TOBB BAŞKANI: ANNAN PLANI TÜRKİYE'NİN AB ÜYESİ OLACAĞI PERSPEKTİFİYLE HAZIRLANDI
Toplantının açılışında konuşan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Annan Planı'nın kendilerini tam olarak tatmin ettiğini söylemenin mümkün olmadığını, ancak bu konudaki tedirginliklerinin, Kıbrıs'ta nihai çözümün bir süreç olması nedeniyle azalmakta olduğunu kaydetti.
Kıbrıs'ta başlayan yeni dönemin, her yönüyle Türkiye'nin AB tam üyeliği ile ilgili olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, Kıbrıs Türk halkının vazgeçilmez haklarının korunması temelinde ulaşılacak bir çözüm sonrasında Türkiye'nin, Kıbrıs Türk halkı ile bu kez AB için yine birlikte olması yönündeki ortak nihai hedefi, süratli biçimde gerçekleştirmek önceliğine sahip olduğunu söyledi.
Hisarcıklıoğlu, Annan Planı'nın Türkiye'nin de AB üyesi olacağı perspektifiyle hazırlandığını vurgularken, şöyle konuştu:
''Türkiye, Kıbrıs sorunun çözümü için gerekli gayreti göstermiştir. Kopenhag siyasi kriterleri arasında olmamasına rağmen, Kıbrıs konusu fiiliyatta Türkiye ile müzakerelere başlama kararının önünde ciddi bir engel olarak ileri sürülmüştür. Kıbrıs'ta varılacak çözüm çerçevesinde, Türk toplumu için öngörülecek garantilerin aslında Türkiye'nin de AB'ye katılımıyla anlam kazanacağını biliyoruz.
Sağlanacak bir çözümden sonra, Kıbrıs Türkleri'nin varlıklarını siyasi ve ekonomik açıdan sürdürebilmeleri, Türkiye'nin AB üyeliğini de gerçekleştirilmesine bağlıdır. Bu yüzden hükümetimiz, giriş müzakerelerinin başlaması için bir tarih almanın yanında, üyeliğe ilişkin bir perspektif sağlamaya da çalışmalıdır. Yani bu yılın sonunda hem tam üyelik müzakerelerine başlanacak, tarih açıklıkla belirlenmeli hem de süreç açıklıkla ortaya konmalıdır. Bugüne kadar AB'ye tam üyelik müzakere sürecinde 8 yıl ile en uzun süre İspanya'ya ait. Türkiye'nin müzakere sürecinin bundan daha uzun olmayacağının garantisi alınmalıdır.''
''SOYDAŞLARIMIZIN YANINDA YER ALACAĞIZ''
TOBB olarak, müzakerelerde AB mevzuatının kapsamı ve karmaşıklığı dikkate alındığında, KKTC'ye lojistik destek vermeye hazır olduklarını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, iki toplumun refah düzeyleri arasında Türk tarafı aleyhine olan dengesizliği giderecek ve Türk tarafının refah çizgisini Güney'e yaklaştırabilmek için alınacak önlemler noktasında, AB'nin enstürmanlarının çok önemli olduğunu kaydetti.
Hisarcıklıoğlu, ''Dayanışma ve bölgesel farklılıkların giderilmesi, AB entegrasyonunun başkoşullarından biridir. Bu konuda AB'ye büyük sorumluluk düşmektedir. Elbette biz de soydaşlarımızın yanında yer alacağız'' diye konuştu.
Bu yılın sonunda, giriş müzakereleri için bir tarih alındıktan ve müzakereler başladıktan sonra da, Türk-AB ilişkilerinin iyi gitmesinde Kıbrıs'taki olumlu gelişmelerin de etkisinin olacağını ifade eden Hisarcıklıoğlu, ''peki ortadaki metin hiçbir tehlike barındırmıyor mu? Bizler açısından gönül rahatlığıyla evet denilecek bir metin mi? Elbette değil... Özellikle 1960 anlaşmasının hemen ertesinde Makaryos'un (Bu Anayasa işlemiyor, değiştirmek lazım) diyerek girişimlere başladığını hep akılda tutuyoruz'' dedi.
Hisarcıklıoğlu, ''geçmişte yaşanan bu olaylardan dolayı, derogasyonların geçerliliği konusunda haklı olarak titizlendiklerini, ancak Annan Planı'nın 17 aylık serüvenine bakıldığında 17 aylık ver-al sürecinde Türk tarafının daha fazla almış olduğunu teslim etmek gerekiyor'' şeklinde konuştu.
Rum tarafının Kıbrıs'ın bütünün temsilcisi olduğu imajının, müzakerelere devam eden Türk tarafının varlığı nedeniyle artık geçerliliğini kaybetmiş göründüğünü de belirten Hisarcıklıoğlu, bunun Türk diplomasisi açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:03