BAYRAM AKKAYA
ANKARA - Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, Yükseköğretim Kurulu Yasa Tasarısı'nın çağdışı, katılımcılıktan uzak, şeffaflıkla ilgisi olmayan ve antidemokratik bir yasa tasarısı olduğunu söyledi.
Genel Merkez'de düzenlediği basın toplantısında, Türk Eğitim-Sen'in, YÖK Yasa Tasarısı'na karşı çıkmasının başında siyasi güce önemli ayrıcalıklar vermesini gösteren Özcan, ''Fakülte ve Yüksekokul açılışlarında izin alınması, öğretim elemanı ihtiyacının tespiti konularında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olunması, YÖK'ün özerkliğini kaldırmaktadır. Cumhurbaşkanı'nın kontenjanı 7'den 2'ye indirilmiş, bakanlar kurulu kontenjanı artırılarak, üst kurul siyasi baskı ve yönlendirmeye açık duruma getirilmiştir. Rektör atamalarının Cumhurbaşkanı'nın yetkisinden çıkartılıp, hükümetin insiyatifine verilmesi iktidarın kadrolaşmasına zemin oluşturmaktadır''dedi.
''TASARI, ANTİDEMOKRATİK''
YÖK Yasa Tasarısı'nın en büyük eksikliğinin sivil insiyatife yer verilmemesi olduğunu ve tasarıyı reform niteliğinden uzak antidemokratik bir yasa tasarısı olarak gördüklerini ifade eden Özcan, ''Yüksek öğrenimdeki hiçbir kuruluşta sendika temsilcilerini görememekteyiz. Oysa YÖK'e bağlı sosyal konseyde il genel meclis üyesi bile vardır. Üniversite senatosu, disiplin kurulu ya da üniversitelerarası kurulda sendika temsilcilerine yer verilmesi gerektiğine inanmaktayız. Avrupa Birliği'ne hazırlanan Türkiye'de bu tasarının 'oldubittiye' getirilmesine karşıyız'' diye konuştu.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin (ÖSYM) kaldırılmasınının gerektiğini de belirten Özcan, bunun yerine Devlet Sınav Merkezi oluşturulmasını istedi.
2003-2004 Eğitim-Öğretim yılı üniversite kayıtlarına ilişkin görüşlerini de dile getiren Özcan, herhangi bir üniversiteye yerleştirilemeyen öğrencilerin dershane cephesinde at koşturmaya hazırlandığı söyledi. Dershanelerin eğitim sisteminin en büyük handikaplarından biri olduğunu belirten Özcan, dershane sürecinin ilkokul sıralarında başladığını, üniversite maratonunda had safhaya çıktığını kaydetti. Dershane ücretlerine yapılan yüzde 25 ile yüzde 40 zam oranlarının ardından, dershanelerin asgari ücretle geçinen bir ailenin standartlarına uygun olmadığını kaydeden Özcan, eğitim sisteminin para tuzağına dünüştüğünü ve genç nesilleri bir birleriyle yarışmaya sevk ettiğini söyledi.
Eğitim-öğretim yılı başında alınan harç paralarının da öğrenci ve velileri kaygılandırdığının altını çizen Özcan, ''2003-2004 akademik yılında eğitim-öğretime katkı payı adı altında alınan harç parasına yüzde 20 ile yüzde 25 oranında zam yapılmıştır. Buna göre en yüksek harcı 375 milyon lira ile Tıp Fakültesi ve Devlet Konservatuarı öğrencileri, en düşük harcı ise 45 milyon lira ile Açıköğretim Fakültesi öğrencileri ödeyeceklerdir. Böylece eğitimleriyle uğraşması gereken öğrenciler, geçim sıkıntısıyla baş etmek zorunda bırakılmaktadırlar'' diye konuştu.
Yurt ücretlerinin de yüzde 25 ile yüzde 30 oranında artırıldığını belirten Özcan, bir öğrencinin üniversiteye ilk adım atmasının maliyetini 2 milyar lira olduğu söyledi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:38