Fransa''daki göçmen isyanı bitti mi yoksa uykuya mı çekildi?
En doğru tanım bu; uykuya çekildi. Evet, şu anda meydanda yakılmış arabalar yok. Ama halâ işsiz bir sürü insan var. O yüzden bu başkaldırı Fransa''da da, bütün zengin ülkelerde de devam edecek.
Sizce bu isyanın sonu yeni bir ''''1968'''' e kadar gider mi?
Kastettiğiniz bir devrimse, hayır bu olmayacak. Fransa bir yaşlılar ülkesidir. Nüfusun üçte biri 60 yaşından yukarıdadır. Fransa''nın çok sayıda devlet memuru, emekli ve işsizlik ödeneği alan insanları vardır. Yani Fransa''nın en az yarısı durumun değişmesini değil, sadece ay sonunda maaş bordrosunu almak istiyor.
Avrupa''da ''''ümit vaat eden'''' bir ülke var mı?
Hayır, çünkü biz her şeyden korkan, yaşlı bir kıtayız. Aramıza yeni katılan Doğu Blok''u vatandaşları ise artık sosyalizm kelimesini bile duymak istemiyor. Oysa bir devrimi başlatabilmek için, kaybedecek hiç bir şeyi olmayan bir çok genç gerekir. Ama bu durum, insanların haksızlıklar karşısında başkaldırmalarını engellemez. Fransızlar asla haksızlıklara tahammül edemezler.
Fransızlar haksızlığa gelemiyorsa Sarkozy''e halk desteğinin artmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Sarkozy popüler, çünkü her şeyi ve herkesi olduğu gibi adlandırıyor. Fransızlar, siyasetçilerin, ikiyüzlü dillerine artık tahammül edemiyor. Sarkozy ise kararlılıkla konuşuyor. Bu insanları şoka uğratıyor ve bizi değiştiriyor. Ama tehlikeli bir değişim değil. Üstelik 15 gün boyunca bir isyan yaşadık ve tek bir ölüm bile olmadı. Çünkü Fransız polisi Cumhuriyetçidir.
Başbakan Erdoğan, isyanların nedenlerinden birinin türban yasağı olduğunu söyledi. Fransa''da kaç kişi türbansorun yaşıyor?
Erdoğan''ın konuşması talihsizlikti. Hiçbir ilgisi yok. Bu isyanlar, varoşlarda yaşayan işsiz gençlerin huzursuzluğunu ve ümitsizliğini yansıtıyor. Ve bu insanların da hepsi Müslüman değil. Beş milyon Fransız Müslüman''a gelince... Onlar zaten Fransa değerlerine duydukları sevgiden ötürü Fransa''ya geldiler. Bunlar dinlerini yaşıyor, laiklik onları rahatsız etmiyor. Tam aksine, Fransız Müslüman kızlar bu kanundan çok memnun. Kanıtı da şudur: Geçen yıl beş ya da altı milyon liseliden yalnızca yirmi kadarı bu konuda sorunlar yaşadı.
Kuzey Afrikalı komşusundan hoşlanmayan Fransız''la Türkiye''yi AB''ye istemeyen Fransız''ın psikolojisi aynı mı?
Fransızlar, Türkiye''nin Avrupa Birliğine tam üyeliğinden korkuyorlar, çünkü Türkiye''yi, yalnızca Müslüman bir ülke olarak görüyorlar.. Bir Fransız için islam dünyası bir birliktir. Sanki, İstanbullu bir bankacı, Marakeş''te bir otel komisi ve Pakistanlı bir çiftçinin tek ortak noktası buymuş gibi... Bu saçma!
Fransızların Türklere bakış açısı 50 yıl önce de böyle miydi?
Hayır. 50 yıl önce Türkiye''nin AB''ye üyeliğinden hiç kuşku duyulmuyordu. 1950''de, Avrupa Topluluğu, bir bayrak çizimi için yarışma açtığında, sanatçıların tüm bayrak projelerinde Türkiye de yer alıyordu.
Peki onlara böyle bir çizim yapmaları mı söylenmişti?
