Gündem
  • 27.3.2008 09:10

TOBB BAŞKANI'NDAN TAM KAYSERİ İŞİ MESAJ: AKP KAPANIRSA BEN HAZIRIM!

Mehmet Tezkan-VATAN

Uzlaşma çağrısı güzel de kim kiminle uzlaşacak!

Türkiye zor bir dönemden geçiyor, kimse önünü göremiyor.. Böyle ortamlarda sivil toplum kuruluşlarının sağduyu çağrısı yapması yerindedir..

Ama çağrının adresinin de açık ve net olması gerekir...

Kimi veya kimleri Türkiye için sağduyuya davet ettiğinizi söylemeniz gerekir..

Nereye gittiği belli olmayan sağduyu çağrıları biraz siyaset kokar..

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun çağrıyı sunuşu gibi.. Hisarcıklıoğlu’nun yanına yedi sivil toplum örgütünü alarak yaptığı ‘sağduyu’ açıklaması biraz değil yüzde yüz siyaset kokuyordu..

Siyasi yatırım niteliğindeydi.. Siyasi bir şovdu..

Neden mi?

Yanına yedi sivil toplum kuruluşunun başkanlarını alan Hisarcıklıoğlu hazırladıkları bildiriyi okumakla kalmadı çok güçlü tabanı olduğunu anlatan bir gösteri de yaptı..

Erzurum’a canlı yayınla bağlandı..

Erzurum’daki bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri Hisarcıklıoğlu’na destek bildirisi okudu..

Sonra Denizli’ye sonra Samsun’a bağlanıldı..

Toplantı bir anda Hisarcıklıoğlu’nun arkasında büyük bir kitle olduğunu ekranlarda göstermeye yönelik şova dönüştü..

Daha önce olduğu gibi Hisarcıklıoğlu yine mi rol çalıyor dedirtti.

Biliyorsunuz.. Hisarcıklıoğlu Kayserili kökenlidir.. Kayserilier de uyanık olur..

Acaba dedim, fırsat bu fırsat şimdiden Başbakan olmaya mı soyunuyor..

Çünkü havası buydu..

Hepimiz şunu da biliyoruz.. Hisarcıklıoğlu’nun hedefi siyaset.. Siyasete lider olarak başlamak..

Dünkü toplantıyla da bir anlamda start verdi..

Bu kanıya nasıl mı vardım..

Hem toplantıdaki tavrına, hem ortak bildiriye hem de söylediklerine bakarak..

*



Hisarcıklıoğlu bağlandığı her ildeki başkana önce şunu soruyor..

Yanında kaç sivil toplum örgütünün temsilcisi var?

Karşısındaki başkan sayıyor..

Meselenin aslı biraz sonra ortaya çıkıyor.. Meğerse dünkü toplantıya ve yayınlanan bildiriye destek verenler 51 milyonu temsil ediyormuş..

Bunun siyaseten tercümesi şu..

Hisarcıklıoğlu arkamda 51 milyon var demek istiyor..

O an şunu düşündüm..

Anayasa Mahkemesi AKP’yi kapatırsa Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı da son bulacak..

Ülkeye bir başbakan lazım..

Acaba Hisarcıklıoğlu ben talibim mi diyor..

AKP kapatılırsa Erdoğan’a beş yıl siyaset yasağı gelecek.. AKP’nin yerine kurulacak yeni partiye bir genel başkan lazım.. Hisarcıklıoğlu ben bu göreve de hazırım mı demek istedi..

Hava buydu..

*



Böyle düşünmemde yayınlanan bildiri de etkili oldu dedim.. Çünkü güçlü bir bildiri olsa bu şovun anlamı olacaktı.. Sudan bir bildiri çıkınca ana mesele gözardı edildi, ortada sadece şov kaldı..

Bildiri öyle bir yazılmış ki.. Öncelikle adresi belli değil.. Ne istediği de belli değil.. Şu anda içinde bulunduğumuz soruna çözüm önermek için en küçük bir katkıda bulunmuyor..

