucu halk'' olarak sayılıyor. Oysa biz Türkmenleri, farklı bir statüye, Kürtler ve Araplarla eşit ağırlıktaki bir konuma oturtmak istiyorduk. Kürtler, Asuriler ve Keldanileri de sayarak, Türkmenlere özel statü tanınmasına karşı çıkıyorlardı. Bu itirazlar, sonuç bildirisinde dikkate alınmıştır. Türk ordusunun Kuzey Irak'a girmesi konusu da sonuç bildirisi içine sokulmamıştır. Ayrıca, 2 Kürt liderin yanı sıra, Türkmen, ABD ve Türkiye temsilcilerinin katıldığı 5'li zirveden sonra ABD'li Halilzad ''Türkmenler, Başkanlık Konseyi'ne üye olacak'' açıklamasını yapmıştı. Oysa, ertesi gün diğerlerinin katılımıyla gerçekleşen Irak muhalefet cephesinin açıklamasında (sonuç bildirisinde), Türkmenlerin Başkanlık Konseyi'ne üye olacağından söz edilmiyor. Kürtlerin, buna, Selâhattin toplantısındaki gibi, gene itiraz ettiği belirtiliyor. Kaldı ki, Başkanlık Konseyi'nin savaş sonrası rolü de tam olarak bilinmiyor. Bu Konsey, bir şemsiye kuruluş olarak Irak Hükûmeti'nin çatısını oluşturacak mı? Farklı değerlendirmeler Türkiye'nin hadiseler üzerindeki ağırlığı, ABD ile ilişkilerin sıcak tutulmasına bağlı.Kimine göre, mütereddit tavrı yüzünden Türkiye, ABD'ye zarar verdi. Şimdi belli etmese bile, önümüzdeki aylarda, Amerika bunun acısını bizden çıkarır. En azından Türkiye'yi güvenilir bir müttefik gibi görmeyeceği için, baş rol oynamamıza izin vermez. Bir başka görüş... Meselâ hükûmetin görüşü şöyle: ABD ile sıcak ilişkiler sürüyor. Savaş ortamında yeni ihtiyaçlar doğabilir. Bu ihtiyaçları, milli çıkarlarımıza uygun olarak karşılamak üzere yeni tezkereler gündeme gelebilir. (Nazlı Ilıcak/ Dünden Bugüne Tercüman) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:37

İLGİLİ HABERLER