Hayır, kendiliklerinden. Çünkü aksi düşünülemiyordu. Bayrak, mavi fon üzerine 25 yıldız yerleştiren Salvadore de Madariaga''nın projesinden ilham almıştır. Bu projede her yıldız bir başkenti temsil ediyordu ve Ankara için de bir yıldız konulmuştu.
Bu noktaya nasıl gelindi?
Bunun birçok açıklaması var. Öncelikle, israil''in kuruluşu ve Filistin terörizminin ortaya çıkması. Batı Avrupa''ya toplu bir göç akımının olması. Nihayet, 11 Eylül şoku ve terör. İslam dünyası birdenbire bir tehlike haline dönüştü. Fransız siyasetçileri de buna demagojiyle tepki verdLSarkozy ve Fabius, Avrupa Anayasası ile ilgili olarak yapılan referandum esnasında Türkiye''den faydalandılar. Bu, sorumsuzca bir harekettir.
Sizce AB Türkiye''yi alacak mı?
Avrupa''nın, Birliğe tam üyeliğinden önce Türkiye''nin tekerine çomak sokmaya çalışacağını düşünüyorum. Fakat, Türkiye''nin tüm kriterleri yerine getireceğini de biliyorum. Zaten bunun önemi yok. Bir hayâl, kriterler ve kotalarla değil, coşku ve iyimserlikle gerçekleştirilir. Yarının Avrupa''sı, Kuzey Akdeniz Roma imparatorluğunun yeniden doğuşu olacaktır. Türkiye, doğal olarak bunun bir parçasıdır. Tabii eğer arzu ediyorsa. Çünkü, bugün bu coşkunun, tuhaf bir şekilde, Türkiye''de çok azaldığı kanısındayım.
Orhan Pamuk''a saldırmayın
Türkiye''den ne isteniyor? Türkiye, kendini Avrupa''ya beğendirmek için ne yapmalı?
Geçmişlerini açıklamalı ve Avrupa''yı gelecekleri ile ilgili olarak temin etmeli. Osmanlı''nın gücünü, başkentleri Konstantinopolis''in Avrupa''da olduğunu hatırlatmalı. Avrupa tarihinin İstanbul''dan söz etmeden açıklanamayacağını tekrar etmeli. Türkler, Birliğe tam üyeliklerinin sanayimize kazandıracağı gerçek cenneti göstermeli. Aynı zamanda, kendilerini ifade etmeyi de öğrenmeli, sürüp giden paranoyalarını sona erdirmeliler. Tüm büyük yazarlar gibi kendi öz toplumunu eleştiren Orhan Pamuk''a saldırılmamalılar. Ermeni katliamı üzerine talep edilen açıklamalar skandal bir saldırı olarak alınmamalı. Her gün, Auschwvitz''i konu eden filmler izliyor, gazeteler okuyoruz, ama hiç kimse bugünün Almanlarını sorumlu tutmuyor.
Neden ''İstanbul''un Romanı''?
Lisede eski Yunanca öğrenmiştim ve Bizans''ın öyküsünü anlatmak istiyordum. Bizanslılarla Osmanlıların yakın ilişkisini gördüm ve''''Osmanlı anlatılmadan Bizans anlatılamaz'''' dedim. Her zaman bir tarih kitabı yazma düşüm vardı. Türkiye''nin AB''ye girme süreci bu fikrimi güncelleştirdi. Ayrıca polemik konuları da çok seviyorum.
Peki neden orijinal adı İstanbul yerine ''''Konstantinopol'''' ?
Ben İstanbul''un Romanı demek istiyordum, ama yayıncı ''''Konstantinopol'''' olmasının Fransızca''ya daha yakın bir isim olduğunu söyledi.
Romanınızda Fransızlara ne diyorsunuz?
''''Türkiyesiz bir Avrupa''yı kurabiliriz, ama Avrupa tarihini Türklerden söz etmeden anlatamayız.'''' Onlara bunu söylüyorum. Konstantinopol olmayan bir Avrupa''dan söz etmek, Saint Petersburg olmayan bir Rusya''dan ya da Versailles olmayan bir Fransa''dan söz etmek gibi olacaktır. Bu topraklar (Türkiye) yüzlerce yıl boyunca Avrupa ana karasının yazgısının yazıldığı yerlerdir.
