TİMES: ''TÜRKLER, TURİZM SEKTÖRÜNDE YENİ BİR DARBE İNDİRECEK SEYEHAT UYARILARINA BÜYÜK ÖFKE DUYUYOR''
LONDRA - İngiltere gazetelerinde bugün, Türkiye'ye seyahat uyarısına tepkiler, Türkiye'den son Rum göçmenleri anlatan Yunan filmi ve İngiltere'de piyasaya çıkan Mecca Cola konuları ele alındı.
İngiltere'nin, vatandaşlarına, yeni terör saldırıları olabileceği gerekçesiyle Türkiye'ye seyahatten kaçınmalarını tavsiye edişinin ardından Londra ve Ankara arasında beliren gerginlik gazetelere de yansıdı. Times gazetesi, Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uyarılara tepkisini belirttiği bir mülakattan bölümler yayımladı. Gazete, ''Irak'taki savaşın olumsuz etkilerini yeni yeni atlatmaya başlayan Türkler, turizm sektörüne yeni bir darbe indirecek seyahat uyarılarına büyük öfke duyuyorlar'' dedi.
''TERÖRİSTLERİN AMAÇLARINA HİZMET EDİLMEMELİ''
Yine Times'da bu kez okuyucu mektupları köşesinde konuya ilişkin ilginç bir mektup var. Mektubun yazarı, Virgin Havayolları'nın kurucusu ünlü İngiliz işadamı Sir Richard Branson İngiltere'nin seyahat uyarısını şu satırlarla eleştirdi:
''Dışişleri Bakanlığı'nın çok zor kararlar aldığını biliyorum. Ama yine de teröristlerin amaçlarına hizmet edilmesi tehlikesine işaret etmek istiyorum. Bombalı saldırılar gerçekleştirilen ülkelere seyahat uyarıları yayınlandığı zaman İngiltere hem bu ülkeleri aşağılamış hem de ekonomilerine büyük zarar vererek, teröristlerin amacına ulaşmasını sağlamış oluyor. Terörizm şantaj ve tehditle yaşamlarımızı değiştirmeye çalışıyor. Buna izin vermemeliyiz. Artık heryerin hedef olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Straw, bir gün İngiltere'ye de turist gelmemesi ihtimalini her zaman aklında tutmalı. İlerde İngiltere'ye yönelebilecek bir saldırı ardından Bali, Kenya, Sri Lanka, Türkiye, hatta Amerika Birleşik Devletleri, vatandaşlarını İngiltere'ye seyahat etmemeye çağırsa, biz neler hissederiz acaba?''
Financial Times gazetesinde ise Türkiye'nin Londra eski Büyükelçisi Özdem Sanberk'in, batıyı zor günlerinde Türkiye'ye destek vermeye çağıran bir makalesi yayımlandı.
Guardian gazetesi, Yunan sinemasının, ''A Touch of Spice'' adlı filmle dünya çapında bir çıkış yapma yolunda olduğunu yazdı. Gazete, ''A Touch of Spice, İstanbul'dan 1964'de Yunanistan'a göçe zorlanan 30 bin Rum'un öyküsü. Yunanistan'da bile bütün boyutlarıyla konuşulmamış bir konu bu. Film çoğunlukla aile yaşamı ve bolca yemek pişirme üzerine odaklanıyor. Ama öyle tarihi ve duygusal darbeler indiriyor ki izleyicinin dizleri kesiliyor. Ailesi de İstanbullu olan yönetmen Tassos Bulmetis çocukluğunun geçtiği eve yaptığı acı dolu ziyaretten sonra filmi çekmeye karar vermiş. Film, Atina'da gösterime girdiğinin ikinci haftasında 700 bin bilet satarak bütün zamanların en çok tutulan Yunan filmi sıfatını kazanma ve Hollywood'un da ilgisini çekme yolunda'' diye devam etti.
Guardian'ın haberine göre, filmin yönetmeni, Yunanistan'da, filmde Türkleri ''barbarlar'' olarak göstermediği için çok eleştirildiğini söyledi ve şunları ekledi: ''Ben bu öfkeyi taşımıyorum. Film, Mart ayında Türkiye'de de gösterime giriyor. Filmi gördüklerinde Türk'lerin kendilerinin yanlış resmedildiğini düşünmelerini değil, bizim yaşadıklarımızı anlamalarını istiyorum''.
''İSTİKRAR VE BÜYÜME ANLAŞMASI''
Financial Times gazetesi, Avrupa tek para sisteminin temelini oluşturan anlaşmayı, bütçe açığı limitini aşarak ihlal eden Almanya ve Fransa'nın, dün varılan uzlaşmayla, cezai yaptırımlardan kurtarılmasını manşete çıkardı. Gazeteye göre, böylelikle Avrupa Birliği (AB) liderlerinin 1997 de, Avrupa para sisteminin istikrarı için disiplini sağlayıcı önlemleri belirleyen ''İstikrar ve Büyüme'' anlaşması iflas etmiş oluyor. Financial Times, başyazısında da şu yorumu yaptı:
''Avrupa İstikrar ve Büyüme Anlaşması hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir dizi zorlayıcı önlem ve bütçeler konusunda sebebi açık olmayan kurallar öngörüyor. Feci bir anlaşma bu. Fakat, kötü yasal düzenlemeler karşısında yapılacak şey bu yasaları ihlal etmek değil değiştirmektir''.