Bildiri bir dengeler manzumesi sanki..

Hem parti kapatma olmaz diyor.. Hem kuvvetler ayrılığı önemlidir diyor.. Hem bağımsız yargıdan söz ediyor, hem de demokratik, laik, hukuk devletinin önemine dikkat çekiyor ve bu ilkeler dışında her mesele siyasetin konusu olabilir diyor..

Yani laiklik konuşulamaz, tartışılamaz..

Ama üzerinde konuştuğumuz konu laiklik.. Onca gürültünün nedeni bu..

Bildiri buna değinmiyor.. Sanki gürültü başka bir meseleden çıkmış gibi davranıyor..

Yani kimse üzerine alınmasın, kimse kırılmasın diye yazılmış bir metin..

Davetiye kime?

Orası belli değil..

Siyasetçilere desem, ortada siyasetçileri birbirine düşüren bir tartışma yok ki..

Halka desem, halkın taşkınlık yaptığı, gösteriler, yürüyüşler düzenlediği yok ki..

O zaman kime?

Gelin işin aslına bakalım:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı AKP’ye laikliğin odağı haline geldi diye dava açtı.. AKP’yi çoğunluk diktatörlüğüne gitmekle suçladı.. Davaya Anasaya Mahkemesi bakacak..

Bu gerçek ortadayken sağduyu çağrısının bir tek adresi olabilir: AKP..

Ama öyle değil..

Çünkü toplantının soru cevap bölümünde Hisarcıklıoğlu aynen şunları söylüyor..

“Bu çağrıyla herkes mevcut pozisyonundan bir adım geri atmalıdır. Eğer uzlaşma istiyorsak.. Diyaloğu ortaya çıkarmak istiyorsak bunu yapmaya mecburuz.”

Hisarcıklıoğlu’na göre, herkes pozisyondan bir adım geri atarsa sorun çözülecek..

Peki geri adım atacak olanlar kimler?

Herhalde Başsavcı ile Başbakan..

Başsavcı iddianameyi yok sayın ben vazgeçtim diyerek geri adım atacak.. Veya Başsavcı vazgeçmezse Anayasa Mahkemesi davayı reddedecek..

Buna karşı Başbakan Erdoğan Anayasa değişikliklerinden vazgeçecek..

Böylece uzlaşma sağlanacak..

Böyle şey olur mu?

Bu talebinde mantık var mı?

Uzlaşma bir tür pazarlıktır.. İki taraf da fedakârlık yapar, uzlaşma sağlanır..

Burada taraflardan biri siyasi iktidar.. Diğeri Başsavcı.. Hakem ise Anayasa Mahkemesi..

Konu bu kadar net..

Bu kadar net ise, uzlaşacak olan taraflar kim?

Hisarcıklıoğlu bunu da söyler herhalde..

*



Benim bildiğim şu: Adresi belli olmayan, ne şiş yansın ne kebap mantığıyla yaklaşılan, sağduyu, uzlaşma gibi hoşa giden kavramlarla süslenen ama meselenin özüne girmeyen metinler siyasidir..

Hisarcıklıoğlu da bu yöntemle siyasete kollarını sıvadı..

Bunu da tam Kayseri işi yaptı..

Hem ben sağduyulu, ılımlı, benim gibi düşünmeyenleri öteki diye ayırmayan, uzlaşmacı bir kişiyim portresi çizmeye çalıştı..

Aynı zamanda arkam sağlam, tabanım geniş, aldığım destek büyük mesajını da verdi..

*



Önümüzdeki günlerde bol miktarda sağduyu, uzlaşma, diyalog, ötekini anlama çağrıları veya sözcükleri duyacağız..

Bu vesile ile kim kime uzlaşma çağrısı yapıyorsa..

Kim kimi sağduyuya davet ediyorsa..

Açık açık söylesin..

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 12:51

İLGİLİ HABERLER