Fransızların ortalama düzeyi yükseldi ama seçkin düzeyi düştü
Türkiye''de dergilerden çok gazeteler önemlidir; sizde durum nasıl?
Magazin (Batı''daki anlamıyla magazin) basını dünyanın en güçlü basınıdır. Ve Fransa''da günlük basın şu anda çok kötü çalışıyor. En büyük ulusal gazetemiz Le Parisien''in halk içinde çok kötü bir imajı var ve ancak 500 bin satabiliyorlar. Le Figaro ve Le Monde ise 330 bin satıyor. Tirajları çok düşük.
Saydıklarınız en saygın gazete isimleri; sizce neden halkın gözünde değer kaybettiler?
Çünkü çok bilgiçler, çok züppeler. Halk onları bu yüzden sevmiyor. Mollier''in ''''Muhteşem Gülünçler'''' deki gibi züppelikleriyle gülünç duruma düşen, çok bilmiş kadınlara benziyorlar. Bu gazetelerde günlük olaylardan çok az söz edilir ya da hiç söz edilmez. Aktrisler, gençlerin ilgileneceği konular yoktur. Onlar çok soylu bir basın yapmaya çalışırlar. Bu da halkın hoşuna gitmiyor.
Sizin bir milyon satmanızın formülü ne?
Paris Match''ta güncel olaylar anlatılmaz, güncel olayları yapan kişiler anlatılır. Bu bakan da olabilir, sokaktaki bir temizlik işçisi de... Diğer bir önemli formülü de Fransa''daki tüm yayınlar yazıları fotoğraflar, Paris Match fotoğrafları yorumlar. Bizde fotoğraf yoksa konu da yoktur. Fransa''nın en yüksek tirajlı dergisiyiz. En iddiasız sayımız 760 bin satıyor.
Peki ne oluyor Fransız halkına; acaba entelektüel düzeyi mi düşüyor?
Bir kere zaten ''''çok kültürlü'''' insan yoktur. Yetişen genç gazeteciler bile tarih ve edebiyat konusunda çok boşlar. Ama aynı zamanda TV sayesinde kültür düzeyi çok düşük olanlarımız bile dünyadan haberdar oluyor ve çok iyi Fransızca konuşabiliyor. Bu nedenle Fransızların ortalama düzeyi yükseldi, ama evet, seçkin düzeyi düştü.
Fransız halkı Felluce''yi anlamadı
Biraz ABD''liler gibi dünyadan bihaber mi olmaya başladınız, acaba dünyaya arkanızı mı dönüyorsunuz?
Hayır, bu kadarına katılmıyorum. Sürekli dünya edebiyatından Fransızca''ya çeviriler yapılıyor. Yabancı filmlerin hemen hepsi gösterime giriyor. Yabancı müzik çok satıyor. Hatta şunu söyleyebilirim: Fransa artık Fransa''yı sevmiyor; yabancı olana daha büyük ilgi var. Şu anda ciddi bir güven krizi yaşıyoruz, işsizlik çok büyük. Hiçbir reform hayata geçirilemedi. Paris artık uyuyan bir kent. insanlar artık evlerinden çıkmıyor bile. Eskiden sinema önlerinde kuyruklar oldu; şimdi kuyruk, çünkü hiç kimse çıkmıyor.
Ama bir Fransız Pakistan depremine çok da ilgi duymuyor ya da Felluce katliamı yaşandığında tepki göstermiyor. Oysa Fransızlar dünyanın vicdanı gibidir ve Bush''un her bomba atışında Fransa''ya baktık, hiç ses duyamadık.
Her akşam Felluce TV''lerde gösterildi. Biz dört muhabirimizle olayları yerinde izledik. Ama Fransızlar bunun bir savaş olduğunu, Felluce''de bir dram yaşandığını anlayamadılar. Ama Fransızlar Irak''a girilmesine de başından beri karşıydı.
Devrim Sevimay-vatan
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:28