Guardian'ın manşetinde ise Bağdat mahreçli bir haber var. Gazete, Amerika Birleşik Devletleri'nin, Iraklı sivillerin haksız yere öldürüldüğü yolundaki şikayetlere, ölenlerin yakınlarına birbuçuk milyon dolar dağıtarak yanıt verdiğini yazdı. İç sayfalarda da ''Pişmanlık ya da üzüntü ifade etmek, ya da suçluları bulmak yok. Sadece para..'' başlığıyla devam eden haberde, ''Bağdat'taki Amerikan askeri yetkilileri dün 12 Kasım tarihine kadar, Irak'taki Amerikan askerlerinin sorumlu tutulduğu öldürme, yaralama ya da mal ve mülke zarar olaylarıyla ilgili olarak 1 milyon 540 bin elli dolar ödeme yapıldığını kabul ettiler. Ve bu tür onbin 402 şikayet aldıklarını da bildirdiler. Ödemeler çoğunlukla bir kaç yüz dolar tuturanda. Ve bazı durumlarda ailelere, şikayetlerini daha ileri götürmeyecekleri konusunda taahhütnameler imzalatılıyor. Öldürülen Iraklıların aileleri için başka bir teselli yok. Şimdiye kadar hiç bir Amerikan askeri bir Iraklı sivili öldürmekle suçlanıp yargılanmadı. Amerikalı komutanlar, askerleri tarafından öldürülen ve yaralanan sivillerin sayısını bile vermeyi reddediyor'' diye yazdı.
BBC Genel Müdüre Greg Dyke'ın bir gazetecilik ödül dağıtım törenindeki konuşmasında Amerikan medyasına Irak savaşı sırasındaki yayınları nedeniyle yönelttiği eleştiriler Daily Telegraph gazetesinin birinci sayfasında aktarıldı.
Gazete, ''Bir haber kurumunun hükümetin alkışçısı olmasının, onun itibarını zedeleyeceğini söyleyen BBC genel müdürü rakamlar da verdi. Ve savaş sırasında Amerikan medyasında görüşleri alınan 840 uzmandan sadece dördünün savaşa karşı olduğunu söyledi. Greg Dyke, 'İnsanlara duymak istedikleri şeyleri söylemekle onlara iyilik etmiş olmazsınız. Hükumetleri, hatta kamuoyunda yaygın olan görüşleri sorgulamak kolay bir şey olmayabilir. Ama bizim işimiz bu' diye konuştu'' diye yazdı.
Daily Telegraph başyazısında BBC'yi eleştirdi. BBC'nin savaş sırasında Amerikan ve İngiliz politikalarına karşı yayınlarıyla, kendisinin taraflılık örneği verdiğini yazan Telegraph, şu satırlarla devam etti:
''BBC, öyle görünüyor ki, insanın içini sıkacak ölçüde sol liberal gelenekten gelen muhabirlerinin siyasi hissiyatını kontrol edememekten muzdarip. Şimdi, artık giderek artan sayıda izleyicinin ve hatta kendi elemanlarının bir kısmının farkında olduğu taraflılığını kabul etmesi gerekiyor. Amerikan medyasını taraflılıkla suçlayan BBC genel müdürüne mesajımız, 'tencere dibin kara, seninki benden kara''.
''MECCA COLA''
Independent gazetesinde, başlıkta, ''İngiliz Mecca Cola, Amerikan iş dünyasından öç alıyor'' ifadesi kullanıldı. Haberde, ''Bir grup İngiliz Müslüman işadamı dün dev Amerikan şirketlerine meydan okuyan bir kampanya başlattı. Ocak ayında piyasaya sürülecek Mecca Cola'nın tanıtımı yapılırken, Birmingham'daki camilerle Londra'daki Regent's Park'ta binlerce bedava Mecca Cola dağıtıldı'' diye yazdı.
''Mecca Cola'' macerasının nasıl başladığını aktaran gazete, ''Fransız Müslüman işadamı Tevfik Matlufi, on yaşındaki oğluna Amerikan sermayesini sembolize ettiğini söylediği Coca Cola'yı bırakması için baskı yapıyormuş. Oğlan, 'olur ama bir şartla. Başka bir Cola yaparsan'. Matlufi'nin böylece başlatıp, Fransa ve Ortadoğu ülkelerinde büyük başarı sağlayan Mecca Cola'sı, şimdi de İngiltere pazarında Amerikalı rakibi Coca Cola'yı alt etmeye hazırlanıyor. Ama geçen yıl Müslüman iş kadını Zahide Pervin tarafından piyasaya sürülen Kıble Kola pek başarılı olmadı'' diye yazdı.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:07